1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 87. maddesi, önceki hükümlerde (HMK m. 84)
gösterilmesi zorunlu kılınan teminatın niteliğini, niceliğini ve yargılama
sürecindeki dinamik yapısını düzenleyen uygulamaya dönük bir esneklik normudur.
Hukuk sistemimizde, dava şartı olan teminatın maktu (sabit) bir tarifesi
yoktur; zira her davanın riski, tahmini masrafı ve niteliği birbirinden
farklıdır. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile
hâkime somut olayın özelliklerine göre en uygun teminatı belirleme konusunda
geniş bir takdir yetkisi tanıdığını; ancak bu yetkinin sınırsız olmadığını,
sözleşme serbestisi ilkesi gereği tarafların teminatın şekli konusunda önceden
anlaştıkları hallerde hâkimin bu iradeye uymak zorunda bırakıldığını
savunmaktadır. Madde, davanın başından sonuna kadar donuk kalmayan,
yargılamanın mali haritasına göre güncellenebilen "yaşayan" bir teminat rejimi
kurgulamıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Teminatın Tutarı: Hâkimin, davalının davanın reddi halinde hak
kazanacağı muhtemel vekâlet ücreti ile tebligat, bilirkişi, keşif gibi
potansiyel yargılama giderlerini toplayarak belirlediği (tahmini) parasal
değerdir.
- Teminatın Şekli: Güvencenin hangi formda mahkemeye sunulacağıdır. Nakit
para (TL veya döviz), kesin ve süresiz banka teminat mektubu, taşınmaz rehni
(ipotek), devlet tahvili veya hazine bonosu gibi likiditesi (paraya
çevrilebilirliği) yüksek güvence araçlarıdır.
- Hâkimin Serbestçe Tayin Etmesi: Kanunda belirli bir oran veya üst sınır
öngörülmediğinden, hâkimin hukuka ve hakkaniyete (TMK m. 4) uygun olarak takdir
hakkını kullanmasıdır.
- Sözleşmeyle Kararlaştırma: Tarafların, aralarındaki ticari sözleşmeye
"Doğacak ihtilaflarda teminat sadece kesin banka teminat mektubu olarak
sunulabilir" şeklinde bir kayıt koymaları halidir. Bu durum, hâkimin şekil
konusundaki takdir yetkisini ortadan kaldırır.
- Durum ve Koşullarda Değişiklik: Dava ilerledikçe masrafların
beklenenden az çıkması, davanın kısmen feragatle daralması veya tam tersine,
iddiaların genişleyip birden fazla bilirkişi heyeti atanması gibi teminat
ihtiyacını artıran veya azaltan fiili/usuli sapmalardır.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 87, teminatın verilmesini emreden HMK m. 84 ve teminat kararını hâkimin
re'sen alacağını belirten HMK m. 86 ile doğrudan dogmatik bir bütünlük
içindedir. Hâkimin ikinci fıkra uyarınca teminatı artırma veya azaltma yetkisi,
usul hukukunun temel prensiplerinden olan "Hâkimin Davayı Aydınlatma Ödevi"
(HMK m. 31) ve "Ölçülülük" ilkesiyle doğrudan bağlantılıdır.
Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, teminatın tutarı
ve şeklinde değişiklik yapılabilmesi imkânının (HMK m. 87/2), yargılamanın
dinamik karakterinin zorunlu bir sonucu olduğunu; başlangıçta alınan yüksek bir
teminatın dava daraldığında azaltılmamasının, mülkiyet hakkının ihlali ve hak
arama hürriyetinin ölçüsüz bir şekilde kısıtlanması anlamına geleceğini
belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Taraflar arasında imzalanan bir bayilik sözleşmesinde,
"Taraflar arasında çıkacak uyuşmazlıklarda mahkemelerce teminat istenmesi
halinde, bu teminat ancak X Bankası A.Ş.'den alınacak kesin ve süresiz teminat
mektubu şeklinde olabilir" kuralı yer almaktadır. Davacı yurt dışında yaşadığı
için davalı teminat talep etmiştir. Davacı, teminat olarak kendi adına kayıtlı
bir gayrimenkulün üzerine ipotek konulmasını mahkemeye önermiştir. Hâkim, HMK
m. 87/1'in "sözleşmeyle kararlaştırılan şekil" istisnası gereğince davacının
ipotek teklifini reddeder ve sözleşmeye sadık kalarak banka teminat mektubu
sunulması için süre verir.
(kurmaca senaryo) İflas erteleme sürecinde olan bir davacı şirket, açtığı
alacak davasının başında mahkemenin tayin ettiği 50.000 TL nakdi teminatı
vezneye yatırmıştır. Yargılamanın tahkikat aşamasında, davacı şirket davasının
yarısından (kısmen) feragat etmiş, ayrıca mahkeme karmaşık bir bilirkişi
incelemesine gerek kalmadığına karar vererek dosyayı karar aşamasına
getirmiştir. Davacı vekili, muhtemel yargılama gideri riskinin çok düştüğünü
belirterek teminatın iadesini talep etmiştir. Hâkim, HMK m. 87/2 uyarınca durum
ve koşullarda davalı lehine risk azaldığı için, 50.000 TL'lik teminatın 30.000
TL'sinin "azaltılmasına" (davacıya iadesine) karar verir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, teminat kararları müvekkillerin finansal yapısını
ciddi şekilde sarsabilir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında,
meslektaşların özellikle yüksek meblağlı davalarda mahkemenin belirlediği
astronomik nakdi teminat kararlarına karşı, HMK m. 87/1'deki "şeklin hâkimce
serbestçe tayin edileceği" kuralını hatırlatarak; müvekkilin nakit akışını
bozmamak adına mahkemeden derhal teminatın şeklinin "banka teminat mektubu"
veya "taşınmaz ipoteği" olarak değiştirilmesini talep etmelerinin, ticari
hayatta şirketlerin iflasa sürüklenmesini engelleyen stratejik bir usul kuralı
olduğunu hatırlatmaktadır. Ayrıca ikinci fıkra uyarınca davalı risklerinin her
azaldığı aşamada (örneğin kısmi ret veya feragat hallerinde) teminatın
azaltılması talebinin dosyaya canlı bir şekilde sunulması avukatın özen
borcudur.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 87'nin birinci fıkrasında yer alan "serbestçe tayin eder" ibaresi, hukuk
güvenliği ve öngörülebilirlik açısından doktrinde ağır eleştirilere maruz
kalmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, hâkime
tanınan bu sınırsız özgürlüğün uygulamada keyfiliğe yol açabildiğine dikkat
çekmektedir. Bazı hâkimlerin sırf davacıyı zorlamak veya davadan vazgeçirmek
niyetiyle, muhtemel giderlerin çok üzerinde, fahiş ve orantısız teminat
miktarları belirledikleri görülmektedir. Yazar, maddedeki "serbestçe" lafzının,
"dava değeriyle orantılı ve muhtemel yargılama giderlerini aşmayacak şekilde"
şeklinde sınırlandırılarak kanuna derç edilmesi gerektiğini; aksi halde hak
arama hürriyetinin (Anayasa m. 36) bizzat mahkeme eliyle ihlal edilmiş
olacağını savunmaktadır.
Bunun yanı sıra Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde,
maddenin taraflara sadece teminatın "şeklini" sözleşmeyle belirleme imkânı
vermesini, ancak "tutarını" veya "üst sınırını" belirleme yetkisi tanımamasını
eleştirmektedir. Mademki tarafların sözleşme özgürlüğü yargılamanın bu
veçhesinde kabul edilmektedir, tacirler arasında akdedilen sözleşmelerde
"muhtemel ihtilaflarda teminat tutarı dava değerinin %5'ini geçemez" gibi
tutara yönelik sınırlamaların da HMK m. 87 kapsamında geçerli sayılması
gerektiği; kanun koyucunun irade muhtariyetini salt şekil boyutuna
indirgemesinin usul dogmatiği açısından eksik bir yaklaşım olduğu eleştirel bir
dille ifade edilmektedir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 87. maddesi, önceki hükümlerde (HMK m. 84) gösterilmesi zorunlu kılınan teminatın niteliğini, niceliğini ve yargılama sürecindeki dinamik yapısını düzenleyen uygulamaya dönük bir esneklik normudur. Hukuk sistemimizde, dava şartı olan teminatın maktu (sabit) bir tarifesi yoktur; zira her davanın riski, tahmini masrafı ve niteliği birbirinden farklıdır. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile hâkime somut olayın özelliklerine göre en uygun teminatı belirleme konusunda geniş bir takdir yetkisi tanıdığını; ancak bu yetkinin sınırsız olmadığını, sözleşme serbestisi ilkesi gereği tarafların teminatın şekli konusunda önceden anlaştıkları hallerde hâkimin bu iradeye uymak zorunda bırakıldığını savunmaktadır. Madde, davanın başından sonuna kadar donuk kalmayan, yargılamanın mali haritasına göre güncellenebilen "yaşayan" bir teminat rejimi kurgulamıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 87, teminatın verilmesini emreden HMK m. 84 ve teminat kararını hâkimin re'sen alacağını belirten HMK m. 86 ile doğrudan dogmatik bir bütünlük içindedir. Hâkimin ikinci fıkra uyarınca teminatı artırma veya azaltma yetkisi, usul hukukunun temel prensiplerinden olan "Hâkimin Davayı Aydınlatma Ödevi" (HMK m. 31) ve "Ölçülülük" ilkesiyle doğrudan bağlantılıdır. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, teminatın tutarı ve şeklinde değişiklik yapılabilmesi imkânının (HMK m. 87/2), yargılamanın dinamik karakterinin zorunlu bir sonucu olduğunu; başlangıçta alınan yüksek bir teminatın dava daraldığında azaltılmamasının, mülkiyet hakkının ihlali ve hak arama hürriyetinin ölçüsüz bir şekilde kısıtlanması anlamına geleceğini belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Taraflar arasında imzalanan bir bayilik sözleşmesinde, "Taraflar arasında çıkacak uyuşmazlıklarda mahkemelerce teminat istenmesi halinde, bu teminat ancak X Bankası A.Ş.'den alınacak kesin ve süresiz teminat mektubu şeklinde olabilir" kuralı yer almaktadır. Davacı yurt dışında yaşadığı için davalı teminat talep etmiştir. Davacı, teminat olarak kendi adına kayıtlı bir gayrimenkulün üzerine ipotek konulmasını mahkemeye önermiştir. Hâkim, HMK m. 87/1'in "sözleşmeyle kararlaştırılan şekil" istisnası gereğince davacının ipotek teklifini reddeder ve sözleşmeye sadık kalarak banka teminat mektubu sunulması için süre verir.
(kurmaca senaryo) İflas erteleme sürecinde olan bir davacı şirket, açtığı alacak davasının başında mahkemenin tayin ettiği 50.000 TL nakdi teminatı vezneye yatırmıştır. Yargılamanın tahkikat aşamasında, davacı şirket davasının yarısından (kısmen) feragat etmiş, ayrıca mahkeme karmaşık bir bilirkişi incelemesine gerek kalmadığına karar vererek dosyayı karar aşamasına getirmiştir. Davacı vekili, muhtemel yargılama gideri riskinin çok düştüğünü belirterek teminatın iadesini talep etmiştir. Hâkim, HMK m. 87/2 uyarınca durum ve koşullarda davalı lehine risk azaldığı için, 50.000 TL'lik teminatın 30.000 TL'sinin "azaltılmasına" (davacıya iadesine) karar verir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, teminat kararları müvekkillerin finansal yapısını ciddi şekilde sarsabilir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların özellikle yüksek meblağlı davalarda mahkemenin belirlediği astronomik nakdi teminat kararlarına karşı, HMK m. 87/1'deki "şeklin hâkimce serbestçe tayin edileceği" kuralını hatırlatarak; müvekkilin nakit akışını bozmamak adına mahkemeden derhal teminatın şeklinin "banka teminat mektubu" veya "taşınmaz ipoteği" olarak değiştirilmesini talep etmelerinin, ticari hayatta şirketlerin iflasa sürüklenmesini engelleyen stratejik bir usul kuralı olduğunu hatırlatmaktadır. Ayrıca ikinci fıkra uyarınca davalı risklerinin her azaldığı aşamada (örneğin kısmi ret veya feragat hallerinde) teminatın azaltılması talebinin dosyaya canlı bir şekilde sunulması avukatın özen borcudur.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 87'nin birinci fıkrasında yer alan "serbestçe tayin eder" ibaresi, hukuk güvenliği ve öngörülebilirlik açısından doktrinde ağır eleştirilere maruz kalmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, hâkime tanınan bu sınırsız özgürlüğün uygulamada keyfiliğe yol açabildiğine dikkat çekmektedir. Bazı hâkimlerin sırf davacıyı zorlamak veya davadan vazgeçirmek niyetiyle, muhtemel giderlerin çok üzerinde, fahiş ve orantısız teminat miktarları belirledikleri görülmektedir. Yazar, maddedeki "serbestçe" lafzının, "dava değeriyle orantılı ve muhtemel yargılama giderlerini aşmayacak şekilde" şeklinde sınırlandırılarak kanuna derç edilmesi gerektiğini; aksi halde hak arama hürriyetinin (Anayasa m. 36) bizzat mahkeme eliyle ihlal edilmiş olacağını savunmaktadır.
Bunun yanı sıra Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, maddenin taraflara sadece teminatın "şeklini" sözleşmeyle belirleme imkânı vermesini, ancak "tutarını" veya "üst sınırını" belirleme yetkisi tanımamasını eleştirmektedir. Mademki tarafların sözleşme özgürlüğü yargılamanın bu veçhesinde kabul edilmektedir, tacirler arasında akdedilen sözleşmelerde "muhtemel ihtilaflarda teminat tutarı dava değerinin %5'ini geçemez" gibi tutara yönelik sınırlamaların da HMK m. 87 kapsamında geçerli sayılması gerektiği; kanun koyucunun irade muhtariyetini salt şekil boyutuna indirgemesinin usul dogmatiği açısından eksik bir yaklaşım olduğu eleştirel bir dille ifade edilmektedir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)