1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 86. maddesi, önceki maddelerde maddi
sınırları ve istisnaları çizilen "teminat" kurumunun, mahkeme tarafından usul
hukuku pratiğinde nasıl ve kimin inisiyatifiyle hayata geçirileceğini kurala
bağlayan usuli bir normdur. Medeni yargılamaya kural olarak "Taraflarca
Getirilme İlkesi" (HMK m. 25) ve "Taleple Bağlılık İlkesi" (HMK m. 26) hâkim
olsa da; teminat kurumu, dava şartı niteliği taşıması sebebiyle bu ilkelerin
istisnalarından birini oluşturur. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun
koyucunun bu madde ile teminat kararının alınmasını davalının talebine
(inisiyatifine) bırakmadığını; yargılamanın selametini ve usul ekonomisini
korumak adına hâkime "re'sen (kendiliğinden) harekete geçme" ödevi yüklediğini
savunmaktadır. Bu madde, hâkimin dosyaya bütünüyle hâkim olması gerektiği
gerçeğinin ve dava şartlarını her aşamada gözetme yükümlülüğünün doğrudan bir
tezahürüdür.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Teminata Mahkemece Kendiliğinden Karar Verilmesi: Davalının bir talebi,
itirazı veya savunması olmasa bile, davanın herhangi bir aşamasında davacının
teminat göstermesini gerektiren bir durumun (örneğin iflas veya mutad meskenin
yurt dışında olması) dosya kapsamından anlaşılması halinde, hâkimin re'sen
(görevi gereği) teminat kararı alması zorunluluğudur.
- Hâkimin Tarafları Dinleyebilmesi: Hâkimin teminat kararını mutlaka
evrak üzerinden (dosya üzerinden) vermek zorunda olmadığı, gerek duyarsa konuyu
aydınlatmak için asilleri veya vekillerini duruşmaya çağırıp sözlü beyanlarını
alabileceği "takdir yetkisini" ifade eder.
- Müdahale Talebinde Bulunan Kişiyi Dinleyebilmesi: Asli veya fer'î
müdahil olarak davaya katılmak isteyen ve kendisi için de teminat şartları (HMK
m. 84/1-a) oluşan üçüncü kişinin, teminat miktarının veya gerekliliğinin
tayininden önce mahkemece dinlenebilmesini kapsar.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 86, doğrudan doğruya "Dava Şartları"nı düzenleyen HMK m. 114/1-ğ bendi
(teminat gösterilmesinin dava şartı olması) ve dava şartlarının mahkemece
kendiliğinden gözetileceğini amir olan HMK m. 115 ile sarsılmaz bir dogmatik
bütünlük içindedir. HMK m. 86'daki "kendiliğinden" lafzı, m. 115'in pratik
yansımasıdır. Ayrıca maddedeki "dinleyebilir" ibaresi, HMK m. 27'de düzenlenen
"Hukuki Dinlenilme Hakkı" ile organik bir bağa sahiptir.
Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, teminat miktarının
kanunda maktu (sabit) olarak belirlenmediğini, bu tutarın "muhtemel yargılama
giderlerine" göre takdir edileceğini; bu nedenle hâkimin tarafları
dinlemesinin, teminatın orantılı ve adil bir şekilde tayin edilmesi bakımından
sıradan bir takdir yetkisi değil, usuli hakkaniyetin bir gereği olduğunu
belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Mutad meskeni Hollanda'da bulunan Türk vatandaşı davacı
(A), Türkiye'deki bir borçlusu aleyhine alacak davası açmıştır. Davalı taraf
davaya cevap dilekçesi sunmuş, ancak davacıdan teminat alınmasını talep etmeyi
unutmuştur. Ön inceleme aşamasında dosyayı tetkik eden hâkim, dava
dilekçesindeki tebligat adresinin Hollanda olduğunu fark etmiştir. Davalı
tarafın herhangi bir talebi olmamasına rağmen, hâkim HMK m. 86/1 amir hükmü
uyarınca "kendiliğinden" harekete geçerek davacı (A)'nın yargılama giderlerini
karşılayacak uygun bir teminat depo etmesine karar vermiştir.
(kurmaca senaryo) Hakkında konkordato mühleti verilen davacı X A.Ş., ticari
bir alacak davası açmıştır. Hâkim, davacının konkordato sicilindeki kaydını
görerek teminat kararı vermek istemiştir. Ancak davacının durumunun adli
yardıma (HMK m. 85 istisnasına) girip girmediğini tam olarak anlayamadığı için,
teminat kararını dosya üzerinden anında vermek yerine; HMK m. 86/1'in ikinci
cümlesindeki yetkisine dayanarak, davacı ve davalı vekillerini "teminat
hususunda beyanlarını sunmak üzere" kısa bir ara duruşmaya davet etmiş ve
onları dinledikten sonra kararını oluşturmuştur.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, HMK m. 86'daki "kendiliğinden karar verilir"
kuralı davalı vekillerinde rehavete yol açmamalıdır. Sungurtekin Özkan, Hukuk
Yargılaması çalışmasında, meslektaşların "nasılsa hâkim re'sen gözetmek
zorunda" diyerek teminat itirazını cevap dilekçelerine eklemekten imtina
etmemeleri gerektiğini; mahkemelerin aşırı iş yükü sebebiyle davacının iflas
kaydını veya yabancı adresini gözden kaçırabildiğini, bu nedenle davalı
vekilinin HMK m. 84 kapsamındaki teminat sebeplerini ilk itirazlarla birlikte
mahkemenin önüne net belgelerle sunmasının, süreci hızlandıran stratejik bir
usul kuralı olduğunu hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 86'da yer alan "dinleyebilir" ibaresi, Anayasal hak arama hürriyeti ve
adil yargılanma hakkı bağlamında doktrinde haklı eleştirilere maruz
kalmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, kanun
koyucunun bu kelimeyle hâkime geniş bir takdir yetkisi vermesini
eleştirmektedir. Teminat kararı, davacının mahkemeye erişimini zorlaştıran,
hatta teminatı bulamaması halinde davanın usulden reddine (HMK m. 115) yol açan
çok ağır bir müdahaledir. Yazar, bu kadar ağır sonuçları olan bir kararın,
davacıya söz hakkı tanınmadan, sadece evrak üzerinden (dosya üzerinden)
verilmesinin Hukuki Dinlenilme Hakkını (HMK m. 27) zedelediğini; bu nedenle
maddedeki ihtiyari "dinleyebilir" lafzının, emredici "dinler" lafzıyla
değiştirilerek taraflara mutlak bir savunma ve açıklama hakkı tanınması
gerektiğini savunmaktadır.
Buna ek olarak Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde,
maddedeki "kendiliğinden karar verilir" ilkesinin günümüz yargılamasında hâkime
taşıyamayacağı bir araştırma yükü bindirdiğini ifade etmektedir. Hâkimin, her
önüne gelen dosyada davacının UYAP adresini, yurt dışında yaşayıp yaşamadığını,
iflas veya konkordato kayıtlarını re'sen sorgulamasının, usul ekonomisiyle ve
"Taraflarca Getirilme İlkesi" ile çeliştiği vurgulanmaktadır. Yazar, teminat
hususunun dava şartı olmaktan çıkarılarak "ilk itiraz" (HMK m. 116) statüsüne
indirilmesinin veya sadece karşı tarafın (davalının) ileri sürmesi şartına
bağlanmasının, modern medeni usul dogmatiğine çok daha uygun düşeceğini
eleştirel bir dille ifade etmektedir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 86. maddesi, önceki maddelerde maddi sınırları ve istisnaları çizilen "teminat" kurumunun, mahkeme tarafından usul hukuku pratiğinde nasıl ve kimin inisiyatifiyle hayata geçirileceğini kurala bağlayan usuli bir normdur. Medeni yargılamaya kural olarak "Taraflarca Getirilme İlkesi" (HMK m. 25) ve "Taleple Bağlılık İlkesi" (HMK m. 26) hâkim olsa da; teminat kurumu, dava şartı niteliği taşıması sebebiyle bu ilkelerin istisnalarından birini oluşturur. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile teminat kararının alınmasını davalının talebine (inisiyatifine) bırakmadığını; yargılamanın selametini ve usul ekonomisini korumak adına hâkime "re'sen (kendiliğinden) harekete geçme" ödevi yüklediğini savunmaktadır. Bu madde, hâkimin dosyaya bütünüyle hâkim olması gerektiği gerçeğinin ve dava şartlarını her aşamada gözetme yükümlülüğünün doğrudan bir tezahürüdür.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 86, doğrudan doğruya "Dava Şartları"nı düzenleyen HMK m. 114/1-ğ bendi (teminat gösterilmesinin dava şartı olması) ve dava şartlarının mahkemece kendiliğinden gözetileceğini amir olan HMK m. 115 ile sarsılmaz bir dogmatik bütünlük içindedir. HMK m. 86'daki "kendiliğinden" lafzı, m. 115'in pratik yansımasıdır. Ayrıca maddedeki "dinleyebilir" ibaresi, HMK m. 27'de düzenlenen "Hukuki Dinlenilme Hakkı" ile organik bir bağa sahiptir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, teminat miktarının kanunda maktu (sabit) olarak belirlenmediğini, bu tutarın "muhtemel yargılama giderlerine" göre takdir edileceğini; bu nedenle hâkimin tarafları dinlemesinin, teminatın orantılı ve adil bir şekilde tayin edilmesi bakımından sıradan bir takdir yetkisi değil, usuli hakkaniyetin bir gereği olduğunu belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Mutad meskeni Hollanda'da bulunan Türk vatandaşı davacı (A), Türkiye'deki bir borçlusu aleyhine alacak davası açmıştır. Davalı taraf davaya cevap dilekçesi sunmuş, ancak davacıdan teminat alınmasını talep etmeyi unutmuştur. Ön inceleme aşamasında dosyayı tetkik eden hâkim, dava dilekçesindeki tebligat adresinin Hollanda olduğunu fark etmiştir. Davalı tarafın herhangi bir talebi olmamasına rağmen, hâkim HMK m. 86/1 amir hükmü uyarınca "kendiliğinden" harekete geçerek davacı (A)'nın yargılama giderlerini karşılayacak uygun bir teminat depo etmesine karar vermiştir.
(kurmaca senaryo) Hakkında konkordato mühleti verilen davacı X A.Ş., ticari bir alacak davası açmıştır. Hâkim, davacının konkordato sicilindeki kaydını görerek teminat kararı vermek istemiştir. Ancak davacının durumunun adli yardıma (HMK m. 85 istisnasına) girip girmediğini tam olarak anlayamadığı için, teminat kararını dosya üzerinden anında vermek yerine; HMK m. 86/1'in ikinci cümlesindeki yetkisine dayanarak, davacı ve davalı vekillerini "teminat hususunda beyanlarını sunmak üzere" kısa bir ara duruşmaya davet etmiş ve onları dinledikten sonra kararını oluşturmuştur.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, HMK m. 86'daki "kendiliğinden karar verilir" kuralı davalı vekillerinde rehavete yol açmamalıdır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların "nasılsa hâkim re'sen gözetmek zorunda" diyerek teminat itirazını cevap dilekçelerine eklemekten imtina etmemeleri gerektiğini; mahkemelerin aşırı iş yükü sebebiyle davacının iflas kaydını veya yabancı adresini gözden kaçırabildiğini, bu nedenle davalı vekilinin HMK m. 84 kapsamındaki teminat sebeplerini ilk itirazlarla birlikte mahkemenin önüne net belgelerle sunmasının, süreci hızlandıran stratejik bir usul kuralı olduğunu hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 86'da yer alan "dinleyebilir" ibaresi, Anayasal hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı bağlamında doktrinde haklı eleştirilere maruz kalmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, kanun koyucunun bu kelimeyle hâkime geniş bir takdir yetkisi vermesini eleştirmektedir. Teminat kararı, davacının mahkemeye erişimini zorlaştıran, hatta teminatı bulamaması halinde davanın usulden reddine (HMK m. 115) yol açan çok ağır bir müdahaledir. Yazar, bu kadar ağır sonuçları olan bir kararın, davacıya söz hakkı tanınmadan, sadece evrak üzerinden (dosya üzerinden) verilmesinin Hukuki Dinlenilme Hakkını (HMK m. 27) zedelediğini; bu nedenle maddedeki ihtiyari "dinleyebilir" lafzının, emredici "dinler" lafzıyla değiştirilerek taraflara mutlak bir savunma ve açıklama hakkı tanınması gerektiğini savunmaktadır.
Buna ek olarak Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, maddedeki "kendiliğinden karar verilir" ilkesinin günümüz yargılamasında hâkime taşıyamayacağı bir araştırma yükü bindirdiğini ifade etmektedir. Hâkimin, her önüne gelen dosyada davacının UYAP adresini, yurt dışında yaşayıp yaşamadığını, iflas veya konkordato kayıtlarını re'sen sorgulamasının, usul ekonomisiyle ve "Taraflarca Getirilme İlkesi" ile çeliştiği vurgulanmaktadır. Yazar, teminat hususunun dava şartı olmaktan çıkarılarak "ilk itiraz" (HMK m. 116) statüsüne indirilmesinin veya sadece karşı tarafın (davalının) ileri sürmesi şartına bağlanmasının, modern medeni usul dogmatiğine çok daha uygun düşeceğini eleştirel bir dille ifade etmektedir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)