1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 85. maddesi, davalının muhtemel yargılama
giderlerini güvence altına almayı amaçlayan "teminat gösterme" yükümlülüğünün
(HMK m. 84) istisnalarını düzenleyen dengeleyici bir usul normudur. Hukuk
devletinde asıl olan, mahkemelere erişimin (hak arama hürriyetinin) herhangi
bir mali engele takılmaksızın sağlanmasıdır. Kanun koyucu, HMK m. 84 ile
istisnai bir güvence mekanizması kurmuş olsa da, HMK m. 85 ile bu mekanizmanın
zayıf tarafları (küçükler, yoksullar) ezmesini veya teminatın artık gereksiz
olduğu (maddi güvencenin zaten var olduğu) durumları filtrelemeyi amaçlamıştır.
Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile davalının
mali güvenliği ile davacının Anayasal hak arama hürriyeti arasındaki hassas
teraziyi kurduğunu; şayet davacının Türkiye'de kolayca paraya çevrilebilir
yeterli malvarlığı varsa veya dava bütünüyle üstün bir kamu/sosyal menfaate
hizmet ediyorsa, davalının teminat taleplerinin dinlenmeyeceğini savunmaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Adli Yardımdan Yararlanma (a bendi): Mahkeme masraflarını karşılama
gücü bulunmayan (yoksul) davacının, mahkeme kararıyla adli yardımdan (HMK m.
334 vd.) faydalandırılması halidir. Teminat da bir yargılama gideri niteliğinde
olduğundan, adli yardım kararı teminat yatırma yükümlülüğünü otomatik olarak
ortadan kaldırır.
- Yurt İçinde Yeterli Taşınmaz Mal (b bendi): Davacının yurt dışında
mutad meskeni olsa veya iflas halinde bulunsa dahi, Türkiye sınırları
içerisinde davalının muhtemel zararını fazlasıyla karşılayacak değere sahip ve
üzerinde haciz/ipotek baskısı olmayan bir gayrimenkulünün (arsa, ev, dükkân)
bulunmasıdır.
- Ayni Teminatla Güvence Altına Alınmış Alacak (b bendi): Davacının
Türkiye'de nakdi veya gayrimenkulü olmasa bile, rehin veya ipotek gibi doğrudan
doğruya ayni bir hakla sağlamlaştırılmış tahsil edilebilir bir alacağının
bulunması durumudur.
- Sırf Küçüğün Menfaatlerini Korumaya Yönelik Dava (c bendi): İştirak
nafakası, soybağının tespiti, babalık davası veya velayet gibi doğrudan doğruya
çocuğun (küçüğün) üstün yararına hizmet eden ve kamu düzenini ilgilendiren
davalardır.
- İlamlı İcra Takibi Yapılmış Olması (ç bendi): Davacının alacağının bir
mahkeme kararına (ilama) dayandığı ve icra dairesinde ilamlı takip başlattığı
durumlardır. Haklılık zaten mahkeme kararıyla ispatlandığı için haksız dava
riski kalmamıştır.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 85, doğrudan doğruya teminat kuralını getiren HMK m. 84 ile
kural-istisna bağlamında organik bir bütünlük içindedir. Maddenin (a) bendi,
HMK m. 334 ve devamında düzenlenen "Adli Yardım" kurumunun doğrudan bir
uzantısıdır. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, bu
maddedeki istisnaların hukuki dinlenilme hakkının (HMK m. 27) zedelenmesini
önleyen yasal bir kalkan olduğunu; özellikle davanın küçüğün menfaatine ilişkin
olması istisnasının (c bendi), usul hukukunda zayıfın korunması ilkesinin ve
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin doğrudan bir tezahürü olduğunu
belirtmektedir. Ayrıca bu istisnalar, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku
Hakkında Kanun'da (MÖHUK) düzenlenen yabancıların teminat yükümlülüğünün
istisnalarıyla da (MÖHUK m. 48/2) paralel bir felsefeye dayanır.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Yıllardır Fransa'da yaşayan ve mutad meskeni Paris olan
Türk vatandaşı (A), Türkiye'deki komşusu (B) aleyhine müdahalenin men'i ve
ecrimisil davası açmıştır. Davalı (B), (A)'nın yurt dışında yaşamasını gerekçe
göstererek HMK m. 84/1-a uyarınca teminat talep etmiştir. Ancak davacı (A),
dava dilekçesiyle birlikte kendi adına kayıtlı, İstanbul'da bulunan ve üzerinde
hiçbir takyidat (haciz/ipotek) bulunmayan yüksek değerli bir apartman
dairesinin tapu kaydını dosyaya sunmuştur. Hâkim, HMK m. 85/1-b uyarınca
(A)'nın yurt içinde yeterli taşınmaz malı olduğunu tespit ederek davalı (B)'nin
teminat talebini reddeder.
(kurmaca senaryo) Yabancı uyruklu bir anne, Almanya'dan gelerek Türkiye'de
ikamet eden Türk vatandaşı babaya karşı müşterek çocukları (C) için iştirak
nafakası ve babalık davası açmıştır. Davalı baba, davacı annenin Türkiye'de
hiçbir malvarlığı veya ikametgâhı olmadığını ileri sürerek teminat talep
etmiştir. Mahkeme, davanın doğası gereği "sırf küçüğün menfaatlerini korumaya
yönelik" açıldığını belirterek HMK m. 85/1-c amir hükmü gereğince babanın
teminat itirazını reddetmiş ve yargılamaya devam etmiştir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde HMK m. 85, davacı vekillerinin zaman ve usul
ekonomisi açısından kurtarıcı bir normudur. Sungurtekin Özkan, Hukuk
Yargılaması çalışmasında, meslektaşların müvekkillerinin mutad meskeni yurt
dışındaysa veya iflas gibi durumları varsa, karşı tarafın teminat talebini (ve
davanın uzamasını) beklemeksizin, dava dilekçesinin ekine derhal HMK m. 85/1-b
kapsamındaki tapu kayıtlarını veya HMK m. 85/1-a kapsamındaki fakirlik
kâğıdı/adli yardım taleplerini eklemeleri gerektiğini; bu tür önleyici
(proaktif) usuli hamlelerin, yargılamanın teminat ara kararlarıyla aylarca
sürüncemede kalmasını engelleyeceğini stratejik bir kural olarak
hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 85, hak arama hürriyetini koruma noktasında olumlu bir adım olsa da,
madde metnindeki bazı sınırlayıcı ifadeler doktrinde haklı eleştirilere maruz
kalmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, birinci
fıkranın (b) bendinde sadece "taşınmaz mal" kavramına yer verilmesini anakronik
(çağdışı) ve dar bir yaklaşım olarak eleştirmektedir. Banka hesaplarındaki
nakit mevduatlar, devlet tahvilleri, hisse senetleri veya lüks yat ve araçlar
gibi değeri çok yüksek olan ve kolayca haczedilebilen "taşınır mallar",
davalının muhtemel giderlerini teminat altına almaya hayli hayli yetecekken,
kanunun ısrarla sadece tapuya kayıtlı "taşınmazı" istisna saymasının usul
ekonomisiyle ve ticari hayatın gerçekleriyle bağdaşmadığı vurgulanmaktadır.
Yazar, bu bende "haczi kabil ve kolayca paraya çevrilebilir yeterli değerde
taşınır mal veya mevduat" ibaresinin eklenmesini savunmaktadır.
Benzer şekilde, Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde,
(c) bendinde yer alan "sırf" kelimesinin yarattığı tehlikeye dikkat
çekmektedir. Aile hukuku uyuşmazlıklarında (örneğin boşanma davasında), eş
kendi yoksulluk nafakası ile çocuğun iştirak nafakasını aynı dilekçede talep
edebilmektedir. Kanun metnindeki "sırf" (sadece) lafzının katı yorumlanması
halinde, dava tamamen çocuğa hasredilmediği için mahkemelerin teminat
muafiyetini reddetme eğilimi doğmaktadır. Yazar, çocuk haklarının üstünlüğünü
zedeleyen bu aşırı şekilci lafzın yumuşatılması ve annenin çocuğu adına açtığı
davalarda, kendi talepleri de (yoksulluk nafakası, tazminat) olsa dahi sırf bu
nedenle teminat bariyerine takılmamasını sağlayacak usuli esnekliklerin
uygulanması gerektiğini eleştirel bir dille ifade etmektedir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 85. maddesi, davalının muhtemel yargılama giderlerini güvence altına almayı amaçlayan "teminat gösterme" yükümlülüğünün (HMK m. 84) istisnalarını düzenleyen dengeleyici bir usul normudur. Hukuk devletinde asıl olan, mahkemelere erişimin (hak arama hürriyetinin) herhangi bir mali engele takılmaksızın sağlanmasıdır. Kanun koyucu, HMK m. 84 ile istisnai bir güvence mekanizması kurmuş olsa da, HMK m. 85 ile bu mekanizmanın zayıf tarafları (küçükler, yoksullar) ezmesini veya teminatın artık gereksiz olduğu (maddi güvencenin zaten var olduğu) durumları filtrelemeyi amaçlamıştır. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile davalının mali güvenliği ile davacının Anayasal hak arama hürriyeti arasındaki hassas teraziyi kurduğunu; şayet davacının Türkiye'de kolayca paraya çevrilebilir yeterli malvarlığı varsa veya dava bütünüyle üstün bir kamu/sosyal menfaate hizmet ediyorsa, davalının teminat taleplerinin dinlenmeyeceğini savunmaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 85, doğrudan doğruya teminat kuralını getiren HMK m. 84 ile kural-istisna bağlamında organik bir bütünlük içindedir. Maddenin (a) bendi, HMK m. 334 ve devamında düzenlenen "Adli Yardım" kurumunun doğrudan bir uzantısıdır. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, bu maddedeki istisnaların hukuki dinlenilme hakkının (HMK m. 27) zedelenmesini önleyen yasal bir kalkan olduğunu; özellikle davanın küçüğün menfaatine ilişkin olması istisnasının (c bendi), usul hukukunda zayıfın korunması ilkesinin ve Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin doğrudan bir tezahürü olduğunu belirtmektedir. Ayrıca bu istisnalar, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'da (MÖHUK) düzenlenen yabancıların teminat yükümlülüğünün istisnalarıyla da (MÖHUK m. 48/2) paralel bir felsefeye dayanır.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Yıllardır Fransa'da yaşayan ve mutad meskeni Paris olan Türk vatandaşı (A), Türkiye'deki komşusu (B) aleyhine müdahalenin men'i ve ecrimisil davası açmıştır. Davalı (B), (A)'nın yurt dışında yaşamasını gerekçe göstererek HMK m. 84/1-a uyarınca teminat talep etmiştir. Ancak davacı (A), dava dilekçesiyle birlikte kendi adına kayıtlı, İstanbul'da bulunan ve üzerinde hiçbir takyidat (haciz/ipotek) bulunmayan yüksek değerli bir apartman dairesinin tapu kaydını dosyaya sunmuştur. Hâkim, HMK m. 85/1-b uyarınca (A)'nın yurt içinde yeterli taşınmaz malı olduğunu tespit ederek davalı (B)'nin teminat talebini reddeder.
(kurmaca senaryo) Yabancı uyruklu bir anne, Almanya'dan gelerek Türkiye'de ikamet eden Türk vatandaşı babaya karşı müşterek çocukları (C) için iştirak nafakası ve babalık davası açmıştır. Davalı baba, davacı annenin Türkiye'de hiçbir malvarlığı veya ikametgâhı olmadığını ileri sürerek teminat talep etmiştir. Mahkeme, davanın doğası gereği "sırf küçüğün menfaatlerini korumaya yönelik" açıldığını belirterek HMK m. 85/1-c amir hükmü gereğince babanın teminat itirazını reddetmiş ve yargılamaya devam etmiştir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde HMK m. 85, davacı vekillerinin zaman ve usul ekonomisi açısından kurtarıcı bir normudur. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların müvekkillerinin mutad meskeni yurt dışındaysa veya iflas gibi durumları varsa, karşı tarafın teminat talebini (ve davanın uzamasını) beklemeksizin, dava dilekçesinin ekine derhal HMK m. 85/1-b kapsamındaki tapu kayıtlarını veya HMK m. 85/1-a kapsamındaki fakirlik kâğıdı/adli yardım taleplerini eklemeleri gerektiğini; bu tür önleyici (proaktif) usuli hamlelerin, yargılamanın teminat ara kararlarıyla aylarca sürüncemede kalmasını engelleyeceğini stratejik bir kural olarak hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 85, hak arama hürriyetini koruma noktasında olumlu bir adım olsa da, madde metnindeki bazı sınırlayıcı ifadeler doktrinde haklı eleştirilere maruz kalmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, birinci fıkranın (b) bendinde sadece "taşınmaz mal" kavramına yer verilmesini anakronik (çağdışı) ve dar bir yaklaşım olarak eleştirmektedir. Banka hesaplarındaki nakit mevduatlar, devlet tahvilleri, hisse senetleri veya lüks yat ve araçlar gibi değeri çok yüksek olan ve kolayca haczedilebilen "taşınır mallar", davalının muhtemel giderlerini teminat altına almaya hayli hayli yetecekken, kanunun ısrarla sadece tapuya kayıtlı "taşınmazı" istisna saymasının usul ekonomisiyle ve ticari hayatın gerçekleriyle bağdaşmadığı vurgulanmaktadır. Yazar, bu bende "haczi kabil ve kolayca paraya çevrilebilir yeterli değerde taşınır mal veya mevduat" ibaresinin eklenmesini savunmaktadır.
Benzer şekilde, Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, (c) bendinde yer alan "sırf" kelimesinin yarattığı tehlikeye dikkat çekmektedir. Aile hukuku uyuşmazlıklarında (örneğin boşanma davasında), eş kendi yoksulluk nafakası ile çocuğun iştirak nafakasını aynı dilekçede talep edebilmektedir. Kanun metnindeki "sırf" (sadece) lafzının katı yorumlanması halinde, dava tamamen çocuğa hasredilmediği için mahkemelerin teminat muafiyetini reddetme eğilimi doğmaktadır. Yazar, çocuk haklarının üstünlüğünü zedeleyen bu aşırı şekilci lafzın yumuşatılması ve annenin çocuğu adına açtığı davalarda, kendi talepleri de (yoksulluk nafakası, tazminat) olsa dahi sırf bu nedenle teminat bariyerine takılmamasını sağlayacak usuli esnekliklerin uygulanması gerektiğini eleştirel bir dille ifade etmektedir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)