1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 84. maddesi, medeni usul hukukunda
davalının hukuki ve mali güvenliğini merkeze alan "teminat" (cautio judicatum
solvi) kurumunu düzenlemektedir. Kural olarak, hak arama hürriyeti (Anayasa m.
36) gereği mahkemelere başvurmak önceden bir şarta veya ağır mali külfetlere
bağlanamaz. Ancak kanun koyucu, haksız veya kötüniyetli bir dava sonucunda
davalının uğrayabileceği muhtemel yargılama giderleri zararlarını (vekâlet
ücreti, harçlar, tebligat ve bilirkişi masrafları) güvence altına almayı da
usuli bir zorunluluk olarak görmüştür. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde,
kanun koyucunun bu madde ile hak arama hürriyeti ile davalının mali güvenliği
arasında pragmatik bir denge kurduğunu; davacının davayı kaybetmesi halinde
masrafları ödemekten kaçınma ihtimalinin yüksek olduğu belirli "riskli"
hallerde, davacının peşin bir teminat yatırmaya mecbur bırakıldığını
savunmaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Muhtemel Yargılama Giderleri: Davanın reddedilmesi ihtimalinde
davacının ödemeye mahkûm edileceği karşı taraf avukatlık ücreti ile davanın
yürütülmesi için gereken tahmini masrafların toplamıdır.
- Türkiye'de Mutad Meskeni Olmayan Türk Vatandaşı: Türk vatandaşı olmakla
birlikte, hayatının merkezini (yerleşim yerini) yurt dışında kurmuş olan
gurbetçi veya göçmen kişileri ifade eder. (Yabancıların durumu bu maddede
değil, MÖHUK m. 48'de ayrıca düzenlenmiştir).
- Ödeme Güçlüğünün Belgelenmesi: Davacının mali durumunun çöküşte
olduğunun resmi kayıtlarla (iflas kararı, konkordato mühleti, borç ödemeden
aciz belgesi gibi) mahkemeye sunulabilmesidir.
- Teminatı Gerektiren Durumun Sonradan Ortaya Çıkması: Dava açılırken
mutad meskeni Türkiye'de olan veya mali durumu iyi olan davacının, yargılama
sürerken yurt dışına yerleşmesi veya iflas etmesi durumunda teminat
yükümlülüğünün anında doğmasıdır.
- Mecburi Dava Arkadaşlığı Kuralı: Dava konusunun bölünebilir olmadığı
mecburi dava arkadaşlığında, davacılardan sadece birinin yurt dışında yaşaması
veya iflas etmiş olması teminat için yeterli değildir; davayı açan tüm
mecburi dava arkadaşlarının maddedeki teminat şartlarını (risk hallerini)
taşıması gerekir.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 84, doğrudan doğruya "Dava Şartları"nı düzenleyen HMK m. 114/1-ğ bendi
ile koparılamaz bir usul köprüsüne sahiptir. Teminatın mahkemece verilen kesin
sürede gösterilmemesi, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine (HMK m.
115) yol açar. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında,
teminat kurumu ile adli yardım (HMK m. 334 vd.) kurumu arasındaki yaşamsal
dogmatik ilişkiye dikkat çekmekte; maddedeki ödeme güçlüğü hallerinden birine
düşen ve teminat yatıramayacak olan davacının, hak arama hürriyetini tamamen
kaybetmemek adına mahkemeden "adli yardım" talep edebileceğini ve adli yardım
talebinin kabulü halinde teminat gösterme yükümlülüğünden muaf tutulacağını
(HMK m. 335/1-c) belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi. [1]
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Uzun yıllardır Almanya'da işçi olarak çalışan ve mutad
meskeni Berlin'de bulunan Türk vatandaşı (A), Türkiye'de tatildeyken kaza
yaptığı aracın sürücüsü (B) aleyhine 500.000 TL'lik maddi tazminat davası
açmıştır. Davalı (B), cevap dilekçesinde davacı (A)'nın Türkiye'de mutad
meskeni bulunmadığını ve davayı kaybetmesi halinde Almanya'da tahsilat yapmanın
fiilen çok zor olacağını belirterek HMK m. 84/1-a uyarınca teminat talep
etmiştir. Mahkeme, davalıyı haklı bularak, muhtemel vekâlet ücreti ve giderleri
karşılamak üzere davacı (A)'nın mahkeme veznesine teminat depo etmesine karar
verir.
(kurmaca senaryo) Davacı X İnşaat A.Ş., taşeron firma Y Ltd. Şti. aleyhine
alacak davası açmıştır. Dava açıldığı sırada mali durumu düzgün olan X İnşaat
A.Ş., yargılamanın tahkikat aşamasında Asliye Ticaret Mahkemesine başvurarak
konkordato ilan etmiş ve kendisine geçici mühlet verilmiştir. Durumu öğrenen
davalı Y Ltd. Şti. vekili, HMK m. 84/2 ve 84/1-b uyarınca; davacının ödeme
güçlüğünün yargılama sırasında belgelendiğini ileri sürerek teminat talep
etmiştir. Mahkeme, ara kararıyla davacı şirkete uygun bir teminat göstermesi
için kesin süre verir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde HMK m. 84, davalı vekilleri için en güçlü ve
etkili savunma (ve hatta usulden ret sağlama) silahlarından biridir.
Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, davalı vekili olarak
dosyayı devralan meslektaşların, davaya cevap vermeden önce UYAP ve MERSİS
kayıtları üzerinden davacının tebligat adresini, yurt dışında yaşayıp
yaşamadığını veya hakkında alınmış bir iflas/konkordato kararı olup olmadığını
derhal araştırmaları gerektiğini; zira teminat gösterme yükümlülüğünün yerine
getirilmemesinin davanın usulden reddi ile sonuçlanacak kestirme bir yol
sunduğunu stratejik bir kural olarak hatırlatmaktadır. Davacı vekilleri ise
teminat kararından kurtulabilmek için müvekkilin Türkiye'deki malvarlığını
(tapu, araç kayıtları vb.) ibraz ederek güvence ihtiyacının bulunmadığını
savunmalıdırlar.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 84'te düzenlenen teminat halleri, günümüz hukuki gerçekliği ve
teknolojik altyapısı ışığında doktrinde ciddi eleştirilere maruz kalmaktadır.
Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, birinci fıkranın (a)
bendindeki "mutad meskeni Türkiye'de olmayan Türk vatandaşı" kriterini, çağdaş
hukuki entegrasyonlar karşısında anakronik (çağdışı) ve ayrımcı bulmaktadır.
Milyonlarca Türk vatandaşının yurt dışında yerleşik olduğu ve uluslararası adli
yardımlaşma sözleşmelerinin (örn. Lahey Sözleşmeleri) bu kadar yaygınlaştığı
bir dönemde, sırf yurt dışında yaşamanın tek başına bir "kötüniyet veya
masraftan kaçma karinesi" olarak görülmesinin Anayasal eşitlik ilkesini
zedelediğini savunmaktadır.
Buna ek olarak Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, (b)
bendindeki "ödeme güçlüğü" kuralının mantıksal bir paradoks yarattığını ifade
etmektedir. Zaten iflas etmiş, borç ödemeden aciz vesikası almış veya
konkordatoya sığınmış (yani parası olmadığı resmi olarak ispatlanmış) bir
davacıdan, mahkemenin fahiş miktarlarda nakdi teminat veya banka teminat
mektubu bulmasını beklemesi, fiilen o kişiye "sen dava açma" demekle
eşdeğerdir. Yazar, bu hükmün sosyal hukuk devleti ilkesine aykırı düştüğünü;
ödeme güçlüğü çeken tarafın otomatik olarak adli yardım şemsiyesi altına
alınmasını sağlayacak usuli bir mekanizmanın (hâkimin re'sen adli yardım
incelemesi yapmasının) kanuna derç edilmesi gerektiğini eleştirel bir dille
vurgulamaktadır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 84. maddesi, medeni usul hukukunda davalının hukuki ve mali güvenliğini merkeze alan "teminat" (cautio judicatum solvi) kurumunu düzenlemektedir. Kural olarak, hak arama hürriyeti (Anayasa m. 36) gereği mahkemelere başvurmak önceden bir şarta veya ağır mali külfetlere bağlanamaz. Ancak kanun koyucu, haksız veya kötüniyetli bir dava sonucunda davalının uğrayabileceği muhtemel yargılama giderleri zararlarını (vekâlet ücreti, harçlar, tebligat ve bilirkişi masrafları) güvence altına almayı da usuli bir zorunluluk olarak görmüştür. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile hak arama hürriyeti ile davalının mali güvenliği arasında pragmatik bir denge kurduğunu; davacının davayı kaybetmesi halinde masrafları ödemekten kaçınma ihtimalinin yüksek olduğu belirli "riskli" hallerde, davacının peşin bir teminat yatırmaya mecbur bırakıldığını savunmaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 84, doğrudan doğruya "Dava Şartları"nı düzenleyen HMK m. 114/1-ğ bendi ile koparılamaz bir usul köprüsüne sahiptir. Teminatın mahkemece verilen kesin sürede gösterilmemesi, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine (HMK m. 115) yol açar. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, teminat kurumu ile adli yardım (HMK m. 334 vd.) kurumu arasındaki yaşamsal dogmatik ilişkiye dikkat çekmekte; maddedeki ödeme güçlüğü hallerinden birine düşen ve teminat yatıramayacak olan davacının, hak arama hürriyetini tamamen kaybetmemek adına mahkemeden "adli yardım" talep edebileceğini ve adli yardım talebinin kabulü halinde teminat gösterme yükümlülüğünden muaf tutulacağını (HMK m. 335/1-c) belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi. [1]
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Uzun yıllardır Almanya'da işçi olarak çalışan ve mutad meskeni Berlin'de bulunan Türk vatandaşı (A), Türkiye'de tatildeyken kaza yaptığı aracın sürücüsü (B) aleyhine 500.000 TL'lik maddi tazminat davası açmıştır. Davalı (B), cevap dilekçesinde davacı (A)'nın Türkiye'de mutad meskeni bulunmadığını ve davayı kaybetmesi halinde Almanya'da tahsilat yapmanın fiilen çok zor olacağını belirterek HMK m. 84/1-a uyarınca teminat talep etmiştir. Mahkeme, davalıyı haklı bularak, muhtemel vekâlet ücreti ve giderleri karşılamak üzere davacı (A)'nın mahkeme veznesine teminat depo etmesine karar verir.
(kurmaca senaryo) Davacı X İnşaat A.Ş., taşeron firma Y Ltd. Şti. aleyhine alacak davası açmıştır. Dava açıldığı sırada mali durumu düzgün olan X İnşaat A.Ş., yargılamanın tahkikat aşamasında Asliye Ticaret Mahkemesine başvurarak konkordato ilan etmiş ve kendisine geçici mühlet verilmiştir. Durumu öğrenen davalı Y Ltd. Şti. vekili, HMK m. 84/2 ve 84/1-b uyarınca; davacının ödeme güçlüğünün yargılama sırasında belgelendiğini ileri sürerek teminat talep etmiştir. Mahkeme, ara kararıyla davacı şirkete uygun bir teminat göstermesi için kesin süre verir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde HMK m. 84, davalı vekilleri için en güçlü ve etkili savunma (ve hatta usulden ret sağlama) silahlarından biridir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, davalı vekili olarak dosyayı devralan meslektaşların, davaya cevap vermeden önce UYAP ve MERSİS kayıtları üzerinden davacının tebligat adresini, yurt dışında yaşayıp yaşamadığını veya hakkında alınmış bir iflas/konkordato kararı olup olmadığını derhal araştırmaları gerektiğini; zira teminat gösterme yükümlülüğünün yerine getirilmemesinin davanın usulden reddi ile sonuçlanacak kestirme bir yol sunduğunu stratejik bir kural olarak hatırlatmaktadır. Davacı vekilleri ise teminat kararından kurtulabilmek için müvekkilin Türkiye'deki malvarlığını (tapu, araç kayıtları vb.) ibraz ederek güvence ihtiyacının bulunmadığını savunmalıdırlar.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 84'te düzenlenen teminat halleri, günümüz hukuki gerçekliği ve teknolojik altyapısı ışığında doktrinde ciddi eleştirilere maruz kalmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, birinci fıkranın (a) bendindeki "mutad meskeni Türkiye'de olmayan Türk vatandaşı" kriterini, çağdaş hukuki entegrasyonlar karşısında anakronik (çağdışı) ve ayrımcı bulmaktadır. Milyonlarca Türk vatandaşının yurt dışında yerleşik olduğu ve uluslararası adli yardımlaşma sözleşmelerinin (örn. Lahey Sözleşmeleri) bu kadar yaygınlaştığı bir dönemde, sırf yurt dışında yaşamanın tek başına bir "kötüniyet veya masraftan kaçma karinesi" olarak görülmesinin Anayasal eşitlik ilkesini zedelediğini savunmaktadır.
Buna ek olarak Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, (b) bendindeki "ödeme güçlüğü" kuralının mantıksal bir paradoks yarattığını ifade etmektedir. Zaten iflas etmiş, borç ödemeden aciz vesikası almış veya konkordatoya sığınmış (yani parası olmadığı resmi olarak ispatlanmış) bir davacıdan, mahkemenin fahiş miktarlarda nakdi teminat veya banka teminat mektubu bulmasını beklemesi, fiilen o kişiye "sen dava açma" demekle eşdeğerdir. Yazar, bu hükmün sosyal hukuk devleti ilkesine aykırı düştüğünü; ödeme güçlüğü çeken tarafın otomatik olarak adli yardım şemsiyesi altına alınmasını sağlayacak usuli bir mekanizmanın (hâkimin re'sen adli yardım incelemesi yapmasının) kanuna derç edilmesi gerektiğini eleştirel bir dille vurgulamaktadır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)