RESMİ METİN

Bir yerde geçici olarak oturanlara karşı açılacak davalarda yetki


MADDE 8- (1) Memur, işçi, öğrenci, asker gibi, bir yerde geçici olarak oturanlara karşı açılacak alacak veya taşınır mal davaları için, orada bulunmaları uzunca bir süre devam edebilecekse, bulundukları yer mahkemesi de yetkilidir.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 8. maddesi, medeni usul hukukunda "kesin olmayan (seçimlik) özel yetki" hallerinden birini düzenlemektedir. Kural olarak her dava, HMK m. 6 uyarınca davalının hukuki yerleşim yeri (ikametgâh) mahkemesinde açılmalıdır. Ancak, hukuki yerleşim yeri bir şehirde olmakla birlikte, fiilen ve uzunca bir süre başka bir şehirde yaşamak zorunda kalan kişilere karşı dava açılmasında salt genel yetki kuralının uygulanması davacılar açısından ciddi pratik zorluklar yaratabilir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile fiili gerçeklik ile hukuki durum (MERNİS adresi) arasındaki makası daraltmayı; belirli kişilere karşı açılacak spesifik davalarda davacıya, davalının hukuki ikametgâhı yerine fiilen ve uzun süreli bulunduğu yerde de dava açabilme kolaylığı (seçimlik hak) tanıdığını savunmaktadır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Geçici Olarak Oturanlar: Maddede sayılan "memur, işçi, öğrenci, asker" ifadeleri sınırlayıcı (tahdidi) değil, örneklendiricidir. Kişinin hukuki yerleşim yeri (TMK anlamındaki ikametgâhı) başka bir yer olmasına rağmen, iş, eğitim veya kamu görevi gibi fiili sebeplerle bir başka yerde mutat olarak bulunmasını ifade eder.
  • Alacak veya Taşınır Mal Davaları: Bu özel yetki kuralının en katı sınırıdır. Geçici oturulan yerde açılabilecek davalar sadece bir para alacağının tahsiline veya bir taşınır malın teslimine/iadesine yönelik olanlardır. Taşınmaz, aile, şahıs varlığı veya boşanma davaları bu madde kapsamında açılamaz.
  • Uzunca Bir Süre Devam Edebilecekse: Geçici bulunmanın, kısa bir tatil, hafta sonu gezisi veya anlık bir iş seyahati olmaması; davanın açıldığı ve yürütüldüğü makul süreler boyunca (örneğin aylarca veya yıllarca) kişinin o yargı çevresinde bulunmaya devam edeceği yönünde objektif bir öngörünün bulunmasıdır.
  • De Yetkilidir: Maddedeki bu edat, HMK m. 8'in kesin bir yetki kuralı olmadığını; davacının dilerse HMK m. 6 gereği asıl yerleşim yerinde, dilerse bu madde uyarınca fiilen bulunulan yerde dava açabileceğini gösteren "seçimlik yetki" beyanıdır.

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 8, doğrudan genel yetkili mahkemeyi düzenleyen HMK m. 6 ve Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) yerleşim yeri hükümlerine istisnai (tamamlayıcı) bir alternatiftir. TMK, bir kimsenin aynı anda birden fazla yerleşim yeri olamayacağını emreder. İşte HMK m. 8, bu katı kuralın usul hukukunda yaratacağı tıkanıklıkları aşmak için "fiili mesken/mutat mesken" kavramını devreye sokar. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, bu maddenin maddi hukuktaki (TMK) yerleşim yeri dogmatiğini esneterek, salt usul ekonomisi ve davacının hak arama hürriyetini kolaylaştırmak maksadıyla salt "bulunma" (fiili ikamet) unsuruna hukuki bir usul sonucu bağladığını belirtmektedir.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Ailesiyle birlikte resmi ikametgâhı (MERNİS adresi) İzmir'de bulunan öğrenci (A), 4 yıllık üniversite eğitimi için Ankara'da yurtta kalmaktadır. Ankara'da bulunduğu sırada (B)'den 20.000 TL borç almış ancak geri ödememiştir. (B), bu alacak davasını açarken HMK m. 6 gereği İzmir mahkemelerine gitmek zorunda değildir. (A)'nın "öğrenci" sıfatıyla Ankara'da bulunması "uzunca bir süre" devam edeceği için, HMK m. 8 uyarınca dava Ankara (bulunulan yer) mahkemelerinde de açılabilir.

(kurmaca senaryo) Kayseri'de yaşayan ve resmi ikameti burada olan (C), bedelli askerlik hizmetini yapmak üzere 28 günlüğüne Manisa'daki kışlaya teslim olmuştur. Askerliği sırasında internetten aldığı ancak bedelini ödemediği bir cep telefonu (taşınır mal) nedeniyle kendisine dava açılacaktır. HMK m. 8 kapsamında askerler geçici oturan sayılsa da, 28 günlük bedelli askerlik süresi "uzunca bir süre devam edebilecek" nitelikte bir kalış (yargılamayı karşılayacak bir süre) olmadığından, bu dava Manisa'da açılamaz; Kayseri'de açılması gerekir.

(kurmaca senaryo) Resmi ikameti Trabzon'da olan ancak geçici görevle 2 yıllığına İstanbul'da çalışan memur (D)'ye karşı eşi tarafından "boşanma davası" açılmak istenmektedir. Boşanma davaları, şahıs varlığı ve aile hukukuna ilişkin davalar olup; HMK m. 8 sadece "alacak veya taşınır mal" davaları için geçerli olduğundan, bu dava salt geçici memuriyet nedeniyle İstanbul'da açılamaz. Özel yetki kuralları (TMK m. 168) işletilmelidir.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık ve mahkeme pratiğinde, HMK m. 8'e dayanılarak açılacak davalarda yetki ilk itirazı ile karşılaşmamak için dava dilekçesinde geçici oturmanın "uzunca bir süreyi" kapsadığının (örneğin görev belgesi, öğrenci belgesi, belirli süreli iş sözleşmesi gibi belgelerle) ispat edilmesi büyük önem taşır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların bu maddeyi uygularken özellikle "alacak ve taşınır mal" sınırlandırmasını gözden kaçırmamaları gerektiğini; aksi halde gayrimenkule veya şahsi haklara ilişkin davaların bu maddeye dayanılarak geçici oturulan yerde açılmasının kaçınılmaz bir yetkisizlik kararı ve vekâlet ücreti kaybı ile sonuçlanacağını usuli bir kural olarak hatırlatmaktadır.

7. Eleştirel Değerlendirme

HMK m. 8, kanunlaştırma tekniği bakımından eski Mülga 1086 sayılı HUMK'un arkaik dilini ve toplumsal gerçekliğini günümüze aynen taşımakla eleştirilmektedir. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, maddedeki "memur, işçi" gibi örneklerin günümüz adres kayıt sistemi (MERNİS) gerçekleriyle pek örtüşmediğini; zira modern idare hukukunda tayini çıkan bir memurun veya uzun süreli sözleşme imzalayan bir işçinin yasal olarak "hukuki yerleşim yerini" de o ile taşımakla yükümlü olduğunu, dolayısıyla hukuken bu kişilerin çoğunlukla zaten "geçici oturan" statüsünden çıktığını belirtmektedir.

Bunun yanı sıra, maddedeki "uzunca bir süre" kavramı belirsiz (muğlak) bir hukuki standarttır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, uzunca sürenin ne anlama geldiğinin kanunda veya gerekçede somutlaştırılmamasının, hâkime çok geniş bir takdir yetkisi verdiğini; bir hâkimin 6 ayı uzunca süre sayarken diğerinin saymamasının hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerini zedelediğini eleştirel bir dille ifade etmektedir. Modern bir usul kanununda bu tarz ucu açık ifadeler yerine, asgari bir süre (örneğin "altı aydan fazla sürecek kalışlar" gibi) öngörülmesi hukuki güvenlik açısından çok daha isabetli olacaktır.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.