1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 79. maddesi, yargılamanın ciddiyetini,
mahkemenin saygınlığını ve duruşma inzibatını sağlamaya yönelik emredici bir
usul ve disiplin normudur. Medeni yargılamada asıl olan, tarafların ve
vekillerinin iddia ve savunmalarını özgürce, ancak hukukun ve ahlakın sınırları
içerisinde kalarak ileri sürmeleridir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde,
kanun koyucunun bu madde ile mahkeme salonundaki düzeni teminat altına alırken,
avukat (vekil) ile davasını bizzat takip eden asil arasında statülerine uygun
ikili bir yaptırım rejimi öngördüğünü savunmaktadır [1]. Maddeye göre,
mahkemenin düzenini bozan bir avukat duruşma salonundan zorla çıkarılamazken;
davasını bizzat yürüten asil salon dışına atılabilmekte ve hatta Anayasal bir
hak olan "davasını bizzat takip etme" özgürlüğünden mahrum bırakılarak zorunlu
vekilliğe tabi tutulabilmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Uygun Olmayan Tutum ve Davranış: Duruşmanın sükûnetini ve akışını
bozan, karşı tarafa, tanıklara veya mahkeme heyetine yönelik hakaret, tehdit,
yersiz bağırma veya fiziki saldırı gibi yargılamanın ciddiyetiyle bağdaşmayan
her türlü eylemdir.
- Hâkim Tarafından Uyarılma: Yaptırımların uygulanabilmesi için ön
şarttır. Hâkim, düzeni bozan vekile veya asile önce sözlü bir ihtar vermeli ve
bu uyarıyı tutanağa geçirmelidir. Uyarı yapılmaksızın doğrudan yaptırım
aşamasına geçilemez.
- Duruşmanın Ertelenmesi ve Bildirim (Vekil İçin): Avukat uyarıya uymazsa
ve eylemi suç teşkil ediyorsa, hâkim avukatı salondan çıkaramaz. Sadece o an
salonda bulunan kişilerin (şahitlerin) kimliklerini tutanağa bağlar, duruşmayı
erteler ve avukatı bağlı bulunduğu Baro ile Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyet
eder.
- Vekil ile Temsil Ettirilmesine Karar Verilmesi (Asil İçin): Davasını
bizzat yürüten kişinin taşkınlığa devam etmesi halinde, hâkimin onu duruşma
salonundan derhâl çıkarması ve bir sonraki celse için "kendisine bir avukat
bulmasını" emretmesidir.
- Tarafın Yokluğu Hâlinde Uygulanacak Hükümler: Hâkimin zorunlu vekil
atama kararına uymayarak bir sonraki celseye yine vekilsiz (veya bizzat) gelen
asil, duruşmaya hiç katılmamış (yok) sayılır ve HMK m. 150 uyarınca dosya
işlemden kaldırılabilir.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 79, mahkemenin düzenini sağlayan HMK m. 151 (Duruşma düzeni) ile
doğrudan dogmatik bir bütünlük içindedir. Ancak m. 151 genel bir inzibat
kuralıyken, m. 79 doğrudan doğruya vekilin ve asilin usuli ehliyetlerine etki
eden özel bir hükümdür (lex specialis). Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul
Hukuku çalışmasında, asilin duruşmadan çıkarılıp vekille temsil edilmeye
zorlanmasının, HMK m. 71'de güvence altına alınan "davasını bizzat takip etme
kuralının" kanundaki en ağır ve istisnai ihlali (sınırlandırması) olduğunu
belirtmektedir [1]. Ayrıca maddenin birinci fıkrası, Avukatlık Kanunu'nun
avukata tanıdığı yargısal dokunulmazlık ve bağımsızlık zırhının usul
hukukundaki yansımasıdır.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Asliye Hukuk Mahkemesindeki bir tazminat davasında, davalı
vekili Avukat (A), karşı tarafın tanığı beyanda bulunurken sürekli araya
girerek tanığa hakaret etmiş ve yüksek sesle bağırmıştır. Hâkim, Avukat (A)'yı
sükûnete davet ederek uyarmıştır. Uyarıya rağmen Avukat (A) eylemine devam edip
bu kez hâkime yönelik uygunsuz sözler sarf etmiştir. Hâkim, Avukat (A)'yı
salondan zorla çıkartmamış; bunun yerine HMK m. 79/1 uyarınca salondaki
mübaşir, kâtip ve diğer avukatların isim ve adreslerini tutanağa geçirmiş,
duruşmayı başka bir güne ertelemiş ve tutanağın birer örneğini disiplin
soruşturması için Baroya ve adli soruşturma için Cumhuriyet Başsavcılığına
göndermiştir.
(kurmaca senaryo) Kendi davasını (avukatsız) takip eden davacı (B), tapu
iptal davasının duruşmasında davalı tarafa saldırmaya çalışmış ve mahkeme
düzenini bozmuştur. Hâkimin ihtarlarına uymayan (B), HMK m. 79/2 uyarınca
kolluk gücüyle derhâl salondan çıkartılmış ve mahkeme ara kararıyla (B)'nin
davasını bundan sonra zorunlu olarak "vekil (avukat) ile temsil ettirmesine"
karar verilmiştir. Bir sonraki duruşmaya (B) yine vekilsiz olarak bizzat
gelmiştir. Hâkim, (B)'yi duruşma salonuna almamış ve "tarafın yokluğu
hükümlerini" işleterek, davalı tarafın da davayı takip etmemesi üzerine dosyayı
HMK m. 150 gereği işlemden kaldırmıştır.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, HMK m. 79/1 avukatın mahkeme salonundaki
bağımsızlığının en büyük güvencesidir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması
çalışmasında, duruşma esnasında hâkim ile avukat arasında yaşanan
gerginliklerde hâkimin sinirlenerek avukatı "salondan dışarı atmakla" tehdit
etmesinin veya kolluk marifetiyle dışarı çıkartmasının açık bir kanuna
aykırılık ve görevi kötüye kullanma suçu olduğunu; kanunun hâkime tanıdığı tek
yetkinin olayları tutanağa bağlayıp duruşmayı ertelemekten ve şikâyetçi
olmaktan ibaret bulunduğunu usuli ve stratejik bir meslek kuralı olarak
hatırlatmaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 79'da kullanılan "uygun olmayan tutum ve davranış" kavramının aşırı
soyut ve yoruma açık olması, doktrinde haklı eleştirilere maruz kalmaktadır.
Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, hangi davranışın
uygun olup olmadığına bizzat olayın tarafı olan hâkimin karar vermesinin
tehlikeli olduğunu; bu geniş takdir yetkisinin, özellikle agresif ancak hukuka
uygun bir savunma yapan avukatları susturmak veya sindirmek amacıyla kötüye
kullanılabileceğini eleştirel bir dille ifade etmektedir [1].
İkinci fıkrada yer alan asilin vekil ile temsil edilmeye zorlanması kuralı ise
adil yargılanma hakkı bakımından ciddi bir paradoks barındırmaktadır.
Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, davasını bizzat
takip eden bir vatandaşın sırf duruşma düzenini bozdu diye "ücretini ödeyerek
bir avukat tutmaya zorlanmasının" ekonomik durumu yetersiz olan kişilerin
mahkemeye erişim hakkını (hak arama hürriyetini) fiilen ortadan kaldırdığını;
kanun koyucunun bu yaptırımı kurgularken, vekil tutma gücü olmayan vatandaşlar
için "Barodan resen adli yardım avukatı atanması" şeklindeki tamamlayıcı bir
sosyal hukuk devleti mekanizmasını madde metnine dâhil etmemiş olmasının büyük
bir eksiklik olduğunu vurgulamaktadır [1].
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 79. maddesi, yargılamanın ciddiyetini, mahkemenin saygınlığını ve duruşma inzibatını sağlamaya yönelik emredici bir usul ve disiplin normudur. Medeni yargılamada asıl olan, tarafların ve vekillerinin iddia ve savunmalarını özgürce, ancak hukukun ve ahlakın sınırları içerisinde kalarak ileri sürmeleridir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile mahkeme salonundaki düzeni teminat altına alırken, avukat (vekil) ile davasını bizzat takip eden asil arasında statülerine uygun ikili bir yaptırım rejimi öngördüğünü savunmaktadır [1]. Maddeye göre, mahkemenin düzenini bozan bir avukat duruşma salonundan zorla çıkarılamazken; davasını bizzat yürüten asil salon dışına atılabilmekte ve hatta Anayasal bir hak olan "davasını bizzat takip etme" özgürlüğünden mahrum bırakılarak zorunlu vekilliğe tabi tutulabilmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 79, mahkemenin düzenini sağlayan HMK m. 151 (Duruşma düzeni) ile doğrudan dogmatik bir bütünlük içindedir. Ancak m. 151 genel bir inzibat kuralıyken, m. 79 doğrudan doğruya vekilin ve asilin usuli ehliyetlerine etki eden özel bir hükümdür (lex specialis). Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, asilin duruşmadan çıkarılıp vekille temsil edilmeye zorlanmasının, HMK m. 71'de güvence altına alınan "davasını bizzat takip etme kuralının" kanundaki en ağır ve istisnai ihlali (sınırlandırması) olduğunu belirtmektedir [1]. Ayrıca maddenin birinci fıkrası, Avukatlık Kanunu'nun avukata tanıdığı yargısal dokunulmazlık ve bağımsızlık zırhının usul hukukundaki yansımasıdır.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Asliye Hukuk Mahkemesindeki bir tazminat davasında, davalı vekili Avukat (A), karşı tarafın tanığı beyanda bulunurken sürekli araya girerek tanığa hakaret etmiş ve yüksek sesle bağırmıştır. Hâkim, Avukat (A)'yı sükûnete davet ederek uyarmıştır. Uyarıya rağmen Avukat (A) eylemine devam edip bu kez hâkime yönelik uygunsuz sözler sarf etmiştir. Hâkim, Avukat (A)'yı salondan zorla çıkartmamış; bunun yerine HMK m. 79/1 uyarınca salondaki mübaşir, kâtip ve diğer avukatların isim ve adreslerini tutanağa geçirmiş, duruşmayı başka bir güne ertelemiş ve tutanağın birer örneğini disiplin soruşturması için Baroya ve adli soruşturma için Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.
(kurmaca senaryo) Kendi davasını (avukatsız) takip eden davacı (B), tapu iptal davasının duruşmasında davalı tarafa saldırmaya çalışmış ve mahkeme düzenini bozmuştur. Hâkimin ihtarlarına uymayan (B), HMK m. 79/2 uyarınca kolluk gücüyle derhâl salondan çıkartılmış ve mahkeme ara kararıyla (B)'nin davasını bundan sonra zorunlu olarak "vekil (avukat) ile temsil ettirmesine" karar verilmiştir. Bir sonraki duruşmaya (B) yine vekilsiz olarak bizzat gelmiştir. Hâkim, (B)'yi duruşma salonuna almamış ve "tarafın yokluğu hükümlerini" işleterek, davalı tarafın da davayı takip etmemesi üzerine dosyayı HMK m. 150 gereği işlemden kaldırmıştır.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, HMK m. 79/1 avukatın mahkeme salonundaki bağımsızlığının en büyük güvencesidir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, duruşma esnasında hâkim ile avukat arasında yaşanan gerginliklerde hâkimin sinirlenerek avukatı "salondan dışarı atmakla" tehdit etmesinin veya kolluk marifetiyle dışarı çıkartmasının açık bir kanuna aykırılık ve görevi kötüye kullanma suçu olduğunu; kanunun hâkime tanıdığı tek yetkinin olayları tutanağa bağlayıp duruşmayı ertelemekten ve şikâyetçi olmaktan ibaret bulunduğunu usuli ve stratejik bir meslek kuralı olarak hatırlatmaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 79'da kullanılan "uygun olmayan tutum ve davranış" kavramının aşırı soyut ve yoruma açık olması, doktrinde haklı eleştirilere maruz kalmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, hangi davranışın uygun olup olmadığına bizzat olayın tarafı olan hâkimin karar vermesinin tehlikeli olduğunu; bu geniş takdir yetkisinin, özellikle agresif ancak hukuka uygun bir savunma yapan avukatları susturmak veya sindirmek amacıyla kötüye kullanılabileceğini eleştirel bir dille ifade etmektedir [1].
İkinci fıkrada yer alan asilin vekil ile temsil edilmeye zorlanması kuralı ise adil yargılanma hakkı bakımından ciddi bir paradoks barındırmaktadır. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, davasını bizzat takip eden bir vatandaşın sırf duruşma düzenini bozdu diye "ücretini ödeyerek bir avukat tutmaya zorlanmasının" ekonomik durumu yetersiz olan kişilerin mahkemeye erişim hakkını (hak arama hürriyetini) fiilen ortadan kaldırdığını; kanun koyucunun bu yaptırımı kurgularken, vekil tutma gücü olmayan vatandaşlar için "Barodan resen adli yardım avukatı atanması" şeklindeki tamamlayıcı bir sosyal hukuk devleti mekanizmasını madde metnine dâhil etmemiş olmasının büyük bir eksiklik olduğunu vurgulamaktadır [1].
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)