1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 78. maddesi, davaya vekâlet kurumunun
mahkeme salonundaki fiili yüzleşmesini ve asil (müvekkil) ile vekilin
(avukatın) aynı anda duruşmada bulunması halindeki irade hiyerarşisini
düzenleyen özel bir normdur. Kural olarak vekil, asili temsil eder ve onun
adına hukuki sonuç doğuran işlemler yapar. Ancak asil bizzat duruşma salonunda
hazır bulunduğunda, temsil ilişkisinin doğası gereği asıl hak sahibinin iradesi
doğrudan devreye girer. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu
madde ile mahkeme önünde "tek ve çelişkisiz bir irade" yaratmayı amaçladığını;
müvekkilin kendi huzurunda yapılan işlemlere sessiz kalmasının, hukuki güvenlik
ve usul ekonomisi gereği "zımni (örtülü) icazet" olarak kabul edildiğini
savunmaktadır [1]. Bu madde, vekilin beyanları ile asilin gerçek iradesi
arasındaki muhtemel çatışmaları, anında çözüme kavuşturan usuli bir karinedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Kendisinin de Hazır Olduğu Duruşma: Asilin (müvekkilin) fiziken duruşma
salonunda veya SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) gibi araçlarla hukuken
duruşmada vekiliyle birlikte bizzat yer almasıdır.
- Derhâl ve Açıkça İtiraz: Asilin, vekilinin beyanlarına katılmadığını
bildirmesindeki zaman ve şekil sınırıdır. "Derhâl", işlemin yapıldığı anda,
duruşma tutanağı kapatılmadan ve yargılamanın o evresi geçilmeden harekete
geçmeyi; "açıkça" ise bu itirazın mırıldanma veya kafa sallama şeklinde değil,
hâkimin duyacağı ve tutanağa geçireceği net bir sözlü beyanla yapılmasını ifade
eder.
- Rıza Göstermiş Sayılma: Hukuki bir varsayımdır (fiksiyon). Asil
susarsa, vekilin o celsede yaptığı iddialar, savunmalar, ikrarlar veya kabuller
doğrudan doğruya asilin kendi ağzından çıkmış gibi hukuki sonuç doğurur.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 78, davaya vekâlette özel yetki gerektiren halleri düzenleyen HMK m. 74
ile "yetkisiz temsil ve icazet" bağlamında doğrudan bir dogmatik ilişki
içindedir. Şayet vekil, vekâletnamesinde bulunmayan bir özel yetkiyi (örneğin
feragat veya sulh) müvekkilinin huzurunda kullanır ve müvekkil buna derhâl
itiraz etmezse, maddedeki "rıza" kuralı gereğince bu eksiklik anında giderilmiş
(icazet verilmiş) sayılır. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku
çalışmasında, bu maddenin medeni usul hukukuna hâkim olan "Tasarruf İlkesi"nin
(HMK m. 24) ve Borçlar Hukuku'ndaki temsil yetkisinin (TBK m. 46 vd.) duruşma
salonundaki en net yansıması olduğunu; asilin duruşmada bulunmasının, vekilin
otonomisini anlık olarak asilin denetimine ve mutlak veto hakkına tabi
kıldığını belirtmektedir [1].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Asliye Hukuk Mahkemesindeki bir alacak davasının
duruşmasına davalı (A) ve vekili Avukat (B) birlikte katılmıştır. Duruşma
sırasında Avukat (B), mahkeme hâkimine "Müvekkilim söz konusu 50.000 TL'lik
borcun 20.000 TL'sini almadığını ikrar etmektedir, borcumuz bakiyedir" şeklinde
bir beyanda bulunmuştur. Davalı (A) aslında borcun tamamını ödediğini bilmesine
rağmen, mahkeme salonunun gerginliğinden çekinerek susmuş ve itiraz etmemiştir.
Duruşma bitip tutanak imzalandıktan sonra (A) itiraz etmek istemiştir. Ancak
HMK m. 78 amir hükmü gereğince, duruşmada derhâl ve açıkça itiraz etmediği için
vekilinin bu "kısmi ikrar" beyanına rıza göstermiş sayılır ve bu beyan (A)'yı
bağlar.
(kurmaca senaryo) Bir iş kazası tazminat davasında, davacı işçi ve avukatı
duruşmada hazırdır. Davacı vekili, karşı tarafın 100.000 TL'lik sulh teklifini
duyduğunda "Teklifi kabul ediyoruz, davadan feragat edeceğiz" demiştir. Ancak
davacı işçi anında söz alarak, "Sayın Hâkim, ben bu rakamı kabul etmiyorum,
avukatım yanlış anladı, davaya devam edeceğiz" diyerek derhâl ve açıkça itiraz
etmiştir. HMK m. 78 uyarınca, asilin bu anlık itirazı vekilin beyanını tamamen
geçersiz kılar ve sulh/feragat işlemi yapılmamış sayılarak yargılamaya devam
edilir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, müvekkilin duruşmaya katılması HMK m. 78 yüzünden
ciddi stratejik riskler barındırır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması
çalışmasında, meslektaşların çok zorunlu olmadıkça (isticvap veya yemin gibi
haller dışında) müvekkillerini duruşma salonuna getirmekten kaçınmaları
gerektiğini; zira hukuki bilgisi olmayan müvekkillerin anlık duygusal
tepkilerle avukatın stratejik beyanlarına yersiz itirazlarda bulunabildiğini ve
davanın seyrini bozduğunu hatırlatmaktadır [1]. Eğer müvekkil duruşmaya
katılacaksa, avukatın duruşma öncesinde müvekkilini HMK m. 78 hakkında
bilgilendirmesi ve "bir şeye itiraz edeceksen önce bana fısılda, ben
düzeltirim" şeklinde bir iç iletişim kuralı belirlemesi mesleki özenin bir
gereğidir.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 78'deki "sessizliğin rıza sayılması" kuralı, hukuki güvenlik açısından
pratik görünse de adil yargılanma hakkı ve silahların eşitliği bağlamında
doktrinde haklı eleştirilere maruz kalmaktadır. Budak/Karaaslan, Hukuk
Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, hukuk eğitimi almamış sıradan
vatandaşların, duruşma esnasında vekillerinin sarf ettiği "müddeabih, ikrar,
ıslah, feragat, zamanaşımı def'i" gibi ağır teknik terimlerin sonuçlarını o
saniye anlayıp "derhâl" itiraz etmelerini beklemenin hayatın olağan akışına
aykırı olduğunu eleştirel bir dille ifade etmektedir [1]. Anlamadığı bir
kavrama itiraz edemeyen tarafın, hakkından tamamen mahrum bırakılması
adaletsizdir.
Bu adaletsizliğin giderilmesi için Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu
Şerhi eserinde, HMK m. 31'de yer alan "Hâkimin Davayı Aydınlatma Ödevi"nin bu
maddeyle birlikte aktif şekilde işletilmesi gerektiğini vurgulamaktadır [1].
Yazar, vekilin asilin huzurunda davayı bitirici veya hakkı zedeleyici ağır bir
usul işlemi (örneğin feragat veya ikrar) yapması halinde, hâkimin pasif kalarak
"asil nasılsa sustu" demek yerine; doğrudan asile dönerek "Vekiliniz davanızdan
vazgeçtiğini söylüyor, bunun hukuki sonucu davayı kaybetmenizdir, onaylıyor
musunuz?" şeklinde açık bir teyit almasının, hem maddenin ruhuna hem de modern
usul hukukunun zayıfı koruyan yapısına çok daha uygun düşeceğini savunmaktadır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 78. maddesi, davaya vekâlet kurumunun mahkeme salonundaki fiili yüzleşmesini ve asil (müvekkil) ile vekilin (avukatın) aynı anda duruşmada bulunması halindeki irade hiyerarşisini düzenleyen özel bir normdur. Kural olarak vekil, asili temsil eder ve onun adına hukuki sonuç doğuran işlemler yapar. Ancak asil bizzat duruşma salonunda hazır bulunduğunda, temsil ilişkisinin doğası gereği asıl hak sahibinin iradesi doğrudan devreye girer. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile mahkeme önünde "tek ve çelişkisiz bir irade" yaratmayı amaçladığını; müvekkilin kendi huzurunda yapılan işlemlere sessiz kalmasının, hukuki güvenlik ve usul ekonomisi gereği "zımni (örtülü) icazet" olarak kabul edildiğini savunmaktadır [1]. Bu madde, vekilin beyanları ile asilin gerçek iradesi arasındaki muhtemel çatışmaları, anında çözüme kavuşturan usuli bir karinedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 78, davaya vekâlette özel yetki gerektiren halleri düzenleyen HMK m. 74 ile "yetkisiz temsil ve icazet" bağlamında doğrudan bir dogmatik ilişki içindedir. Şayet vekil, vekâletnamesinde bulunmayan bir özel yetkiyi (örneğin feragat veya sulh) müvekkilinin huzurunda kullanır ve müvekkil buna derhâl itiraz etmezse, maddedeki "rıza" kuralı gereğince bu eksiklik anında giderilmiş (icazet verilmiş) sayılır. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, bu maddenin medeni usul hukukuna hâkim olan "Tasarruf İlkesi"nin (HMK m. 24) ve Borçlar Hukuku'ndaki temsil yetkisinin (TBK m. 46 vd.) duruşma salonundaki en net yansıması olduğunu; asilin duruşmada bulunmasının, vekilin otonomisini anlık olarak asilin denetimine ve mutlak veto hakkına tabi kıldığını belirtmektedir [1].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Asliye Hukuk Mahkemesindeki bir alacak davasının duruşmasına davalı (A) ve vekili Avukat (B) birlikte katılmıştır. Duruşma sırasında Avukat (B), mahkeme hâkimine "Müvekkilim söz konusu 50.000 TL'lik borcun 20.000 TL'sini almadığını ikrar etmektedir, borcumuz bakiyedir" şeklinde bir beyanda bulunmuştur. Davalı (A) aslında borcun tamamını ödediğini bilmesine rağmen, mahkeme salonunun gerginliğinden çekinerek susmuş ve itiraz etmemiştir. Duruşma bitip tutanak imzalandıktan sonra (A) itiraz etmek istemiştir. Ancak HMK m. 78 amir hükmü gereğince, duruşmada derhâl ve açıkça itiraz etmediği için vekilinin bu "kısmi ikrar" beyanına rıza göstermiş sayılır ve bu beyan (A)'yı bağlar.
(kurmaca senaryo) Bir iş kazası tazminat davasında, davacı işçi ve avukatı duruşmada hazırdır. Davacı vekili, karşı tarafın 100.000 TL'lik sulh teklifini duyduğunda "Teklifi kabul ediyoruz, davadan feragat edeceğiz" demiştir. Ancak davacı işçi anında söz alarak, "Sayın Hâkim, ben bu rakamı kabul etmiyorum, avukatım yanlış anladı, davaya devam edeceğiz" diyerek derhâl ve açıkça itiraz etmiştir. HMK m. 78 uyarınca, asilin bu anlık itirazı vekilin beyanını tamamen geçersiz kılar ve sulh/feragat işlemi yapılmamış sayılarak yargılamaya devam edilir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, müvekkilin duruşmaya katılması HMK m. 78 yüzünden ciddi stratejik riskler barındırır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların çok zorunlu olmadıkça (isticvap veya yemin gibi haller dışında) müvekkillerini duruşma salonuna getirmekten kaçınmaları gerektiğini; zira hukuki bilgisi olmayan müvekkillerin anlık duygusal tepkilerle avukatın stratejik beyanlarına yersiz itirazlarda bulunabildiğini ve davanın seyrini bozduğunu hatırlatmaktadır [1]. Eğer müvekkil duruşmaya katılacaksa, avukatın duruşma öncesinde müvekkilini HMK m. 78 hakkında bilgilendirmesi ve "bir şeye itiraz edeceksen önce bana fısılda, ben düzeltirim" şeklinde bir iç iletişim kuralı belirlemesi mesleki özenin bir gereğidir.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 78'deki "sessizliğin rıza sayılması" kuralı, hukuki güvenlik açısından pratik görünse de adil yargılanma hakkı ve silahların eşitliği bağlamında doktrinde haklı eleştirilere maruz kalmaktadır. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, hukuk eğitimi almamış sıradan vatandaşların, duruşma esnasında vekillerinin sarf ettiği "müddeabih, ikrar, ıslah, feragat, zamanaşımı def'i" gibi ağır teknik terimlerin sonuçlarını o saniye anlayıp "derhâl" itiraz etmelerini beklemenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu eleştirel bir dille ifade etmektedir [1]. Anlamadığı bir kavrama itiraz edemeyen tarafın, hakkından tamamen mahrum bırakılması adaletsizdir.
Bu adaletsizliğin giderilmesi için Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, HMK m. 31'de yer alan "Hâkimin Davayı Aydınlatma Ödevi"nin bu maddeyle birlikte aktif şekilde işletilmesi gerektiğini vurgulamaktadır [1]. Yazar, vekilin asilin huzurunda davayı bitirici veya hakkı zedeleyici ağır bir usul işlemi (örneğin feragat veya ikrar) yapması halinde, hâkimin pasif kalarak "asil nasılsa sustu" demek yerine; doğrudan asile dönerek "Vekiliniz davanızdan vazgeçtiğini söylüyor, bunun hukuki sonucu davayı kaybetmenizdir, onaylıyor musunuz?" şeklinde açık bir teyit almasının, hem maddenin ruhuna hem de modern usul hukukunun zayıfı koruyan yapısına çok daha uygun düşeceğini savunmaktadır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)