RESMİ METİN

Davalının birden fazla olması hâlinde yetki


MADDE 7- (1) Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. (2) Birden fazla davalının bulunduğu hâllerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 7. maddesi, birden fazla kişinin aynı davada "davalı" sıfatıyla yer aldığı (dava arkadaşlığı) durumlarda yetkili mahkemenin nasıl belirleneceğini düzenleyen temel usul normudur. HMK m. 6 uyarınca kural olarak her davalı kendi yerleşim yeri mahkemesinde dava edilme hakkına sahipken, bu madde usul ekonomisi ve kararlar arası çelişkiyi önleme amacıyla davacıya bir seçimlik hak tanımıştır. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, birden fazla davalının bulunduğu durumlarda davacının her bir davalıya karşı onun kendi yerleşim yerinde ayrı ayrı dava açma zorunluluğunun usul ekonomisine açıkça aykırı olacağını ve birbiriyle çelişen kararların çıkma riskini doğuracağını; bu nedenle HMK m. 7'nin davacıya davayı davalılardan sadece birinin ikametgâhında toplama imkânı vererek pratik bir çözüm getirdiğini savunmaktadır. Maddenin ikinci fıkrası ise, bu kolaylığın kötüye kullanılmasını (yetki saptırmasını) engelleyen emniyet sübabı niteliğindedir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Davalının birden fazla olması: Hukuki terminolojide ihtiyari (isteğe bağlı) veya mecburi (zorunlu) dava arkadaşlığı durumunu ifade eder. Birden fazla kişinin aynı sebepten (örneğin müteselsil borçtan veya iştirak halinde mülkiyetten) dolayı birlikte dava edilmesidir.
  • Bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilmesi: Davacıya tanınan yasal seçimlik yetkidir. Davacı, kanundaki sınırlar çerçevesinde davasını hangi davalının ikametgâhında açacağını seçmekte serbesttir.
  • Ortak yetkiyi taşıyan mahkeme: Dava sebebine göre tüm davalıları aynı anda kapsayan (örneğin haksız fiilin birlikte işlendiği yer veya sözleşmenin ifa yeri gibi) özel ve ortak bir yetki kuralı varsa, o mahkemenin de tercih edilebileceğini veya kesin yetki hallerinde zorunlu olarak o mahkemeye gidileceğini ifade eder.
  • Sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacı (Yetki Saptırması): Davacının, aslında husumeti bulunmayan veya dava konusuyla zayıf ilgisi olan bir kişiyi sırf onun ikametgâhındaki (örneğin davacının kendi şehrindeki) mahkemeyi yetkili kılmak için suni olarak "davalı" sıfatıyla dosyaya eklemesi durumudur.

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 7, genel yetki kuralını düzenleyen HMK m. 6'nın doğal bir uzantısı olup, usul hukukunun kalbi sayılan HMK m. 57 ve devamındaki "Dava Arkadaşlığı" müessesesi ile doğrudan bir illiyet bağı içindedir. Ayrıca yetki saptırmasına ilişkin ikinci fıkra, Türk Medeni Kanunu m. 2'de düzenlenen "dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı"nın usul hukukundaki dogmatik yansımalarından biridir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, bu maddenin dava arkadaşlığı kurumu ile yetki kurallarını organik bir biçimde birleştirdiğini, özellikle ikinci fıkradaki kötüniyetli yetki saptırması yasağının, dürüstlük kuralının usul hukukundaki en somut ve doğrudan görünümlerinden biri olduğunu belirtmektedir.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) İzmir'de ikamet eden alacaklı (A), kendisine müteselsilen (ortaklaşa) borçlu olan ve Ankara'da ikamet eden (B) ile Antalya'da ikamet eden (C)'ye karşı alacak davası açmak istemektedir. (A), her iki borçluya karşı ayrı ayrı şehirlerde dava açmak zorunda değildir. HMK m. 7/1'in tanıdığı seçimlik hak uyarınca davasını, davalıların tamamına yöneltmek şartıyla dilerse Ankara mahkemelerinde, dilerse Antalya mahkemelerinde açabilir.

(kurmaca senaryo) İstanbul'da yaşayan davacı (X), aslında husumeti sadece Trabzon'da ikamet eden asıl borçlu (Y) ile olmasına rağmen, Trabzon'da dava açmanın masraflı ve yorucu olacağını düşünmektedir. Bu nedenle (X), borçla hiçbir hukuki ilgisi bulunmayan İstanbullu komşusu (Z)'yi de asılsız bir iddiayla davalılar arasına ekleyerek davayı İstanbul mahkemelerinde açmıştır. Trabzonlu davalı (Y), bu durumu (Z'nin sırf yetkiyi İstanbul'a çekmek için eklendiğini) belirterek süresi içinde yetki itirazında bulunur. HMK m. 7/2 amir hükmü gereğince İstanbul mahkemesi, belirtilerle bu kötüniyeti tespit ederse, davasını ayırarak (Y) yönünden "yetkisizlik kararı" verir ve dosyayı Trabzon'a gönderir.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık ve mahkeme pratiğinde, birden fazla davalıya karşı açılan davalarda yetki ilk itirazının ileri sürülmesi şekli şartlara sıkı sıkıya bağlıdır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, yetki itirazında bulunacak olan asıl davalının, diğer davalının sırf kendisini o mahkemeye çekmek için dâhil edildiğini "delil ve belirtilerle" ispat etmesi gerektiğini; mahkemenin aksi ispatlanana kadar davanın geçerli açıldığını varsayacağını ve avukatların yetki ilk itirazını sunarken bu kötüniyet unsurunu sadece soyut iddialara değil somut delillere dayandırmalarının stratejik bir zorunluluk olduğunu usuli bir kural olarak hatırlatmaktadır.

7. Eleştirel Değerlendirme

HMK m. 7, teoride usul ekonomisini koruyan mantıklı bir yapı sunsa da, lafzındaki belirsizlikler doktrinde tartışmalara yol açmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, birinci fıkrada yer alan "ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır" ibaresinin uygulamada kafa karışıklığı yarattığını; bu kuralın haksız fiil gibi "seçimlik özel yetki" hallerini mi kastettiği yoksa kesin yetki halleri için mi geçerli olduğunun kanun metninde yeterince açık olmadığını ifade etmektedir. Eğer ortak yetki kesin değilse, davacının "davalılardan birinin yerleşim yeri" ile "ortak yetki yeri" arasında seçim hakkının devam etmesi gerektiği açıktır.

Diğer yandan, maddenin ikinci fıkrasında yer alan kötüniyetle yetki saptırması kuralı ispat zorlukları barındırmaktadır. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, sırf asıl davalıyı başka mahkemeye çekmek için suni bir davalı yaratıldığı hallerde davanın ayrılıp yetkisizlik kararı verilmesinin teorik olarak adil göründüğünü, ancak uygulamada bir davalının "gerçekten husumet yöneltilebilir" olup olmadığının çoğunlukla tahkikat (yargılama) aşamasında anlaşılabileceğini; bu nedenle henüz ön inceleme aşamasında (yetki itirazı incelenirken) bu kötüniyetin ispatının son derece zor olduğunu ve kanunun bu fıkrasının pratikte çok nadir işletilebildiğini belirterek eleştirel bir dille değerlendirmektedir.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.