RESMİ METİN

Fer’î müdahalenin etkisi


MADDE 69- (1) Müdahilin de yer aldığı asıl davada hüküm, taraflar hakkında verilir. (2) Fer’î müdahilin, tarafla rücu ilişkisinde, asıl davadaki uyuşmazlık hakkında yanlış karar verildiği iddiası dinlenilmez. Ancak, müdahil, zamanında ihbar yapılmadığı için davaya geç katıldığını veya yanında katıldığı tarafın iddia ve savunma imkânlarını kullanmasını engellediğini ya da kendisince bilinmeyen iddia ve savunma imkânlarının, tarafın ağır kusuru sebebiyle kullanılamadığını belirterek, yanında katıldığı tarafın yargılamayı hatalı yürüttüğünü ileri sürebilir.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 69. maddesi, fer'î müdahale kurumunun (HMK m. 66) nihai gayesini ve yargılama sonucunda doğuracağı hukuki sonuçları düzenleyen temel normdur. Bir davaya üçüncü kişi olarak katılan fer'î müdahilin, yargılama neticesinde doğrudan bir hükme muhatap olup olmayacağı ve asıl kararın müdahil ile desteklediği taraf arasındaki iç ilişkiye (rücu ilişkisine) nasıl etki edeceği bu madde ile kurala bağlanmıştır. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde [1], kanun koyucunun bu madde ile fer'î müdahilin asıl davada taraf sıfatı taşımadığı kuralını pekiştirdiğini; ancak asıl davaya katılan müdahilin, ileride kendisine karşı açılacak bir rücu davasında "davanın kötü yönetildiği" (exceptio male gesti processus) savunmasını yapmasının kural olarak engellenerek "müdahale etkisinin" (intervention effect) yaratıldığını savunmaktadır. Madde, dürüstlük kuralı ve hukuki güvenliği temin ederken, müdahilin elinde olmayan sebeplerle doğan mağduriyetleri de istisnai hallerle koruma altına almıştır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Hükmün Taraflar Hakkında Verilmesi: Fer'î müdahil, davada bağımsız bir talep (eda veya tespit) ileri süremediği için, mahkemenin vereceği nihai kararın (hükmün) alacaklısı veya borçlusu olamaz. İlamlı icra takibi, müdahil lehine veya aleyhine değil, yalnızca asıl davanın davacısı veya davalısı hakkında yapılabilir.
  • Rücu İlişkisi: Asıl davada aleyhine hüküm kurulan tarafın, ödemek zorunda kaldığı tazminatı veya katlandığı zararı, aralarındaki maddi hukuk ilişkisi (kefalet, sigorta, haksız fiil, alt işverenlik vb.) gereğince fer'î müdahile yansıtmak amacıyla açtığı ikinci (bağımsız) davadır.
  • Yanlış Karar Verildiği İddiasının Dinlenmemesi (Müdahale Etkisi): Asıl davaya katılıp delillerini sunan müdahilin, rücu davasında "Aslında o davayı biz haklıydık, mahkeme yanlış karar verdi, borçlu değildik" şeklinde asıl davanın esasına yönelik bir itirazda bulunamaması, asıl mahkemenin tespitleriyle bağlı olmasıdır.
  • İstisnai Haller (Kötü Yönetim Def'i): Müdahilin müdahale etkisinden kurtulabileceği üç kanuni durumdur: (1) İhbarın çok geç yapılması sebebiyle davaya geç katılıp delil sunamaması, (2) Desteklediği asıl tarafın, müdahilin iddia ve savunma yapmasını kasten engellemesi, (3) Müdahilin bilmediği ancak asıl tarafın bildiği savunma imkânlarının asıl tarafın "ağır kusuru" ile dosyaya sunulmamasıdır.

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 69, fer'î müdahalenin usulünü düzenleyen HMK m. 66 ve müdahilin işlemlerini sınırlayan HMK m. 68 ile sarsılmaz bir dogmatik bütünlük içindedir. Müdahilin, HMK m. 68 uyarınca "asıl tarafın işlem ve açıklamalarına aykırı hareket edememesi" kuralının yarattığı dezavantaj, HMK m. 69/2'deki istisnalarla dengelenmiştir. Ayrıca bu madde, HMK m. 64 atfıyla "davanın ihbarı" kurumunun da kalbini oluşturur; zira davaya ihbar üzerine hiç katılmayan üçüncü kişi dahi kural olarak bu maddedeki müdahale etkisiyle bağlanır. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında [1], HMK m. 69'da düzenlenen "müdahale etkisinin", HMK m. 303'te düzenlenen "maddi anlamda kesin hüküm"den farklı olduğunu; kesin hükmün taraflar arasında ve aynı dava konusunda mutlak bir yasağı ifade ettiğini, müdahale etkisinin ise yalnızca "rücu ilişkisinde asıl davanın sonucunun veri (bağlayıcı tespit) olarak kabul edilmesi" anlamına geldiğini belirtmektedir.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) İş sahibi, binanın çatısındaki akıntı nedeniyle ana yükleniciye karşı tazminat davası açmıştır. Ana yüklenici, izolasyon işini yapan alt taşeronu davaya çağırmış ve alt taşeron ana yüklenicinin yanında fer'î müdahil olarak davaya katılmıştır. Tahkikat boyunca birlikte savunma yapmalarına rağmen mahkeme davayı kabul etmiş ve ana yükleniciyi tazminata mahkûm etmiştir. Hüküm sadece iş sahibi ile ana yüklenici arasında kurulmuştur (HMK m. 69/1). Daha sonra ana yüklenici, ödediği bedeli rücu etmek için alt taşerona dava açmıştır. Alt taşeron (fer'î müdahil), rücu davasında HMK m. 69/2 uyarınca "Çatı aslında sağlamdı, ilk mahkeme hatalı karar verdi" şeklinde bir iddia ileri süremez; asıl kararın bağlayıcılığı altındadır.

(kurmaca senaryo) Alacaklı banka, kredi borcu için asıl borçluya dava açmış, asıl borçlu da müşterek kefili davaya fer'î müdahil olarak çağırmıştır. Kefil davaya katılmış ve borcun aslında ödendiğine dair dekont sunmak istemiştir. Ancak asıl borçlu (desteklenen taraf), mahkeme huzurunda "Ben o dekontların bu borca ait olduğunu kabul etmiyorum" diyerek müdahilin savunma yapmasını engellemiştir (HMK m. 68 uyarınca müdahil tarafa aykırı işlem yapamaz). Asıl dava kaybedilmiş ve borçlu, kefile rücu etmiştir. Kefil, rücu davasında HMK m. 69/2'deki istisnaya dayanarak; "Asıl davada benim ödeme savunmamı sen kendin engelledin, bu nedenle asıl mahkeme kararındaki borç tespiti beni bağlamaz" savunmasını yapar ve müdahale etkisinden kurtulur.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık mesleği pratiğinde, HMK m. 69'un ikinci fıkrasındaki istisnaları ispatlayabilmek büyük bir usuli özen gerektirir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında [1], fer'î müdahil vekili olarak davaya katılan meslektaşların, asıl tarafın tutumu nedeniyle sunamadıkları veya engellendikleri savunma vasıtalarını mutlaka duruşma tutanaklarına şerh ettirmeleri veya mahkemeye yazılı bir beyan dilekçesiyle sunarak dosya kapsamına (itiraz olarak) dâhil etmeleri gerektiğini; aksi takdirde ileride açılacak rücu davasında "savunma hakkım asıl tarafça engellendi" iddiasını ispatlamanın fiilen imkânsız hale geleceğini stratejik bir kural olarak hatırlatmaktadır.

7. Eleştirel Değerlendirme

HMK m. 69'da düzenlenen müdahale etkisi, maddi hukuktaki rücu ilişkisini usul hukukuna bağlayan başarılı bir norm olsa da, fıkradaki bazı lafızlar doktrinde haklı eleştirilere maruz kalmaktadır. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1], ikinci fıkrada yer alan "tarafın ağır kusuru sebebiyle kullanılamadığını" ibaresini şiddetle eleştirmektedir. Yazar, asıl davanın tarafının, müdahilce bilinmeyen bir delili "hafif kusuruyla" (örneğin dikkatsizlikle veya dosyayı iyi okumamasıyla) ileri sürmemiş olması halinde bile, müdahilin sırf bu kanun lafzındaki "ağır kusur" eşiği yüzünden zarara katlanmak zorunda bırakılmasının adaletsiz olduğunu; asıl tarafın her türlü kusurlu ihmalinin müdahili bağlayıcılıktan kurtarması gerektiğini ifade etmektedir.

Ayrıca, Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1], "müdahale etkisi" kavramının HMK m. 303'teki "kesin hüküm" kavramı ile uygulamadaki mahkemelerce sıkça karıştırıldığına dikkat çekmektedir. Uygulamada rücu davasına bakan hâkimler, asıl davanın sonucunu fer'î müdahil açısından çoğu zaman yanlış bir nitelendirmeyle "kesin hüküm" olarak değerlendirerek rücu davasında HMK m. 69/2 istisnalarını incelemeyi dahi reddetmektedirler. Yazar, kanun koyucunun rücu ilişkisindeki bu etkinin niteliğini ve kapsamını, usul dogmatiğindeki "kesin hüküm" karmaşasını bitirecek şekilde çok daha net ve tafsilatlı bir lafızla kanun metnine derç etmesi gerektiğini savunmaktadır.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.