1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 68. maddesi, mahkemenin ara kararıyla
davaya fer'i müdahil olarak kabul edilen üçüncü kişinin yargılama içerisindeki
usuli konumunu, yetkilerini ve sınırlarını tayin eden temel normdur. Bu madde,
fer'i müdahilin asıl davanın bir "tarafı" (süjesi) olmadığını, yalnızca
desteklediği tarafın "yardımcısı" (fer'isi) statüsünde bulunduğunu yasal
güvence altına almaktadır. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, fer’î müdahilin
bağımsız bir taraf sıfatı taşımadığını, yalnızca asıl tarafın "yardımcısı"
statüsünde olduğunu ve bu nedenle yargılamayı baştan başlatma veya geriye
götürme yetkisi olmaksızın ancak katıldığı evreden itibaren kabul etmek zorunda
kaldığını savunmaktadır [1]. Madde, bir yandan müdahilin hak arama özgürlüğünü
tesis ederken, diğer yandan asıl tarafın kendi davası üzerindeki tasarruf
yetkisini ve hâkimiyetini koruyan hassas bir denge üzerine inşa edilmiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Bulunduğu Noktadan İtibaren Takip Edebilme: Fer'i müdahilin davaya
katılmasıyla birlikte eski usul işlemlerinin tekrarlanamayacağı, kaçırılmış
sürelerin yeniden canlandırılamayacağı ilkesidir. Müdahil, davaya hangi aşamada
(ön inceleme, tahkikat, karar öncesi) dâhil olmuşsa yargılamayı o haliyle
(usuli kazanılmış haklara ve hak düşürücü sürelere riayet ederek) devralır.
- Yanında Katıldığı Tarafın Yararına Olan İşlemler: Müdahilin, davaya
katıldığı tarafın durumunu ağırlaştıracak veya onun menfaatleriyle çelişecek
(örneğin borcu ikrar etme, davadan feragat etme) iddia ve savunmalarda
bulunamaması kuralıdır.
- İşlem ve Açıklamalara Aykırı Olmamsı (Bağımlılık Kuralı): Müdahilin
usul işlemlerinin, asıl tarafın iradesiyle çatışmaması mecburiyetidir. Asıl
tarafın açıkça vazgeçtiği bir savunmayı veya kabul ettiği bir vakıayı, müdahil
yeniden tartışmaya açamaz. Çelişki halinde asıl tarafın beyanı esas alınır.
- Taraflara Bildirilen İşlemlerin Müdahile de Tebliği: Hukuki dinlenilme
hakkının usuli uzantısıdır. Müdahale talebi kabul edildikten sonra, mahkemenin
celse zabıtlarını, bilirkişi raporlarını ve her türlü ara/nihai kararı müdahile
de tebliğ etme zorunluluğudur.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 68, fer'i müdahale şartlarını düzenleyen HMK m. 66 ile bu müdahalenin
rücu davasındaki sonuçlarını düzenleyen HMK m. 69 arasında kilit bir usul
köprüsüdür. Maddenin ikinci fıkrasında yer alan tebligat zorunluluğu, doğrudan
doğruya HMK m. 27'deki "Hukuki Dinlenilme Hakkı" ile organik bir bütünlük
içindedir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında,
müdahilin asıl tarafın işlem ve açıklamalarına aykırı usul işlemi yapamama
kuralının, asıl davanın sevk ve idaresini asıl tarafta tutan ve yargılamada çok
seslilikten doğacak usul karmaşasını önleyen dogmatik bir gereklilik olduğunu
belirtmektedir [1].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Taşeron firma (A)'ya açılan tazminat davasında, asıl
işveren (B) tahkikat aşamasının sonuna doğru davaya (A)'nın yanında fer'i
müdahil olarak katılmıştır. Davalı taşeron (A), daha önceki duruşmalarda
"kullanılan malzemelerin bir kısmının standart dışı olduğunu" mahkeme huzurunda
ikrar etmiştir. Müdahil (B), davaya katıldıktan sonra bu malzemelerin aslında
tamamen standartlara uygun olduğunu savunarak yeni bir bilirkişi incelemesi
talep etmiştir. Mahkeme, HMK m. 68/1 uyarınca müdahil (B)'nin bu talebini, asıl
taraf (A)'nın "önceki işlem ve açıklamalarına (ikrarına) aykırı olduğu"
gerekçesiyle reddetmiştir.
(kurmaca senaryo) Davacı, trafik kazası nedeniyle araç sürücüsü aleyhine
maddi tazminat davası açmıştır. Araç maliki olan sigorta şirketi, davaya
sürücünün yanında fer'i müdahil olarak katılmıştır. Dava dilekçeler teatisi
(cevap ve cevaba cevap) aşaması bittikten sonra müdahil olan sigorta şirketi,
davacının taleplerine karşı "zamanaşımı def'i" ileri sürmüştür. Ancak asıl
taraf olan sürücü, süresi içinde zamanaşımı def'inde bulunmamıştır. Mahkeme,
HMK m. 68/1 gereğince müdahilin davayı "ancak bulunduğu noktadan itibaren takip
edebileceğini" ve cevap süresi geçtiği için savunmanın genişletilmesi yasağının
müdahil için de geçerli olduğunu belirterek zamanaşımı def'ini dikkate
almamıştır.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, HMK m. 68 hükmü fer'i müdahalenin zamanlamasının
ne kadar hayati olduğunu ortaya koymaktadır. Sungurtekin Özkan, Hukuk
Yargılaması çalışmasında, üçüncü kişinin davanın açıldığını öğrenir öğrenmez,
gecikmeksizin ve henüz delillerin sunulması (tahkikat) aşamasına geçilmeden
davaya müdahil olmasının gerektiğini; aksi takdirde "bulunduğu noktadan
itibaren" kuralı yüzünden müdahilin eli kolu bağlı bir şekilde yalnızca
izleyici konumunda kalacağını ve muhtemel bir rücu davası için gerekli
delilleri dosyaya sunamayacağını usuli ve stratejik bir kural olarak
hatırlatmaktadır [1]. Ayrıca, mahkemenin müdahale kararından sonra tebligatları
atlaması mutlak bir bozma sebebi olduğundan, müdahil vekillerinin UYAP
üzerinden dosyaya eklenen evrakları ve tebligat süreçlerini titizlikle takip
etmeleri şarttır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 68'de düzenlenen fer'i müdahilin "asıl tarafın işlem ve açıklamalarına
aykırı hareket edememesi" kuralı, asıl davanın tarafları arasında üçüncü kişiye
zarar vermeye yönelik gizli bir anlaşma (muvazaa) olması ihtimalinde
yargılamayı adaletsiz bir sonuca sürüklemektedir. Budak/Karaaslan, Hukuk
Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, asıl tarafın davasını bilerek kötü
yönettiği, kasten yanlış beyanlarda bulunduğu veya kötüniyetli ikrarlarla
davayı kaybetmeye çalıştığı hallerde, müdahilin sırf "bağımlılık" kuralı
yüzünden bu işlemlere itiraz edememesinin ve davanın aleyhine sonuçlanmasını
izlemek zorunda kalmasının, hak arama özgürlüğüyle bağdaşmadığını eleştirel bir
dille ifade etmektedir [1].
Bununla birlikte, Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde,
"bulunduğu noktadan itibaren katılma" kuralının mutlak şekilde uygulanmasını
eleştirmektedir [1]. Özellikle davanın taraflarından birinin, üçüncü kişiye
davanın ihbarını (HMK m. 61) bilerek geciktirdiği ve üçüncü kişinin tahkikat
bittikten sonra davadan haberdar olabildiği durumlarda; müdahile eski usul
işlemlerini sorgulama veya yeni delil sunma imkânı tanınmamasının adil
yargılanma hakkını zedelediği savunulmaktadır. Kanun koyucunun, davanın kötü
yönetildiği veya ihbarın kasten geciktirildiği "istisnai kötüniyet hallerinde",
fer'i müdahile asıl tarafın iradesinden bağımsız savunma yapabilme hakkı
tanıyan esnek bir norm (örneğin Alman Usul Hukukundaki gibi genişletilmiş
müdahil hakları) ihdas etmesi modern usul hukukunun bir gereğidir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 68. maddesi, mahkemenin ara kararıyla davaya fer'i müdahil olarak kabul edilen üçüncü kişinin yargılama içerisindeki usuli konumunu, yetkilerini ve sınırlarını tayin eden temel normdur. Bu madde, fer'i müdahilin asıl davanın bir "tarafı" (süjesi) olmadığını, yalnızca desteklediği tarafın "yardımcısı" (fer'isi) statüsünde bulunduğunu yasal güvence altına almaktadır. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, fer’î müdahilin bağımsız bir taraf sıfatı taşımadığını, yalnızca asıl tarafın "yardımcısı" statüsünde olduğunu ve bu nedenle yargılamayı baştan başlatma veya geriye götürme yetkisi olmaksızın ancak katıldığı evreden itibaren kabul etmek zorunda kaldığını savunmaktadır [1]. Madde, bir yandan müdahilin hak arama özgürlüğünü tesis ederken, diğer yandan asıl tarafın kendi davası üzerindeki tasarruf yetkisini ve hâkimiyetini koruyan hassas bir denge üzerine inşa edilmiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 68, fer'i müdahale şartlarını düzenleyen HMK m. 66 ile bu müdahalenin rücu davasındaki sonuçlarını düzenleyen HMK m. 69 arasında kilit bir usul köprüsüdür. Maddenin ikinci fıkrasında yer alan tebligat zorunluluğu, doğrudan doğruya HMK m. 27'deki "Hukuki Dinlenilme Hakkı" ile organik bir bütünlük içindedir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, müdahilin asıl tarafın işlem ve açıklamalarına aykırı usul işlemi yapamama kuralının, asıl davanın sevk ve idaresini asıl tarafta tutan ve yargılamada çok seslilikten doğacak usul karmaşasını önleyen dogmatik bir gereklilik olduğunu belirtmektedir [1].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Taşeron firma (A)'ya açılan tazminat davasında, asıl işveren (B) tahkikat aşamasının sonuna doğru davaya (A)'nın yanında fer'i müdahil olarak katılmıştır. Davalı taşeron (A), daha önceki duruşmalarda "kullanılan malzemelerin bir kısmının standart dışı olduğunu" mahkeme huzurunda ikrar etmiştir. Müdahil (B), davaya katıldıktan sonra bu malzemelerin aslında tamamen standartlara uygun olduğunu savunarak yeni bir bilirkişi incelemesi talep etmiştir. Mahkeme, HMK m. 68/1 uyarınca müdahil (B)'nin bu talebini, asıl taraf (A)'nın "önceki işlem ve açıklamalarına (ikrarına) aykırı olduğu" gerekçesiyle reddetmiştir.
(kurmaca senaryo) Davacı, trafik kazası nedeniyle araç sürücüsü aleyhine maddi tazminat davası açmıştır. Araç maliki olan sigorta şirketi, davaya sürücünün yanında fer'i müdahil olarak katılmıştır. Dava dilekçeler teatisi (cevap ve cevaba cevap) aşaması bittikten sonra müdahil olan sigorta şirketi, davacının taleplerine karşı "zamanaşımı def'i" ileri sürmüştür. Ancak asıl taraf olan sürücü, süresi içinde zamanaşımı def'inde bulunmamıştır. Mahkeme, HMK m. 68/1 gereğince müdahilin davayı "ancak bulunduğu noktadan itibaren takip edebileceğini" ve cevap süresi geçtiği için savunmanın genişletilmesi yasağının müdahil için de geçerli olduğunu belirterek zamanaşımı def'ini dikkate almamıştır.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, HMK m. 68 hükmü fer'i müdahalenin zamanlamasının ne kadar hayati olduğunu ortaya koymaktadır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, üçüncü kişinin davanın açıldığını öğrenir öğrenmez, gecikmeksizin ve henüz delillerin sunulması (tahkikat) aşamasına geçilmeden davaya müdahil olmasının gerektiğini; aksi takdirde "bulunduğu noktadan itibaren" kuralı yüzünden müdahilin eli kolu bağlı bir şekilde yalnızca izleyici konumunda kalacağını ve muhtemel bir rücu davası için gerekli delilleri dosyaya sunamayacağını usuli ve stratejik bir kural olarak hatırlatmaktadır [1]. Ayrıca, mahkemenin müdahale kararından sonra tebligatları atlaması mutlak bir bozma sebebi olduğundan, müdahil vekillerinin UYAP üzerinden dosyaya eklenen evrakları ve tebligat süreçlerini titizlikle takip etmeleri şarttır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 68'de düzenlenen fer'i müdahilin "asıl tarafın işlem ve açıklamalarına aykırı hareket edememesi" kuralı, asıl davanın tarafları arasında üçüncü kişiye zarar vermeye yönelik gizli bir anlaşma (muvazaa) olması ihtimalinde yargılamayı adaletsiz bir sonuca sürüklemektedir. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, asıl tarafın davasını bilerek kötü yönettiği, kasten yanlış beyanlarda bulunduğu veya kötüniyetli ikrarlarla davayı kaybetmeye çalıştığı hallerde, müdahilin sırf "bağımlılık" kuralı yüzünden bu işlemlere itiraz edememesinin ve davanın aleyhine sonuçlanmasını izlemek zorunda kalmasının, hak arama özgürlüğüyle bağdaşmadığını eleştirel bir dille ifade etmektedir [1].
Bununla birlikte, Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, "bulunduğu noktadan itibaren katılma" kuralının mutlak şekilde uygulanmasını eleştirmektedir [1]. Özellikle davanın taraflarından birinin, üçüncü kişiye davanın ihbarını (HMK m. 61) bilerek geciktirdiği ve üçüncü kişinin tahkikat bittikten sonra davadan haberdar olabildiği durumlarda; müdahile eski usul işlemlerini sorgulama veya yeni delil sunma imkânı tanınmamasının adil yargılanma hakkını zedelediği savunulmaktadır. Kanun koyucunun, davanın kötü yönetildiği veya ihbarın kasten geciktirildiği "istisnai kötüniyet hallerinde", fer'i müdahile asıl tarafın iradesinden bağımsız savunma yapabilme hakkı tanıyan esnek bir norm (örneğin Alman Usul Hukukundaki gibi genişletilmiş müdahil hakları) ihdas etmesi modern usul hukukunun bir gereğidir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)