1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 63. maddesi, davanın ihbarı (HMK m. 61)
süreci neticesinde mahkeme aracılığıyla uyuşmazlıktan haberdar edilen üçüncü
kişinin, yargılama sahnesindeki konumunu ve sahip olduğu usuli seçim hakkını
düzenlemektedir. İhbar kurumu, tek başına üçüncü kişiyi davanın bir tarafı
(süjesi) yapmaya yetmez; sadece ona kapıyı aralar. HMK m. 63, bu aralanan
kapıdan içeri girip girmeme inisiyatifini tamamen kendisine ihbarda bulunulan
kişiye bırakan temel normdur. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun
koyucunun bu hükümle ihbar edilen kişiye "fer'i müdahil" sıfatıyla davaya
katılma imkânı tanıdığını; bu katılımın bir zorunluluk (mecburiyet) değil,
tamamen üçüncü kişinin kendi rücu riskini bertaraf etmeye yönelik usuli bir
savunma hakkı (ihtiyari bir eylem) olduğunu savunmaktadır. Madde, maddi
hukuktaki rücu ilişkilerini usul hukukunun müdahale kurumuyla entegre eden
yasal bir köprüdür.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Dava Kendisine İhbar Edilen Kişi: HMK m. 61 uyarınca asıl davanın
taraflarından birinin talebi üzerine, mahkeme vasıtasıyla yargılamanın varlığı
ve ihbarın gerekçesi kendisine resmen bildirilen, ancak asıl davanın (davacı
veya davalı sıfatıyla) tarafı olmayan üçüncü kişidir.
- Hukuki Yararı Olan Taraf: Katılımın temel şartı olan "hukuki yarar",
alelade bir sempati veya ekonomik beklenti değil; davanın kaybedilmesi halinde
ihbar edenin kendisine rücu etmesi (zararı yansıtması) riskine karşı korunma
arzusundan doğan somut ve hukuki bir menfaattir. Üçüncü kişi, asıl davanın
hangi tarafı kazanırsa kendisi rücu tehdidinden kurtulacaksa, o tarafın (ihbar
edenin veya diğer tarafın) yanında yer alır.
- Davaya Katılabilir: İhbar edilen kişinin, asıl davanın tarafı (asli
süjesi) olarak değil, yalnızca "fer'i müdahil" (yardımcı taraf) statüsünde
yargılamaya dâhil olabilmesidir. Bu ibaredeki "katılabilir" kelimesi, katılımın
ihtiyari (isteğe bağlı) olduğunu ve üçüncü kişinin davayı dışarıdan izlemeyi de
tercih edebileceğini vurgular.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 63, ihbar kurumunun başlangıcını düzenleyen HMK m. 61 ile fer'i
müdahalenin şartlarını ve usulünü düzenleyen HMK m. 66 arasında zorunlu bir
dogmatik geçiş noktasıdır. Dava kendisine ihbar edilen kişinin davaya katılmak
istemesi halinde yapacağı usuli işlemler ve sahip olacağı yetkiler, doğrudan
doğruya fer'i müdahale (HMK m. 66 ve devamı) hükümlerine tabidir.
Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 63'ün ihbar
ile müdahale arasındaki "illiyet bağını" kurduğunu; ihbar üzerine davaya
katılan kişinin bağımsız bir taraf ehliyetine sahip olmadığını, sadece yanında
katıldığı tarafın (davacı veya davalının) haklılığını ispat etmek üzere ona
yardımcı olan, onun iradesine tabi bir usuli statü kazandığını belirtmektedir.
Ayrıca bu madde, ihbar edilenin davaya katılmaması halindeki rücu sonuçlarını
düzenleyen HMK m. 69'un hazırlık safhasıdır.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Satıcı (A)'dan bir otomobil satın alan davacı (B),
otomobilin motorunun tamamen kusurlu (ayıplı) çıkması üzerine (A)'ya karşı
sözleşmeden dönme ve bedel iadesi davası açmıştır. Davalı (A), bu aracı ana
distribütör (C)'den aldığını ve davayı kaybederse ödediği bedeli (C)'ye rücu
edeceğini belirterek HMK m. 61 uyarınca davayı distribütör (C)'ye ihbar
etmiştir. İhbarı alan (C), aracın fabrikasyon bir hatası olmadığını, hatanın
alıcı (B)'nin kötü kullanımından kaynaklandığını ispatlamak ve gelecekteki rücu
davasından kurtulmak için, HMK m. 63 amir hükmü gereğince, davayı kazanmasında
hukuki yararı bulunan davalı satıcı (A) yanında davaya (fer'i müdahil olarak)
katılır.
(kurmaca senaryo) Alacaklı banka, kredi borcunu ödemeyen müşterek müteselsil
kefile karşı alacak davası açmıştır. Kefil, davayı asıl borçluya ihbar
etmiştir. İhbarı alan asıl borçlu, "Ben bu borcu zaten bankaya aylar önce elden
ödemiştim" diyerek, kendisinin de rücu tehdidi altında kalmaması için HMK m. 63
uyarınca davalı kefilin yanında davaya katılarak ödeme dekontlarını mahkemeye
sunar.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, müvekkilin bir davanın ihbarını alması son derece
stratejik bir eşiktir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında,
kendisine dava ihbar edilen kişinin avukatının, asıl davanın gidişatını uzaktan
izlemek gibi pasif bir hataya düşmemesi gerektiğini; ihbar edenin davayı eksik
veya hatalı yürüterek kaybetmesi halinde, HMK m. 69 uyarınca ihbar edilenin de
(istisnalar hariç) bu kötü sonuçla bağlanacağını, bu nedenle rücu riski varsa
derhal HMK m. 63 kapsamında davaya fer'i müdahil olarak katılıp delillerin
toplanmasına ve savunmaya aktif destek verilmesinin mesleki özenin bir gereği
olduğunu usuli bir kural olarak hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 63, ihbar edilen kişinin usuli durumunu düzenlerken son derece sığ ve
yetersiz bir lafız kullanmıştır. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu
Şerhi eserinde, maddedeki "davaya katılabilir" ifadesinin teknik bir usul
terimi olmadığını; bu katılımın hukuki mahiyetinin "fer'i müdahale" (HMK m. 66)
olduğunun kanun metninde açıkça zikredilmemesinin dogmatik bir eksiklik (kanun
yapma tekniği hatası) olduğunu eleştirmektedir. Zira ihbar üzerine davaya
katılan kişinin asli müdahil mi yoksa mecburi dava arkadaşı mı olacağı
hususunda kanun lafzında belirginlik yoktur; bu boşluk ancak doktrin ve
içtihatla doldurulmaktadır.
Ayrıca, Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, maddenin
sadece "taraf yanında" katılmayı (fer'i müdahaleyi) öngörmesini
eleştirmektedir. Uygulamada, kendisine dava ihbar edilen kişinin menfaati, her
iki tarafın da davasının reddedilmesinde veya dava konusu hakkın aslında
kendisine ait olduğunun tespit edilmesinde (Asli Müdahale - HMK m. 65)
bulunabilir. Kanunun, ihbar edilen kişiye sadece "bir tarafın
yancısı/yardımcısı" olma rolünü biçmesi, modern usul hukukunun üçüncü kişileri
koruyan esnek yapısıyla örtüşmemektedir. İhbar edilen kişinin, şartları varsa
doğrudan kendi adına her iki tarafa karşı asli müdahale davası açabileceği
hususunun bu maddede alternatif bir seçimlik hak olarak açıkça düzenlenmesi
isabetli olacaktır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 63. maddesi, davanın ihbarı (HMK m. 61) süreci neticesinde mahkeme aracılığıyla uyuşmazlıktan haberdar edilen üçüncü kişinin, yargılama sahnesindeki konumunu ve sahip olduğu usuli seçim hakkını düzenlemektedir. İhbar kurumu, tek başına üçüncü kişiyi davanın bir tarafı (süjesi) yapmaya yetmez; sadece ona kapıyı aralar. HMK m. 63, bu aralanan kapıdan içeri girip girmeme inisiyatifini tamamen kendisine ihbarda bulunulan kişiye bırakan temel normdur. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu hükümle ihbar edilen kişiye "fer'i müdahil" sıfatıyla davaya katılma imkânı tanıdığını; bu katılımın bir zorunluluk (mecburiyet) değil, tamamen üçüncü kişinin kendi rücu riskini bertaraf etmeye yönelik usuli bir savunma hakkı (ihtiyari bir eylem) olduğunu savunmaktadır. Madde, maddi hukuktaki rücu ilişkilerini usul hukukunun müdahale kurumuyla entegre eden yasal bir köprüdür.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 63, ihbar kurumunun başlangıcını düzenleyen HMK m. 61 ile fer'i müdahalenin şartlarını ve usulünü düzenleyen HMK m. 66 arasında zorunlu bir dogmatik geçiş noktasıdır. Dava kendisine ihbar edilen kişinin davaya katılmak istemesi halinde yapacağı usuli işlemler ve sahip olacağı yetkiler, doğrudan doğruya fer'i müdahale (HMK m. 66 ve devamı) hükümlerine tabidir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 63'ün ihbar ile müdahale arasındaki "illiyet bağını" kurduğunu; ihbar üzerine davaya katılan kişinin bağımsız bir taraf ehliyetine sahip olmadığını, sadece yanında katıldığı tarafın (davacı veya davalının) haklılığını ispat etmek üzere ona yardımcı olan, onun iradesine tabi bir usuli statü kazandığını belirtmektedir. Ayrıca bu madde, ihbar edilenin davaya katılmaması halindeki rücu sonuçlarını düzenleyen HMK m. 69'un hazırlık safhasıdır.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Satıcı (A)'dan bir otomobil satın alan davacı (B), otomobilin motorunun tamamen kusurlu (ayıplı) çıkması üzerine (A)'ya karşı sözleşmeden dönme ve bedel iadesi davası açmıştır. Davalı (A), bu aracı ana distribütör (C)'den aldığını ve davayı kaybederse ödediği bedeli (C)'ye rücu edeceğini belirterek HMK m. 61 uyarınca davayı distribütör (C)'ye ihbar etmiştir. İhbarı alan (C), aracın fabrikasyon bir hatası olmadığını, hatanın alıcı (B)'nin kötü kullanımından kaynaklandığını ispatlamak ve gelecekteki rücu davasından kurtulmak için, HMK m. 63 amir hükmü gereğince, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan davalı satıcı (A) yanında davaya (fer'i müdahil olarak) katılır.
(kurmaca senaryo) Alacaklı banka, kredi borcunu ödemeyen müşterek müteselsil kefile karşı alacak davası açmıştır. Kefil, davayı asıl borçluya ihbar etmiştir. İhbarı alan asıl borçlu, "Ben bu borcu zaten bankaya aylar önce elden ödemiştim" diyerek, kendisinin de rücu tehdidi altında kalmaması için HMK m. 63 uyarınca davalı kefilin yanında davaya katılarak ödeme dekontlarını mahkemeye sunar.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, müvekkilin bir davanın ihbarını alması son derece stratejik bir eşiktir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, kendisine dava ihbar edilen kişinin avukatının, asıl davanın gidişatını uzaktan izlemek gibi pasif bir hataya düşmemesi gerektiğini; ihbar edenin davayı eksik veya hatalı yürüterek kaybetmesi halinde, HMK m. 69 uyarınca ihbar edilenin de (istisnalar hariç) bu kötü sonuçla bağlanacağını, bu nedenle rücu riski varsa derhal HMK m. 63 kapsamında davaya fer'i müdahil olarak katılıp delillerin toplanmasına ve savunmaya aktif destek verilmesinin mesleki özenin bir gereği olduğunu usuli bir kural olarak hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 63, ihbar edilen kişinin usuli durumunu düzenlerken son derece sığ ve yetersiz bir lafız kullanmıştır. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, maddedeki "davaya katılabilir" ifadesinin teknik bir usul terimi olmadığını; bu katılımın hukuki mahiyetinin "fer'i müdahale" (HMK m. 66) olduğunun kanun metninde açıkça zikredilmemesinin dogmatik bir eksiklik (kanun yapma tekniği hatası) olduğunu eleştirmektedir. Zira ihbar üzerine davaya katılan kişinin asli müdahil mi yoksa mecburi dava arkadaşı mı olacağı hususunda kanun lafzında belirginlik yoktur; bu boşluk ancak doktrin ve içtihatla doldurulmaktadır.
Ayrıca, Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, maddenin sadece "taraf yanında" katılmayı (fer'i müdahaleyi) öngörmesini eleştirmektedir. Uygulamada, kendisine dava ihbar edilen kişinin menfaati, her iki tarafın da davasının reddedilmesinde veya dava konusu hakkın aslında kendisine ait olduğunun tespit edilmesinde (Asli Müdahale - HMK m. 65) bulunabilir. Kanunun, ihbar edilen kişiye sadece "bir tarafın yancısı/yardımcısı" olma rolünü biçmesi, modern usul hukukunun üçüncü kişileri koruyan esnek yapısıyla örtüşmemektedir. İhbar edilen kişinin, şartları varsa doğrudan kendi adına her iki tarafa karşı asli müdahale davası açabileceği hususunun bu maddede alternatif bir seçimlik hak olarak açıkça düzenlenmesi isabetli olacaktır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)