1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 62. maddesi, bir önceki maddede (HMK m. 61)
temelleri atılan "davanın ihbarı" kurumunun usuli şekil şartlarını ve ihbar
işleminin asıl davanın akışı üzerindeki zamansal etkisini düzenlemektedir.
İhbar kurumu, rücu ilişkilerini teminat altına alıp çelişik kararları önlerken,
aynı zamanda asıl yargılamanın kötüniyetli uzatma taktiklerine kurban gitmemesi
gerekir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile
ihbar kurumunu sıkı şekil şartlarına bağladığını; ihbarın yazılı ve gerekçeli
yapılmasının, üçüncü kişinin davaya hangi statüde ve neden çağrıldığını net bir
şekilde anlaması bakımından hukuki dinlenilme hakkının temel bir gereği
olduğunu savunmaktadır. İkinci fıkra ise ihbarın asıl davayı durduran
(geciktiren) bir bahane olmasını engelleyen koruyucu bir mekanizmadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Yazılı Olarak Yapılması: Davanın ihbarının mahkeme huzurunda sözlü bir
beyanla (örneğin duruşma tutanağına geçirilerek) yapılamayacağını, mutlaka
yazılı bir dilekçe ile mahkemeye sunulması ve mahkeme vasıtasıyla üçüncü kişiye
tebliğ edilmesi gerektiğini ifade eder.
- İhbar Sebebinin Gerekçeleriyle Açıklanması: İhbar eden tarafın, ihbar
dilekçesinde rücu (dönme) riskinin kaynağını (örneğin aralarındaki sözleşmeyi,
kefaleti veya haksız fiil sorumluluğunu) somut vakıalarla ve hukuki
temelleriyle ortaya koyma zorunluluğudur.
- Yargılamanın Hangi Aşamada Bulunduğu: Üçüncü kişinin davaya müdahil
olup olmayacağına karar verebilmesi için hayati önem taşıyan bir bilgidir. Dava
dilekçeler teatisi aşamasında mı, ön incelemede mi, yoksa tahkikatın sonuna mı
gelindiği ihbar dilekçesinde açıkça belirtilmelidir.
- Yargılamanın Bir Başka Güne Bırakılamaması: İhbar talebinde
bulunulmasının veya ihbar dilekçesinin üçüncü kişiye gönderilmesinin, asıl
davanın planlanan duruşma gününü, sürelerini ve tahkikat işlemlerini kural
olarak durdurmayacağı ve geciktirmeyeceği ilkesidir.
- Zorunlu Durumlar ve Tevali (Zincirleme): HMK m. 61/2 uyarınca kendisine
ihbar yapılan kişinin de bir dördüncü kişiye ihbarda bulunmak için zaman
istemesi gibi, usuli bir tıkanıklığın yaşandığı anlarda mahkemenin istisnai
olarak süre verebilmesidir.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 62, "İhbar ve şartları"nı düzenleyen HMK m. 61 ve fer'i müdahaleyi
düzenleyen HMK m. 66 hükümleriyle şekli ve dogmatik bir bütünlük içindedir.
Maddenin ikinci fıkrası, usul hukukunun bel kemiği olan HMK m. 30'daki "Usul
Ekonomisi" ilkesinin doğrudan bir tezahürüdür. Pekcanıtez/Atalay/Özekes,
Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 62/2'de yer alan yargılamanın başka
güne bırakılamayacağı kuralının, davanın ihbarı kurumunun davayı sürüncemede
bırakmaya yönelik kötüniyetli (şantajvari) bir usuli silah olarak
kullanılmasını engelleyen en etkili normatif fren mekanizması olduğunu
belirtmektedir [1].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan bir alacak
davasında, tahkikatın bitmesine bir celse kala davalı şirket, eski yönetim
kurulu başkanına davanın ihbar edilmesini yazılı bir dilekçeyle talep etmiştir.
Davalı, dilekçesinde davayı kaybetmeleri halinde zararı eski başkana rücu
edeceklerini (gerekçe) ve davanın bilirkişi raporu itirazları aşamasında
(aşama) olduğunu belirtmiştir. Davalı, ihbar dilekçesinin tebliğ edilip eski
başkanın davaya katılıp katılmayacağı belli olana kadar sıradaki duruşmanın
iptal edilerek davanın ertelenmesini istemiştir. Hâkim, HMK m. 62/2 amir hükmü
gereğince, ihbar talebini kabul edip dilekçeyi eski başkana tebliğe çıkarmış,
ancak yargılamayı başka güne bırakmayarak mevcut duruşmayı icra etmiş ve
tahkikat işlemlerine kesintisiz devam etmiştir.
(kurmaca senaryo) Bir tüketici mahkemesinde davalı satıcı, ürünün üreticisine
ihbarda bulunmuş ve ihbar dilekçesini usulüne uygun sunmuştur. Üretici firmaya
ihbar tebliğ edildikten sonra üretici firma, "Bu parçayı biz yurt dışındaki X
firmasından ithal ettik, onlara ihbarı tevali ettireceğiz" diyerek mahkemeden
süre talep etmiştir. Hâkim, bu durumun HMK m. 62/2'deki "ihbarın tevali etmesi
gibi zorunlu durum" istisnasına girdiğini tespit ederek, üretici firmaya
zincirleme ihbar işlemini yapabilmesi için iki haftalık kesin süre vermiştir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, ihbar dilekçesinin hazırlanması sıradan bir usul
işlemi değildir; ileride açılacak bir rücu davasının temel ispat belgesidir.
Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların ihbar
dilekçelerinde salt "davayı üçüncü kişiye ihbar ediyoruz" demekle yetinmemeleri
gerektiğini; ihbar nedeninin maddi hukuk zeminini detaylıca yazmalarının ve
tebligat masraflarını eksiksiz yatırmalarının usuli bir mecburiyet olduğunu
hatırlatmaktadır [1]. Zira şekil şartlarına (HMK m. 62/1) uyulmadan yapılan
eksik bir ihbar, üçüncü kişinin "ben rücu riskini ve davanın ciddiyetini
anlayamadığım için müdahil olmadım" savunmasına yol açarak avukatın mesleki
sorumluluğunu doğurabilir.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 62'nin birinci fıkrasındaki katı şekil şartları usul güvenliği için ne
kadar isabetliyse, ikinci fıkrasındaki "yargılama bir başka güne bırakılamaz"
şeklindeki mutlak kural da adil yargılanma hakkı bakımından o kadar sorunludur.
Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, ihbarın tahkikat
aşamasının sonlarında yapıldığı ihtimallerde, kendisine ihbar yapılan üçüncü
kişinin davaya fer'i müdahil olarak hazırlanabilmesi, delil toplayabilmesi ve
dosyayı inceleyebilmesi için fiili bir zamana ihtiyaç duyduğunu; yargılamanın
hiç durdurulmaksızın devam etmesinin, üçüncü kişinin usuli savunma imkânlarını
(hukuki dinlenilme hakkını) kâğıt üzerinde bıraktığını eleştirel bir dille
ifade etmektedir [1].
Buna ek olarak Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde,
maddenin lafzında geçen "zorunlu olan durumlar dışında" ibaresinin uygulamada
çok dar yorumlandığını belirtmektedir [1]. Yargılamanın bir duruşma dahi
ertelenmemesi uğruna, üçüncü kişinin alelacele müdahil olmaya zorlanması veya
gıyabında önemli tahkikat işlemlerinin bitirilmesi, ihbar kurumunun "maddi
gerçeğe ulaşmak için yardımlaşma" felsefesine aykırıdır. Kanun koyucunun,
üçüncü kişiye ihbarın tebliğinden itibaren fer'i müdahale kararı verebilmesi
için makul bir hazırlık süresi (örneğin iki hafta) tanıyan ve bu süre zarfında
esasa etkili işlemlerin yapılmasını durduran daha esnek bir usul kurgulaması
gerekmektedir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 62. maddesi, bir önceki maddede (HMK m. 61) temelleri atılan "davanın ihbarı" kurumunun usuli şekil şartlarını ve ihbar işleminin asıl davanın akışı üzerindeki zamansal etkisini düzenlemektedir. İhbar kurumu, rücu ilişkilerini teminat altına alıp çelişik kararları önlerken, aynı zamanda asıl yargılamanın kötüniyetli uzatma taktiklerine kurban gitmemesi gerekir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile ihbar kurumunu sıkı şekil şartlarına bağladığını; ihbarın yazılı ve gerekçeli yapılmasının, üçüncü kişinin davaya hangi statüde ve neden çağrıldığını net bir şekilde anlaması bakımından hukuki dinlenilme hakkının temel bir gereği olduğunu savunmaktadır. İkinci fıkra ise ihbarın asıl davayı durduran (geciktiren) bir bahane olmasını engelleyen koruyucu bir mekanizmadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 62, "İhbar ve şartları"nı düzenleyen HMK m. 61 ve fer'i müdahaleyi düzenleyen HMK m. 66 hükümleriyle şekli ve dogmatik bir bütünlük içindedir. Maddenin ikinci fıkrası, usul hukukunun bel kemiği olan HMK m. 30'daki "Usul Ekonomisi" ilkesinin doğrudan bir tezahürüdür. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 62/2'de yer alan yargılamanın başka güne bırakılamayacağı kuralının, davanın ihbarı kurumunun davayı sürüncemede bırakmaya yönelik kötüniyetli (şantajvari) bir usuli silah olarak kullanılmasını engelleyen en etkili normatif fren mekanizması olduğunu belirtmektedir [1].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan bir alacak davasında, tahkikatın bitmesine bir celse kala davalı şirket, eski yönetim kurulu başkanına davanın ihbar edilmesini yazılı bir dilekçeyle talep etmiştir. Davalı, dilekçesinde davayı kaybetmeleri halinde zararı eski başkana rücu edeceklerini (gerekçe) ve davanın bilirkişi raporu itirazları aşamasında (aşama) olduğunu belirtmiştir. Davalı, ihbar dilekçesinin tebliğ edilip eski başkanın davaya katılıp katılmayacağı belli olana kadar sıradaki duruşmanın iptal edilerek davanın ertelenmesini istemiştir. Hâkim, HMK m. 62/2 amir hükmü gereğince, ihbar talebini kabul edip dilekçeyi eski başkana tebliğe çıkarmış, ancak yargılamayı başka güne bırakmayarak mevcut duruşmayı icra etmiş ve tahkikat işlemlerine kesintisiz devam etmiştir.
(kurmaca senaryo) Bir tüketici mahkemesinde davalı satıcı, ürünün üreticisine ihbarda bulunmuş ve ihbar dilekçesini usulüne uygun sunmuştur. Üretici firmaya ihbar tebliğ edildikten sonra üretici firma, "Bu parçayı biz yurt dışındaki X firmasından ithal ettik, onlara ihbarı tevali ettireceğiz" diyerek mahkemeden süre talep etmiştir. Hâkim, bu durumun HMK m. 62/2'deki "ihbarın tevali etmesi gibi zorunlu durum" istisnasına girdiğini tespit ederek, üretici firmaya zincirleme ihbar işlemini yapabilmesi için iki haftalık kesin süre vermiştir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, ihbar dilekçesinin hazırlanması sıradan bir usul işlemi değildir; ileride açılacak bir rücu davasının temel ispat belgesidir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların ihbar dilekçelerinde salt "davayı üçüncü kişiye ihbar ediyoruz" demekle yetinmemeleri gerektiğini; ihbar nedeninin maddi hukuk zeminini detaylıca yazmalarının ve tebligat masraflarını eksiksiz yatırmalarının usuli bir mecburiyet olduğunu hatırlatmaktadır [1]. Zira şekil şartlarına (HMK m. 62/1) uyulmadan yapılan eksik bir ihbar, üçüncü kişinin "ben rücu riskini ve davanın ciddiyetini anlayamadığım için müdahil olmadım" savunmasına yol açarak avukatın mesleki sorumluluğunu doğurabilir.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 62'nin birinci fıkrasındaki katı şekil şartları usul güvenliği için ne kadar isabetliyse, ikinci fıkrasındaki "yargılama bir başka güne bırakılamaz" şeklindeki mutlak kural da adil yargılanma hakkı bakımından o kadar sorunludur. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, ihbarın tahkikat aşamasının sonlarında yapıldığı ihtimallerde, kendisine ihbar yapılan üçüncü kişinin davaya fer'i müdahil olarak hazırlanabilmesi, delil toplayabilmesi ve dosyayı inceleyebilmesi için fiili bir zamana ihtiyaç duyduğunu; yargılamanın hiç durdurulmaksızın devam etmesinin, üçüncü kişinin usuli savunma imkânlarını (hukuki dinlenilme hakkını) kâğıt üzerinde bıraktığını eleştirel bir dille ifade etmektedir [1].
Buna ek olarak Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, maddenin lafzında geçen "zorunlu olan durumlar dışında" ibaresinin uygulamada çok dar yorumlandığını belirtmektedir [1]. Yargılamanın bir duruşma dahi ertelenmemesi uğruna, üçüncü kişinin alelacele müdahil olmaya zorlanması veya gıyabında önemli tahkikat işlemlerinin bitirilmesi, ihbar kurumunun "maddi gerçeğe ulaşmak için yardımlaşma" felsefesine aykırıdır. Kanun koyucunun, üçüncü kişiye ihbarın tebliğinden itibaren fer'i müdahale kararı verebilmesi için makul bir hazırlık süresi (örneğin iki hafta) tanıyan ve bu süre zarfında esasa etkili işlemlerin yapılmasını durduran daha esnek bir usul kurgulaması gerekmektedir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)