1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 61. maddesi, medeni usul hukukunda
yargılamanın asıl tarafları dışında kalan ancak davanın sonucuyla doğrudan
(özellikle maddi açıdan) ilgisi bulunan üçüncü kişileri yargılamadan haberdar
etmeye yarayan "Davanın İhbarı" müessesesini düzenlemektedir. Bu kurum, asıl
davadaki uyuşmazlığın kaybedilmesi halinde, taraflardan birinin üçüncü kişiye
veya üçüncü kişinin o tarafa karşı açacağı muhtemel bir "rücu davasında", "sen
davayı kötü yönettin, bana haber verseydin davayı kazanırdık" şeklindeki
savunmaların (def'ilerin) önüne geçmek amacıyla ihdas edilmiştir. Kuru, Medeni
Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile "usul ekonomisi" ve
"çelişik kararların önlenmesi" ilkelerine hizmet ettiğini; davanın ihbarı
sayesinde, muhtemel bir rücu ilişkisinin taraflarının aynı davada bir araya
gelerek maddi gerçeği daha güçlü savunabileceklerini belirtmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- İhbar (Bildirim): Bir davada taraf sıfatını taşıyan kişinin, davanın
varlığını ve konusunu mahkeme kanalıyla üçüncü bir kişiye resmi olarak
bildirmesidir. İhbar eden kişi bu eylemiyle rücu davası için bir önlem almış
olur.
- Rücu Edeceğini / Kendisine Rücu Edileceğini Düşünme: İhbarın maddi
hukuk temelidir. Davayı kaybeden tarafın ödeyeceği tazminatı veya kaybedeceği
hakkı, aralarındaki bir sözleşme (kefalet, sigorta, satım) veya kanun (haksız
fiilde müteselsil sorumluluk) gereği bir başkasından (üçüncü kişiden) talep
edebilme hakkıdır.
- Tahkikat Sonuçlanıncaya Kadar: İhbarın yapılabileceği azami zaman
sınırıdır. Dilekçeler aşamasında, ön incelemede veya tahkikat (delillerin
toplanıp tartışıldığı) evresinde ihbar yapılabilir. Tahkikatın bittiği
mahkemece tefhim edildikten sonra (örneğin sözlü yargılama veya karar
aşamasında) ve kanun yollarında (istinaf, temyiz) ihbar yapılamaz.
- İhbarın Tevali Ettirilmesi (Zincirleme İhbar): Kendisine dava ihbar
edilen (ancak davaya henüz taraf/müdahil olmayan) kişinin de, ileride kendisine
rücu edildiğinde o yükü bir başka dördüncü kişiye (kendi alt
yüklenicisine/kefiline) rücu edeceğini düşünerek, o kişiye ihbarda
bulunmasıdır.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 61, doğrudan doğruya HMK m. 66'da düzenlenen "Fer'i Müdahale" (davaya
katılma) kurumunun öncülü ve hazırlık aşamasıdır. Davanın ihbar edilmesi,
üçüncü kişiye kendiliğinden davada taraf veya fer'i müdahil sıfatı kazandırmaz;
üçüncü kişiye davanın bildirildiği, onun da isterse HMK m. 66 uyarınca davaya
katılabileceği usuli bir köprü kurulur. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul
Hukuku çalışmasında, ihbar kurumunun maddi hukuktaki yansımalarının çok güçlü
olduğunu; özellikle Türk Borçlar Kanunu'nda yer alan zapt (mülkiyetin üçüncü
kişi tarafından iddia edilmesi) durumunda alıcının satıcıya davayı ihbar etmesi
(TBK m. 215) veya kefalet sözleşmelerinde asıl borçlu ile kefil arasındaki
bildirim yükümlülüklerinin, bütünüyle HMK m. 61'deki usuli çerçeveye oturduğunu
belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Davacı (A), galerici (B)'den ikinci el bir araç satın
almıştır. Bir süre sonra üçüncü kişi (C), söz konusu aracın aslında kendisine
ait olduğunu ve çalındığını iddia ederek (A)'ya karşı mülkiyet tespit ve
istihkak (geri alma) davası açmıştır. Davalı durumuna düşen alıcı (A), bu
davayı kaybederse ödediği bedeli aracı satın aldığı galerici (B)'ye rücu
edeceğini düşündüğü için, tahkikat aşaması bitmeden davanın galerici (B)'ye
ihbar edilmesini mahkemeden talep etmiştir.
(kurmaca senaryo) İş sahibi (X), inşaattaki çatı akıntısı nedeniyle yüklenici
firma (Y)'ye maddi tazminat davası açmıştır. Yüklenici (Y), bu davayı
kaybederse zararı, çatının izolasyon işini taşere ettiği alt yüklenici (Z)'ye
rücu edeceğini düşünerek (Z)'ye ihbar etmiştir. İhbarı alan alt yüklenici (Z)
ise, çatıda kullanılan malzemeyi üreten fabrikanın (W) mallarının kusurlu
olduğunu düşünerek, HMK m. 61/2'deki tevali (zincirleme) kuralı uyarınca
davanın aynı şartlarda üretici (W)'ye ihbar edilmesini sağlamıştır.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, davanın ihbarı hususu muhtemel rücu davalarının
kaderini belirleyen kritik bir stratejik hamledir. Sungurtekin Özkan, Hukuk
Yargılaması çalışmasında, meslektaşların ihbarı kesinlikle mahkeme kalemi
(tebligat) kanalıyla ve HMK m. 62'de aranan şekil şartlarına uygun olarak
(ihbarın gerekçesini açıklayarak) yapmaları gerektiğini; ihbarın tahkikat
bitmeden yapılmış olmasının şart olduğunu, "nasılsa davayı kazanırız"
düşüncesiyle ihbarın atlanmasının veya sözlü yargılama aşamasına
bırakılmasının, kaybedilecek asıl davadan sonra açılacak rücu davasında
avukatın mesleki sorumluluğunu doğuracak ağır bir ihmal olacağını usuli bir
kural olarak hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 61'de ihbar için öngörülen zaman sınırı teorik olarak anlaşılabilir olsa
da, uygulamada üçüncü kişinin savunma hakkını daraltan sonuçlar
doğurabilmektedir. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde,
kanunun ihbar için "tahkikat sonuçlanıncaya kadar" şeklinde son derece geniş
bir süre öngörmesini eleştirmektedir. Yargılamanın son duruşmasında, tahkikatın
bitirilmesine dakikalar kala yapılan bir ihbar, üçüncü kişinin (fer'i müdahil
olarak) davaya katılıp etkili bir iddia ve savunma hazırlaması için fiilen
yeterli değildir. Kanun koyucunun, üçüncü kişilerin hukuki dinlenilme hakkını
güvence altına almak adına, ihbarın kural olarak dilekçeler aşamasında veya en
geç ön inceleme duruşmasında yapılmasını kurala bağlaması usul dogmatiğine daha
uygun olacaktır.
Bunun yanı sıra Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde,
maddedeki "ihbarın tevali ettirilmesi" (zincirleme ihbar) kuralının usul
ekonomisiyle çelişen yönlerine dikkat çekmektedir. Her bir ihbar talebinde,
yeni ihbar edilen kişiye tebligat çıkarılması, onun davaya katılıp
katılmayacağının beklenmesi (HMK m. 65 gereği duruşma gününün ertelenmesi) gibi
usuli süreçler yüzünden asıl dava aylar, hatta yıllarca kilitlenmektedir.
Zincirleme ihbar kurumunun, yargılamanın makul sürede bitirilmesi hakkını
sekteye uğratmaması için, hâkimin tevali eden ihbarların asıl davayı
sürüncemede bırakmasını önleyici usuli takdir yetkileriyle donatılması
gerektiği savunulmaktadır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 61. maddesi, medeni usul hukukunda yargılamanın asıl tarafları dışında kalan ancak davanın sonucuyla doğrudan (özellikle maddi açıdan) ilgisi bulunan üçüncü kişileri yargılamadan haberdar etmeye yarayan "Davanın İhbarı" müessesesini düzenlemektedir. Bu kurum, asıl davadaki uyuşmazlığın kaybedilmesi halinde, taraflardan birinin üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin o tarafa karşı açacağı muhtemel bir "rücu davasında", "sen davayı kötü yönettin, bana haber verseydin davayı kazanırdık" şeklindeki savunmaların (def'ilerin) önüne geçmek amacıyla ihdas edilmiştir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile "usul ekonomisi" ve "çelişik kararların önlenmesi" ilkelerine hizmet ettiğini; davanın ihbarı sayesinde, muhtemel bir rücu ilişkisinin taraflarının aynı davada bir araya gelerek maddi gerçeği daha güçlü savunabileceklerini belirtmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 61, doğrudan doğruya HMK m. 66'da düzenlenen "Fer'i Müdahale" (davaya katılma) kurumunun öncülü ve hazırlık aşamasıdır. Davanın ihbar edilmesi, üçüncü kişiye kendiliğinden davada taraf veya fer'i müdahil sıfatı kazandırmaz; üçüncü kişiye davanın bildirildiği, onun da isterse HMK m. 66 uyarınca davaya katılabileceği usuli bir köprü kurulur. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, ihbar kurumunun maddi hukuktaki yansımalarının çok güçlü olduğunu; özellikle Türk Borçlar Kanunu'nda yer alan zapt (mülkiyetin üçüncü kişi tarafından iddia edilmesi) durumunda alıcının satıcıya davayı ihbar etmesi (TBK m. 215) veya kefalet sözleşmelerinde asıl borçlu ile kefil arasındaki bildirim yükümlülüklerinin, bütünüyle HMK m. 61'deki usuli çerçeveye oturduğunu belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Davacı (A), galerici (B)'den ikinci el bir araç satın almıştır. Bir süre sonra üçüncü kişi (C), söz konusu aracın aslında kendisine ait olduğunu ve çalındığını iddia ederek (A)'ya karşı mülkiyet tespit ve istihkak (geri alma) davası açmıştır. Davalı durumuna düşen alıcı (A), bu davayı kaybederse ödediği bedeli aracı satın aldığı galerici (B)'ye rücu edeceğini düşündüğü için, tahkikat aşaması bitmeden davanın galerici (B)'ye ihbar edilmesini mahkemeden talep etmiştir.
(kurmaca senaryo) İş sahibi (X), inşaattaki çatı akıntısı nedeniyle yüklenici firma (Y)'ye maddi tazminat davası açmıştır. Yüklenici (Y), bu davayı kaybederse zararı, çatının izolasyon işini taşere ettiği alt yüklenici (Z)'ye rücu edeceğini düşünerek (Z)'ye ihbar etmiştir. İhbarı alan alt yüklenici (Z) ise, çatıda kullanılan malzemeyi üreten fabrikanın (W) mallarının kusurlu olduğunu düşünerek, HMK m. 61/2'deki tevali (zincirleme) kuralı uyarınca davanın aynı şartlarda üretici (W)'ye ihbar edilmesini sağlamıştır.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, davanın ihbarı hususu muhtemel rücu davalarının kaderini belirleyen kritik bir stratejik hamledir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların ihbarı kesinlikle mahkeme kalemi (tebligat) kanalıyla ve HMK m. 62'de aranan şekil şartlarına uygun olarak (ihbarın gerekçesini açıklayarak) yapmaları gerektiğini; ihbarın tahkikat bitmeden yapılmış olmasının şart olduğunu, "nasılsa davayı kazanırız" düşüncesiyle ihbarın atlanmasının veya sözlü yargılama aşamasına bırakılmasının, kaybedilecek asıl davadan sonra açılacak rücu davasında avukatın mesleki sorumluluğunu doğuracak ağır bir ihmal olacağını usuli bir kural olarak hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 61'de ihbar için öngörülen zaman sınırı teorik olarak anlaşılabilir olsa da, uygulamada üçüncü kişinin savunma hakkını daraltan sonuçlar doğurabilmektedir. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, kanunun ihbar için "tahkikat sonuçlanıncaya kadar" şeklinde son derece geniş bir süre öngörmesini eleştirmektedir. Yargılamanın son duruşmasında, tahkikatın bitirilmesine dakikalar kala yapılan bir ihbar, üçüncü kişinin (fer'i müdahil olarak) davaya katılıp etkili bir iddia ve savunma hazırlaması için fiilen yeterli değildir. Kanun koyucunun, üçüncü kişilerin hukuki dinlenilme hakkını güvence altına almak adına, ihbarın kural olarak dilekçeler aşamasında veya en geç ön inceleme duruşmasında yapılmasını kurala bağlaması usul dogmatiğine daha uygun olacaktır.
Bunun yanı sıra Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, maddedeki "ihbarın tevali ettirilmesi" (zincirleme ihbar) kuralının usul ekonomisiyle çelişen yönlerine dikkat çekmektedir. Her bir ihbar talebinde, yeni ihbar edilen kişiye tebligat çıkarılması, onun davaya katılıp katılmayacağının beklenmesi (HMK m. 65 gereği duruşma gününün ertelenmesi) gibi usuli süreçler yüzünden asıl dava aylar, hatta yıllarca kilitlenmektedir. Zincirleme ihbar kurumunun, yargılamanın makul sürede bitirilmesi hakkını sekteye uğratmaması için, hâkimin tevali eden ihbarların asıl davayı sürüncemede bırakmasını önleyici usuli takdir yetkileriyle donatılması gerektiği savunulmaktadır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)