1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 59. maddesi, medeni usul hukukunda
yargılamanın tarafları arasındaki en katı ve emredici birliktelik formu olan
"Mecburi Dava Arkadaşlığı" müessesesini düzenlemektedir. İhtiyari dava
arkadaşlığında (HMK m. 57) usul ekonomisi ve pratik fayda ön plandayken;
mecburi dava arkadaşlığında birliktelik, doğrudan doğruya uyuşmazlık konusu
hakkın hukuki niteliğinden ve bölünemezliğinden kaynaklanan yasal bir
zorunluluktur. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde [1], bu zorunluluğun
kaynağının bizzat maddi hukuk (Medeni Hukuk, Borçlar Hukuku vb.) olduğunu;
maddi hukukun, birden fazla kişinin bir hak üzerinde ancak "birlikte" tasarruf
edebileceğini emrettiği durumlarda, usul hukukunun bu kişileri dava açarken
veya aleyhlerine dava açılırken mecburi bir bütün (tek bir taraf gibi)
saydığını savunmaktadır. Madde, maddi gerçeğin ve hakkın bölünmezliğini usul
sahnesinde teminat altına alır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Maddi Hukuka Göre: Mecburi dava arkadaşlığının usuli bir tercih
olmadığını, temelini Türk Medeni Kanunu gibi maddi hukuk kurallarından (örneğin
elbirliği mülkiyeti / iştirak halinde mülkiyet kurallarından) aldığını ifade
eder.
- Birlikte Kullanılması (Aktif Mecburi Dava Arkadaşlığı): Bir hakkın
mahkeme önünde ileri sürülebilmesi için (örneğin miras ortaklığına ait bir
tapunun iptali davasında) tüm hak sahiplerinin, yani tüm mirasçıların davacı
safında birlikte yer alması zorunluluğudur.
- Birlikte İleri Sürülmesi (Pasif Mecburi Dava Arkadaşlığı): Bir davanın
aleyhine açılacağı kişilerin bölünememesi durumudur. Örneğin, bir tapu iptal
davasında gayrimenkulün elbirliği mülkiyetine tabi olması halinde tüm maliklere
karşı birlikte dava açılması zorunluluğudur.
- Tamamı Hakkında Tek Hüküm Verilmesi Gereken Hâller: Yargılama
neticesinde mahkemenin vereceği kararın, doğası gereği kişilere göre parçalara
ayrılamamasıdır. Dava konusu hak, dava arkadaşlarından biri için geçerli,
diğeri için geçersiz sayılamayacak kadar iç içe geçmiştir.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 59, doğrudan doğruya mecburi dava arkadaşlarının usuli hareket tarzını
düzenleyen HMK m. 60 ile ve dava şartlarını düzenleyen HMK m. 114/1-d (taraf
teşkili) ile sarsılmaz bir dogmatik bütünlük içindedir.
Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında [1], mecburi dava
arkadaşlığının (taraf teşkilinin) bulunmamasının, davanın her aşamasında re'sen
gözetilecek bir dava şartı eksikliği olduğunu; ancak bu eksikliğin anında reddi
gerektiren mutlak bir noksanlık olmayıp, HMK m. 115 uyarınca hâkim tarafından
verilecek kesin süre içinde diğer dava arkadaşlarının muvafakatinin (onayının)
alınması veya terekeye temsilci atanması yoluyla giderilebilen "tamamlanabilir
bir usul işlemi" olduğunu belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Babalarının vefatı üzerine mirasçı sıfatını kazanan (A),
(B) ve (C), terekede yer alan bir taşınmaz üzerinde elbirliği mülkiyeti
(iştirak halinde mülkiyet) ile hak sahibidir. Üçüncü kişi (D), bu taşınmazı
haksız olarak işgal etmektedir. Sadece mirasçı (A), kendi başına (D)'ye karşı
müdahalenin men'i (elatmanın önlenmesi) ve tapu iptal davası açmıştır. Hâkim,
TMK uyarınca elbirliği mülkiyetinde tasarruf işlemlerinin birlikte yapılmasının
şart olduğunu tespit ederek, HMK m. 59 gereğince ortada "aktif mecburi dava
arkadaşlığı" bulunduğuna karar verir. Hâkim, (A)'ya diğer mirasçılar (B) ve
(C)'nin davaya katılmalarını (muvafakat etmelerini) sağlaması veya terekeye bir
temsilci atanması için kesin süre verir.
(kurmaca senaryo) Davacı alacaklı, bir adi ortaklığın borcundan dolayı
ortaklık aleyhine dava açmak istemektedir. Adi ortaklığın tüzel kişiliği
bulunmadığı için borçlardan tüm ortaklar müteselsilen sorumludur ve adi
ortaklığın tasfiyesine ilişkin bir talepte bulunulacaktır. Bu tasfiye talebinin
niteliği gereği ortaklar (X), (Y) ve (Z)'nin tümüne birden davanın yöneltilmesi
şarttır. Sadece (X) aleyhine açılacak bir tasfiye davasında mahkeme, "tamamı
hakkında tek hüküm verilmesi gereken" bir durum (pasif mecburi dava
arkadaşlığı) olduğunu tespit ederek taraf teşkilinin sağlanmasını emreder.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, mecburi dava arkadaşlığı kuralının ihlali,
yargılamanın aylar hatta yıllarca gereksiz yere uzamasına sebep olan en büyük
usuli hatalardan biridir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında
[1], meslektaşların özellikle miras şirketine (terekeye) dâhil haklarla ilgili
dava açarken, tüm mirasçıların vekâletnamesini baştan almaya veya alamıyorlarsa
dava açmadan evvel Sulh Hukuk Mahkemesinden terekeye temsilci atanmasını talep
etmeye özen göstermeleri gerektiğini; aksi takdirde asıl davanın HMK m. 59 ve
taraf teşkili eksikliği yüzünden sürekli bekletici mesele sarmalına gireceğini
ve avukatın süreci yönetemediği izleniminin doğacağını usuli ve stratejik bir
kural olarak hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 59, şekli ve maddi bütünlüğü sağlamak açısından mükemmel bir dogmatik
yapıya sahip görünse de, bilhassa "aktif mecburi dava arkadaşlığında" hak
arayan kişinin önünde büyük bir engele dönüşmektedir. Ejder Yılmaz, Hukuk
Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1], elbirliği ortakları arasındaki
uyuşmazlıklarda, kötüniyetli veya davanın açılmasına kayıtsız kalan bir ortağın
(mirasçının) sırf inat uğruna veya menfaat beklentisiyle muvafakat
vermemesinin, hakkını aramak isteyen dürüst ortağı çaresiz bıraktığını; kanun
koyucunun bu katı "birlikte hareket etme" kuralını esneterek, terekeyi koruyucu
nitelikteki davalarda paydaşlardan her birinin kendi başına dava açabilmesine
olanak tanıyan daha pragmatik bir düzenleme getirmesi gerektiğini eleştirel bir
dille ifade etmektedir.
Ayrıca, Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1],
maddenin lafzında sadece maddi hukuktan doğan "Maddi Mecburi Dava
Arkadaşlığı"nın tanımlandığını; oysa uygulamada (örneğin genel kurul
kararlarının iptali davalarında veya babalık davasında) tamamen usul hukukundan
doğan "Şekli Mecburi Dava Arkadaşlığı" hallerinin de bulunduğunu belirterek,
kanun koyucunun bu maddeyi kaleme alırken şekli mecburi dava arkadaşlığını
kanun metninde açıkça düzenlememesinin, doktrinde ve içtihatta kavramsal
karışıklıklara yol açtığını vurgulamaktadır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 59. maddesi, medeni usul hukukunda yargılamanın tarafları arasındaki en katı ve emredici birliktelik formu olan "Mecburi Dava Arkadaşlığı" müessesesini düzenlemektedir. İhtiyari dava arkadaşlığında (HMK m. 57) usul ekonomisi ve pratik fayda ön plandayken; mecburi dava arkadaşlığında birliktelik, doğrudan doğruya uyuşmazlık konusu hakkın hukuki niteliğinden ve bölünemezliğinden kaynaklanan yasal bir zorunluluktur. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde [1], bu zorunluluğun kaynağının bizzat maddi hukuk (Medeni Hukuk, Borçlar Hukuku vb.) olduğunu; maddi hukukun, birden fazla kişinin bir hak üzerinde ancak "birlikte" tasarruf edebileceğini emrettiği durumlarda, usul hukukunun bu kişileri dava açarken veya aleyhlerine dava açılırken mecburi bir bütün (tek bir taraf gibi) saydığını savunmaktadır. Madde, maddi gerçeğin ve hakkın bölünmezliğini usul sahnesinde teminat altına alır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 59, doğrudan doğruya mecburi dava arkadaşlarının usuli hareket tarzını düzenleyen HMK m. 60 ile ve dava şartlarını düzenleyen HMK m. 114/1-d (taraf teşkili) ile sarsılmaz bir dogmatik bütünlük içindedir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında [1], mecburi dava arkadaşlığının (taraf teşkilinin) bulunmamasının, davanın her aşamasında re'sen gözetilecek bir dava şartı eksikliği olduğunu; ancak bu eksikliğin anında reddi gerektiren mutlak bir noksanlık olmayıp, HMK m. 115 uyarınca hâkim tarafından verilecek kesin süre içinde diğer dava arkadaşlarının muvafakatinin (onayının) alınması veya terekeye temsilci atanması yoluyla giderilebilen "tamamlanabilir bir usul işlemi" olduğunu belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Babalarının vefatı üzerine mirasçı sıfatını kazanan (A), (B) ve (C), terekede yer alan bir taşınmaz üzerinde elbirliği mülkiyeti (iştirak halinde mülkiyet) ile hak sahibidir. Üçüncü kişi (D), bu taşınmazı haksız olarak işgal etmektedir. Sadece mirasçı (A), kendi başına (D)'ye karşı müdahalenin men'i (elatmanın önlenmesi) ve tapu iptal davası açmıştır. Hâkim, TMK uyarınca elbirliği mülkiyetinde tasarruf işlemlerinin birlikte yapılmasının şart olduğunu tespit ederek, HMK m. 59 gereğince ortada "aktif mecburi dava arkadaşlığı" bulunduğuna karar verir. Hâkim, (A)'ya diğer mirasçılar (B) ve (C)'nin davaya katılmalarını (muvafakat etmelerini) sağlaması veya terekeye bir temsilci atanması için kesin süre verir.
(kurmaca senaryo) Davacı alacaklı, bir adi ortaklığın borcundan dolayı ortaklık aleyhine dava açmak istemektedir. Adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığı için borçlardan tüm ortaklar müteselsilen sorumludur ve adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin bir talepte bulunulacaktır. Bu tasfiye talebinin niteliği gereği ortaklar (X), (Y) ve (Z)'nin tümüne birden davanın yöneltilmesi şarttır. Sadece (X) aleyhine açılacak bir tasfiye davasında mahkeme, "tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken" bir durum (pasif mecburi dava arkadaşlığı) olduğunu tespit ederek taraf teşkilinin sağlanmasını emreder.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, mecburi dava arkadaşlığı kuralının ihlali, yargılamanın aylar hatta yıllarca gereksiz yere uzamasına sebep olan en büyük usuli hatalardan biridir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında [1], meslektaşların özellikle miras şirketine (terekeye) dâhil haklarla ilgili dava açarken, tüm mirasçıların vekâletnamesini baştan almaya veya alamıyorlarsa dava açmadan evvel Sulh Hukuk Mahkemesinden terekeye temsilci atanmasını talep etmeye özen göstermeleri gerektiğini; aksi takdirde asıl davanın HMK m. 59 ve taraf teşkili eksikliği yüzünden sürekli bekletici mesele sarmalına gireceğini ve avukatın süreci yönetemediği izleniminin doğacağını usuli ve stratejik bir kural olarak hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 59, şekli ve maddi bütünlüğü sağlamak açısından mükemmel bir dogmatik yapıya sahip görünse de, bilhassa "aktif mecburi dava arkadaşlığında" hak arayan kişinin önünde büyük bir engele dönüşmektedir. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1], elbirliği ortakları arasındaki uyuşmazlıklarda, kötüniyetli veya davanın açılmasına kayıtsız kalan bir ortağın (mirasçının) sırf inat uğruna veya menfaat beklentisiyle muvafakat vermemesinin, hakkını aramak isteyen dürüst ortağı çaresiz bıraktığını; kanun koyucunun bu katı "birlikte hareket etme" kuralını esneterek, terekeyi koruyucu nitelikteki davalarda paydaşlardan her birinin kendi başına dava açabilmesine olanak tanıyan daha pragmatik bir düzenleme getirmesi gerektiğini eleştirel bir dille ifade etmektedir.
Ayrıca, Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1], maddenin lafzında sadece maddi hukuktan doğan "Maddi Mecburi Dava Arkadaşlığı"nın tanımlandığını; oysa uygulamada (örneğin genel kurul kararlarının iptali davalarında veya babalık davasında) tamamen usul hukukundan doğan "Şekli Mecburi Dava Arkadaşlığı" hallerinin de bulunduğunu belirterek, kanun koyucunun bu maddeyi kaleme alırken şekli mecburi dava arkadaşlığını kanun metninde açıkça düzenlememesinin, doktrinde ve içtihatta kavramsal karışıklıklara yol açtığını vurgulamaktadır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)