RESMİ METİN

İhtiyari dava arkadaşlığı


MADDE 57- (1) Birden çok kişi, aşağıdaki hâllerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir: a) Davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması. b) Ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri. c) Davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 57. maddesi, medeni usul hukukunda yargılamanın süjeleri bakımından "tek davacı ve tek davalı" şeklindeki klasik kuralın en yaygın istisnasını oluşturan "İhtiyari Dava Arkadaşlığı" (Voluntary Co-litigation) kurumunu düzenlemektedir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu müesseseyi tamamen usul ekonomisi (HMK m. 30) ve çelişik kararların önüne geçilmesi amacıyla ihdas ettiğini; ihtiyari dava arkadaşlığında dava konusu edilen hakların maddi hukuk bakımından birbirinden bağımsız olduğunu ve tarafların birlikte dava açmak veya birlikte dava edilmek gibi kanuni bir mecburiyetlerinin bulunmadığını savunmaktadır. Madde, birbirine sıkı sıkıya bağlı olan veya benzer kökten doğan uyuşmazlıkların, tarafların iradesine dayalı olarak tek bir dosya (ve tek bir duruşma zaptı) üzerinden yürütülmesine olanak tanıyan usuli bir çatı işlevi görür.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • İhtiyari (İradeye Bağlı) Olma: Dava arkadaşlarının birlikte hareket etmesinin maddi bir zorunluluk (mecburiyet) olmaması, tamamen davacının veya davacıların usuli tercihine (seçimlik hakkına) bırakılmış olmasıdır.
  • Elbirliği ile Mülkiyet Dışındaki Bir Sebeple Ortaklık (1/a bendi): Elbirliği mülkiyeti (örneğin iştirak halinde mülkiyet/miras ortaklığı), doğası gereği "mecburi dava arkadaşlığını" (HMK m. 59) gerektirir. Kanun koyucu bu bendiyle, paylı mülkiyet (müşterek mülkiyet) veya müteselsil borçluluk/alacaklılık gibi bölünebilir veya bağımsız hareket edilebilir ortaklık hallerinde ihtiyari dava arkadaşlığının kurulabileceğini vurgulamaktadır.
  • Ortak Bir İşlemle Hak/Yükümlülük Doğması (1/b bendi): Birden fazla kişinin aynı sözleşmeye (örneğin aynı kefalet sözleşmesine veya kira kontratına) imza atarak birlikte alacaklı veya borçlu sıfatını kazanmalarıdır.
  • Vakıaların ve Hukuki Sebeplerin Aynı veya Benzer Olması (1/c bendi): İhtiyari dava arkadaşlığının en geniş uygulama alanıdır. Ortada ortak bir hukuki işlem olmasa bile, aynı haksız fiilden (örneğin aynı trafik kazasından veya aynı haksız rekabet eyleminden) zarar görenlerin veya sorumlu olanların bir araya gelebilmesine imkân tanıyan benttir.

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 57, ihtiyari dava arkadaşlarının her birinin davasının diğerinden bağımsız olduğunu düzenleyen HMK m. 58 ile sarsılmaz bir dogmatik bütünlük içindedir. Aslında ihtiyari dava arkadaşlığı, HMK m. 166'da düzenlenen "Davaların Birleştirilmesi" kurumunun, henüz davalar açılırken (baştan) tesis edilmiş halidir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, ihtiyari dava arkadaşlığında "şekli (usuli) bir birlik" bulunduğunu, maddi hukuk anlamında ise ortada dava arkadaşı sayısı kadar birbirinden bağımsız dava olduğunu; bu nedenle mahkemenin görev, yetki, ispat ve yargılama giderleri gibi usuli meseleleri her bir dava arkadaşı için ayrı ayrı değerlendirmesi gerektiğini belirtmektedir. Ayrıca bu madde, HMK m. 59'daki mecburi dava arkadaşlığı kurumunun zıt kavramı (argumentum a contrario) olarak usul hukukunun sınırlarını çizer.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) İzmir'den Ankara'ya gitmekte olan bir yolcu otobüsünün kaza yapması sonucunda, otobüsteki yolculardan (A), (B) ve (C) yaralanmıştır. Bu üç yolcu, otobüs firması ile şoför aleyhine maddi ve manevi tazminat talebiyle tek bir dilekçe vererek birlikte dava açmışlardır. Her bir yolcunun cismani zararı ve tazminat hakkı birbirinden bağımsız olmasına rağmen, HMK m. 57/1-c uyarınca "davaların temelini oluşturan vakıa (trafik kazası) ve hukuki sebep (haksız fiil) aynı" olduğu için, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı kurularak uyuşmazlık tek dosyada görülür.

(kurmaca senaryo) Alacaklı banka, kredi asıl borçlusu (X) ile müşterek ve müteselsil kefil (Y)'ye karşı alacağın tahsili amacıyla Asliye Ticaret Mahkemesinde tek bir alacak davası açmıştır. Bankanın, asıl borçlu ile kefile ayrı ayrı dava açma hakkı (maddi hukuktan doğan serbestisi) bulunmasına rağmen, HMK m. 57/1-b uyarınca "ortak bir işlemle (kredi sözleşmesi) yükümlülük altına girmiş olmaları" sebebiyle her ikisini aynı davada davalı olarak göstermesi hukuken geçerli bir ihtiyari dava arkadaşlığıdır.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık mesleği pratiğinde, birden fazla kişiye karşı tek bir dava dilekçesiyle harekete geçmek zaman ve masraf tasarrufu sağlasa da, bazı usuli tehlikeleri barındırır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların ihtiyari dava arkadaşlığı kurarken her bir davalının yerleşim yeri veya sözleşmesel yetki itirazlarını dikkate alması gerektiğini; salt davanın görülmesini istenen mahkemeye yetki yaratmak amacıyla (yetki saptırması), asıl uyuşmazlıkla zayıf illiyeti olan bir kişinin sırf ihtiyari dava arkadaşı olarak dosyaya eklenmesinin dürüstlük kuralına (HMK m. 29) aykırılık teşkil edebileceğini usuli ve stratejik bir kural olarak hatırlatmaktadır. Ayrıca avukatlar, aynı davada temsil ettikleri birden fazla ihtiyari dava arkadaşı arasında (örneğin kusur oranlarının dağılımında) menfaat çatışması doğmamasına azami özen göstermelidir.

7. Eleştirel Değerlendirme

HMK m. 57'nin usul ekonomisine (HMK m. 30) sağladığı katkı tartışmasız olsa da, maddedeki geniş sınırların yargılamaları ağırlaştırma potansiyeli doktrinde eleştirilmektedir. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, özellikle (c) bendindeki "vakıaların veya hukuki sebeplerin benzer olması" lafzının çok esnek olduğunu; yüzlerce kişinin "benzer sebeple" tek bir davada ihtiyari dava arkadaşı olarak bir araya gelmesinin (örneğin devasa çevre kirliliği veya kitlesel ürün hatalarında), usul ekonomisine hizmet etmek bir yana, dosyanın fiziksel ve hukuki olarak yönetilemez, hantal bir yapıya (adeta bir usul canavarına) dönüşmesine yol açtığını eleştirel bir dille ifade etmektedir. Bu tür durumlarda mahkemenin davaları ayırma (tefrik) yetkisini cesurca kullanması elzemdir.

Bunun yanı sıra, Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, ihtiyari dava arkadaşlarının tamamen bağımsız hareket edebilme kuralının (HMK m. 58), mahkeme hükmünde mantıksal çelişkilere sebep olduğuna dikkat çekmektedir. Aynı vakıadan (örneğin aynı kazadan) doğan bir uyuşmazlıkta, ihtiyari dava arkadaşlarından birinin bilirkişi raporuna süresinde itiraz etmemesi, diğerinin ise etmesi durumunda; mahkemenin aynı maddi vakıa için aynı kararın içinde bir davacı bakımından "tam kusurlu", diğer davacı bakımından "kusursuz" şeklinde birbiriyle çelişen hükümler kurmak zorunda kalması, maddi gerçekliğin bölünmezliği ilkesiyle ve adalete olan güvenle bağdaşmamaktadır. Usul hukukunun bu dogmatik çelişkiyi, maddi gerçeği üstün tutacak şekilde revize etmesi gerekmektedir.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.