RESMİ METİN

Genel kural


MADDE 5- (1) Mahkemelerin yetkisi, diğer kanunlarda yer alan yetkiye ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, bu Kanundaki hükümlere tabidir.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 5. maddesi, medeni usul hukukunda "Yetki" (yer yönünden görev) kavramını düzenleyen bölümün giriş normudur. Bir uyuşmazlığın konu veya miktar itibarıyla hangi mahkemede görüleceği "görev" kurallarıyla belirlendikten sonra; coğrafi olarak Türkiye'nin neresindeki mahkemenin bu uyuşmazlığı çözeceği "yetki" kuralları ile tayin edilir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, yetki kurallarının ülke sathına yayılmış, aynı derecedeki ve aynı görevdeki mahkemelerden hangisinin davaya bakacağını belirlediğini ve HMK m. 5'in bu belirlemenin yasal dayanağını gösteren bir çerçeve hüküm olduğunu savunmaktadır [1]. Bu madde, HMK'nın medeni usul alanında "genel kanun" (lex generalis) olma vasfını teyit ederken, diğer kanunlardaki özel yetki kurallarına (lex specialis) öncelik tanıyan sistematik bir kurgu yaratmaktadır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Mahkemelerin Yetkisi: Davanın, coğrafi (yerel) sınırları belirlenmiş olan yargı çevrelerinin hangisinde açılacağı hususudur. Görev kuralları kural olarak kamu düzenindenken, yetki kuralları (kesin yetki halleri hariç) kamu düzeninden değildir ve tarafların iradesine daha açıktır.
  • Diğer Kanunlarda Yer Alan Yetkiye İlişkin Hükümler: İş Mahkemeleri Kanunu, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, İcra ve İflas Kanunu veya Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gibi özel yasalarda yer alan, uyuşmazlığın türüne özgü coğrafi yetki belirlemeleridir.
  • Saklı Kalmak Üzere (Öncelik Kuralı): Hukukun evrensel ilkesi olan "özel kanun genel kanunu ilga eder/önde gelir" (lex specialis derogat legi generali) kuralının kanun metnine yansımasıdır. Özel kanunda bir yetki kuralı varsa öncelikle o uygulanır; yoksa veya o kanun HMK'ya atıf yapıyorsa HMK'nın kendi yetki kuralları devreye girer.

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 5, bir giriş normu olarak doğrudan HMK m. 6'daki "Genel Yetkili Mahkeme" (davalının yerleşim yeri mahkemesi) kuralı ve HMK m. 7-19 arasındaki "Özel Yetki" kuralları ile sarsılmaz bir illiyet bağı içindedir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK'nın usul hukukunun temel kanunu olduğunu, diğer maddi veya usuli kanunlarda yetkiye ilişkin özel bir hüküm bulunmadığı her durumda sistemin kendi içindeki boşlukların HMK m. 5 delaletiyle HMK'nın kendi genel ve özel yetki kurallarıyla doldurulacağını belirtmektedir [1]. Bu madde, medeni yargılama hukukunu parçalı özel kanunlardan oluşan bir kaos olmaktan çıkarıp bütüncül bir sisteme bağlayan ana köprüdür.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) İzmir'de ikamet eden (A) ile Ankara'da ikamet eden (B) arasında, herhangi bir tüketici veya iş ilişkisine dayanmayan genel bir borç (ödünç para) ilişkisi mevcuttur. (A), alacağını tahsil etmek için dava açmak istemektedir. Bu uyuşmazlık için özel bir kanunda (örneğin TKHK veya İMK) belirlenmiş bir yetki kuralı bulunmadığından, HMK m. 5 uyarınca doğrudan HMK'nın kendi yetki hükümlerine gidilir. HMK m. 6'daki genel kural gereği, dava davalının (B'nin) yerleşim yeri olan Ankara mahkemelerinde açılmalıdır.

(kurmaca senaryo) İstanbul'da yaşayan tüketici (C), Antalya'da merkezi bulunan bir mobilya şirketinden aldığı ürünlerin ayıplı çıkması üzerine dava açmak istemektedir. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'da (özel kanun) "Tüketici davaları, tüketicinin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir" şeklinde özel bir yetki kuralı mevcuttur. HMK m. 5'teki "diğer kanunlarda yer alan yetkiye ilişkin hükümler saklı kalmak üzere" amir ibaresi gereğince, özel kanun öncelikli olarak uygulanır ve (C) davasını HMK genel kuralına (davalının yeri Antalya) gitmek zorunda kalmaksızın kendi ikametgâhı olan İstanbul'da açabilir.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık ve mahkeme pratiğinde, usul ekonomisi ve zaman kaybı yaşamamak adına davanın açılacağı yerin doğru tespit edilmesi davanın esası kadar mühimdir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, avukatların dava açarken salt HMK'nın yetki kurallarına odaklanmamaları gerektiğini; uyuşmazlığın maddi hukuk temelinde yer alan özel kanunların (örneğin İş Mahkemeleri Kanunu veya Kooperatifler Kanunu) yetki hükümlerinin mutlaka titizlikle taranması gerektiğini, zira bu tarama yapılmadan açılan davalarda yetkisizlik kararı verilmesinin müvekkil aleyhine ciddi hak ve zaman kayıplarına yol açacağını pratik bir kural olarak hatırlatmaktadır [1].

7. Eleştirel Değerlendirme

HMK m. 5, normatif bir yenilik getirmekten ziyade, usul sistematiğini hatırlatıcı bir işleve sahiptir. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, bu maddenin aslında hukukun en temel ve evrensel ilkelerinden biri olan "özel kanunun genel kanuna üstünlüğü" ilkesinin malumu ilam niteliğinde bir tekrarı olduğunu değerlendirmesine yer vermektedir [1].

Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde ise, bu tarz genel yollama (atıf ve saklı tutma) maddelerinin usul kanunlarının başında yer almasının lüzumsuz bir tekrar olmadığını; aksine, Türk hukuk sistemi gibi çok sayıda dağınık özel kanunun ve ihtisas mahkemesinin bulunduğu karmaşık bir yapıda, hâkime ve taraflara metodolojik bir harita sunduğunu ve normlar hiyerarşisi içindeki uygulama sırasını netleştirerek hukuki güvenliği sağladığını savunmaktadır [1]. Her halükarda, maddenin varlığı usul hukukunun özerkliği ve temel kanun (lex generalis) olma iddiası bakımından dogmatik bir gerekliliktir.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.