1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 44. maddesi, medeni yargılamada Bölge
Adliye Mahkemesi (BAM) başkan ve üyelerinin reddi talepleri üzerine verilen
kararların Yargıtay nezdindeki temyiz denetimini düzenlemektedir. Bir önceki
madde olan HMK m. 43'te ilk derece mahkemesi hâkimlerinin reddine ilişkin
kararların istinaf denetimi kurgulanmışken, bu madde ile kanun koyucu, hâkimin
reddi kurumunun üst derece (istinaf) mahkemelerindeki sacayağını tamamlamıştır.
Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun ret kararlarına karşı
kanun yoluna başvurulabilmesini, asıl davanın (esas hükmün) temyiz
edilebilirliği şartına bağlayarak usul ekonomisini korumayı hedeflediğini; aksi
bir sistemin, temyizi kabil olmayan kesin nitelikteki uyuşmazlıkların salt
hâkimin reddi kurumu suistimal edilerek Yargıtay önüne taşınmasına ve
yargılamaların sürüncemede bırakılmasına yol açacağını savunmaktadır. Madde,
dürüstlük kuralı ile adil yargılanma hakkı arasındaki dengeyi temyiz aşamasında
tesis eder.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Esas Hüküm Bakımından Temyiz Yolu Kapalı/Açık Olması: Ret kararına
karşı Yargıtay'a başvurulabilmesinin ön şartıdır. BAM'da görülen uyuşmazlığın
miktar veya değerinin HMK m. 362'deki temyiz kesinlik sınırının altında kalması
(kapalı) veya bu sınırı aşması (açık) durumunu ifade eder.
- Tebliği Tarihinden İtibaren İki Hafta: 2024 yılında 7499 sayılı Kanun
ile yapılan kritik bir usul değişikliğidir. Eski metindeki "tefhim veya
tebliğden itibaren bir hafta" kuralı kaldırılarak, temyiz süresi genel
hükümlerle uyumlu hale getirilmiş ve süre salt tebliğden itibaren işlemeye
başlayan iki haftalık bir periyoda sabitlenmiştir.
- 347. Madde Hükmünün Uygulanmaması: Yargıtay denetiminin hızlandırılması
amacıyla, temyiz dilekçesinin karşı tarafa tebliğ edilmesi ve karşı tarafın
"temyize cevap dilekçesi" sunması aşamasının atlanması (beklenmemesi)
kuralıdır.
- Yargıtayın Kararının Kesin Olması: BAM hâkiminin reddine ilişkin
Yargıtay'ın yapacağı denetim neticesinde vereceği onama veya bozma kararının
nihai olduğunu, bu karara karşı başkaca bir kanun yoluna veya direnmeye
gidilemeyeceğini ifade eder.
- Esasa İlişkin İşlemlerin İptali: Yargıtay kararı ile hâkimin reddi
talebinin haklılığı kesinleşirse, şüphe altında kalan BAM hâkiminin o güne
kadar yaptığı ve davanın esasına etki eden (örneğin bilirkişi incelemesi, keşif
kararı) işlemlerin, ancak "tarafın açık itirazı" bulunması şartıyla yeni heyet
tarafından iptal edilmesidir.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 44, usul hukukunun genel kanun yolları sistemiyle (özellikle HMK m. 361
ve m. 362'deki temyiz hükümleriyle) organik bir dogmatik illiyet bağı
içindedir. HMK m. 43'teki istinaf usulünün Yargıtay boyutundaki simetrisini
oluşturur. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m.
44'ün "geciken adalet adaletsizliktir" prensibi ve "usul ekonomisi" (HMK m. 30)
uyarınca kurgulandığını; maddedeki 347. madde istisnasının (cevap dilekçesinin
beklenmemesi), asıl uyuşmazlığın bir an önce çözülebilmesi için ret kurumuna
has, hızlandırılmış (sui generis) bir temyiz incelemesi yarattığını
belirtmektedir. İşlemlerin iptali fıkrası ise yasaklılık (HMK m. 35)
kurumundaki "herhâlde iptal" kuralından ayrılarak nispi ve itiraza bağlı bir
iptal rejimi kurar.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinde istinaf
incelemesi yapılan ve dava değeri 50.000 TL olan (temyiz kesinlik sınırının
altındaki) bir alacak davasında, davalı vekili, heyet başkanının karşı tarafla
akrabalığı olduğu gerekçesiyle ret talebinde bulunmuştur. Daire, ret talebini
incelemiş ve reddetmiştir. Davalı vekili, bu karara karşı Yargıtay nezdinde
temyiz yoluna başvurmuştur. Ancak HMK m. 44/1 amir hükmü gereğince, asıl dava
miktar itibarıyla temyize tabi olmadığından, BAM'ın ret merci olarak verdiği
karar da kesindir. Yargıtay, temyiz dilekçesini usulden (kesinlik nedeniyle)
reddeder.
(kurmaca senaryo) İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde duruşmalı olarak görülen
2.000.000 TL değerindeki (temyize tabi) bir tazminat davasında, davacı taraf
üye hâkim (A)'yı reddetmiştir. Ret talebi reddedilmiş ve davacı bu kararı iki
hafta içinde temyiz etmiştir. Dosya Yargıtay incelemesindeyken BAM heyeti, üye
(A)'nın da katılımıyla mahallinde keşif yapmış, davacı vekili duruşma
tutanağına "Reddi istenen üye hâkimin katılımıyla yapılan bu keşfe esastan
itiraz ediyoruz" şerhini düşmüştür. Aylar sonra Yargıtay, ret talebinin reddi
kararını bozmuş ve hâkimin reddini uygun bulmuştur. HMK m. 44/3 uyarınca,
dosyaya atanan yeni üye hâkimin katılımıyla toplanan yeni BAM heyeti, davacının
açık itirazı bulunan söz konusu keşif işlemini (esasa ilişkin işlem olduğu
için) iptal eder ve keşfi tekrarlar.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık ve mahkeme pratiğinde HMK m. 44, süreler ve itiraz mekanizması
bakımından avukatlara ciddi külfetler yükler. Sungurtekin Özkan, Hukuk
Yargılaması çalışmasında, meslektaşların özellikle 2024 yılında yapılan kanun
değişikliğine dikkat etmeleri gerektiğini; eski "tefhim veya tebliğden itibaren
bir hafta" kuralının kalktığını, sürenin artık HMK'nın genel temyiz süresi gibi
"tebliğden itibaren iki hafta" olduğunu hatırlatmaktadır. Ayrıca, ret talebi
Yargıtay'da derdestken BAM'ın yapmaya devam ettiği esasa etkili işlemlere
karşı, duruşma zaptına veya ara karara mutlaka "açıkça itiraz ediyoruz"
şerhinin düşülmesi gerektiğini; bu itiraz yapılmazsa, Yargıtay hâkimi reddetse
dahi yapılan usuli işlemlerin geçerli sayılacağını stratejik bir usul kuralı
olarak vurgulamaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 44'ün sistemi, usul ekonomisini sağlama yönüyle makul görünse de
anayasal güvenceler bakımından sorunludur. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri
Kanunu Şerhi eserinde, birinci fıkrada yer alan "esas hüküm bakımından temyiz
yolu kapalı bulunan davalarda BAM kararlarının kesin olması" kuralının, adil
yargılanma hakkını doğrudan zedelediğini eleştirel bir dille ifade etmektedir.
Bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkı, davanın parasal değeriyle
ölçülemez. Temyiz sınırının altında kalan bir davada tarafgirliği aşikâr olan
bir BAM hâkiminin bu durumunun Yargıtay denetimi dışında bırakılması, hukuki
dinlenilme ve adil yargılanma hakkının miktar baremiyle kısıtlanması anlamına
gelir.
Bunun yanı sıra Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde,
üçüncü fıkradaki "tarafça itiraz edilen işlemlerin iptal olunması" şartının
getirdiği usuli riski eleştirmektedir. Yazar, Yargıtay tarafından "tarafsız
olmadığı" tescillenen (reddi onanan) bir hâkimin, ret sebebinin doğduğu
tarihten sonra yaptığı esasa etkili işlemlerin hukuken zehirli (sakat)
mahiyette olduğunu; tarafın o esnada açıkça itiraz etmeyi unutmasının veya
atlamasının, taraflı bir hâkimin yargısal tasarrufunu meşrulaştırmaması
gerektiğini belirtmektedir. Tıpkı yasaklılık hallerindeki gibi, tarafsızlığı
ortadan kalkan hâkimin esasa etkili işlemlerinin, tarafın itirazı aranmaksızın
mutlak olarak iptal edilmesi usul hukukunun doğasına daha uygun düşecektir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 44. maddesi, medeni yargılamada Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) başkan ve üyelerinin reddi talepleri üzerine verilen kararların Yargıtay nezdindeki temyiz denetimini düzenlemektedir. Bir önceki madde olan HMK m. 43'te ilk derece mahkemesi hâkimlerinin reddine ilişkin kararların istinaf denetimi kurgulanmışken, bu madde ile kanun koyucu, hâkimin reddi kurumunun üst derece (istinaf) mahkemelerindeki sacayağını tamamlamıştır. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun ret kararlarına karşı kanun yoluna başvurulabilmesini, asıl davanın (esas hükmün) temyiz edilebilirliği şartına bağlayarak usul ekonomisini korumayı hedeflediğini; aksi bir sistemin, temyizi kabil olmayan kesin nitelikteki uyuşmazlıkların salt hâkimin reddi kurumu suistimal edilerek Yargıtay önüne taşınmasına ve yargılamaların sürüncemede bırakılmasına yol açacağını savunmaktadır. Madde, dürüstlük kuralı ile adil yargılanma hakkı arasındaki dengeyi temyiz aşamasında tesis eder.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 44, usul hukukunun genel kanun yolları sistemiyle (özellikle HMK m. 361 ve m. 362'deki temyiz hükümleriyle) organik bir dogmatik illiyet bağı içindedir. HMK m. 43'teki istinaf usulünün Yargıtay boyutundaki simetrisini oluşturur. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 44'ün "geciken adalet adaletsizliktir" prensibi ve "usul ekonomisi" (HMK m. 30) uyarınca kurgulandığını; maddedeki 347. madde istisnasının (cevap dilekçesinin beklenmemesi), asıl uyuşmazlığın bir an önce çözülebilmesi için ret kurumuna has, hızlandırılmış (sui generis) bir temyiz incelemesi yarattığını belirtmektedir. İşlemlerin iptali fıkrası ise yasaklılık (HMK m. 35) kurumundaki "herhâlde iptal" kuralından ayrılarak nispi ve itiraza bağlı bir iptal rejimi kurar.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinde istinaf incelemesi yapılan ve dava değeri 50.000 TL olan (temyiz kesinlik sınırının altındaki) bir alacak davasında, davalı vekili, heyet başkanının karşı tarafla akrabalığı olduğu gerekçesiyle ret talebinde bulunmuştur. Daire, ret talebini incelemiş ve reddetmiştir. Davalı vekili, bu karara karşı Yargıtay nezdinde temyiz yoluna başvurmuştur. Ancak HMK m. 44/1 amir hükmü gereğince, asıl dava miktar itibarıyla temyize tabi olmadığından, BAM'ın ret merci olarak verdiği karar da kesindir. Yargıtay, temyiz dilekçesini usulden (kesinlik nedeniyle) reddeder.
(kurmaca senaryo) İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde duruşmalı olarak görülen 2.000.000 TL değerindeki (temyize tabi) bir tazminat davasında, davacı taraf üye hâkim (A)'yı reddetmiştir. Ret talebi reddedilmiş ve davacı bu kararı iki hafta içinde temyiz etmiştir. Dosya Yargıtay incelemesindeyken BAM heyeti, üye (A)'nın da katılımıyla mahallinde keşif yapmış, davacı vekili duruşma tutanağına "Reddi istenen üye hâkimin katılımıyla yapılan bu keşfe esastan itiraz ediyoruz" şerhini düşmüştür. Aylar sonra Yargıtay, ret talebinin reddi kararını bozmuş ve hâkimin reddini uygun bulmuştur. HMK m. 44/3 uyarınca, dosyaya atanan yeni üye hâkimin katılımıyla toplanan yeni BAM heyeti, davacının açık itirazı bulunan söz konusu keşif işlemini (esasa ilişkin işlem olduğu için) iptal eder ve keşfi tekrarlar.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık ve mahkeme pratiğinde HMK m. 44, süreler ve itiraz mekanizması bakımından avukatlara ciddi külfetler yükler. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların özellikle 2024 yılında yapılan kanun değişikliğine dikkat etmeleri gerektiğini; eski "tefhim veya tebliğden itibaren bir hafta" kuralının kalktığını, sürenin artık HMK'nın genel temyiz süresi gibi "tebliğden itibaren iki hafta" olduğunu hatırlatmaktadır. Ayrıca, ret talebi Yargıtay'da derdestken BAM'ın yapmaya devam ettiği esasa etkili işlemlere karşı, duruşma zaptına veya ara karara mutlaka "açıkça itiraz ediyoruz" şerhinin düşülmesi gerektiğini; bu itiraz yapılmazsa, Yargıtay hâkimi reddetse dahi yapılan usuli işlemlerin geçerli sayılacağını stratejik bir usul kuralı olarak vurgulamaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 44'ün sistemi, usul ekonomisini sağlama yönüyle makul görünse de anayasal güvenceler bakımından sorunludur. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, birinci fıkrada yer alan "esas hüküm bakımından temyiz yolu kapalı bulunan davalarda BAM kararlarının kesin olması" kuralının, adil yargılanma hakkını doğrudan zedelediğini eleştirel bir dille ifade etmektedir. Bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkı, davanın parasal değeriyle ölçülemez. Temyiz sınırının altında kalan bir davada tarafgirliği aşikâr olan bir BAM hâkiminin bu durumunun Yargıtay denetimi dışında bırakılması, hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkının miktar baremiyle kısıtlanması anlamına gelir.
Bunun yanı sıra Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, üçüncü fıkradaki "tarafça itiraz edilen işlemlerin iptal olunması" şartının getirdiği usuli riski eleştirmektedir. Yazar, Yargıtay tarafından "tarafsız olmadığı" tescillenen (reddi onanan) bir hâkimin, ret sebebinin doğduğu tarihten sonra yaptığı esasa etkili işlemlerin hukuken zehirli (sakat) mahiyette olduğunu; tarafın o esnada açıkça itiraz etmeyi unutmasının veya atlamasının, taraflı bir hâkimin yargısal tasarrufunu meşrulaştırmaması gerektiğini belirtmektedir. Tıpkı yasaklılık hallerindeki gibi, tarafsızlığı ortadan kalkan hâkimin esasa etkili işlemlerinin, tarafın itirazı aranmaksızın mutlak olarak iptal edilmesi usul hukukunun doğasına daha uygun düşecektir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)