RESMİ METİN

Ret talebine ilişkin kararlara karşı istinaf


MADDE 43- (1) Esas hüküm bakımından istinaf yolu kapalı bulunan dava ve işlerde, hâkimin reddi talebiyle ilgili merci kararları kesindir. (2) Esas hüküm bakımından istinaf yolu açık bulunan dava ve işlerde ise ret talebi hakkındaki merci kararlarına karşı (…) tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir; bu hâlde 347 nci madde hükmü uygulanmaz. Bölge adliye mahkemesinin bu husustaki kararları kesindir.7 (3) Ret talebinin reddine ilişkin merci kararının bölge adliye mahkemesince uygun bulunmayarak kaldırılması veya ret talebinin kabulüne ilişkin merci kararının bölge adliye mahkemesince uygun bulunması hâlinde, ret sebebinin doğduğu tarihten itibaren reddedilen hâkimce yapılmış olan ve ret talebinde bulunan tarafça itiraz edilen esasa etkili işlemler, davaya daha sonra bakacak hâkim tarafından iptal olunur.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 43. maddesi, hâkimin reddi kurumunun işleyişinde, ret talebini inceleyen merciin (HMK m. 40) verdiği kararlara karşı başvurulabilecek kanun yollarını ve bu sürecin usuli sonuçlarını düzenlemektedir. Hâkimin reddi, doğrudan adil yargılanma hakkı ve mahkemelerin bağımsızlığı ile ilgili olsa da, bu hakkın yargılamayı felç edecek bir araca dönüşmemesi için kanun koyucu kanun yolu denetimini belirli şartlara ve hızlandırılmış bir usule bağlamıştır. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde [1], hâkimin reddine ilişkin kararların tek başına, davanın esasından bağımsız bir şekilde istinaf edilip edilemeyeceğinin, bizzat asıl davanın istinaf edilebilirliği (parasal sınır veya nitelik) ölçütüne bağlandığını; böylece asıl davası kesin olan bir uyuşmazlıkta salt reddi hâkim kurumu üzerinden usuli bir geciktirme yaratılmasının engellendiğini savunmaktadır. Madde, kanun yolunu açarken usul ekonomisi ilkesini de gözetmiştir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Esas Hüküm Bakımından İstinaf Yolu Kapalı/Açık Olması: Ret kararına karşı istinaf yoluna gidilebilmesinin ön koşuludur. Davanın konusunun değer veya miktar itibarıyla HMK m. 341'deki istinaf kesinlik sınırının altında kalması (kapalı) veya üstünde olması (açık) durumudur.
  • 347. Madde Hükmünün Uygulanmaması: HMK m. 347, istinaf dilekçesinin karşı tarafa tebliğini ve karşı tarafın iki hafta içinde cevap dilekçesi (istinafa cevap) verme hakkını düzenler. HMK m. 43/2'de bu kuralın istisna tutulması, ret kararlarına karşı yapılan istinaf başvurularında karşı tarafın cevabının beklenmeyeceği, Bölge Adliye Mahkemesinin (BAM) dosyayı derhal inceleyeceği anlamına gelir.
  • Bölge Adliye Mahkemesinin Kararlarının Kesin Olması: BAM'ın ret merciinin kararına karşı yaptığı istinaf incelemesi sonucunda vereceği kararın temyiz edilemeyeceğini, sürecin BAM aşamasında kesinleşeceğini ifade eder.
  • Esasa Etkili İşlemlerin İptali: Yasaklılık kurumundaki mutlak iptalin (HMK m. 35) aksine, hâkimin reddi kurumunda iptal edilecek işlemler sınırlandırılmıştır. Ret sebebinin doğduğu andan itibaren yapılan tüm işlemler değil; sadece davanın esasına etki eden (örneğin tanık dinleme, keşif yapma) ve ret talebinde bulunan tarafça açıkça itiraz edilmiş olan işlemler davaya atanacak yeni hâkim tarafından iptal edilebilir.

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 43, usul hukukunun genel kanun yolları sistemiyle (HMK m. 341 ve devamı) organik bir illiyet bağı içindedir. Hâkimin yasaklılığını düzenleyen HMK m. 34 ve m. 35 ile sistematik bir karşılaştırma yapıldığında; yasaklılıkta işlemlerin "herhâlde" iptal edileceği kuralına karşın, m. 43'te işlemlerin iptalinin "itiraz şartına" bağlanması dikkat çekicidir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında [1], HMK m. 43'te kurgulanan ve cevap dilekçesi aşamasını ortadan kaldıran (m. 347 istisnası) istinaf modelinin, HMK m. 30'da düzenlenen "usul ekonomisi" ilkesinin doğrudan bir tezahürü olduğunu; amaçlananın yargılamanın asıl mecrasından kopmasını önleyerek ret sorununu en üst mercide hızlıca ve kesin olarak çözmek olduğunu belirtmektedir.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) İzmir Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen ve dava değeri istinaf kesinlik sınırının altında olan (örneğin 10.000 TL değerinde) bir alacak davasında, davalı taraf hâkimi reddetmiştir. Ret talebini inceleyen Asliye Hukuk Mahkemesi (merci) talebi reddetmiştir. Davalı vekili bu ret kararına karşı istinaf yoluna başvurmak istemiştir. HMK m. 43/1 amir hükmü gereğince, asıl dava miktar itibarıyla istinafa tabi olmadığından (kesin olduğundan), merciin kararı da kesindir ve bu istinaf başvurusu usulden reddedilir.

(kurmaca senaryo) İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen yüksek meblağlı bir davada davacı, hâkimin tarafsızlığını yitirdiği gerekçesiyle ret talebinde bulunmuştur. İnceleme mercii bu talebi reddetmiştir. Davacı, merci kararına karşı iki hafta içinde istinaf yoluna başvurmuştur. BAM, merci kararını kaldırmış ve hâkimin reddi talebini haklı bularak kabul etmiştir. Bu kararın kesinleşmesi üzerine dosyaya yeni bir hâkim atanmıştır. Yeni hâkim, eski hâkimin ret sebebi ortaya çıktıktan sonra tarafların açık itirazına rağmen yaptığı "bilirkişi atama" (esasa etkili) işlemini HMK m. 43/3 uyarınca iptal etmiş ve yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmasına karar vermiştir.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık ve mahkeme pratiğinde HMK m. 43/3 hükmü, taraf vekillerine ağır bir "dikkat ve itiraz külfeti" yüklemektedir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında [1], meslektaşların hâkimin reddi talepleri henüz merci veya istinaf aşamasında karara bağlanmamışken, reddedilen hâkimin yapmaya devam ettiği esasa etkili işlemlere karşı mutlaka duruşma zaptına "ret talebimiz derdesttir, bu işleme açıkça itiraz ediyoruz" şeklinde şerh düşmeleri gerektiğini; zira kanunun lafzı gereği tarafça "itiraz edilmeyen" işlemlerin, BAM hâkimi reddetse bile yeni hâkim tarafından geçerli sayılacağını ve bunun telafisi imkânsız delil/hak kayıplarına yol açacağını usuli ve stratejik bir kural olarak hatırlatmaktadır.

7. Eleştirel Değerlendirme

HMK m. 43, usul ekonomisini koruma saikiyle yazılmış olsa da, yargı bağımsızlığı ve temel haklar bakımından ciddi dogmatik çelişkiler barındırmaktadır. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1], maddenin 1. fıkrasında hâkimin reddi kararının kanun yolu denetimine tabi olup olmamasının, davanın parasal değerine (esas hükmün istinaf edilebilirliğine) bağlanmasının anayasal "adil yargılanma hakkı" ile bağdaşmadığını eleştirel bir dille ifade etmektedir. Tarafsızlık ve bağımsızlık, maddi bir değerle ölçülemeyecek temel bir güvencedir; 5.000 liralık bir davada tarafgir bir hâkim tarafından yargılanmak, milyonlarca liralık bir davadaki tarafgirlikten daha az tehlikeli veya daha kabul edilebilir değildir. Mahkemenin tarafsızlığına ilişkin şüphelerin parasal sınır engeline takılması usul hukukunun evrensel standartlarına aykırıdır.

Ayrıca, Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1], maddenin 3. fıkrasında yer alan "esasa etkili işlemlerin iptali için tarafça itiraz edilmiş olması" şartının hak arayan tarafı usuli bir tuzağa düşürdüğünü vurgulamaktadır. Yazar, bir hâkimin tarafsızlığını yitirdiği ve reddedilmesinin haklı olduğu BAM kararıyla kesinleşmişse, o hâkimin şüphe altındayken yaptığı tüm esasa etkili işlemlerin hukuken sakat (zehirli) kabul edilmesi gerektiğini; tarafın o anlık heyecan veya tecrübesizlikle tutanağa "itiraz ediyorum" yazdırmayı unutmasının, taraflı bir yargısal işlemi meşrulaştırmaması gerektiğini belirterek, bu fıkranın yasaklılık (m. 35) kurumuna paralel olarak mutlak iptal öngörecek şekilde revize edilmesi gerektiğini savunmaktadır.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.