1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 43. maddesi, hâkimin reddi kurumunun
işleyişinde, ret talebini inceleyen merciin (HMK m. 40) verdiği kararlara karşı
başvurulabilecek kanun yollarını ve bu sürecin usuli sonuçlarını
düzenlemektedir. Hâkimin reddi, doğrudan adil yargılanma hakkı ve mahkemelerin
bağımsızlığı ile ilgili olsa da, bu hakkın yargılamayı felç edecek bir araca
dönüşmemesi için kanun koyucu kanun yolu denetimini belirli şartlara ve
hızlandırılmış bir usule bağlamıştır. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde [1],
hâkimin reddine ilişkin kararların tek başına, davanın esasından bağımsız bir
şekilde istinaf edilip edilemeyeceğinin, bizzat asıl davanın istinaf
edilebilirliği (parasal sınır veya nitelik) ölçütüne bağlandığını; böylece asıl
davası kesin olan bir uyuşmazlıkta salt reddi hâkim kurumu üzerinden usuli bir
geciktirme yaratılmasının engellendiğini savunmaktadır. Madde, kanun yolunu
açarken usul ekonomisi ilkesini de gözetmiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Esas Hüküm Bakımından İstinaf Yolu Kapalı/Açık Olması: Ret kararına
karşı istinaf yoluna gidilebilmesinin ön koşuludur. Davanın konusunun değer
veya miktar itibarıyla HMK m. 341'deki istinaf kesinlik sınırının altında
kalması (kapalı) veya üstünde olması (açık) durumudur.
- 347. Madde Hükmünün Uygulanmaması: HMK m. 347, istinaf dilekçesinin
karşı tarafa tebliğini ve karşı tarafın iki hafta içinde cevap dilekçesi
(istinafa cevap) verme hakkını düzenler. HMK m. 43/2'de bu kuralın istisna
tutulması, ret kararlarına karşı yapılan istinaf başvurularında karşı tarafın
cevabının beklenmeyeceği, Bölge Adliye Mahkemesinin (BAM) dosyayı derhal
inceleyeceği anlamına gelir.
- Bölge Adliye Mahkemesinin Kararlarının Kesin Olması: BAM'ın ret
merciinin kararına karşı yaptığı istinaf incelemesi sonucunda vereceği kararın
temyiz edilemeyeceğini, sürecin BAM aşamasında kesinleşeceğini ifade eder.
- Esasa Etkili İşlemlerin İptali: Yasaklılık kurumundaki mutlak iptalin
(HMK m. 35) aksine, hâkimin reddi kurumunda iptal edilecek işlemler
sınırlandırılmıştır. Ret sebebinin doğduğu andan itibaren yapılan tüm işlemler
değil; sadece davanın esasına etki eden (örneğin tanık dinleme, keşif yapma) ve
ret talebinde bulunan tarafça açıkça itiraz edilmiş olan işlemler davaya
atanacak yeni hâkim tarafından iptal edilebilir.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 43, usul hukukunun genel kanun yolları sistemiyle (HMK m. 341 ve devamı)
organik bir illiyet bağı içindedir. Hâkimin yasaklılığını düzenleyen HMK m. 34
ve m. 35 ile sistematik bir karşılaştırma yapıldığında; yasaklılıkta işlemlerin
"herhâlde" iptal edileceği kuralına karşın, m. 43'te işlemlerin iptalinin
"itiraz şartına" bağlanması dikkat çekicidir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni
Usul Hukuku çalışmasında [1], HMK m. 43'te kurgulanan ve cevap dilekçesi
aşamasını ortadan kaldıran (m. 347 istisnası) istinaf modelinin, HMK m. 30'da
düzenlenen "usul ekonomisi" ilkesinin doğrudan bir tezahürü olduğunu;
amaçlananın yargılamanın asıl mecrasından kopmasını önleyerek ret sorununu en
üst mercide hızlıca ve kesin olarak çözmek olduğunu belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) İzmir Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen ve dava değeri
istinaf kesinlik sınırının altında olan (örneğin 10.000 TL değerinde) bir
alacak davasında, davalı taraf hâkimi reddetmiştir. Ret talebini inceleyen
Asliye Hukuk Mahkemesi (merci) talebi reddetmiştir. Davalı vekili bu ret
kararına karşı istinaf yoluna başvurmak istemiştir. HMK m. 43/1 amir hükmü
gereğince, asıl dava miktar itibarıyla istinafa tabi olmadığından (kesin
olduğundan), merciin kararı da kesindir ve bu istinaf başvurusu usulden
reddedilir.
(kurmaca senaryo) İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen yüksek
meblağlı bir davada davacı, hâkimin tarafsızlığını yitirdiği gerekçesiyle ret
talebinde bulunmuştur. İnceleme mercii bu talebi reddetmiştir. Davacı, merci
kararına karşı iki hafta içinde istinaf yoluna başvurmuştur. BAM, merci
kararını kaldırmış ve hâkimin reddi talebini haklı bularak kabul etmiştir. Bu
kararın kesinleşmesi üzerine dosyaya yeni bir hâkim atanmıştır. Yeni hâkim,
eski hâkimin ret sebebi ortaya çıktıktan sonra tarafların açık itirazına rağmen
yaptığı "bilirkişi atama" (esasa etkili) işlemini HMK m. 43/3 uyarınca iptal
etmiş ve yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmasına karar vermiştir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık ve mahkeme pratiğinde HMK m. 43/3 hükmü, taraf vekillerine ağır bir
"dikkat ve itiraz külfeti" yüklemektedir. Sungurtekin Özkan, Hukuk
Yargılaması çalışmasında [1], meslektaşların hâkimin reddi talepleri henüz
merci veya istinaf aşamasında karara bağlanmamışken, reddedilen hâkimin yapmaya
devam ettiği esasa etkili işlemlere karşı mutlaka duruşma zaptına "ret
talebimiz derdesttir, bu işleme açıkça itiraz ediyoruz" şeklinde şerh düşmeleri
gerektiğini; zira kanunun lafzı gereği tarafça "itiraz edilmeyen" işlemlerin,
BAM hâkimi reddetse bile yeni hâkim tarafından geçerli sayılacağını ve bunun
telafisi imkânsız delil/hak kayıplarına yol açacağını usuli ve stratejik bir
kural olarak hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 43, usul ekonomisini koruma saikiyle yazılmış olsa da, yargı
bağımsızlığı ve temel haklar bakımından ciddi dogmatik çelişkiler
barındırmaktadır. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde
[1], maddenin 1. fıkrasında hâkimin reddi kararının kanun yolu denetimine tabi
olup olmamasının, davanın parasal değerine (esas hükmün istinaf
edilebilirliğine) bağlanmasının anayasal "adil yargılanma hakkı" ile
bağdaşmadığını eleştirel bir dille ifade etmektedir. Tarafsızlık ve
bağımsızlık, maddi bir değerle ölçülemeyecek temel bir güvencedir; 5.000
liralık bir davada tarafgir bir hâkim tarafından yargılanmak, milyonlarca
liralık bir davadaki tarafgirlikten daha az tehlikeli veya daha kabul
edilebilir değildir. Mahkemenin tarafsızlığına ilişkin şüphelerin parasal sınır
engeline takılması usul hukukunun evrensel standartlarına aykırıdır.
Ayrıca, Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1], maddenin
3. fıkrasında yer alan "esasa etkili işlemlerin iptali için tarafça itiraz
edilmiş olması" şartının hak arayan tarafı usuli bir tuzağa düşürdüğünü
vurgulamaktadır. Yazar, bir hâkimin tarafsızlığını yitirdiği ve reddedilmesinin
haklı olduğu BAM kararıyla kesinleşmişse, o hâkimin şüphe altındayken yaptığı
tüm esasa etkili işlemlerin hukuken sakat (zehirli) kabul edilmesi gerektiğini;
tarafın o anlık heyecan veya tecrübesizlikle tutanağa "itiraz ediyorum"
yazdırmayı unutmasının, taraflı bir yargısal işlemi meşrulaştırmaması
gerektiğini belirterek, bu fıkranın yasaklılık (m. 35) kurumuna paralel olarak
mutlak iptal öngörecek şekilde revize edilmesi gerektiğini savunmaktadır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 43. maddesi, hâkimin reddi kurumunun işleyişinde, ret talebini inceleyen merciin (HMK m. 40) verdiği kararlara karşı başvurulabilecek kanun yollarını ve bu sürecin usuli sonuçlarını düzenlemektedir. Hâkimin reddi, doğrudan adil yargılanma hakkı ve mahkemelerin bağımsızlığı ile ilgili olsa da, bu hakkın yargılamayı felç edecek bir araca dönüşmemesi için kanun koyucu kanun yolu denetimini belirli şartlara ve hızlandırılmış bir usule bağlamıştır. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde [1], hâkimin reddine ilişkin kararların tek başına, davanın esasından bağımsız bir şekilde istinaf edilip edilemeyeceğinin, bizzat asıl davanın istinaf edilebilirliği (parasal sınır veya nitelik) ölçütüne bağlandığını; böylece asıl davası kesin olan bir uyuşmazlıkta salt reddi hâkim kurumu üzerinden usuli bir geciktirme yaratılmasının engellendiğini savunmaktadır. Madde, kanun yolunu açarken usul ekonomisi ilkesini de gözetmiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 43, usul hukukunun genel kanun yolları sistemiyle (HMK m. 341 ve devamı) organik bir illiyet bağı içindedir. Hâkimin yasaklılığını düzenleyen HMK m. 34 ve m. 35 ile sistematik bir karşılaştırma yapıldığında; yasaklılıkta işlemlerin "herhâlde" iptal edileceği kuralına karşın, m. 43'te işlemlerin iptalinin "itiraz şartına" bağlanması dikkat çekicidir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında [1], HMK m. 43'te kurgulanan ve cevap dilekçesi aşamasını ortadan kaldıran (m. 347 istisnası) istinaf modelinin, HMK m. 30'da düzenlenen "usul ekonomisi" ilkesinin doğrudan bir tezahürü olduğunu; amaçlananın yargılamanın asıl mecrasından kopmasını önleyerek ret sorununu en üst mercide hızlıca ve kesin olarak çözmek olduğunu belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) İzmir Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen ve dava değeri istinaf kesinlik sınırının altında olan (örneğin 10.000 TL değerinde) bir alacak davasında, davalı taraf hâkimi reddetmiştir. Ret talebini inceleyen Asliye Hukuk Mahkemesi (merci) talebi reddetmiştir. Davalı vekili bu ret kararına karşı istinaf yoluna başvurmak istemiştir. HMK m. 43/1 amir hükmü gereğince, asıl dava miktar itibarıyla istinafa tabi olmadığından (kesin olduğundan), merciin kararı da kesindir ve bu istinaf başvurusu usulden reddedilir.
(kurmaca senaryo) İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen yüksek meblağlı bir davada davacı, hâkimin tarafsızlığını yitirdiği gerekçesiyle ret talebinde bulunmuştur. İnceleme mercii bu talebi reddetmiştir. Davacı, merci kararına karşı iki hafta içinde istinaf yoluna başvurmuştur. BAM, merci kararını kaldırmış ve hâkimin reddi talebini haklı bularak kabul etmiştir. Bu kararın kesinleşmesi üzerine dosyaya yeni bir hâkim atanmıştır. Yeni hâkim, eski hâkimin ret sebebi ortaya çıktıktan sonra tarafların açık itirazına rağmen yaptığı "bilirkişi atama" (esasa etkili) işlemini HMK m. 43/3 uyarınca iptal etmiş ve yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmasına karar vermiştir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık ve mahkeme pratiğinde HMK m. 43/3 hükmü, taraf vekillerine ağır bir "dikkat ve itiraz külfeti" yüklemektedir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında [1], meslektaşların hâkimin reddi talepleri henüz merci veya istinaf aşamasında karara bağlanmamışken, reddedilen hâkimin yapmaya devam ettiği esasa etkili işlemlere karşı mutlaka duruşma zaptına "ret talebimiz derdesttir, bu işleme açıkça itiraz ediyoruz" şeklinde şerh düşmeleri gerektiğini; zira kanunun lafzı gereği tarafça "itiraz edilmeyen" işlemlerin, BAM hâkimi reddetse bile yeni hâkim tarafından geçerli sayılacağını ve bunun telafisi imkânsız delil/hak kayıplarına yol açacağını usuli ve stratejik bir kural olarak hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 43, usul ekonomisini koruma saikiyle yazılmış olsa da, yargı bağımsızlığı ve temel haklar bakımından ciddi dogmatik çelişkiler barındırmaktadır. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1], maddenin 1. fıkrasında hâkimin reddi kararının kanun yolu denetimine tabi olup olmamasının, davanın parasal değerine (esas hükmün istinaf edilebilirliğine) bağlanmasının anayasal "adil yargılanma hakkı" ile bağdaşmadığını eleştirel bir dille ifade etmektedir. Tarafsızlık ve bağımsızlık, maddi bir değerle ölçülemeyecek temel bir güvencedir; 5.000 liralık bir davada tarafgir bir hâkim tarafından yargılanmak, milyonlarca liralık bir davadaki tarafgirlikten daha az tehlikeli veya daha kabul edilebilir değildir. Mahkemenin tarafsızlığına ilişkin şüphelerin parasal sınır engeline takılması usul hukukunun evrensel standartlarına aykırıdır.
Ayrıca, Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1], maddenin 3. fıkrasında yer alan "esasa etkili işlemlerin iptali için tarafça itiraz edilmiş olması" şartının hak arayan tarafı usuli bir tuzağa düşürdüğünü vurgulamaktadır. Yazar, bir hâkimin tarafsızlığını yitirdiği ve reddedilmesinin haklı olduğu BAM kararıyla kesinleşmişse, o hâkimin şüphe altındayken yaptığı tüm esasa etkili işlemlerin hukuken sakat (zehirli) kabul edilmesi gerektiğini; tarafın o anlık heyecan veya tecrübesizlikle tutanağa "itiraz ediyorum" yazdırmayı unutmasının, taraflı bir yargısal işlemi meşrulaştırmaması gerektiğini belirterek, bu fıkranın yasaklılık (m. 35) kurumuna paralel olarak mutlak iptal öngörecek şekilde revize edilmesi gerektiğini savunmaktadır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)