1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 42. maddesi, medeni usul hukukunda yargı
tarafsızlığının bir güvencesi olan "hâkimin reddi" kurumunun inceleme
prosedürünü, ispat standartlarını ve kötüniyetli başvurulara karşı öngörülen
müeyyideleri (yaptırımları) düzenleyen çok boyutlu bir usul normudur. 2020
yılında 7251 sayılı Kanun ile köklü değişikliklere uğrayan bu madde, ret
taleplerinin merci tarafından nasıl inceleneceğini belirlerken, aynı zamanda
reddi istenen hâkimin yetkilerinin o anki sınırlarını da çizmektedir. Kuru,
Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile birbirine zıt iki
menfaati; yani tarafların "tarafsız mahkemede yargılanma hakkı" ile
"yargılamanın sürüncemede bırakılmasını önleme (usul ekonomisi)" amacını hassas
bir dengeye oturtmaya çalıştığını, bu yüzden asılsız ret taleplerine karşı ağır
disiplin cezaları getirilirken, ispat standardının da "muhtemel görme"
seviyesine indirilerek hak aramanın kolaylaştırıldığını savunmaktadır [1].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Dosya Üzerinden İnceleme (1. Fıkra): Yetkili merciin, ret talebini
incelerken kural olarak duruşma açmak, tarafları veya reddedilen hâkimi
dinlemek zorunda olmadığını ifade eder.
- Muhtemel Görme / İspat Standardı (2. Fıkra): 2020 değişikliğiyle usul
hukukuna giren devrim niteliğinde bir kuraldır. Ret sebebinin "tam ispat"
(yüzde yüz kesinlik) seviyesinde kanıtlanması şart değildir. Merci, sunulan
emarelere bakarak hâkimin tarafsızlığını yitirmiş olma ihtimalini
"olası/muhtemel" görüyorsa talebi kabul edebilir.
- Yemin Teklif Olunamaması (3. Fıkra): Yemin, davanın tarafları
arasındaki maddi vakıaların ispatı için öngörülmüş bir delildir. Hâkim davanın
tarafı olmadığı için, hâkime yönelik bir iddiada tarafların yemin deliline
dayanması mantıken ve usulen yasaklanmıştır.
- Gecikmesinde Sakınca Bulunan İşler (4. Fıkra): Reddi istenen hâkim,
kural olarak merci kararına kadar dosyaya bakamasa da; delil tespiti veya
ihtiyati tedbir gibi acil müdahale gerektiren, yapılmadığı takdirde telafisi
imkânsız zararlar doğuracak usul işlemlerini istisnai olarak yapmaya devam
edebilir.
- Kötüniyetli Ret ve Disiplin Para Cezası (6. ve 7. Fıkra): Sırf davayı
uzatmak veya hâkimi taciz etmek amacıyla yapılan ret taleplerinin reddi halinde
uygulanan, giderek artan (tekerrür halinde iki katına çıkan) caydırıcı mali
yaptırımdır.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 42, HMK m. 36'daki "Ret Sebepleri"nin ve HMK m. 38'deki "Ret Usulü"nün
nihai karar ve yaptırım aşamasıdır. Maddede öngörülen disiplin para cezaları,
doğrudan doğruya usul hukukunun temel taşlarından olan HMK m. 29 (Dürüstlük
Kuralı) ve HMK m. 30 (Usul Ekonomisi) ile sarsılmaz bir dogmatik bütünlük
içindedir [1]. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK
m. 42'de düzenlenen kötüniyet yaptırımının, salt taraf iradesine bırakılmış
olan HMK m. 36 mekanizmasının bir yargısal şantaj aracına dönüşmesini
engelleyen en güçlü usuli kalkan olduğunu; maddedeki "aynı durum ve olaylara
dayanarak yeniden reddedilmesi" halinin davayı durdurmamasının da yine hakkın
kötüye kullanılmasını önleyici sistematik bir tedbir olduğunu belirtmektedir
[1].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) İzmir Asliye Hukuk Mahkemesinde tahkikatı bitmek üzere olan
bir davada davalı vekili, hiçbir somut delil veya mantıklı bir emare
sunmaksızın sırf kararın çıkmasını geciktirmek maksadıyla hâkimi reddetmiştir.
Dosya merciine gitmiş, merci ret talebini dosya üzerinden (HMK m. 42/1)
inceleyerek esastan reddetmiştir. Merci, bu talebin tahkikatı uzatmaya yönelik
tamamen "kötüniyetli" bir girişim olduğunu tespit ederek davalı taraf aleyhine
HMK m. 42/6 uyarınca 3.000 TL disiplin para cezasına hükmetmiştir. Davalı, aynı
iddialarla bir sonraki celsede tekrar ret talebinde bulunursa, bu kez HMK m.
42/7 uyarınca verilecek ceza 6.000 TL'den az olamayacaktır.
(kurmaca senaryo) Bir ticari uyuşmazlıkta davacı, mahkeme hâkiminin davalı
şirketin yönetim kurulu başkanıyla samimi arkadaş olduğunu iddia ederek hâkimi
reddetmiştir. İspat için de sadece aynı restoranda farklı masalarda çekilmiş
bir fotoğraf karesi (emare) sunmuştur. Merci, bu fotoğrafın arkadaşlığı tam
olarak ispat etmediğini (sabit olmadığını) ancak iddia edilen şüpheyi
"muhtemel" kıldığını değerlendirerek, 2020 değişikliğiyle eklenen HMK m. 42/2
uyarınca, adalete olan güveni sarsmamak adına ret talebini kabul etmiştir.
(kurmaca senaryo) Hâkimin reddi talebi merci önünde incelenmeyi beklerken,
uyuşmazlık konusu binanın yıkım tehlikesi ortaya çıkmıştır. Reddi istenen
hâkim, "merci kararı gelene kadar davaya bakamam" kuralına rağmen, HMK m.
42/4'teki istisnayı işleterek, durum "gecikmesinde sakınca bulunan iş"
kapsamında olduğu için binanın yıkımını durduran "ihtiyati tedbir" kararını
verebilir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, müvekkil baskısıyla altı boş ret dilekçeleri
sunmak ciddi hukuki sorumluluklar doğurmaktadır. Sungurtekin Özkan, Hukuk
Yargılaması çalışmasında, meslektaşların hâkimin reddi kurumunu taktiksel bir
erteleme silahı olarak kullanmaktan özenle kaçınmaları gerektiğini; aksi
takdirde HMK m. 42 uyarınca müvekkillerine verilecek disiplin para cezalarının
doğrudan doğruya avukatın özen borcuna aykırılığı gündeme getireceğini ve
müvekkil ile vekil arasında rücu davalarına sebebiyet verebileceğini usuli ve
stratejik bir kural olarak hatırlatmaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 42, 2020 yılında yapılan eklemelerle usul sistemimizi oldukça
rahatlatmış olsa da, bazı yaptırım mekanizmaları enflasyonist koşullar
karşısında etkisizleşmektedir. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi
eserinde, maddedeki beş yüz ile beş bin Türk Lirası şeklindeki sabit disiplin
para cezası sınırlarının, günümüz ekonomik koşullarında milyonlarca liralık
devasa ticari davalarda hiçbir caydırıcılığının kalmadığını; yargılamayı felç
etmeyi göze alan kötüniyetli bir taraf için bu rakamların ödenmeye değer bir
"zaman satın alma bedeli" olarak algılandığını vurgulayarak, para cezalarının
maktu (sabit) rakamlar yerine dava değerine oranlanarak veya her yıl yeniden
değerleme oranına tabi tutularak güncellenecek şekilde revize edilmesi
gerektiğini ifade etmektedir [1].
Öte yandan, Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, ikinci
fıkradaki "muhtemel görme" kriterinin adil yargılanma hakkı bakımından çok
isabetli bir adım olduğunu takdir etmekle birlikte; bu "muhtemel görme"
inisiyatifinin tamamen merci hâkiminin sübjektif iç dünyasına bırakılmasının,
keyfi kararlara zemin hazırlayabileceğini belirtmektedir. Kanun koyucunun,
ispat standardını düşürürken merciin bu ihtimali hangi objektif belirtilere
(örneğin somut vakıaların yoğunluğuna) dayandırarak gerekçelendirmesi
gerektiğini daha kazuistik bir yaklaşımla ifade etmemesi, doktriner açıdan
eleştirilecek bir eksikliktir [1].
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 42. maddesi, medeni usul hukukunda yargı tarafsızlığının bir güvencesi olan "hâkimin reddi" kurumunun inceleme prosedürünü, ispat standartlarını ve kötüniyetli başvurulara karşı öngörülen müeyyideleri (yaptırımları) düzenleyen çok boyutlu bir usul normudur. 2020 yılında 7251 sayılı Kanun ile köklü değişikliklere uğrayan bu madde, ret taleplerinin merci tarafından nasıl inceleneceğini belirlerken, aynı zamanda reddi istenen hâkimin yetkilerinin o anki sınırlarını da çizmektedir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile birbirine zıt iki menfaati; yani tarafların "tarafsız mahkemede yargılanma hakkı" ile "yargılamanın sürüncemede bırakılmasını önleme (usul ekonomisi)" amacını hassas bir dengeye oturtmaya çalıştığını, bu yüzden asılsız ret taleplerine karşı ağır disiplin cezaları getirilirken, ispat standardının da "muhtemel görme" seviyesine indirilerek hak aramanın kolaylaştırıldığını savunmaktadır [1].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 42, HMK m. 36'daki "Ret Sebepleri"nin ve HMK m. 38'deki "Ret Usulü"nün nihai karar ve yaptırım aşamasıdır. Maddede öngörülen disiplin para cezaları, doğrudan doğruya usul hukukunun temel taşlarından olan HMK m. 29 (Dürüstlük Kuralı) ve HMK m. 30 (Usul Ekonomisi) ile sarsılmaz bir dogmatik bütünlük içindedir [1]. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 42'de düzenlenen kötüniyet yaptırımının, salt taraf iradesine bırakılmış olan HMK m. 36 mekanizmasının bir yargısal şantaj aracına dönüşmesini engelleyen en güçlü usuli kalkan olduğunu; maddedeki "aynı durum ve olaylara dayanarak yeniden reddedilmesi" halinin davayı durdurmamasının da yine hakkın kötüye kullanılmasını önleyici sistematik bir tedbir olduğunu belirtmektedir [1].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) İzmir Asliye Hukuk Mahkemesinde tahkikatı bitmek üzere olan bir davada davalı vekili, hiçbir somut delil veya mantıklı bir emare sunmaksızın sırf kararın çıkmasını geciktirmek maksadıyla hâkimi reddetmiştir. Dosya merciine gitmiş, merci ret talebini dosya üzerinden (HMK m. 42/1) inceleyerek esastan reddetmiştir. Merci, bu talebin tahkikatı uzatmaya yönelik tamamen "kötüniyetli" bir girişim olduğunu tespit ederek davalı taraf aleyhine HMK m. 42/6 uyarınca 3.000 TL disiplin para cezasına hükmetmiştir. Davalı, aynı iddialarla bir sonraki celsede tekrar ret talebinde bulunursa, bu kez HMK m. 42/7 uyarınca verilecek ceza 6.000 TL'den az olamayacaktır.
(kurmaca senaryo) Bir ticari uyuşmazlıkta davacı, mahkeme hâkiminin davalı şirketin yönetim kurulu başkanıyla samimi arkadaş olduğunu iddia ederek hâkimi reddetmiştir. İspat için de sadece aynı restoranda farklı masalarda çekilmiş bir fotoğraf karesi (emare) sunmuştur. Merci, bu fotoğrafın arkadaşlığı tam olarak ispat etmediğini (sabit olmadığını) ancak iddia edilen şüpheyi "muhtemel" kıldığını değerlendirerek, 2020 değişikliğiyle eklenen HMK m. 42/2 uyarınca, adalete olan güveni sarsmamak adına ret talebini kabul etmiştir.
(kurmaca senaryo) Hâkimin reddi talebi merci önünde incelenmeyi beklerken, uyuşmazlık konusu binanın yıkım tehlikesi ortaya çıkmıştır. Reddi istenen hâkim, "merci kararı gelene kadar davaya bakamam" kuralına rağmen, HMK m. 42/4'teki istisnayı işleterek, durum "gecikmesinde sakınca bulunan iş" kapsamında olduğu için binanın yıkımını durduran "ihtiyati tedbir" kararını verebilir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, müvekkil baskısıyla altı boş ret dilekçeleri sunmak ciddi hukuki sorumluluklar doğurmaktadır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların hâkimin reddi kurumunu taktiksel bir erteleme silahı olarak kullanmaktan özenle kaçınmaları gerektiğini; aksi takdirde HMK m. 42 uyarınca müvekkillerine verilecek disiplin para cezalarının doğrudan doğruya avukatın özen borcuna aykırılığı gündeme getireceğini ve müvekkil ile vekil arasında rücu davalarına sebebiyet verebileceğini usuli ve stratejik bir kural olarak hatırlatmaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 42, 2020 yılında yapılan eklemelerle usul sistemimizi oldukça rahatlatmış olsa da, bazı yaptırım mekanizmaları enflasyonist koşullar karşısında etkisizleşmektedir. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, maddedeki beş yüz ile beş bin Türk Lirası şeklindeki sabit disiplin para cezası sınırlarının, günümüz ekonomik koşullarında milyonlarca liralık devasa ticari davalarda hiçbir caydırıcılığının kalmadığını; yargılamayı felç etmeyi göze alan kötüniyetli bir taraf için bu rakamların ödenmeye değer bir "zaman satın alma bedeli" olarak algılandığını vurgulayarak, para cezalarının maktu (sabit) rakamlar yerine dava değerine oranlanarak veya her yıl yeniden değerleme oranına tabi tutularak güncellenecek şekilde revize edilmesi gerektiğini ifade etmektedir [1].
Öte yandan, Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, ikinci fıkradaki "muhtemel görme" kriterinin adil yargılanma hakkı bakımından çok isabetli bir adım olduğunu takdir etmekle birlikte; bu "muhtemel görme" inisiyatifinin tamamen merci hâkiminin sübjektif iç dünyasına bırakılmasının, keyfi kararlara zemin hazırlayabileceğini belirtmektedir. Kanun koyucunun, ispat standardını düşürürken merciin bu ihtimali hangi objektif belirtilere (örneğin somut vakıaların yoğunluğuna) dayandırarak gerekçelendirmesi gerektiğini daha kazuistik bir yaklaşımla ifade etmemesi, doktriner açıdan eleştirilecek bir eksikliktir [1].
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)