1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 40. maddesi, medeni usul hukukunda yargı
bağımsızlığı ve tarafsızlığının teminatı olan "hâkimin reddi" kurumunun
işletilebilmesi için kurulan usuli denetim mekanizmasını düzenlemektedir. Bir
hâkimin reddedilmesi talebinin haklı olup olmadığına bizzat reddi istenen
hâkimin karar vermesi, "hiç kimsenin kendi davasının yargıcı olamayacağı" (nemo
iudex in causa sua) evrensel hukuk ilkesine aykırı düşecektir. Kuru, Medeni
Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile reddi istenen hâkimin kendi
davasında karar veremeyeceği ilkesini usul hukukunda somutlaştırdığını; ret
talebini inceleme yetkisinin tamamen bağımsız ve objektif bir başka adli
merciye (hâkime veya kurula) bırakılarak yargıya olan toplumsal güvenin
korunduğunu savunmaktadır. Madde, adli teşkilat yapısının coğrafi ve kadrosal
kısıtlılıklarını da gözeterek, ret talebini inceleyecek makamları yatay ve
dikey bir silsile (hiyerarşi) içinde tek tek belirlemiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Reddi İstenen Hâkimin Katılmaksızın İncelenmesi: Hâkimin, kendisi
hakkındaki şikâyet/ret değerlendirmesinde hiçbir şekilde oy kullanamaması ve
müzakerelere katılamamasıdır. Bu, mutlak bir şekil şartıdır.
- Mahkemenin Tek Hâkimden Oluşması: Türk adli teşkilatında Asliye Hukuk
ve Sulh Hukuk mahkemeleri kural olarak tek hâkimli mahkemelerdir. Bu nedenle
inceleme, yasanın gösterdiği "diğer" mahkemelere kaydırılır.
- O Yer: Mahkemenin bulunduğu mülki idare sınırını (il veya ilçe adliyesi
yargı çevresini) ifade eder. Adliyedeki kadro durumuna göre inceleme yetkisi
sırasıyla ceza hâkimlerine veya komşu adliyelere devredilir.
- Bulunma Sıralarına Göre İncelenme: Sulh Hukuk Mahkemesi hâkiminin reddi
halinde, adliyedeki diğer hâkimlerin (Sulh Ceza, Asliye Hukuk, Asliye Ceza)
kanunda yazılı sıraya riayet edilerek görevlendirilmesidir. Bu sıranın
atlanması, mercii tecavüzü sayılır ve kararı usulen sakatlar.
- Toplu Ret Taleplerinin Dinlenmemesi: Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) hukuk
dairelerinde yargılamayı felç etmek (dairenin toplanmasını ve karar almasını
fiziken imkânsız kılmak) maksadıyla, heyetteki tüm üyelerin birden reddedilmesi
gibi kötüniyetli girişimlerin, esasa girilmeksizin (dinlenmeden) usulden
reddedilmesi kuralıdır.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 40, adli teşkilat hukuku ile usul hukukunun kesişim noktasında yer alır.
Bu madde, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye
Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'daki mahkeme
yapılanmasıyla doğrudan entegredir. Ayrıca, ret sebeplerini düzenleyen HMK m.
36 ve ret dilekçesinin verilme usulünü düzenleyen HMK m. 38 ile ayrılmaz bir
dogmatik bütünlük içindedir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku
çalışmasında, HMK m. 40 ile kurulan bu yedekli (alternatifli) merci ağının,
adliyelerdeki hâkim eksikliğinden dolayı davanın sahipsiz (hâkimsiz) kalarak
sürüncemede kalmasını önleyen, "usul ekonomisi" (HMK m. 30) ve "makul sürede
yargılanma" ilkelerine hizmet eden pragmatik bir adli teşkilat çözümü olduğunu
belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Tek Asliye Hukuk Mahkemesi bulunan küçük bir ilçe
adliyesinde, davalı taraf Asliye Hukuk Hâkimini (A) reddetmiştir. O yerde başka
bir Asliye Hukuk Hâkimi bulunmadığı için, HMK m. 40/2 amir hükmü gereğince, ret
talebini inceleme görevi aynı adliyede görev yapan Asliye Ceza Hâkimi (B)'ye
geçer. Asliye Ceza Hâkimi (B), hukukçu kimliğiyle ret talebini değerlendirip
karara bağlar.
(kurmaca senaryo) Bir tahliye davasında, görevli Sulh Hukuk Hâkimi (C)
reddedilmiştir. İlçe adliyesinde başka bir Sulh Hukuk Hâkimi yoktur. HMK m.
40/3 uyarınca kanuni sıraya bakılır. O yerde bir Sulh Ceza Hâkimi (D)
bulunmaktadır. Dolayısıyla ret talebi Asliye Hukuk veya Asliye Ceza mahkemesine
gitmeden, sıradaki ilk merci olan Sulh Ceza Hâkimi (D) tarafından incelenir.
(kurmaca senaryo) İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinde görülen
bir istinaf incelemesinde, davanın tarafı, heyeti oluşturan 1 Başkan ve 2
Üyeyi, sırf kararın çıkmasını aylar boyunca geciktirmek amacıyla tek bir
dilekçeyle toptan reddetmiştir. HMK m. 40/4'ün son cümlesi uyarınca, hukuk
dairesinin toplanmasını engelleyecek boyuttaki bu toplu ret talebi hiçbir
incelemeye tabi tutulmadan (dinlenmeden) doğrudan reddedilir ve heyet
incelemeye devam eder.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık pratiğinde HMK m. 40'taki silsilenin mahkeme kalemlerince işletilmesi
bazen ciddi zaman kayıplarına yol açmaktadır. Sungurtekin Özkan, Hukuk
Yargılaması çalışmasında, meslektaşların ret talebini HMK m. 38 uyarınca reddi
istenen hâkimin mahkemesine verdikten sonra pasif bir bekleyişe geçmemeleri
gerektiğini; usul ekonomisi ve makul süre ilkeleri uyarınca, dosyanın HMK m.
40'ta sayılan yetkili merciye (örneğin Asliye Ceza Mahkemesine) fiziken veya
UYAP üzerinden gecikmeksizin sevki için mahkeme kalemi nezdinde aktif takipte
bulunmalarının davanın gereksiz yere uzamasını engelleyecek stratejik bir usul
kuralı olduğunu hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 40, adli teşkilat eksikliklerine pratik bir çözüm getirse de, özellikle
küçük adliyelerde "tarafsız ve objektif denetim" algısını ağır şekilde
zedeleyen bir yapıya sahiptir. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu
Şerhi eserinde, tek veya az hâkimli adliyelerde Asliye Hukuk hâkimi ile Asliye
Ceza hâkiminin aynı koridoru, aynı dinlenme odasını ve hatta aynı lojmanı
paylaştıklarına dikkat çekerek; bir hâkim hakkındaki ret talebinin, onunla her
gün mesai yapan yakın bir mesai arkadaşı tarafından incelenmesinin, "mesleki
dayanışma" (kolejyalite) refleksini tetiklediğini ve ret taleplerinin
genellikle sırf bu dayanışma nedeniyle reddedildiğini; bu durumun objektif
tarafsızlık ilkesiyle bağdaşmadığını eleştirel bir dille ifade etmektedir. Bu
tür durumlarda incelemenin en yakın Ağır Ceza Merkezi veya doğrudan Bölge
Adliye Mahkemesi tarafından yapılması daha adil bir çözüm olacaktır.
Ayrıca, Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, 4. fıkrada
yer alan Bölge Adliye Mahkemelerindeki "toplu ret taleplerinin dinlenmemesi"
kuralının, hakkın kötüye kullanılmasını önlemek bakımından faydalı olduğunu
kabul etmekle birlikte; ya heyetin tamamının gerçekten tarafsızlığını yitirdiği
(örneğin heyetin tamamının davacı şirketle önceden bir menfaat ilişkisi
bulunduğu) çok istisnai ve somut delillerle ispatlanan bir durum söz konusuysa
ne olacağı sorusunun kanunda cevapsız bırakıldığını vurgulamaktadır. Kanun
koyucunun böylesi mutlak bir yasak koymak yerine, toplu ret taleplerinin
istisnai durumlarda bir başka BAM dairesi veya Yargıtay tarafından
incelenebilmesine olanak tanıyan dar bir istisna kapısı bırakması, hukuki
dinlenilme hakkı bakımından elzemdir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 40. maddesi, medeni usul hukukunda yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının teminatı olan "hâkimin reddi" kurumunun işletilebilmesi için kurulan usuli denetim mekanizmasını düzenlemektedir. Bir hâkimin reddedilmesi talebinin haklı olup olmadığına bizzat reddi istenen hâkimin karar vermesi, "hiç kimsenin kendi davasının yargıcı olamayacağı" (nemo iudex in causa sua) evrensel hukuk ilkesine aykırı düşecektir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile reddi istenen hâkimin kendi davasında karar veremeyeceği ilkesini usul hukukunda somutlaştırdığını; ret talebini inceleme yetkisinin tamamen bağımsız ve objektif bir başka adli merciye (hâkime veya kurula) bırakılarak yargıya olan toplumsal güvenin korunduğunu savunmaktadır. Madde, adli teşkilat yapısının coğrafi ve kadrosal kısıtlılıklarını da gözeterek, ret talebini inceleyecek makamları yatay ve dikey bir silsile (hiyerarşi) içinde tek tek belirlemiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 40, adli teşkilat hukuku ile usul hukukunun kesişim noktasında yer alır. Bu madde, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'daki mahkeme yapılanmasıyla doğrudan entegredir. Ayrıca, ret sebeplerini düzenleyen HMK m. 36 ve ret dilekçesinin verilme usulünü düzenleyen HMK m. 38 ile ayrılmaz bir dogmatik bütünlük içindedir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 40 ile kurulan bu yedekli (alternatifli) merci ağının, adliyelerdeki hâkim eksikliğinden dolayı davanın sahipsiz (hâkimsiz) kalarak sürüncemede kalmasını önleyen, "usul ekonomisi" (HMK m. 30) ve "makul sürede yargılanma" ilkelerine hizmet eden pragmatik bir adli teşkilat çözümü olduğunu belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Tek Asliye Hukuk Mahkemesi bulunan küçük bir ilçe adliyesinde, davalı taraf Asliye Hukuk Hâkimini (A) reddetmiştir. O yerde başka bir Asliye Hukuk Hâkimi bulunmadığı için, HMK m. 40/2 amir hükmü gereğince, ret talebini inceleme görevi aynı adliyede görev yapan Asliye Ceza Hâkimi (B)'ye geçer. Asliye Ceza Hâkimi (B), hukukçu kimliğiyle ret talebini değerlendirip karara bağlar.
(kurmaca senaryo) Bir tahliye davasında, görevli Sulh Hukuk Hâkimi (C) reddedilmiştir. İlçe adliyesinde başka bir Sulh Hukuk Hâkimi yoktur. HMK m. 40/3 uyarınca kanuni sıraya bakılır. O yerde bir Sulh Ceza Hâkimi (D) bulunmaktadır. Dolayısıyla ret talebi Asliye Hukuk veya Asliye Ceza mahkemesine gitmeden, sıradaki ilk merci olan Sulh Ceza Hâkimi (D) tarafından incelenir.
(kurmaca senaryo) İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinde görülen bir istinaf incelemesinde, davanın tarafı, heyeti oluşturan 1 Başkan ve 2 Üyeyi, sırf kararın çıkmasını aylar boyunca geciktirmek amacıyla tek bir dilekçeyle toptan reddetmiştir. HMK m. 40/4'ün son cümlesi uyarınca, hukuk dairesinin toplanmasını engelleyecek boyuttaki bu toplu ret talebi hiçbir incelemeye tabi tutulmadan (dinlenmeden) doğrudan reddedilir ve heyet incelemeye devam eder.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık pratiğinde HMK m. 40'taki silsilenin mahkeme kalemlerince işletilmesi bazen ciddi zaman kayıplarına yol açmaktadır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların ret talebini HMK m. 38 uyarınca reddi istenen hâkimin mahkemesine verdikten sonra pasif bir bekleyişe geçmemeleri gerektiğini; usul ekonomisi ve makul süre ilkeleri uyarınca, dosyanın HMK m. 40'ta sayılan yetkili merciye (örneğin Asliye Ceza Mahkemesine) fiziken veya UYAP üzerinden gecikmeksizin sevki için mahkeme kalemi nezdinde aktif takipte bulunmalarının davanın gereksiz yere uzamasını engelleyecek stratejik bir usul kuralı olduğunu hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 40, adli teşkilat eksikliklerine pratik bir çözüm getirse de, özellikle küçük adliyelerde "tarafsız ve objektif denetim" algısını ağır şekilde zedeleyen bir yapıya sahiptir. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, tek veya az hâkimli adliyelerde Asliye Hukuk hâkimi ile Asliye Ceza hâkiminin aynı koridoru, aynı dinlenme odasını ve hatta aynı lojmanı paylaştıklarına dikkat çekerek; bir hâkim hakkındaki ret talebinin, onunla her gün mesai yapan yakın bir mesai arkadaşı tarafından incelenmesinin, "mesleki dayanışma" (kolejyalite) refleksini tetiklediğini ve ret taleplerinin genellikle sırf bu dayanışma nedeniyle reddedildiğini; bu durumun objektif tarafsızlık ilkesiyle bağdaşmadığını eleştirel bir dille ifade etmektedir. Bu tür durumlarda incelemenin en yakın Ağır Ceza Merkezi veya doğrudan Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılması daha adil bir çözüm olacaktır.
Ayrıca, Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, 4. fıkrada yer alan Bölge Adliye Mahkemelerindeki "toplu ret taleplerinin dinlenmemesi" kuralının, hakkın kötüye kullanılmasını önlemek bakımından faydalı olduğunu kabul etmekle birlikte; ya heyetin tamamının gerçekten tarafsızlığını yitirdiği (örneğin heyetin tamamının davacı şirketle önceden bir menfaat ilişkisi bulunduğu) çok istisnai ve somut delillerle ispatlanan bir durum söz konusuysa ne olacağı sorusunun kanunda cevapsız bırakıldığını vurgulamaktadır. Kanun koyucunun böylesi mutlak bir yasak koymak yerine, toplu ret taleplerinin istisnai durumlarda bir başka BAM dairesi veya Yargıtay tarafından incelenebilmesine olanak tanıyan dar bir istisna kapısı bırakması, hukuki dinlenilme hakkı bakımından elzemdir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)