RESMİ METİN

Ret talebini incelemeye yetkili merci


MADDE 40- (1) Hâkimin reddi talebi, reddi istenen hâkim katılmaksızın mensup olduğu mahkemece incelenir. (2) Reddedilen hâkimin katılmamasından dolayı mahkeme toplanamıyor ya da mahkeme tek hâkimden oluşuyor ise ret talebi, o yerde asliye hukuk hâkimliği görevini yapan diğer mahkeme veya hâkim tarafından incelenir. O yerde, asliye hukuk hâkimliği görevi tek hâkim tarafından yerine getiriliyorsa, o hâkim hakkındaki ret talebi, asliye ceza hâkimi varsa onun tarafından, yoksa en yakın asliye hukuk mahkemesince incelenir. (3) Sulh hukuk hâkimi reddedildiği takdirde, ret talebi, o yerdeki diğer sulh hukuk hâkimi tarafından incelenir. O yerde, sulh hukuk hâkimliği görevi tek hâkim tarafından yerine getiriliyorsa, o hâkim hakkındaki ret talebi, bulunma sıralarına göre; o yerdeki sulh ceza hâkimi, asliye hukuk hâkimi, asliye ceza hâkimi, bunların da bulunmaması hâlinde, en yakın yerdeki sulh hukuk hâkimi tarafından incelenir. (4) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin başkan ve üyelerinin reddi talebi, reddedilen başkan ve üye katılmaksızın görevli olduğu dairece karara bağlanır. Hukuk dairelerinin toplanmasını engelleyecek şekildeki toplu ret talepleri dinlenmez.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 40. maddesi, medeni usul hukukunda yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının teminatı olan "hâkimin reddi" kurumunun işletilebilmesi için kurulan usuli denetim mekanizmasını düzenlemektedir. Bir hâkimin reddedilmesi talebinin haklı olup olmadığına bizzat reddi istenen hâkimin karar vermesi, "hiç kimsenin kendi davasının yargıcı olamayacağı" (nemo iudex in causa sua) evrensel hukuk ilkesine aykırı düşecektir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile reddi istenen hâkimin kendi davasında karar veremeyeceği ilkesini usul hukukunda somutlaştırdığını; ret talebini inceleme yetkisinin tamamen bağımsız ve objektif bir başka adli merciye (hâkime veya kurula) bırakılarak yargıya olan toplumsal güvenin korunduğunu savunmaktadır. Madde, adli teşkilat yapısının coğrafi ve kadrosal kısıtlılıklarını da gözeterek, ret talebini inceleyecek makamları yatay ve dikey bir silsile (hiyerarşi) içinde tek tek belirlemiştir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Reddi İstenen Hâkimin Katılmaksızın İncelenmesi: Hâkimin, kendisi hakkındaki şikâyet/ret değerlendirmesinde hiçbir şekilde oy kullanamaması ve müzakerelere katılamamasıdır. Bu, mutlak bir şekil şartıdır.
  • Mahkemenin Tek Hâkimden Oluşması: Türk adli teşkilatında Asliye Hukuk ve Sulh Hukuk mahkemeleri kural olarak tek hâkimli mahkemelerdir. Bu nedenle inceleme, yasanın gösterdiği "diğer" mahkemelere kaydırılır.
  • O Yer: Mahkemenin bulunduğu mülki idare sınırını (il veya ilçe adliyesi yargı çevresini) ifade eder. Adliyedeki kadro durumuna göre inceleme yetkisi sırasıyla ceza hâkimlerine veya komşu adliyelere devredilir.
  • Bulunma Sıralarına Göre İncelenme: Sulh Hukuk Mahkemesi hâkiminin reddi halinde, adliyedeki diğer hâkimlerin (Sulh Ceza, Asliye Hukuk, Asliye Ceza) kanunda yazılı sıraya riayet edilerek görevlendirilmesidir. Bu sıranın atlanması, mercii tecavüzü sayılır ve kararı usulen sakatlar.
  • Toplu Ret Taleplerinin Dinlenmemesi: Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) hukuk dairelerinde yargılamayı felç etmek (dairenin toplanmasını ve karar almasını fiziken imkânsız kılmak) maksadıyla, heyetteki tüm üyelerin birden reddedilmesi gibi kötüniyetli girişimlerin, esasa girilmeksizin (dinlenmeden) usulden reddedilmesi kuralıdır.

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 40, adli teşkilat hukuku ile usul hukukunun kesişim noktasında yer alır. Bu madde, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'daki mahkeme yapılanmasıyla doğrudan entegredir. Ayrıca, ret sebeplerini düzenleyen HMK m. 36 ve ret dilekçesinin verilme usulünü düzenleyen HMK m. 38 ile ayrılmaz bir dogmatik bütünlük içindedir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 40 ile kurulan bu yedekli (alternatifli) merci ağının, adliyelerdeki hâkim eksikliğinden dolayı davanın sahipsiz (hâkimsiz) kalarak sürüncemede kalmasını önleyen, "usul ekonomisi" (HMK m. 30) ve "makul sürede yargılanma" ilkelerine hizmet eden pragmatik bir adli teşkilat çözümü olduğunu belirtmektedir.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Tek Asliye Hukuk Mahkemesi bulunan küçük bir ilçe adliyesinde, davalı taraf Asliye Hukuk Hâkimini (A) reddetmiştir. O yerde başka bir Asliye Hukuk Hâkimi bulunmadığı için, HMK m. 40/2 amir hükmü gereğince, ret talebini inceleme görevi aynı adliyede görev yapan Asliye Ceza Hâkimi (B)'ye geçer. Asliye Ceza Hâkimi (B), hukukçu kimliğiyle ret talebini değerlendirip karara bağlar.

(kurmaca senaryo) Bir tahliye davasında, görevli Sulh Hukuk Hâkimi (C) reddedilmiştir. İlçe adliyesinde başka bir Sulh Hukuk Hâkimi yoktur. HMK m. 40/3 uyarınca kanuni sıraya bakılır. O yerde bir Sulh Ceza Hâkimi (D) bulunmaktadır. Dolayısıyla ret talebi Asliye Hukuk veya Asliye Ceza mahkemesine gitmeden, sıradaki ilk merci olan Sulh Ceza Hâkimi (D) tarafından incelenir.

(kurmaca senaryo) İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinde görülen bir istinaf incelemesinde, davanın tarafı, heyeti oluşturan 1 Başkan ve 2 Üyeyi, sırf kararın çıkmasını aylar boyunca geciktirmek amacıyla tek bir dilekçeyle toptan reddetmiştir. HMK m. 40/4'ün son cümlesi uyarınca, hukuk dairesinin toplanmasını engelleyecek boyuttaki bu toplu ret talebi hiçbir incelemeye tabi tutulmadan (dinlenmeden) doğrudan reddedilir ve heyet incelemeye devam eder.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık pratiğinde HMK m. 40'taki silsilenin mahkeme kalemlerince işletilmesi bazen ciddi zaman kayıplarına yol açmaktadır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların ret talebini HMK m. 38 uyarınca reddi istenen hâkimin mahkemesine verdikten sonra pasif bir bekleyişe geçmemeleri gerektiğini; usul ekonomisi ve makul süre ilkeleri uyarınca, dosyanın HMK m. 40'ta sayılan yetkili merciye (örneğin Asliye Ceza Mahkemesine) fiziken veya UYAP üzerinden gecikmeksizin sevki için mahkeme kalemi nezdinde aktif takipte bulunmalarının davanın gereksiz yere uzamasını engelleyecek stratejik bir usul kuralı olduğunu hatırlatmaktadır.

7. Eleştirel Değerlendirme

HMK m. 40, adli teşkilat eksikliklerine pratik bir çözüm getirse de, özellikle küçük adliyelerde "tarafsız ve objektif denetim" algısını ağır şekilde zedeleyen bir yapıya sahiptir. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, tek veya az hâkimli adliyelerde Asliye Hukuk hâkimi ile Asliye Ceza hâkiminin aynı koridoru, aynı dinlenme odasını ve hatta aynı lojmanı paylaştıklarına dikkat çekerek; bir hâkim hakkındaki ret talebinin, onunla her gün mesai yapan yakın bir mesai arkadaşı tarafından incelenmesinin, "mesleki dayanışma" (kolejyalite) refleksini tetiklediğini ve ret taleplerinin genellikle sırf bu dayanışma nedeniyle reddedildiğini; bu durumun objektif tarafsızlık ilkesiyle bağdaşmadığını eleştirel bir dille ifade etmektedir. Bu tür durumlarda incelemenin en yakın Ağır Ceza Merkezi veya doğrudan Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılması daha adil bir çözüm olacaktır.

Ayrıca, Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, 4. fıkrada yer alan Bölge Adliye Mahkemelerindeki "toplu ret taleplerinin dinlenmemesi" kuralının, hakkın kötüye kullanılmasını önlemek bakımından faydalı olduğunu kabul etmekle birlikte; ya heyetin tamamının gerçekten tarafsızlığını yitirdiği (örneğin heyetin tamamının davacı şirketle önceden bir menfaat ilişkisi bulunduğu) çok istisnai ve somut delillerle ispatlanan bir durum söz konusuysa ne olacağı sorusunun kanunda cevapsız bırakıldığını vurgulamaktadır. Kanun koyucunun böylesi mutlak bir yasak koymak yerine, toplu ret taleplerinin istisnai durumlarda bir başka BAM dairesi veya Yargıtay tarafından incelenebilmesine olanak tanıyan dar bir istisna kapısı bırakması, hukuki dinlenilme hakkı bakımından elzemdir.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.