1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 39. maddesi, medeni usul hukukunda yargı
bağımsızlığının ve kanuni hâkim güvencesinin (Anayasa m. 37) kilit taşı olan
"Çekilme Kararının İncelenmesi" müessesesini düzenlemektedir. Bir davanın
tarafınca yapılan hâkimin reddi talebinin bizzat reddi istenen hâkim tarafından
kabul edilmesi veya hâkimin kendi vicdani kanaatiyle (kendiliğinden) dosyadan
el çekmek (istinkaf) istemesi tek başına yeterli değildir. Kuru, Medeni Usul
Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu denetim mekanizmasını getirerek,
hâkimlerin karmaşık, kamuoyuna mal olmuş veya hukuken zor davalardan kaçmak
amacıyla (forum non conveniens benzeri bir saikle) keyfi olarak dosyadan
çekilmelerinin önüne geçmeyi hedeflediğini savunmaktadır [1]. Bu madde, hâkimin
davadan çekilme iradesini mutlaka üst/yetkili bir merciin objektif hukuki
denetimine tabi tutarak yargı yetkisinin devredilmezliğini güvence altına alır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Ret Talebi Üzerine Görüş Bildirme: Taraflardan birinin usulüne uygun
(HMK m. 38) şekilde sunduğu ret dilekçesini okuyan hâkimin, "Evet, ileri
sürülen sebepler doğrudur ve tarafsızlığımı gölgeleyecek mahiyettedir" diyerek
talebi haklı bulmasıdır.
- Kendiliğinden Çekilme Yönünde Görüş Bildirme (İstinkaf): Tarafların
hiçbir talebi olmamasına rağmen, hâkimin HMK m. 36'daki nispi ret sebeplerinden
birini (örneğin taraflardan biriyle şahsi bir husumeti olduğunu veya dördüncü
derece yansoy hısımı olduğunu) fark ederek dosyaya bakamayacağını beyan
etmesidir.
- İncelemeye Yetkili Merci: Çekilme yönündeki bu iradenin kanuna uygun
olup olmadığını denetleyecek olan, HMK m. 40'ta teşkilat yapısına göre özel
olarak belirlenmiş mahkemedir (Örneğin aynı mahkemenin diğer dairesi veya o
yerdeki Asliye Ceza/Ağır Ceza Mahkemesi vb.).
- Kanuna Uygunluk Denetimi: Merciin, hâkimin çekilme gerekçesini HMK m.
34 (Yasaklılık) veya HMK m. 36 (Ret) sebepleri kapsamında değerlendirmesidir.
Hâkim "ben çok yoruldum" veya "dosya çok kalın" gibi kanunda yer almayan bir
sebeple çekilemez.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 39, usul dogmatiği içinde HMK m. 36 (Ret Sebepleri) ve HMK m. 40 (Ret
Talebini İncelemeye Yetkili Merci) ile sarsılmaz bir bütünlük oluşturur.
Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 39'un salt
bir usul kuralı olmanın ötesinde Anayasa'nın 37. maddesindeki "hiç kimse
kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz" ilkesinin
(kanuni hâkim güvencesi) koruyucusu olduğunu; hâkimin dosyadan çekilmesinin
ancak hukuken meşru ve ispatlanabilir bir şüpheye dayanması halinde merci
onayıyla geçerlilik kazanacağını belirtmektedir [1]. Ayrıca bu norm, reddi
istenen hâkimin yapabileceği acil işleri düzenleyen HMK m. 41 ile doğrudan
ilişkilidir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi hâkimi (A)'nın önüne,
geçmişte büyük bir ticari uyuşmazlık yaşayarak husumetli ayrıldığı eski
ortağının taraf olduğu bir dava düşmüştür. Hâkim (A), taraflar henüz bir ret
talebinde bulunmadan önce, kendi tarafsızlığını koruyamayacağını belirterek HMK
m. 39 uyarınca "kendiliğinden çekilme yönünde görüş bildirmiş" ve dosyayı
merciine göndermiştir. Merci, durumu HMK m. 36/1-d (husumet) kapsamında kanuna
uygun bularak çekilme kararını onaylamış ve dosyaya başka bir hâkim
görevlendirmiştir.
(kurmaca senaryo) Davalı şirket vekili, davaya bakan hâkim (B)'yi reddetmiş
ve gerekçe olarak "Hâkim Bey iki yıl önce başka bir müvekkilimizin davasını
reddetmişti, bize karşı önyargılıdır" demiştir. Hâkim (B), bu mesnetsiz ret
talebi karşısında sırf tartışmaya girmemek ve dosyayla uğraşmamak adına
"çekilme yönünde" olumlu görüş bildirerek dosyayı merciye yollamıştır.
İncelemeye yetkili merci, sunulan gerekçenin HMK m. 36 anlamında geçerli bir
ret sebebi olmadığını tespit etmiş; çekilme kararının kanuna aykırı olduğuna
hükmederek hâkim (B)'nin davaya bakmaya devam etmesine karar vermiştir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık ve mahkeme pratiğinde, HMK m. 39'un işleyişini bilmemek zaman
kayıplarına yol açmaktadır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması
çalışmasında, meslektaşların reddettikleri hâkimin bu talebi kabul etmesi
halinde davanın derhal yeni hâkime devredileceği yanılgısına düşmemeleri
gerektiğini; hâkimin "ben çekiliyorum" demesinin nihai bir sonuç doğurmadığını,
merci onayı gelene kadar yargılamanın sadece "gecikmesi sakıncalı işler"
dışında fiilen duracağını ve bu süreçte dosyanın akıbetinin bizzat avukat
tarafından merci nezdinde takip edilmesi gerektiğini stratejik bir usul kuralı
olarak hatırlatmaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 39'da kurgulanan merci denetimi, yargının işleyişinde bir güvence
mekanizması gibi görünse de teorik bir paradoks barındırmaktadır.
Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, bir hâkimin kendi
iç dünyasında tarafsız kalamayacağını açıkça beyan ederek davadan çekilmek
istemesi (istinkaf) karşısında, yetkili merciin bu talebi "kanuna uygun
bulmayarak" hâkimi zorla o davaya bakmaya mecbur bırakmasının adil yargılanma
etiğiyle bağdaşmadığını eleştirel bir dille ifade etmektedir [1]. Kendi
tarafsızlığını yitirdiğini itiraf eden bir hâkime yasa zoruyla dava
gördürülmesi, maddi gerçeğin bulunmasından ziyade usuli inatlaşmaya
dönüşmektedir.
Öte yandan, Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, merciin
inceleme sürecinin usul ekonomisi (HMK m. 30) yönünden yarattığı tahribata
dikkat çekmektedir [1]. Özellikle tek hâkimli veya kısıtlı mahkemesi olan küçük
adliyelerde, hâkimin çekilme iradesi üzerine dosyanın en yakın Ağır Ceza
Mahkemesi merkezine veya mülhakat adliyesine fiziken/UYAP üzerinden
gönderilmesi, merciin karar vermesi ve geri dönmesi aylar sürebilmektedir. Yasa
koyucunun, bizzat hâkimin kendi rızasıyla dosyadan el çekmek istediği hallerde
merci denetimini tamamen kaldırması veya bu onayı adalet komisyonu
başkanlıkları üzerinden idari ve hızlı bir mekanizmaya dönüştürmesi modern usul
hukukunun bir gereğidir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 39. maddesi, medeni usul hukukunda yargı bağımsızlığının ve kanuni hâkim güvencesinin (Anayasa m. 37) kilit taşı olan "Çekilme Kararının İncelenmesi" müessesesini düzenlemektedir. Bir davanın tarafınca yapılan hâkimin reddi talebinin bizzat reddi istenen hâkim tarafından kabul edilmesi veya hâkimin kendi vicdani kanaatiyle (kendiliğinden) dosyadan el çekmek (istinkaf) istemesi tek başına yeterli değildir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu denetim mekanizmasını getirerek, hâkimlerin karmaşık, kamuoyuna mal olmuş veya hukuken zor davalardan kaçmak amacıyla (forum non conveniens benzeri bir saikle) keyfi olarak dosyadan çekilmelerinin önüne geçmeyi hedeflediğini savunmaktadır [1]. Bu madde, hâkimin davadan çekilme iradesini mutlaka üst/yetkili bir merciin objektif hukuki denetimine tabi tutarak yargı yetkisinin devredilmezliğini güvence altına alır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 39, usul dogmatiği içinde HMK m. 36 (Ret Sebepleri) ve HMK m. 40 (Ret Talebini İncelemeye Yetkili Merci) ile sarsılmaz bir bütünlük oluşturur. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 39'un salt bir usul kuralı olmanın ötesinde Anayasa'nın 37. maddesindeki "hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz" ilkesinin (kanuni hâkim güvencesi) koruyucusu olduğunu; hâkimin dosyadan çekilmesinin ancak hukuken meşru ve ispatlanabilir bir şüpheye dayanması halinde merci onayıyla geçerlilik kazanacağını belirtmektedir [1]. Ayrıca bu norm, reddi istenen hâkimin yapabileceği acil işleri düzenleyen HMK m. 41 ile doğrudan ilişkilidir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi hâkimi (A)'nın önüne, geçmişte büyük bir ticari uyuşmazlık yaşayarak husumetli ayrıldığı eski ortağının taraf olduğu bir dava düşmüştür. Hâkim (A), taraflar henüz bir ret talebinde bulunmadan önce, kendi tarafsızlığını koruyamayacağını belirterek HMK m. 39 uyarınca "kendiliğinden çekilme yönünde görüş bildirmiş" ve dosyayı merciine göndermiştir. Merci, durumu HMK m. 36/1-d (husumet) kapsamında kanuna uygun bularak çekilme kararını onaylamış ve dosyaya başka bir hâkim görevlendirmiştir.
(kurmaca senaryo) Davalı şirket vekili, davaya bakan hâkim (B)'yi reddetmiş ve gerekçe olarak "Hâkim Bey iki yıl önce başka bir müvekkilimizin davasını reddetmişti, bize karşı önyargılıdır" demiştir. Hâkim (B), bu mesnetsiz ret talebi karşısında sırf tartışmaya girmemek ve dosyayla uğraşmamak adına "çekilme yönünde" olumlu görüş bildirerek dosyayı merciye yollamıştır. İncelemeye yetkili merci, sunulan gerekçenin HMK m. 36 anlamında geçerli bir ret sebebi olmadığını tespit etmiş; çekilme kararının kanuna aykırı olduğuna hükmederek hâkim (B)'nin davaya bakmaya devam etmesine karar vermiştir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık ve mahkeme pratiğinde, HMK m. 39'un işleyişini bilmemek zaman kayıplarına yol açmaktadır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların reddettikleri hâkimin bu talebi kabul etmesi halinde davanın derhal yeni hâkime devredileceği yanılgısına düşmemeleri gerektiğini; hâkimin "ben çekiliyorum" demesinin nihai bir sonuç doğurmadığını, merci onayı gelene kadar yargılamanın sadece "gecikmesi sakıncalı işler" dışında fiilen duracağını ve bu süreçte dosyanın akıbetinin bizzat avukat tarafından merci nezdinde takip edilmesi gerektiğini stratejik bir usul kuralı olarak hatırlatmaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 39'da kurgulanan merci denetimi, yargının işleyişinde bir güvence mekanizması gibi görünse de teorik bir paradoks barındırmaktadır. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, bir hâkimin kendi iç dünyasında tarafsız kalamayacağını açıkça beyan ederek davadan çekilmek istemesi (istinkaf) karşısında, yetkili merciin bu talebi "kanuna uygun bulmayarak" hâkimi zorla o davaya bakmaya mecbur bırakmasının adil yargılanma etiğiyle bağdaşmadığını eleştirel bir dille ifade etmektedir [1]. Kendi tarafsızlığını yitirdiğini itiraf eden bir hâkime yasa zoruyla dava gördürülmesi, maddi gerçeğin bulunmasından ziyade usuli inatlaşmaya dönüşmektedir.
Öte yandan, Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, merciin inceleme sürecinin usul ekonomisi (HMK m. 30) yönünden yarattığı tahribata dikkat çekmektedir [1]. Özellikle tek hâkimli veya kısıtlı mahkemesi olan küçük adliyelerde, hâkimin çekilme iradesi üzerine dosyanın en yakın Ağır Ceza Mahkemesi merkezine veya mülhakat adliyesine fiziken/UYAP üzerinden gönderilmesi, merciin karar vermesi ve geri dönmesi aylar sürebilmektedir. Yasa koyucunun, bizzat hâkimin kendi rızasıyla dosyadan el çekmek istediği hallerde merci denetimini tamamen kaldırması veya bu onayı adalet komisyonu başkanlıkları üzerinden idari ve hızlı bir mekanizmaya dönüştürmesi modern usul hukukunun bir gereğidir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)