RESMİ METİN

Hâkimin bizzat çekilmemesi hâli


MADDE 37- (1) Hâkim, reddini gerektiren sebeplerden biri varken bizzat çekilmezse, iki taraftan biri ret talebinde bulununcaya kadar davaya bakabilir.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 37. maddesi, medeni usul hukukunda "Yasaklılık" (HMK m. 34) ile "Hâkimin Reddi" (HMK m. 36) müesseseleri arasındaki dogmatik ve usuli farkı kesin çizgilerle belirleyen kilit bir normdur. Kanun koyucu, HMK m. 34'te sayılan hallerde hâkimin davaya bakmasını kamu düzeni gerekçesiyle mutlak olarak yasaklamışken; HMK m. 36'da sayılan "ret sebeplerini" nispi (tarafların iradesine bağlı) bir usuli güvence olarak kurgulamıştır. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, bu maddenin en temel işlevinin, ret sebebinin mevcudiyetine rağmen hâkimin yargı yetkisinin kendiliğinden (otomatik olarak) ortadan kalkmadığını ve taraf iradesi devreye girene kadar hâkimin dosyaya nezaret etme salahiyetinin hukuken geçerliliğini koruduğunu vurgulamak olduğunu savunmaktadır [1]. Hâkimin bizzat çekilmemesi (istinkaf etmemesi) durumunda, inisiyatif tamamen tarafların usuli dikkatine bırakılmaktadır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Reddini Gerektiren Sebeplerden Biri: HMK m. 36'da sayılan ve hâkimin tarafsızlığından şüphe duyulmasına yol açan (örneğin davanın dördüncü derece yansoy hısımına ait olması veya daha önce aynı uyuşmazlıkta arabuluculuk yapmış olması gibi) nispi hallerdir.
  • Bizzat Çekilmezse (İstinkaf Etmemesi): Hâkimin, tarafsızlığına gölge düşürecek bu ret sebebini bilmesine veya fark etmesine rağmen, kendi vicdani ve mesleki takdiriyle dosyadan el çekme kararı almamasıdır.
  • İki Taraftan Biri Ret Talebinde Bulununcaya Kadar: Hâkimin reddi kurumunun kamu düzeninden olmadığını, tarafların şahsi menfaatlerini korumaya yönelik olduğunu gösteren zaman sınırıdır. Taraflar talepte bulunmadığı sürece bu süre davanın sonuna kadar dahi uzayabilir.
  • Davaya Bakabilir: Hâkimin bu süreçte tarafları dinlemesi, delilleri toplaması, ara kararlar kurması ve hatta nihai hüküm vermesi durumunda dahi yaptığı işlemlerin hukuken "geçerli" (muteber) kabul edilmesidir.

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 37, usul hukukunun bütününde "Tasarruf İlkesi" (HMK m. 24) ile organik bir illiyet bağı içindedir; zira hâkimin tarafsızlığına ilişkin bir şüpheyi yargılama dışına atıp atmamak tarafların usuli tasarrufuna bırakılmıştır. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 37'nin "Hâkimin Reddi Usulü"nü düzenleyen HMK m. 38 ile dogmatik bir bütünlük oluşturduğunu; tarafların ret talebini ancak kanunun öngördüğü sürede (örneğin ret sebebini öğrendikleri ilk duruşmada) ileri sürebileceklerini, aksi takdirde HMK m. 37 uyarınca "davaya bakabilir" kuralının davanın esasına sirayet ederek zımni (örtülü) bir kabul karinesi yaratacağını belirtmektedir [1]. Ayrıca bu madde, mutlak geçersizlik öngören HMK m. 35'teki (yasaklılık sonucu işlemlerin iptali) rejimin tam tersi bir usuli sonuç doğurur.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) İzmir Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen bir alacak davasında, davanın davalısı (A), davaya bakan hâkim (B)'nin teyzesinin oğludur (dördüncü derece yansoy hısımı). Hâkim (B), bu durumu bilmesine rağmen bizzat çekilmemiş ve yargılamayı yürütmeye devam etmiştir. Davacı taraf da bu akrabalık ilişkisini duruşmalar boyunca öğrenememiş veya öğrenmesine rağmen itiraz etmemiştir. Hâkim (B) tahkikatı tamamlamış ve davayı karara bağlamıştır. HMK m. 37 uyarınca, taraflarca bir ret talebinde bulunulmadığı için hâkimin davaya bakması ve kurduğu hüküm hukuken tamamen geçerlidir; sadece bu akrabalık sebebiyle karar ileride mutlak şekilde iptal edilemez.

(kurmaca senaryo) Bir işçi-işveren uyuşmazlığında, hâkim (C) geçmişte bu uyuşmazlığın arabuluculuğunu yapmış (HMK m. 36 ret sebebi), ancak mesleğe sonradan geçip bu dosya önüne geldiğinde yoğunluktan durumu fark etmeyerek "bizzat çekilmemiş" ve iki celse boyunca tanıkları dinlemiş, müzekkereler yazmıştır. Üçüncü celsede davalı avukatı durumu fark edip ret talebinde bulunmuştur. Ret talebi kabul edilse dahi, HMK m. 37 amir hükmü gereğince hâkimin ret talebinden önce ilk iki celsede yaptığı tüm usul işlemleri geçerliliğini korur.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık pratiğinde HMK m. 37, usul kurallarının re'sen işlemeyeceği durumlar için keskin bir uyarı niteliğindedir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların hâkim ile karşı taraf arasında tarafsızlığı şüpheye düşüren bir durumu (örneğin sosyal medyada sergilenen yakın bir dostluğu veya geçmişte verilmiş bir hukuki tavsiyeyi) tespit ettiklerinde, "hâkim zaten kendi çekilir" veya "mahkeme bunu re'sen gözetir" gibi bir rehavete kapılmamaları gerektiğini; usul hukukunun bu yükü HMK m. 37 ile tamamen taraf vekillerinin omuzlarına yüklediğini ve ret talebi sunulmadığı müddetçe aleyhe verilecek bir kararın sonuçlarına katlanmak zorunda kalınacağını usuli ve stratejik bir kural olarak hatırlatmaktadır [1].

7. Eleştirel Değerlendirme

HMK m. 37, usul ekonomisi ve davaların sürüncemede kalmaması adına pratik bir çözüm sunsa da, adil yargılanma hakkının "tarafsız görünüm" boyutuyla ciddi şekilde çelişmektedir. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, hâkimin kendi reddini gerektiren açık bir sebebi bilmesine rağmen (örneğin davanın kuzenine ait olması) bizzat çekilmemesinin ve tarafların bilgisizliğinden faydalanarak davaya bakmaya devam etmesinin yargı etiğiyle (Bangalor Yargı Etik İlkeleri) hiçbir şekilde bağdaşmadığını; kanunun bu durumu bir usul kuralıyla meşrulaştırmasının, yargıya olan toplumsal güveni temelden sarstığını eleştirel bir dille ifade etmektedir [1].

Ayrıca, Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, maddedeki "ret talebinde bulununcaya kadar davaya bakabilir" lafzının doğurduğu tehlikeye dikkat çekmektedir [1]. Bir hâkimin tarafsız olmadığını gösteren somut bir ret sebebi varsa, o hâkimin ret talebi gelene kadar geçen sürede yaptığı işlemlerin (örneğin kilit bir tanığın dinlenmesi veya ihtiyati tedbirin reddedilmesi) de taraflı bir zihinle yapılmış olma ihtimali çok yüksektir. Yasaklılık hallerinde geçmiş işlemler iptal edilebilirken (HMK m. 35), ret sebeplerinde hâkimin ret talebine kadar yaptığı işlemlerin kural olarak tamamen geçerli sayılması, usul sistematiğinde maddi gerçeğe ulaşma ideali bakımından riskli ve telafisi güç bir çifte standart yaratmaktadır [1].

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.