1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 34. maddesi, medeni usul hukukunda yargı
bağımsızlığı ve tarafsızlığının en katı ve mutlak güvencesi olan "Hâkimin
Yasaklılığı" (nemo iudex in causa sua - hiç kimse kendi davasının yargıcı
olamaz) müessesesini düzenlemektedir. Yasaklılık, hâkimin tarafsızlığından
şüphe edilmesini gerektiren basit bir ihtimal değil; kanun koyucu tarafından
"mutlak bir tarafsızlık ihlali karinesi" olarak kabul edilen ve hâkimin davaya
bakmasını emredici olarak yasaklayan bir durumdur. Kuru, Medeni Usul Hukuku
eserinde, yasaklılık sebeplerinin kamu düzeninden olduğunu, bu nedenle
tarafların bu durumu ileri sürmemesinin veya hâkimin davaya bakmasına açıkça
muvafakat etmelerinin dahi yasaklılık kuralını ortadan kaldırmayacağını,
hâkimin davadan kendiliğinden (re'sen) el çekmek zorunda olduğunu savunmaktadır
[1]. Bu madde, adil yargılanma hakkının temel şartı olan "tarafsız ve bağımsız
mahkeme" ilkesinin usul hukukundaki aşılmaz sınırıdır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Talep Olmasa Bile Çekinmek Zorundadır: Yasaklılık hallerinden birinin
varlığı durumunda, mahkeme hâkiminin tarafların itirazını veya talebini
beklemeksizin dosyadan el çekme (istinkaf) mecburiyetidir.
- Doğrudan Doğruya ya da Dolayısıyla İlgili Olduğu Dava (a bendi):
Hâkimin bizzat davanın tarafı olması (doğrudan ilgi) veya davanın sonucunun
kendi malvarlığına yahut hukuki statüsüne doğrudan etki edecek olması (dolaylı
ilgi) durumudur.
- Evlilik Bağı Kalksa Bile Eşin/Kayın Hısımlarının Davası (b ve d
bentleri): Kanun koyucunun, boşanma ile hukuki bağ kopsa dahi, eşler veya
kayın hısımları arasındaki duygusal husumetin veya sempatinin devam edeceği
karinesine dayanarak getirdiği kuraldır. Eski eşin veya eski kayınpederin
davasına bakılamaz.
- Altsoy ve Üstsoy (c bendi): Hâkimin veya eşinin çocukları, torunları
(altsoy) ile anne, baba ve büyükanne/büyükbabasıdır (üstsoy). Bu hısımlıkta
derece sınırı yoktur; kaçıncı derece olursa olsun yasaklılık mutlaktır.
- Üçüncü Derece Dâhil Kan ve Kayın Hısımlığı (d bendi): Hâkimin kardeşi
(2. derece), amcası, dayısı, halası, teyzesi ve yeğenlerini (3. derece)
kapsayan sınırlandırılmış hısımlık yasaklılığıdır.
- Vekili, Vasisi, Kayyımı veya Yasal Danışmanı Sıfatı (f bendi): Hâkimin,
mesleğe geçmeden önce (örneğin avukatlık yaparken) veya hâkimlik mesleği
sırasında kanuni bir temsil göreviyle taraflardan birinin hukuki işlerini
yürütmüş olmasıdır.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 34, Anayasa'nın 138. maddesindeki "mahkemelerin bağımsızlığı" ve 36.
maddesindeki "adil yargılanma hakkı" ile sıkı bir anayasal illiyet bağı
içindedir. Maddi hukuk bağlamında ise Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) hısımlık
derecelerini hesaplamaya yarayan 17. ve 18. maddeleri ile doğrudan sistematik
bir bütünlük oluşturur. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku
çalışmasında, HMK m. 34'teki yasaklılık halleri ile TMK'daki soybağı ve
hısımlık derecelerinin usul hukukunda matematiksel bir netlikle uygulandığını
belirtmektedir [1]. Ayrıca bu madde, yasaklı bir hâkimin verdiği kararın
akıbetini düzenleyen HMK m. 375/1-a bendi uyarınca "yargılamanın iadesi" (kesin
hükmün iptali) kurumunun en temel dayanaklarından biridir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi hâkimi (A)'nın önüne gelen bir
alacak davasında, davalı taraf hâkim (A)'nın 5 yıl önce boşandığı eski eşidir.
Her ne kadar aralarındaki evlilik bağı resmi olarak kalkmış olsa da, HMK m.
34/1-b amir hükmü gereğince hâkim (A), eski eşinin taraf olduğu bu davaya
bakamaz ve taraflar itiraz etmese dahi derhal davadan çekinmek zorundadır.
(kurmaca senaryo) Bir tapu iptal ve tescil davasında, davanın davacısı,
davaya bakacak olan hâkim (B)'nin erkek kardeşinin kızıdır (yeğenidir). TMK
kurallarına göre yeğen, üçüncü derece kan hısımıdır. HMK m. 34/1-d bendi
"üçüncü derece dâhil olmak üzere" kan hısımlarını yasaklılık kapsamına
aldığından, hâkim (B) bu davayı göremez.
(kurmaca senaryo) Hâkim (C), avukatlık mesleğini icra ettiği dönemde (X)
Anonim Şirketi'nin vekilliğini yürütmüş ve şimdiki dava konusu olan ticari
sözleşmeyi bizzat hazırlamıştır. Yıllar sonra hâkim olarak atanan (C)'nin görev
yaptığı mahkemeye, (X) Şirketinin taraf olduğu ve bizzat kendi hazırladığı
sözleşmeden doğan bir dava düşmüştür. Hâkim (C), HMK m. 34/1-f uyarınca davanın
taraflarından birinin geçmişte vekili sıfatıyla hareket ettiği için yasaklıdır
ve dosyayı reddetmek zorundadır.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık pratiğinde, hâkimin yasaklılık durumunun gözden kaçırılması ileride
telafisi zor usul ekonomisi kayıplarına yol açmaktadır. Sungurtekin Özkan,
Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların özellikle davanın esasına
girilmeden önce hâkim ile karşı taraf arasında HMK m. 34'te sayılan kan bağı
veya kayın hısımlığı olup olmadığını dikkatlice araştırmaları gerektiğini; zira
yasaklı hâkimin verdiği kararın kesinleşse dahi ileride HMK m. 375 uyarınca
mutlak bir "yargılamanın iadesi" sebebi oluşturacağını ve yıllarca süren
yargılamanın çöpe gitme riski taşıdığını usuli ve stratejik bir kural olarak
hatırlatmaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 34'te sayılan yasaklılık sebepleri son derece katı ve net bir çerçeve
çizse de, sınırlı sayı (numerus clausus) ilkesiyle belirlenmiş olmaları modern
toplumsal ilişkiler karşısında yetersiz kalabilmektedir. Budak/Karaaslan,
Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, kanunun sadece "eş" ve "nişanlı"
durumlarını mutlak yasaklılık sebebi saydığını; oysa günümüzde uzun yıllar
birlikte yaşayan ancak resmi evlilik veya nişanlılık bağı bulunmayan hayat
arkadaşlarının (nikahsız partnerlerin) davalarının bu mutlak yasaklılık kapsamı
dışında bırakılmasının ciddi bir usul boşluğu yarattığını, bu tür durumlarda
tarafların daha zayıf bir mekanizma olan "hâkimin reddi" (HMK m. 36)
müessesesine muhtaç bırakılmasının adil yargılanma etiğiyle bağdaşmadığını
eleştirel bir dille ifade etmektedir [1].
Ayrıca, Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, maddenin (a)
bendinde yer alan "dolayısıyla ilgili olduğu dava" kavramının son derece muğlak
bir lafız olduğunu; dolaylı ilginin sınırlarının kanunda net bir şekilde
çizilmemesinin, uygulamada hâkimlerin bazen çok uzak ekonomik veya sosyal
bağları bile "dolaylı ilgi" sayarak zor dosyalardan kaçmak için bu maddeyi bir
mazeret aracı (istinkaf kolaylığı) olarak kullanmalarına zemin hazırladığını
vurgulamaktadır [1]. Kanun koyucunun "dolaylı ilgi" kavramını, hâkimin kişisel
malvarlığına somut bir etki yapma kriteriyle daha belirgin hale getirmesi
isabetli olacaktır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 34. maddesi, medeni usul hukukunda yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının en katı ve mutlak güvencesi olan "Hâkimin Yasaklılığı" (nemo iudex in causa sua - hiç kimse kendi davasının yargıcı olamaz) müessesesini düzenlemektedir. Yasaklılık, hâkimin tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektiren basit bir ihtimal değil; kanun koyucu tarafından "mutlak bir tarafsızlık ihlali karinesi" olarak kabul edilen ve hâkimin davaya bakmasını emredici olarak yasaklayan bir durumdur. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, yasaklılık sebeplerinin kamu düzeninden olduğunu, bu nedenle tarafların bu durumu ileri sürmemesinin veya hâkimin davaya bakmasına açıkça muvafakat etmelerinin dahi yasaklılık kuralını ortadan kaldırmayacağını, hâkimin davadan kendiliğinden (re'sen) el çekmek zorunda olduğunu savunmaktadır [1]. Bu madde, adil yargılanma hakkının temel şartı olan "tarafsız ve bağımsız mahkeme" ilkesinin usul hukukundaki aşılmaz sınırıdır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 34, Anayasa'nın 138. maddesindeki "mahkemelerin bağımsızlığı" ve 36. maddesindeki "adil yargılanma hakkı" ile sıkı bir anayasal illiyet bağı içindedir. Maddi hukuk bağlamında ise Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) hısımlık derecelerini hesaplamaya yarayan 17. ve 18. maddeleri ile doğrudan sistematik bir bütünlük oluşturur. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 34'teki yasaklılık halleri ile TMK'daki soybağı ve hısımlık derecelerinin usul hukukunda matematiksel bir netlikle uygulandığını belirtmektedir [1]. Ayrıca bu madde, yasaklı bir hâkimin verdiği kararın akıbetini düzenleyen HMK m. 375/1-a bendi uyarınca "yargılamanın iadesi" (kesin hükmün iptali) kurumunun en temel dayanaklarından biridir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi hâkimi (A)'nın önüne gelen bir alacak davasında, davalı taraf hâkim (A)'nın 5 yıl önce boşandığı eski eşidir. Her ne kadar aralarındaki evlilik bağı resmi olarak kalkmış olsa da, HMK m. 34/1-b amir hükmü gereğince hâkim (A), eski eşinin taraf olduğu bu davaya bakamaz ve taraflar itiraz etmese dahi derhal davadan çekinmek zorundadır.
(kurmaca senaryo) Bir tapu iptal ve tescil davasında, davanın davacısı, davaya bakacak olan hâkim (B)'nin erkek kardeşinin kızıdır (yeğenidir). TMK kurallarına göre yeğen, üçüncü derece kan hısımıdır. HMK m. 34/1-d bendi "üçüncü derece dâhil olmak üzere" kan hısımlarını yasaklılık kapsamına aldığından, hâkim (B) bu davayı göremez.
(kurmaca senaryo) Hâkim (C), avukatlık mesleğini icra ettiği dönemde (X) Anonim Şirketi'nin vekilliğini yürütmüş ve şimdiki dava konusu olan ticari sözleşmeyi bizzat hazırlamıştır. Yıllar sonra hâkim olarak atanan (C)'nin görev yaptığı mahkemeye, (X) Şirketinin taraf olduğu ve bizzat kendi hazırladığı sözleşmeden doğan bir dava düşmüştür. Hâkim (C), HMK m. 34/1-f uyarınca davanın taraflarından birinin geçmişte vekili sıfatıyla hareket ettiği için yasaklıdır ve dosyayı reddetmek zorundadır.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık pratiğinde, hâkimin yasaklılık durumunun gözden kaçırılması ileride telafisi zor usul ekonomisi kayıplarına yol açmaktadır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların özellikle davanın esasına girilmeden önce hâkim ile karşı taraf arasında HMK m. 34'te sayılan kan bağı veya kayın hısımlığı olup olmadığını dikkatlice araştırmaları gerektiğini; zira yasaklı hâkimin verdiği kararın kesinleşse dahi ileride HMK m. 375 uyarınca mutlak bir "yargılamanın iadesi" sebebi oluşturacağını ve yıllarca süren yargılamanın çöpe gitme riski taşıdığını usuli ve stratejik bir kural olarak hatırlatmaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 34'te sayılan yasaklılık sebepleri son derece katı ve net bir çerçeve çizse de, sınırlı sayı (numerus clausus) ilkesiyle belirlenmiş olmaları modern toplumsal ilişkiler karşısında yetersiz kalabilmektedir. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, kanunun sadece "eş" ve "nişanlı" durumlarını mutlak yasaklılık sebebi saydığını; oysa günümüzde uzun yıllar birlikte yaşayan ancak resmi evlilik veya nişanlılık bağı bulunmayan hayat arkadaşlarının (nikahsız partnerlerin) davalarının bu mutlak yasaklılık kapsamı dışında bırakılmasının ciddi bir usul boşluğu yarattığını, bu tür durumlarda tarafların daha zayıf bir mekanizma olan "hâkimin reddi" (HMK m. 36) müessesesine muhtaç bırakılmasının adil yargılanma etiğiyle bağdaşmadığını eleştirel bir dille ifade etmektedir [1].
Ayrıca, Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, maddenin (a) bendinde yer alan "dolayısıyla ilgili olduğu dava" kavramının son derece muğlak bir lafız olduğunu; dolaylı ilginin sınırlarının kanunda net bir şekilde çizilmemesinin, uygulamada hâkimlerin bazen çok uzak ekonomik veya sosyal bağları bile "dolaylı ilgi" sayarak zor dosyalardan kaçmak için bu maddeyi bir mazeret aracı (istinkaf kolaylığı) olarak kullanmalarına zemin hazırladığını vurgulamaktadır [1]. Kanun koyucunun "dolaylı ilgi" kavramını, hâkimin kişisel malvarlığına somut bir etki yapma kriteriyle daha belirgin hale getirmesi isabetli olacaktır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)