RESMİ METİN

Hukukun uygulanması


MADDE 33- (1) Hâkim, Türk hukukunu resen uygular. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Hâkimin Yasaklılığı, Reddi ve Hukuki Sorumluluğu

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 33. maddesi, medeni usul hukukunda yargılamanın işbölümünü ve hukuki nitelendirme tekelini düzenleyen "Hukukun Uygulanması" ilkesini (jura novit curia - hâkim hukuku bilir) hüküm altına almaktadır. Medeni yargılamada "taraflarca getirilme ilkesi" (HMK m. 25) gereğince davanın maddi temelini (vakıaları ve delilleri) mahkemeye sunmak tarafların yükümlülüğündedir. Ancak bu maddi vakıaların hangi hukuki kavrama denk düştüğünü tespit etmek ve o uyuşmazlığa uygun düşen kanun maddesini bularak uygulamak tamamen hâkimin görevidir (Da mihi factum, dabo tibi jus - bana vakıayı ver, sana hukuku vereyim). Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde [1], bu ilkenin usul hukukunda katı bir işbölümü yarattığını; tarafların hukuki sebepleri bildirmemiş olmalarının veya tamamen yanlış kanun maddelerine dayanmalarının davanın reddini gerektirmeyeceğini, zira Türk hukukunu bulup uygulamanın tarafların değil, hâkimin mutlak bir kamu görevi olduğunu savunmaktadır. Madde, hâkimi tarafların hukuki nitelemeleriyle bağlı olmaktan kurtararak maddi adaletin doğru normla tesisini sağlar.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Hâkim: Uyuşmazlığı çözmekle görevlendirilmiş, yargı yetkisini kullanan makamdır.
  • Türk Hukuku: Sadece kanunları değil; Anayasa'yı, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerini, yönetmelikleri, içtihadı birleştirme kararlarını ve yazısız kaynak olan örf ve âdet hukukunu da kapsayan bütüncül normatif (maddi hukuk ve usul hukuku) sistemdir. Yabancı hukukun uygulanacağı kanunlar ihtilafı halleri (MÖHUK kuralları) ayrık tutulmuştur.
  • Re'sen (Kendiliğinden) Uygular: Hâkimin, önüne gelen maddi vakıalara uygulanacak hukuk kuralını, taraflar hiç talep etmese, hiç o maddeden bahsetmese veya açıkça yanlış bir maddeden bahsetse dahi, kendi mesleki bilgisiyle doğrudan doğruya tespit edip uygulaması mecburiyetidir. Hukuk kuralı, ispatı gereken bir "vakıa" veya "delil" değildir; hâkimin bizzat bilmesi gereken bir emirdir.

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 33, Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 1. maddesi ("Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır") ile usul hukukunun sacayağını oluşturan HMK m. 25 (Taraflarca Getirilme İlkesi) ve HMK m. 26 (Taleple Bağlılık İlkesi) ile doğrudan dogmatik bir illiyet bağı içindedir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında [1], hâkimin HMK m. 33 uyarınca yapacağı re'sen uygulamanın (hukuki nitelendirmenin), hiçbir zaman HMK m. 26'daki "talep sonucuyla bağlılık" ilkesini aşamayacağını; hâkimin doğru hukuku bulsa dahi davacının talep ettiğinden fazlasına veya başka bir şeye hükmedemeyeceğini belirterek bu iki norm arasındaki usuli sınırı çizmektedir. Ayrıca bu madde, dava dilekçesinin unsurlarını düzenleyen HMK m. 119'da "hukuki sebeplerin" eksikliğinin dava şartı yokluğu veya dilekçe reddi sebebi sayılmamasının da temel dayanağıdır.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Davacı (A), davalı (B)'nin kendisine sattığı aracın motorunun ağır kusurlu çıkması üzerine dava açmıştır. (A), dava dilekçesinde durumu detaylıca anlatmış ancak hukuki dayanak olarak yanlışlıkla "Haksız Fiil (TBK m. 49)" hükümlerini göstermiş ve tazminat talep etmiştir. Hâkim, dosyayı incelediğinde taraflar arasında bir sözleşme olduğunu ve olayın "Ayıplı İfa / Satıcının Ayıptan Sorumluluğu" (TBK m. 227 vd.) olduğunu tespit etmiştir. HMK m. 33 amir hükmü gereğince hâkim, davacının "haksız fiil" nitelemesiyle bağlı kalmaksızın, maddi vakıalara uygun düşen "ayıplı ifa" hükümlerini re'sen uygular ve uyuşmazlığı bu hukuki zeminde karara bağlar.

(kurmaca senaryo) Davacı işçi (C), işveren (D) aleyhine kıdem tazminatı davası açarken dilekçesinde sadece ne kadar süre çalıştığını, ne kadar maaş aldığını ve nasıl haksız yere kovulduğunu (vakıaları) anlatmış, ancak İş Kanunu'nun hiçbir maddesini zikretmemiştir. Davalı (D), cevap dilekçesinde "Davacı hiçbir kanun maddesine veya hukuki sebebe dayanmamıştır, davanın reddi gerekir" şeklinde itiraz etmiştir. HMK m. 33 uyarınca hukuku bulmak hâkimin görevi olduğundan, davacının kanun maddesi yazmaması bir eksiklik değildir ve davalının bu itirazı mahkemece dikkate alınmaz.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık ve mahkeme pratiğinde HMK m. 33, taraf vekilleri için bir usuli rahatlama alanı yaratsa da, savunma stratejisinde rehavete neden olmamalıdır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında [1], avukatların "nasılsa hâkim hukuku re'sen bulur ve uygular" düşüncesiyle dava dilekçelerinde hukuki gerekçelendirme yapmaktan kaçınmamaları gerektiğini; doğru, net ve ikna edici bir hukuki nitelemenin, mahkemenin uyuşmazlığa bakış açısını şekillendiren (hâkime yardımcı olan) en büyük stratejik silah olduğunu, ayrıca yanlış hukuki nitelemenin ispat yükünün yer değiştirmesi gibi riskler barındırabileceğini mesleki bir kural olarak hatırlatmaktadır.

7. Eleştirel Değerlendirme

HMK m. 33'te yer alan hâkimin hukuku re'sen uygulaması ilkesi teorik olarak kusursuz görünse de, bu yetkinin "Hukuki Dinlenilme Hakkı" (HMK m. 27) ile çatıştığı durumlarda yargı pratiğinde ciddi adaletsizlikler doğabilmektedir. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1], hâkimin tarafların hiç beklemediği, dilekçelerde hiç tartışılmamış yepyeni bir hukuki nitelendirme yaparak (örneğin tarafların vekalet sözleşmesi sandığı ilişkiyi hâkimin gizli bağışlama olarak nitelemesi) doğrudan hüküm kurmasının, "sürpriz karar yasağını" (prohibition of surprise decisions) ihlal ettiğini eleştirel bir dille ifade etmektedir.

Aynı paralelde Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1], hâkimin Türk hukukunu re'sen uygularken eğer tarafların iddia ve savunmalarının tamamen dışında kalan sürpriz bir hukuki normu yargılamanın merkezine oturtacaksa, bunu karar aşamasında aniden yapmak yerine, HMK m. 31 (davayı aydınlatma ödevi) çerçevesinde taraflara bildirerek bu yeni hukuki zemin üzerinde de tartışma (açıklama yapma) imkânı tanıması gerektiğini; aksi takdirde HMK m. 33'ün hukuki dinlenilme hakkını ezen despotik bir usul aracına dönüşeceğini vurgulamaktadır. Modern yargılamada hâkim, hukuku bulduktan sonra tarafları bu hukuk üzerinde tartıştırmalıdır.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.