1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 32. maddesi, medeni usul hukukunda
"Yargılamaya Hâkim Olan İlkeler" bölümünde yer alan ve davanın şeklî (usuli)
gidişatının komutasını hâkime veren "Yargılamanın Sevk ve İdaresi" kuralını
düzenlemektedir. Tasarruf (HMK m. 24) ve taraflarca getirilme (HMK m. 25)
ilkeleri uyarınca davanın malzemesini mahkemeye taraflar taşısa da; bu
malzemenin mahkeme salonunda nasıl işleneceği, duruşmanın nasıl yönetileceği ve
usul işlemlerinin hangi sırayla yapılacağı tamamen hâkimin tekelindedir. Kuru,
Medeni Usul Hukuku eserinde, bu ilkenin, mahkemelerin bir tartışma arenasına
dönüşmesini engelleyen ve adaletin vakur bir disiplin içinde, usul ekonomisine
(HMK m. 30) uygun olarak dağıtılmasını sağlayan en temel kamusal usul güvencesi
olduğunu savunmaktadır [1]. Madde, hâkime hem duruşma salonundaki fiziki düzeni
sağlama (kolluk) yetkisi hem de yazılı yargılama materyallerini (dilekçeleri)
usuli bir süzgeçten geçirme yetkisi bahşetmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Yargılamayı Sevk ve İdare Etme (1. Fıkra): Duruşmayı açma, taraflara
söz verme, sözü kesme, sorular yöneltme, duruşmayı erteleme ve tahkikat
aşamalarını sırasıyla yönetme şeklindeki şeklî yargılama hâkimiyetidir.
- Düzenin Bozulmaması İçin Tedbir Alma: Duruşma salonunda bağırılması,
söz verilmeden konuşulması veya mahkemenin saygınlığını zedeleyici tavırlar
sergilenmesi halinde hâkimin uyararak, salondan çıkararak veya disiplin cezası
uygulayarak duruma müdahale etmesidir.
- Okunamayan Dilekçe (2. Fıkra): El yazısıyla yazılıp harfleri
seçilemeyen, fiziki olarak silik yahut yıpranmış olduğu için metni
anlaşılamayan dilekçelerdir.
- Uygunsuz Yahut İlgisiz Dilekçe: Mahkemeye hitap kurallarına uymayan,
karşı tarafa, vekiline veya hâkime yönelik hakaret, tahkir ve çirkin ifadeler
barındıran (uygunsuz) yahut dava konusu uyuşmazlıkla uzaktan yakından hiçbir
maddi veya hukuki teması bulunmayan (ilgisiz) içeriklere sahip dilekçelerdir.
- Bu Dilekçe Dosyada Kalır: Hâkimin, uygunsuz bulduğu dilekçeyi yırtıp
atamayacağı veya tarafın eline iade edemeyeceği kuralıdır. Belge, yargılamanın
tarihsel ve disiplin boyutunu kanıtlamak amacıyla fiziken/dijital olarak
dosyada muhafaza edilir, ancak hükme esas alınmaz.
- Tekrar Süre Verilemez (Kesin Süre): Bozulan veya reddedilen dilekçenin
yerine yenisinin sunulması için verilen mühletin kesin olduğunu; bu sürede yeni
dilekçe verilmezse tarafın o dilekçeyle (örneğin cevap veya cevaba cevap
dilekçesiyle) elde edeceği usuli haklardan vazgeçmiş sayılacağını ifade eden
yaptırımdır.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 32, usul hukukunun bütününe yayılan bir "yargısal otorite" kuralıdır. Bu
madde, doğrudan doğruya "Duruşma Düzeni"ni ve bu düzeni bozanlara uygulanacak
disiplin para cezası ile disiplin hapsini düzenleyen HMK m. 79 ve m. 80 ile
ayrılmaz bir dogmatik bütünlük içindedir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni
Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 32'nin hâkime verdiği şeklî (usuli) yönetim
yetkisinin, HMK m. 31'de düzenlenen "hâkimin davayı aydınlatma ödevi"
şeklindeki maddi yönetim yetkisiyle birleşerek modern sivil yargılamanın
belkemiğini oluşturduğunu belirtmektedir [1]. Ayrıca ikinci fıkradaki
dilekçelere ilişkin düzenleme, dilekçelerin unsurlarını gösteren HMK m. 119 ile
doğrudan bağlantılıdır.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Çekişmeli bir boşanma davasında, davalı koca (A) duruşma
esnasında sürekli olarak davacı eşinin (B) ve taraf vekillerinin sözünü
kesmekte, yüksek sesle mahkeme heyetine yönelik suçlayıcı ifadeler
kullanmaktadır. Hâkim, HMK m. 32/1 uyarınca yargılamanın sevk ve idaresini
sağlamak adına (A)'yı iki kez uyarmış, düzenin bozulmaya devam etmesi üzerine
gerekli tedbiri alarak mübaşir ve kolluk vasıtasıyla (A)'yı duruşma salonundan
dışarı çıkarttırmış ve yargılamaya (A)'nın yokluğunda devam etmiştir.
(kurmaca senaryo) Bir tapu iptal davasında, davacı vekili sunduğu cevaba
cevap (replik) dilekçesinde, davanın esasına ilişkin argümanlar yerine, davalı
tarafı "dolandırıcı, haysiyetsiz ve kan emici" gibi ağır hakaret içeren
sıfatlarla nitelemiş ve uyuşmazlıkla ilgisi olmayan siyasi iddialara yer
vermiştir. Hâkim, dilekçeyi incelediğinde bunun HMK m. 32/2 kapsamında
"uygunsuz ve ilgisiz" olduğuna kanaat getirmiş; dilekçeyi dosyada muhafaza
ederek davacı vekiline dilekçenin haysiyet kırıcı ve ilgisiz beyanlardan
arındırılarak yeniden sunulması için iki haftalık kesin süre vermiştir. Verilen
sürede yeni dilekçe sunulmadığı için replik aşaması tamamlanmış sayılmış ve
davacının o dilekçedeki savunmaları geçersiz kabul edilmiştir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, dilekçelerde kullanılan dilin sertliği ile
uygunsuzluğu arasındaki sınır sıklıkla aşılmaktadır. Sungurtekin Özkan, Hukuk
Yargılaması çalışmasında, meslektaşların özellikle hasmane duygulara kapılmış
müvekkillerinin etkisiyle dilekçelerine alakasız suçlamalar veya hakaretamiz
ifadeler yazmamaları gerektiğini; aksi takdirde HMK m. 32/2 uyarınca
dilekçelerinin reddedileceğini, yeniden dilekçe yazmak için kısıtlı bir süreyle
boğuşacaklarını ve süreyi kaçırmaları halinde müvekkilin savunma haklarının
tamamen zayi olacağını usuli ve stratejik bir risk olarak hatırlatmaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 32, mahkemenin otoritesini tesis etmek bakımından elzem olsa da,
"uygunsuz yahut ilgisiz" kavramlarının kanun lafzında tanımlanmamış olması
doktrinde haklı eleştirilere maruz kalmaktadır. Budak/Karaaslan, Hukuk
Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, bir dilekçenin "ilgisiz" veya "uygunsuz"
olup olmadığına tek başına hâkimin karar vermesinin ve bunu oldukça sübjektif
bir değerlendirmeyle yapmasının, avukatların savunma dokunulmazlığını ve iddia
özgürlüğünü baskı altına alabileceğini eleştirel bir dille ifade etmektedir
[1]. Bazen sert ve rahatsız edici bir ifade, savunmanın omurgasını
oluşturabilir.
Bunun yanı sıra, maddedeki "bu dilekçe dosyada kalır" kuralının yaratacağı
dolaylı psikolojik etkiler de problemlidir. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri
Kanunu Şerhi eserinde, uygunsuz bulunan dilekçenin hukuken geçersiz
sayılmasına rağmen dosyanın içinde fiziken kalmaya devam etmesinin, hâkimin
veya dosyayı inceleyecek olan bilirkişilerin şuuraltında bu uygunsuz
ifadelerden etkilenmesine (önyargı oluşmasına) yol açabileceğini; belgeyi
dosyada tutma amacının salt disiplin veya ceza soruşturmalarına delil sağlamak
olduğunu ancak bu durumun usuli zehirlenme riski taşıdığını vurgulamaktadır
[1]. Kanun koyucunun, uygunsuz dilekçenin dosyada "kapalı bir zarf içinde" veya
ana evraktan tefrik edilerek (ayrılarak) muhafaza edilmesine yönelik daha
steril bir usul öngörmesi isabetli olacaktır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 32. maddesi, medeni usul hukukunda "Yargılamaya Hâkim Olan İlkeler" bölümünde yer alan ve davanın şeklî (usuli) gidişatının komutasını hâkime veren "Yargılamanın Sevk ve İdaresi" kuralını düzenlemektedir. Tasarruf (HMK m. 24) ve taraflarca getirilme (HMK m. 25) ilkeleri uyarınca davanın malzemesini mahkemeye taraflar taşısa da; bu malzemenin mahkeme salonunda nasıl işleneceği, duruşmanın nasıl yönetileceği ve usul işlemlerinin hangi sırayla yapılacağı tamamen hâkimin tekelindedir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, bu ilkenin, mahkemelerin bir tartışma arenasına dönüşmesini engelleyen ve adaletin vakur bir disiplin içinde, usul ekonomisine (HMK m. 30) uygun olarak dağıtılmasını sağlayan en temel kamusal usul güvencesi olduğunu savunmaktadır [1]. Madde, hâkime hem duruşma salonundaki fiziki düzeni sağlama (kolluk) yetkisi hem de yazılı yargılama materyallerini (dilekçeleri) usuli bir süzgeçten geçirme yetkisi bahşetmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 32, usul hukukunun bütününe yayılan bir "yargısal otorite" kuralıdır. Bu madde, doğrudan doğruya "Duruşma Düzeni"ni ve bu düzeni bozanlara uygulanacak disiplin para cezası ile disiplin hapsini düzenleyen HMK m. 79 ve m. 80 ile ayrılmaz bir dogmatik bütünlük içindedir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 32'nin hâkime verdiği şeklî (usuli) yönetim yetkisinin, HMK m. 31'de düzenlenen "hâkimin davayı aydınlatma ödevi" şeklindeki maddi yönetim yetkisiyle birleşerek modern sivil yargılamanın belkemiğini oluşturduğunu belirtmektedir [1]. Ayrıca ikinci fıkradaki dilekçelere ilişkin düzenleme, dilekçelerin unsurlarını gösteren HMK m. 119 ile doğrudan bağlantılıdır.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Çekişmeli bir boşanma davasında, davalı koca (A) duruşma esnasında sürekli olarak davacı eşinin (B) ve taraf vekillerinin sözünü kesmekte, yüksek sesle mahkeme heyetine yönelik suçlayıcı ifadeler kullanmaktadır. Hâkim, HMK m. 32/1 uyarınca yargılamanın sevk ve idaresini sağlamak adına (A)'yı iki kez uyarmış, düzenin bozulmaya devam etmesi üzerine gerekli tedbiri alarak mübaşir ve kolluk vasıtasıyla (A)'yı duruşma salonundan dışarı çıkarttırmış ve yargılamaya (A)'nın yokluğunda devam etmiştir.
(kurmaca senaryo) Bir tapu iptal davasında, davacı vekili sunduğu cevaba cevap (replik) dilekçesinde, davanın esasına ilişkin argümanlar yerine, davalı tarafı "dolandırıcı, haysiyetsiz ve kan emici" gibi ağır hakaret içeren sıfatlarla nitelemiş ve uyuşmazlıkla ilgisi olmayan siyasi iddialara yer vermiştir. Hâkim, dilekçeyi incelediğinde bunun HMK m. 32/2 kapsamında "uygunsuz ve ilgisiz" olduğuna kanaat getirmiş; dilekçeyi dosyada muhafaza ederek davacı vekiline dilekçenin haysiyet kırıcı ve ilgisiz beyanlardan arındırılarak yeniden sunulması için iki haftalık kesin süre vermiştir. Verilen sürede yeni dilekçe sunulmadığı için replik aşaması tamamlanmış sayılmış ve davacının o dilekçedeki savunmaları geçersiz kabul edilmiştir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, dilekçelerde kullanılan dilin sertliği ile uygunsuzluğu arasındaki sınır sıklıkla aşılmaktadır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların özellikle hasmane duygulara kapılmış müvekkillerinin etkisiyle dilekçelerine alakasız suçlamalar veya hakaretamiz ifadeler yazmamaları gerektiğini; aksi takdirde HMK m. 32/2 uyarınca dilekçelerinin reddedileceğini, yeniden dilekçe yazmak için kısıtlı bir süreyle boğuşacaklarını ve süreyi kaçırmaları halinde müvekkilin savunma haklarının tamamen zayi olacağını usuli ve stratejik bir risk olarak hatırlatmaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 32, mahkemenin otoritesini tesis etmek bakımından elzem olsa da, "uygunsuz yahut ilgisiz" kavramlarının kanun lafzında tanımlanmamış olması doktrinde haklı eleştirilere maruz kalmaktadır. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, bir dilekçenin "ilgisiz" veya "uygunsuz" olup olmadığına tek başına hâkimin karar vermesinin ve bunu oldukça sübjektif bir değerlendirmeyle yapmasının, avukatların savunma dokunulmazlığını ve iddia özgürlüğünü baskı altına alabileceğini eleştirel bir dille ifade etmektedir [1]. Bazen sert ve rahatsız edici bir ifade, savunmanın omurgasını oluşturabilir.
Bunun yanı sıra, maddedeki "bu dilekçe dosyada kalır" kuralının yaratacağı dolaylı psikolojik etkiler de problemlidir. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, uygunsuz bulunan dilekçenin hukuken geçersiz sayılmasına rağmen dosyanın içinde fiziken kalmaya devam etmesinin, hâkimin veya dosyayı inceleyecek olan bilirkişilerin şuuraltında bu uygunsuz ifadelerden etkilenmesine (önyargı oluşmasına) yol açabileceğini; belgeyi dosyada tutma amacının salt disiplin veya ceza soruşturmalarına delil sağlamak olduğunu ancak bu durumun usuli zehirlenme riski taşıdığını vurgulamaktadır [1]. Kanun koyucunun, uygunsuz dilekçenin dosyada "kapalı bir zarf içinde" veya ana evraktan tefrik edilerek (ayrılarak) muhafaza edilmesine yönelik daha steril bir usul öngörmesi isabetli olacaktır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)