RESMİ METİN

Aleniyet ilkesi


MADDE 28- (1) Duruşma ve kararların bildirilmesi alenidir. (2) Duruşmaların bir kısmının veya tamamının gizli olarak yapılmasına ancak genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin (…)3 kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde, ilgilinin talebi üzerine yahut resen mahkemece karar verilebilir.4 (3) Tarafların gizlilik talebi ön sorunlar hakkındaki hükümler çerçevesinde gizli duruşmada incelenir ve karara bağlanır. Hâkim, bu kararının gerekçelerini, esas hakkındaki kararı ile birlikte açıklar. (4) Hâkim, gizli yargılama işlemleri sırasında hazır bulunanları o yargılamayla ilgili edindikleri bilgileri açıklamamaları hususunda uyarır ve 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun gizliliğin ihlaline ilişkin hükmünün uygulanacağını ihtar ederek bu hususu tutanağa geçirir.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 28. maddesi, demokratik ve şeffaf bir yargı sisteminin en önemli teminatlarından biri olan "Aleniyet İlkesi"ni (yargılamanın açıklığı) düzenlemektedir. Aleniyet, yargı erkinin halk adına kullanıldığı gerçeğinden hareketle, mahkemelerin kapılarının davanın tarafı olmayan üçüncü kişilere de açık olmasını ve yargılamanın toplumun denetimi altında yapılmasını ifade eder. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, aleniyet ilkesinin gizli yargılamaları (engizisyon usulü) engelleyerek yargıya olan toplumsal güveni tesis ettiğini; hâkimlerin, tarafların ve şahitlerin kamuoyu önünde daha dikkatli, dürüst ve hukuka uygun davranmaya mecbur hissetmelerini sağlayan temel bir anayasal ve usuli güvence olduğunu savunmaktadır. Madde, aleniyeti kural; gizliliği ise genel ahlâk ve kamu güvenliği ile sınırlı dar bir istisna olarak kurgulamıştır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Aleniyet (Açıklık): Duruşma salonunun fiziki kapasitesi elverdiği ölçüde, davanın tarafı olmayan kişilerin (izleyicilerin, basının) duruşmaları serbestçe izleyebilmesi ve mahkeme kararlarının alenen (açıkça) tefhim edilmesidir.
  • Genel Ahlâk ve Kamu Güvenliği: Gizlilik (kapalı duruşma) kararı verilebilmesinin birbiriyle yarışan iki istisnai ve mutlak şartıdır. Duruşmadaki beyanların, iddiaların veya sunulacak delillerin toplumun genel ahlâki değerlerini ağır şekilde incitecek mahiyette olması veya devletin/toplumun güvenliğini (devlet sırrı, terör vb. nedenlerle) tehlikeye atacak nitelikte bulunmasıdır.
  • Ön Sorun (İnsidenter) Olarak İnceleme: Gizlilik talebinin, davanın esasına girilmeden önce usuli bir ön mesele (HMK m. 163 vd.) olarak çözülmesidir. Bu talebin incelenmesi de mantık gereği "gizli" yapılır ki, gizlilik talebinin gerekçesi açıklanırken aleniyet ilkesi yüzünden korunmak istenen sır zaten ifşa olmasın.
  • İhtar ve Tutanağa Geçirme: Gizli yapılan duruşmada öğrenilen bilgilerin dışarıya sızdırılmasını engellemek için, hâkimin salonda bulunanlara (taraflar, vekiller, zabıt kâtibi, tanıklar vb.) Türk Ceza Kanunu (TCK) yaptırımlarını hatırlatması ve bu ihtarın duruşma zaptına (tutanağa) yazılmasıdır. Bu bir şekil ve geçerlilik şartıdır.

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 28, normlar hiyerarşisinde doğrudan doğruya Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141. maddesi ("Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır") ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinde yer alan "adil yargılanma (açık duruşma)" güvencesiyle sarsılmaz bir dogmatik bütünlük içindedir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 28'in anayasal aleniyet kuralını usul hukukunda somutlaştıran ve uygulanabilir kılan bir çerçeve norm olduğunu belirtmektedir. Ayrıca madde, üçüncü fıkrasıyla HMK m. 163'te düzenlenen "ön sorun" usulüne yollama yaparken; dördüncü fıkrasıyla doğrudan TCK m. 285'te düzenlenen "Gizliliğin İhlali" suçuna organik bir köprü kurarak usul hukukunu ceza hukuku yaptırımıyla desteklemektedir. Özel kanunlardaki gizlilik hükümleri (örneğin Aile Mahkemelerinin Kuruluş Kanunu'ndaki kapalı duruşma esasları) bu maddenin özel nitelikli (lex specialis) istisnalarıdır.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen bir haksız fiil (tazminat) davasında, davacı (A), davalı (B)'nin kendisine karşı işlediği çok ağır ve toplumda infial yaratacak düzeyde cinsel ve ahlaki boyutu olan bir haksız fiili ispatlamak üzere mahkemeye çeşitli video kayıtları sunmuştur. Davacı (A), duruşmada bu kayıtların izleneceğini ve şahitlerin dinleneceğini belirterek duruşmanın gizli yapılmasını talep etmiştir. Hâkim, bu talebi ön sorun olarak dinleyicileri dışarı çıkarıp incelemiş; davanın detaylarının ve izlenecek delillerin "genel ahlâkı" tehlikeye düşüreceğine (toplum önünde ifşasının sakıncalı olduğuna) kanaat getirerek, HMK m. 28/2 gereği duruşmanın tamamen gizli yapılmasına karar vermiştir.

(kurmaca senaryo) Savunma sanayiinde faaliyet gösteren iki şirket arasındaki bir ticari sır ve patent uyuşmazlığında, davanın konusu doğrudan devletin milli savunma projelerindeki kritik yazılımların kodlarıdır. Davalı şirket, duruşmada bu kodların ve askeri üretim şemalarının tartışılacağını belirterek "kamu güvenliği" gerekçesiyle duruşmanın kapalı yapılmasını talep etmiş; mahkeme HMK m. 28/2 uyarınca bu talebi kabul ederek salonu izleyicilere kapatmıştır. Hâkim, duruşmaya katılan taraf vekilleri ile bilirkişilere HMK m. 28/4 uyarınca "duyduklarını açıklamamaları" yönünde ihtar yapmış ve "TCK hükümlerinin uygulanacağı ihtar edildi" şeklinde zapta geçirmiştir.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık ve mahkeme pratiğinde, kapalı duruşma talebinin kabul edilmesinin ardından HMK m. 28/4'teki ihtar prosedürünün zapta geçirilmemesi ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, mahkeme hâkiminin gizlilik kararı verdikten sonra duruşmadakileri sözlü olarak uyarmasının yeterli olmadığını; mutlak surette "gizliliğe riayet etmeleri, aksi halde 5237 sayılı TCK hükümlerince cezalandırılacakları ihtaratı yapıldı" şeklindeki şerhin duruşma zaptına yazılarak altının imzalanması gerektiğini, aksi halde ileride bilgileri sızdıran bir kişiye karşı ceza davası açıldığında, usulüne uygun bir ihtarat tutanağı olmadığı için failin beraat edebileceğini mesleki ve usuli bir kural olarak hatırlatmaktadır.

7. Eleştirel Değerlendirme

HMK m. 28'in güncel metni, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) iptal kararları sonrası ticari hayatın ihtiyaçlarını karşılamakta ciddi şekilde yetersiz kalmaktadır. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, kanunun ilk halinde m. 28/2'de "ilgililerin üstün bir menfaatinin bulunması" (örneğin ticari sırların veya özel hayatın gizliliğinin korunması) halinde de gizlilik kararı verilebileceği düzenlenmişken, bu ibarenin AYM tarafından aleniyet ilkesine aykırı bulunarak iptal edildiğini; bunun sonucunda günümüzde sadece dar kalıplı "genel ahlak ve kamu güvenliği" gerekçesiyle gizlilik kararı verilebildiğini eleştirel bir dille ifade etmektedir.

Ticari sırların veya know-how (üretim sırları) gibi hayati verilerin tartışılacağı Fikri ve Sınai Haklar veya Ticaret Mahkemelerindeki davalarda, bu sırlar "genel ahlak veya kamu güvenliği" kapsamına girmediği için mahkemelerin gizlilik taleplerini usulen reddetmek zorunda kaldığını belirten Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde; devlet yargısında sırlarını koruyamayan tacirlerin mecburen tahkime (arbitrasyon) yönelmek zorunda kaldığını, usul kanununun özel hayatın gizliliğini ve ticari sırları aleniyet karşısında tamamen korumasız bırakan bu katı yapısının modern medeni usul hukuku ilkeleriyle ve adil yargılanma dengesiyle bağdaşmadığını vurgulamaktadır. Kanun koyucunun ticari sırları kapsayacak yeni ve anayasaya uygun bir istisna hükmü ihdas etmesi zaruridir.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.