RESMİ METİN

Tarafın belgeyi ibraz etmemesi


MADDE 220- (1) İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. (2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. (3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir. Üçüncü kişinin belgeyi ibraz etmemesi

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesi, usul hukukunda tarafların "belge ibrazı zorunluluğunun" (HMK m. 219) ihlali hâlinde devreye giren yaptırım mekanizmasını düzenleyen en kritik normlardan biridir. Modern usul hukuku, dürüstlük kuralı (HMK m. 29) ve davayı aydınlatma ödevi (HMK m. 31) çerçevesinde, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için tarafların mahkemeyle yardımlaşmasını zorunlu kılar. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, eski hukuk anlayışında "kimsenin kendi aleyhine delil sunmaya zorlanamayacağı" ilkesinin geçerli olduğunu, ancak modern HMK sistemi ile tarafların ispat faaliyetinde aktif bir kamusal yükümlülük altına sokulduğunu ve belgenin ibrazından haksız yere kaçınan tarafın, karşı tarafın o belge hakkındaki beyanlarının doğru kabul edilmesi gibi çok ağır bir usuli yaptırımla karşı karşıya kalacağını görüşünü savunmaktadır [1]. Bu madde, delil gizlemeyi ve yargılamayı sürüncemede bırakmayı cezalandıran hukuki bir emniyet sübabıdır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

Madde metninde yer alan yaptırım sürecini şekillendiren temel usul hukuku kavramları şunlardır:

  • Belgenin Varlığının Anlaşılması (m. 220/1): Mahkemenin belge ibrazı için kesin süre verebilmesi için, belgenin varlığı ve karşı tarafın elinde bulunduğu hususunda ciddi bir kanaat oluşmalıdır. Kanun bunu dört alternatif şarta bağlamıştır: 1) Karşı tarafın belgeyi elinde bulundurduğunu ikrar etmesi,
  1. İbraz talebi karşısında susması (sükut), 3) Belgenin varlığının resmî bir kayıtla anlaşılması, 4) Başka bir belgedeki ikrardan anlaşılması.
  • Yemin Teklifi (m. 220/2): İbrazı istenen belgenin elinde olduğunu inkâr eden tarafa, ispat hukuku kuralları gereği yöneltilen yemindir. Taraf; belgeyi elinde bulundurmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu bilmediğine dair yemin etmek zorundadır.
  • Diğer Tarafın Beyanını Kabul Etme (m. 220/3): Maddenin asıl yaptırımıdır. Geçerli bir mazeret sunmadan belgeyi getirmeyen veya teklif edilen yeminden kaçınan taraf aleyhine işler. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, bu yaptırımın doğrudan "karşı tarafın davasının (tüm taleplerinin) kabul edilmesi" anlamına gelmediğini, sadece gizlenen o spesifik belgenin içeriği hakkında karşı taraf ne iddia ediyorsa (örneğin belgedeki borç miktarının 100.000 TL olduğu iddiasının) mahkemece doğru sayılarak ispat edilmiş kabul edileceğini belirtmektedir [1].

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 220 hükmü, usul hukukunda "Tarafların Belgeleri İbrazı Zorunluluğu" (HMK m. 219) ile etle tırnak gibi birbirine bağlıdır. Madde 219 yükümlülüğü getirirken, madde 220 bu yükümlülüğün kılıcı (yaptırımı) konumundadır. Aynı zamanda, "Yemin" delilini düzenleyen hükümlerle (HMK m. 225 vd.) ve "Kesin Süre" müessesesiyle (HMK m. 90 ve 94) doğrudan organik bir bağa sahiptir. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, m. 220'de öngörülen yaptırım mekanizmasının, ispat yükü (HMK m. 190) kurallarını işlevsel hâle getiren usuli bir manivela olduğunu, belgeyi gizleyen tarafın eyleminin bir nevi "ispatı engelleme" (spoliation of evidence) sayılarak fiili bir karine yaratıldığını değerlendirmektedir [1].

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

  • (kurmaca senaryo) 1: Bir iş davasında davacı, hafta sonları çalıştığını ispatlamak için davalı şirketin elindeki "imzalı şantiye giriş-çıkış defterinin" ibrazını talep etmiştir. Davalı şirket bu talebe cevap vermemiş (sükut etmiş) ve mahkemenin verdiği kesin süreye rağmen defteri sunmamıştır. Mahkeme, HMK m. 220/3 uyarınca, davacının "o defterde benim tüm hafta sonları tam gün çalıştığım yazılıdır" şeklindeki beyanını doğru (ispatlanmış) kabul ederek fazla mesai alacağına hükmetmiştir.
  • (kurmaca senaryo) 2: Taraflar arasındaki ticari uyuşmazlıkta davacı, davalıdan 12 Eylül tarihli "borç mutabakat metnini" ibraz etmesini istemiştir. Davalı, böyle bir belgenin kendisinde olmadığını beyan ederek inkâr etmiştir. Mahkeme, HMK m. 220/2 uyarınca davalıya yemin teklif etmiş; davalı duruşmada bu belgeyi özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu bilmediğine yemin etmiştir. Yemin icra edildiğinden, HMK m. 220/3'teki yaptırım (davacının beyanının kabulü) uygulanamamıştır.
  • (kurmaca senaryo) 3: Davacı, noter aracılığıyla çekilen bir ihtarnameye dayanak gösterilen, ancak sadece karşı tarafın elinde (kasasında) bulunan özel bir sözleşmenin ibrazını istemiştir. Belgenin varlığı noterdeki ihtarname (resmî kayıt) ile sabit olmasına rağmen davalı, mazeretsiz olarak belgeyi mahkemeye getirmemiştir. Hâkim, davalının bu kötü niyetli gizleme eylemi karşısında HMK m. 220/3'ü işleterek, sözleşmenin içeriğinin davacının iddia ettiği gibi olduğunu hükme esas almıştır.

6. Pratik Uygulama Notları

Taraf vekilliği yapan bir usul hukukçusu olarak (Av. Fethi Güzel) meslektaşlarıma en hayati uyarım; karşı taraftan HMK m. 220 kapsamında belge ibrazı talep ederken asla "karşı tarafın elindeki tüm defterler ve yazışmalar" şeklinde torba/soyut taleplerde bulunmamalarıdır. Belgenin niteliğini, konusunu ve yaklaşık tarihini net bir şekilde yazmalısınız ki hâkim belgenin varlığına kanaat getirebilsin. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi çalışmasında, vekillerin belge ibrazından kaçınan karşı taraf karşısında pasif kalarak sadece "sunmadılar" demekle yetinmemesi gerektiğini, m. 220/3'teki yaptırımın (içeriğin kabulünün) uygulanması için hâkimi duruşmada aktif olarak taleple zorlamalarının mesleki bir görev olduğunu önemle vurgulamaktadır [1]. Öte yandan, belge sizden isteniyorsa ve elinizde yoksa, susmak yerine mutlaka "elimde yok" diye açıkça itiraz edin; susarsanız belge sizde var farz edilir (sükut ikrardır).

7. Eleştirel Değerlendirme

HMK m. 220/3 hükmünde yaptırım öngörülürken kullanılan "mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir" ifadesindeki "edebilir" (takdir) lafzı, maddenin caydırıcılığını büyük ölçüde baltalamaktadır. Yargı pratiğinde mahkemeler, karşı taraf belgeyi açıkça gizlese bile "davanın sonucunu sadece buna bağlayamam" diyerek bu ağır yaptırımı uygulamaktan çekinmekte ve m. 219 ile m. 220'yi kâğıt üzerinde bırakmaktadırlar. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması eserinde, delil gizlemenin dürüstlük kuralının en ağır ihlali olduğunu, hâkime böylesi geniş ve ucu açık bir takdir hakkı tanınmasının yerine, mazeretsiz ibrazdan kaçınma hâlinde karşı tarafın beyanının kabul edilmesinin "mecburi bir usuli yaptırım (kesin karine)" hâline getirilmesinin maddi gerçeğin tesisi için çok daha adil olacağını isabetli bir dille eleştirmektedir [1]. Delili saklayanın, bunun hukuki bedelini mutlak surette ödemesi gerekir.

Conversation: 52013d40-10e0-4776-b297-275dcd05956c (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.