1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 218. maddesi, usul hukukunda maddi gerçeğin
araştırılması ilkesi ile belgelerin fiziki güvenliğinin ve usul ekonomisinin
dengelendiği özel bir inceleme usulünü kurala bağlamaktadır. Kural olarak
tarafların dayandıkları belgeleri mahkemeye bizzat sunmaları veya aslını ibraz
etmeleri gerekse de, bazı belgelerin hacmi, niteliği veya saklandıkları yerin
hassasiyeti bu kuralın uygulanmasını fiilen imkânsız veya tehlikeli kılabilir.
Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, mahkemeye getirilmesi sakıncalı veya
imkânsız olan belgelerde hâkimin veya bilirkişinin delile bizzat giderek
inceleme yapmasının, yargılamaya hâkim olan "doğrudanlık (vasıtasızlık)"
ilkesinin en somut ve güçlü görünümlerinden biri olduğunu görüşünü
savunmaktadır. Madde, belge incelemesini mahkeme salonundan çıkarıp belgenin
bulunduğu mahalle taşıyarak, adaletin fiziksel engellere takılmasını önlemekte
ve emre itaatsizlik hâlinde kolluk gücünü devreye sokan sert bir yaptırım
mekanizması öngörmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde yer alan ve yerinde inceleme rejiminin çerçevesini çizen temel
usul hukuku kavramları şunlardır:
- Getirilmesi Zor veya Sakıncalı Olan Belge: Ağırlığı veya hacmi
sebebiyle adliyeye taşınması fiziken çok zor olan (örneğin devasa fabrika sicil
kayıtları, ciltlerce ticari defter) veya dışarı çıkarılması hâlinde yıpranma,
kaybolma, bozulma tehlikesi bulunan (tarihi evraklar, devlet arşivlerindeki
hassas belgeler) ispat araçlarıdır.
- Yerinde İnceleme: Keşif usulüne benzer şekilde, belgenin bizzat
bulunduğu kuruma, ofise veya arşive gidilerek hâkim veya bilirkişi marifetiyle
incelenmesidir.
- Disiplin Para Cezası ve Giderlere Mahkûmiyet: İncelemeye haklı bir
neden olmaksızın engel olan kişiye (belgeyi saklayan veya kapıyı açmayan
kişiye) hâkim tarafından kesilen, 500 TL'den 5.000 TL'ye kadar (her yıl
güncellenen) usuli yaptırımdır.
- Zor Kullanılması: Engel olunması hâlinde incelemenin kolluk kuvvetleri
(polis/jandarma) marifetiyle kilitlerin kırılması veya kapıların açılması
suretiyle zorla yapılmasıdır. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku
çalışmasında, "zor kullanma" yetkisinin konut dokunulmazlığı, mülkiyet ve
ticari sır gibi temel haklara doğrudan bir müdahale niteliği taşıdığı için, bu
yetkinin ancak belgenin uyuşmazlığın çözümünde vazgeçilmez (hayati) bir öneme
sahip olması durumunda ölçülülük ilkesi gözetilerek uygulanması gerektiğini
belirtmektedir.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 218 hükmü, usul hukukunun deliller bölümünde yer alan "Mahkemece Belge
Aslının İstenmesi" (HMK m. 216) ve "Belge İbrazı Zorunluluğu" (HMK m. 220-221)
kurallarının istisnai ve tamamlayıcı bir infaz yöntemidir. Belge adliyeye
gelemiyorsa, mahkeme belgeye gider. Ayrıca bu işlem, niteliği itibarıyla HMK m.
288'de düzenlenen "Keşif" kurumunun belgelere uyarlanmış özel bir versiyonudur.
Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, bu hükmün keşif
kurallarıyla belge ibrazı yükümlülüklerinin bir sentezi olduğunu ve hâkime
adeta bir icra müdürü gibi zor kullanma yetkisi vererek anayasal ispat hakkını
güvence altına aldığını değerlendirmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
- (kurmaca senaryo) 1: Bir iş davasında işçinin geriye dönük 10 yıllık
puantaj (mesai) kayıtlarının incelenmesi gerekmektedir. İşveren şirket, bu
kayıtların binlerce sayfadan oluşan ciltli devasa defterler olduğunu ve
adliyeye taşınmasının imkânsız olduğunu beyan etmiştir. Mahkeme, HMK m. 218/1
uyarınca bir mali müşavir bilirkişiyi görevlendirerek, belgelerin şirketin
arşivinde "yerinde incelenmesine" ve sadece davayla ilgili kısımların
fotokopilerinin/tutanaklarının mahkemeye sunulmasına karar vermiştir.
- (kurmaca senaryo) 2: Davacı vakıf, uyuşmazlık konusu olan ve Vakıflar
Genel Müdürlüğü müzesinde cam fanus içinde korunan asırlık bir vakıf senedinin
(vakfiyenin) fotokopisini dosyaya sunmuştur. Davalı fotokopiye itiraz etmiştir.
Orijinal belgenin adliyeye getirilmesi rutubet ve fiziki riskler sebebiyle
"sakıncalı" olduğundan, hâkim bizzat müzeye giderek sunulan örnek ile fanus
içindeki asıl belgeyi karşılaştırmış ve durumu tutanağa bağlamıştır.
- (kurmaca senaryo) 3: Şirket ortaklığından çıkma davasında, şirketin
muhasebe departmanında yapılacak yerinde inceleme için bilirkişi şirkete
gitmiştir. Ancak şirket yetkilisi "ticari sırlarımız var, defterleri göstermem"
diyerek odayı kilitlemiş ve incelemeye haklı bir sebep olmaksızın engel
olmuştur. Hâkim, HMK m. 218/2 uyarınca şirket yetkilisi aleyhine disiplin para
cezasına hükmetmiş ve incelemenin polis refakatinde (zor kullanılarak)
yapılmasına karar vermiştir.
6. Pratik Uygulama Notları
Taraf vekilliği yapan bir usul hukukçusu olarak (Av. Fethi Güzel)
meslektaşlarıma en kritik uyarım; şirketler hukuku veya ticari davalarda karşı
tarafın "bu belgeleri adliyeye getiremeyiz, binlerce sayfa" şeklindeki
itirazlarını HMK m. 218 kozunu kullanarak savuşturmalarıdır. Belgenin
getirilmemesi yargılamayı durdurmaz, incelemeyi oraya taşır. Budak/Karaaslan,
Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi çalışmasında, vekillerin özellikle hacimli
ticari defterlerin veya sunucularda yer alan dijital log kayıtlarının adliyeye
fiziken taşınmasının yaratacağı tahribatı önlemek adına m. 218 gereğince
"yerinde inceleme" talep etmelerinin yargılamayı hızlandıracağını ve usul
ekonomisine büyük katkı sağlayacağını hatırlatmaktadır. Ayrıca yerinde inceleme
kararı verildiğinde, avukat olarak o incelemeye (keşfe) bizzat katılarak
tutanağa beyanlarınızı geçirmeniz mesleki kontrol açısından çok önemlidir.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 218/2'de hâkime tanınan emre itaatsizlik hâlinde "zor kullanma" yetkisi,
modern hukuk devleti ilkeleri bakımından gerekli olsa da, maddenin lafzı bu zor
kullanmanın usul ve sınırlarını belirleme noktasında oldukça sığdır. Özel bir
şirketin arşivine polisle girilip evrak araştırılması, CMK anlamında bir arama
ve el koyma işlemine benzemekte olup ticari sırların ifşası riskini
barındırmaktadır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması eserinde, hâkime
tanınan zor kullanma yetkisinin kolluk kuvvetleri aracılığıyla icra edilirken,
hedeflenen belge dışındaki diğer alakasız ticari sırlar üzerinde keyfi bir
inceleme (fishing expedition - delil avcılığı) yapılmasına karşı kanunda
yeterli koruyucu çerçevenin bulunmadığını; bu yetkinin mutlaka "ticari sırların
korunması" (HMK m. 330) hükümleriyle koordineli çalışacak detaylı bir alt
düzenlemeye kavuşturulması gerektiğini eleştirel bir dille ortaya koymaktadır.
Güç kullanımı, ispat hakkı ile mahremiyet arasında orantılı bir şekilde
uygulanmalıdır.
Conversation: 52013d40-10e0-4776-b297-275dcd05956c (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 218. maddesi, usul hukukunda maddi gerçeğin araştırılması ilkesi ile belgelerin fiziki güvenliğinin ve usul ekonomisinin dengelendiği özel bir inceleme usulünü kurala bağlamaktadır. Kural olarak tarafların dayandıkları belgeleri mahkemeye bizzat sunmaları veya aslını ibraz etmeleri gerekse de, bazı belgelerin hacmi, niteliği veya saklandıkları yerin hassasiyeti bu kuralın uygulanmasını fiilen imkânsız veya tehlikeli kılabilir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, mahkemeye getirilmesi sakıncalı veya imkânsız olan belgelerde hâkimin veya bilirkişinin delile bizzat giderek inceleme yapmasının, yargılamaya hâkim olan "doğrudanlık (vasıtasızlık)" ilkesinin en somut ve güçlü görünümlerinden biri olduğunu görüşünü savunmaktadır. Madde, belge incelemesini mahkeme salonundan çıkarıp belgenin bulunduğu mahalle taşıyarak, adaletin fiziksel engellere takılmasını önlemekte ve emre itaatsizlik hâlinde kolluk gücünü devreye sokan sert bir yaptırım mekanizması öngörmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde yer alan ve yerinde inceleme rejiminin çerçevesini çizen temel usul hukuku kavramları şunlardır:
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 218 hükmü, usul hukukunun deliller bölümünde yer alan "Mahkemece Belge Aslının İstenmesi" (HMK m. 216) ve "Belge İbrazı Zorunluluğu" (HMK m. 220-221) kurallarının istisnai ve tamamlayıcı bir infaz yöntemidir. Belge adliyeye gelemiyorsa, mahkeme belgeye gider. Ayrıca bu işlem, niteliği itibarıyla HMK m. 288'de düzenlenen "Keşif" kurumunun belgelere uyarlanmış özel bir versiyonudur. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, bu hükmün keşif kurallarıyla belge ibrazı yükümlülüklerinin bir sentezi olduğunu ve hâkime adeta bir icra müdürü gibi zor kullanma yetkisi vererek anayasal ispat hakkını güvence altına aldığını değerlendirmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
6. Pratik Uygulama Notları
Taraf vekilliği yapan bir usul hukukçusu olarak (Av. Fethi Güzel) meslektaşlarıma en kritik uyarım; şirketler hukuku veya ticari davalarda karşı tarafın "bu belgeleri adliyeye getiremeyiz, binlerce sayfa" şeklindeki itirazlarını HMK m. 218 kozunu kullanarak savuşturmalarıdır. Belgenin getirilmemesi yargılamayı durdurmaz, incelemeyi oraya taşır. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi çalışmasında, vekillerin özellikle hacimli ticari defterlerin veya sunucularda yer alan dijital log kayıtlarının adliyeye fiziken taşınmasının yaratacağı tahribatı önlemek adına m. 218 gereğince "yerinde inceleme" talep etmelerinin yargılamayı hızlandıracağını ve usul ekonomisine büyük katkı sağlayacağını hatırlatmaktadır. Ayrıca yerinde inceleme kararı verildiğinde, avukat olarak o incelemeye (keşfe) bizzat katılarak tutanağa beyanlarınızı geçirmeniz mesleki kontrol açısından çok önemlidir.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 218/2'de hâkime tanınan emre itaatsizlik hâlinde "zor kullanma" yetkisi, modern hukuk devleti ilkeleri bakımından gerekli olsa da, maddenin lafzı bu zor kullanmanın usul ve sınırlarını belirleme noktasında oldukça sığdır. Özel bir şirketin arşivine polisle girilip evrak araştırılması, CMK anlamında bir arama ve el koyma işlemine benzemekte olup ticari sırların ifşası riskini barındırmaktadır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması eserinde, hâkime tanınan zor kullanma yetkisinin kolluk kuvvetleri aracılığıyla icra edilirken, hedeflenen belge dışındaki diğer alakasız ticari sırlar üzerinde keyfi bir inceleme (fishing expedition - delil avcılığı) yapılmasına karşı kanunda yeterli koruyucu çerçevenin bulunmadığını; bu yetkinin mutlaka "ticari sırların korunması" (HMK m. 330) hükümleriyle koordineli çalışacak detaylı bir alt düzenlemeye kavuşturulması gerektiğini eleştirel bir dille ortaya koymaktadır. Güç kullanımı, ispat hakkı ile mahremiyet arasında orantılı bir şekilde uygulanmalıdır.
Conversation: 52013d40-10e0-4776-b297-275dcd05956c (turn 1)