1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 217. maddesi, yargılama makamının maddi gerçeğe
ulaşmak için ihtiyaç duyduğu "belge aslının" güvenli bir şekilde uyuşmazlık
dosyasına kazandırılmasını ve bu süreçte belgeyi elinde bulunduran kişi veya
kurumların ticari ya da hukuki mağduriyet yaşamasını engelleyen bir denge ve
usul normudur. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, belgenin aslının
incelenmesinin zorunlu olduğu hâllerde, belgeyi mahkemeye teslim etmekle
yükümlü olan kişilerin (veya üçüncü kişi kurumların) idari ve hukuki
işleyişlerinin aksamaması için kanun koyucunun yerel (aracı) mahkeme onaylı bir
suret mekanizması ihdas ettiğini görüşünü savunmaktadır [1]. Bu kural, ispat
faaliyetinin kamu gücü ile yürütülmesini sağlarken mülkiyet ve muhafaza
haklarını da teminat altına alır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde yer alan ve belge asıllarının el değiştirmesi sürecini
şekillendiren temel usul hukuku kavramları şunlardır:
- Belgenin Aslı: İspat hukukunda incelemeye (örneğin sahtelik
incelemesine) elverişli olan, üzerinde ıslak imza veya mühür bulunan kök
metindir.
- Bulunduğu Yer Asliye Mahkemesi Tarafından Onaylanarak Gönderilmesi:
Belgenin aslı ile mahkeme mühürlü kopyasının yer değiştirdiği "hukuki trampa"
işlemidir. Kanun koyucu, işlemi yapan yerdeki asliye mahkemelerini (görevli
mahkeme sıfatıyla olmasa da idari bir aracı makam sıfatıyla) bu devir teslim
işlemi için yetkilendirmiştir.
- Aslı Gibi Hüküm İfade Etmesi: Belge aslını teslim eden kişiye mahkemece
verilen onaylı örneğin kazandığı hukuki statüdür. Pekcanıtez/Atalay/Özekes,
Medeni Usul Hukuku çalışmasında, mahkemece onaylanan bu suretin salt geçici
bir fotokopi olmadığını, belge sahibinin diğer hukuki işlemlerinde (örneğin
vergi denetimlerinde, icra takiplerinde veya başka bir davada) belgenin kök
aslı ile eşdeğer mutlak bir ispat gücüne kavuştuğunu belirtmektedir [1].
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 217 hükmü, doğrudan doğruya "Mahkemece Belge Aslının İstenmesi" (HMK m.
216) ve "Üçüncü Kişilerin Belge İbrazı Zorunluluğu" (HMK m. 221) maddeleriyle
organik bir bütünlük teşkil eder. Bu madde, m. 216 ve m. 221'in fiili uygulama
(infaz) yöntemini göstermektedir. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu
Şerhi eserinde, bu maddenin, belgeyi ibrazdan kaçınmak isteyen kurumların
"belgenin aslına iç idari işleyişimiz için ihtiyacımız var, veremeyiz"
şeklindeki klasik mazeretlerini hukuken çürüttüğünü ve delillerin toplanması
aşamasını ciddi anlamda kolaylaştırdığını değerlendirmektedir [1].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
- (kurmaca senaryo) 1: Ankara'da görülen bir alacak davasında mahkeme,
uyuşmazlık konusu teminat mektubunun aslını elinde bulunduran İzmir'deki bir
banka şubesinden belgenin aslını talep etmiştir. Banka, kurum içi denetim
kuralları gereği belge aslını doğrudan kargolamak yerine İzmir Nöbetçi Asliye
Hukuk Mahkemesi'ne götürmüştür. Mahkeme kalemi, belgenin mühürlü bir örneğini
onaylayarak bankaya teslim etmiş ve belge aslını güvenli yollarla Ankara'daki
mahkemeye (asıl dosyaya) göndermiştir.
- (kurmaca senaryo) 2: Davada taraf olmayan (üçüncü kişi konumundaki) bir
anonim şirket, mali kayıtlarına esas teşkil eden gümrük faturasının aslını
İstanbul'daki mahkemeye sunmak zorundadır. Şirket yetkilisi, bağlı bulunduğu
yer asliye mahkemesine başvurarak faturanın aslını teslim etmiş, karşılığında
mahkeme mühürlü ve onaylı suretini almıştır. HMK m. 217/2 uyarınca bu suret,
şirkete Maliye Bakanlığı müfettişlerince yapılacak vergi denetimlerinde "fatura
aslı" statüsünde kabul edilecek ve şirketi idari para cezasından koruyacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
Taraf vekilliği yapan bir uygulayıcı olarak (Av. Fethi Güzel) meslektaşlarıma
en hayati uyarım; mahkemeden üçüncü kişi kurumlara (bankalar, hastaneler,
şirketler) "belge aslının ibrazı" için müzekkere yazdırırken, müzekkere
metninin sonuna muhakkak "Belgenin aslını göndermekten imtina eden kurumun, HMK
m. 217 uyarınca bulunduğu yer asliye mahkemesinden onaylı suretini alarak
aslını gönderebileceğinin ihtarına" ibaresini ekletmeleridir. Budak/Karaaslan,
Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi çalışmasında, bankaların veya resmî
kurumların belge asıllarını adi postada veya kargoda kaybolma riski nedeniyle
doğrudan yargılamayı yapan mahkemeye göndermekten haklı olarak çekindiklerini,
bu sebeple belgenin teslim edileceği veya kurumun bulunduğu yerdeki yerel
asliye mahkemesi aracılığıyla bu işlemin yapılmasının, evrakın usulüne uygun
zincirle nakledilmesi bakımından en güvenli (malpraktis ve kayıp riskinden
arınmış) yol olduğunu hatırlatmaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 217'nin öngördüğü yerel mahkeme üzerinden evrak aslı trampa etme usulü,
kâğıt tabanlı klasik yargılamanın bir mirasıdır. Ancak UYAP (Ulusal Yargı Ağı
Bilişim Sistemi) altyapısının kurumlar arası tam entegrasyon sağladığı bir
teknoloji çağında, belgenin aslının fiziki olarak adliye koridorlarında ve
posta servislerinde dolaştırılması ciddi bir zaman ve emek kaybı yaratmaktadır.
Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması eserinde, e-imza, KEP (Kayıtlı
Elektronik Posta) ve kurumsal UYAP portallarının yaygınlaştığı günümüz yargı
sisteminde, belgenin aslının fiziki olarak mahkemeler arası postalanmasının ve
mühürlü fotokopilerle uğraşılmasının arkaik (çağ dışı) bir usul kuralı olarak
kaldığını; belgeyi elinde bulunduran kurumun (özellikle bankalar veya resmî
daireler) belgeyi kurum içi yüksek çözünürlüklü tarayıcılarla elektronik ortama
aktarıp "kurumsal güvenli elektronik imzayla" UYAP üzerinden asıl mahkemeye
göndermesinin doğrudan yeterli kabul edilmesi gerektiğini isabetli bir dille
eleştirmektedir [1]. Sadece ıslak imza sahteliği iddiası bulunan istisnai
durumlarda fiziki evrak celbine başvurulmalıdır.
Conversation: 52013d40-10e0-4776-b297-275dcd05956c (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 217. maddesi, yargılama makamının maddi gerçeğe ulaşmak için ihtiyaç duyduğu "belge aslının" güvenli bir şekilde uyuşmazlık dosyasına kazandırılmasını ve bu süreçte belgeyi elinde bulunduran kişi veya kurumların ticari ya da hukuki mağduriyet yaşamasını engelleyen bir denge ve usul normudur. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, belgenin aslının incelenmesinin zorunlu olduğu hâllerde, belgeyi mahkemeye teslim etmekle yükümlü olan kişilerin (veya üçüncü kişi kurumların) idari ve hukuki işleyişlerinin aksamaması için kanun koyucunun yerel (aracı) mahkeme onaylı bir suret mekanizması ihdas ettiğini görüşünü savunmaktadır [1]. Bu kural, ispat faaliyetinin kamu gücü ile yürütülmesini sağlarken mülkiyet ve muhafaza haklarını da teminat altına alır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde yer alan ve belge asıllarının el değiştirmesi sürecini şekillendiren temel usul hukuku kavramları şunlardır:
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 217 hükmü, doğrudan doğruya "Mahkemece Belge Aslının İstenmesi" (HMK m. 216) ve "Üçüncü Kişilerin Belge İbrazı Zorunluluğu" (HMK m. 221) maddeleriyle organik bir bütünlük teşkil eder. Bu madde, m. 216 ve m. 221'in fiili uygulama (infaz) yöntemini göstermektedir. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, bu maddenin, belgeyi ibrazdan kaçınmak isteyen kurumların "belgenin aslına iç idari işleyişimiz için ihtiyacımız var, veremeyiz" şeklindeki klasik mazeretlerini hukuken çürüttüğünü ve delillerin toplanması aşamasını ciddi anlamda kolaylaştırdığını değerlendirmektedir [1].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
6. Pratik Uygulama Notları
Taraf vekilliği yapan bir uygulayıcı olarak (Av. Fethi Güzel) meslektaşlarıma en hayati uyarım; mahkemeden üçüncü kişi kurumlara (bankalar, hastaneler, şirketler) "belge aslının ibrazı" için müzekkere yazdırırken, müzekkere metninin sonuna muhakkak "Belgenin aslını göndermekten imtina eden kurumun, HMK m. 217 uyarınca bulunduğu yer asliye mahkemesinden onaylı suretini alarak aslını gönderebileceğinin ihtarına" ibaresini ekletmeleridir. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi çalışmasında, bankaların veya resmî kurumların belge asıllarını adi postada veya kargoda kaybolma riski nedeniyle doğrudan yargılamayı yapan mahkemeye göndermekten haklı olarak çekindiklerini, bu sebeple belgenin teslim edileceği veya kurumun bulunduğu yerdeki yerel asliye mahkemesi aracılığıyla bu işlemin yapılmasının, evrakın usulüne uygun zincirle nakledilmesi bakımından en güvenli (malpraktis ve kayıp riskinden arınmış) yol olduğunu hatırlatmaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 217'nin öngördüğü yerel mahkeme üzerinden evrak aslı trampa etme usulü, kâğıt tabanlı klasik yargılamanın bir mirasıdır. Ancak UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi) altyapısının kurumlar arası tam entegrasyon sağladığı bir teknoloji çağında, belgenin aslının fiziki olarak adliye koridorlarında ve posta servislerinde dolaştırılması ciddi bir zaman ve emek kaybı yaratmaktadır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması eserinde, e-imza, KEP (Kayıtlı Elektronik Posta) ve kurumsal UYAP portallarının yaygınlaştığı günümüz yargı sisteminde, belgenin aslının fiziki olarak mahkemeler arası postalanmasının ve mühürlü fotokopilerle uğraşılmasının arkaik (çağ dışı) bir usul kuralı olarak kaldığını; belgeyi elinde bulunduran kurumun (özellikle bankalar veya resmî daireler) belgeyi kurum içi yüksek çözünürlüklü tarayıcılarla elektronik ortama aktarıp "kurumsal güvenli elektronik imzayla" UYAP üzerinden asıl mahkemeye göndermesinin doğrudan yeterli kabul edilmesi gerektiğini isabetli bir dille eleştirmektedir [1]. Sadece ıslak imza sahteliği iddiası bulunan istisnai durumlarda fiziki evrak celbine başvurulmalıdır.
Conversation: 52013d40-10e0-4776-b297-275dcd05956c (turn 1)