RESMİ METİN

Haksız yere sahtelik iddiası


MADDE 213- (1) Sahtelik iddiası sonunda haksız çıkan taraf kötü niyetli ise bu sebeple ertelenen her bir duruşma için celse harcına ve talep hâlinde bu sebeple diğer tarafın uğradığı zararları tazmin etmeye mahkûm edilir. (2) Resmî senetteki imza veya yazı inkâr edildiğinde, yukarıdaki harç miktarı iki katı olarak uygulanır. (3) Bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesinden önce, tarafların sahteliğe

ilişkin iddialarından vazgeçmeleri hâlinde, hâkim, tazminattan indirim yapabileceği gibi tazminata hükmetmeyebilir.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 213. maddesi, usul hukukunda yargılamanın dürüstlük kuralına uygun yürütülmesini temin eden ve usul ekonomisini koruyan önemli bir disiplin ve yaptırım normudur. Bir önceki maddelerde (HMK m. 208-212) sahtelik iddiasının senedin işlerliğini durduracağı veya yargılamanın seyrini değiştireceği düzenlenmişken, bu madde söz konusu hakkın kötüye kullanılmasını cezalandırmaktadır. Sırf yargılamayı uzatmak, borcu geciktirmek veya karşı tarafı yıpratmak amacıyla haksız yere sahtelik iddiasında bulunan taraf, bu eyleminin usuli ve maddi faturasını ödemekle yüzleşir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun sahtelik iddiası gibi yargılamayı kilitleyen ağır bir usul işleminin bir "zaman kazanma taktiği" olarak kullanılmasını engellemek amacıyla bu özel tazminat ve ceza (harç) mekanizmasını ihdas ettiğini görüşünü savunmaktadır [1]. Bu madde, mahkemeyi gereksiz yere meşgul eden ve adaletin tecellisini geciktiren kötüniyetli girişimlere karşı caydırıcı bir kalkan işlevi görmektedir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

Madde metninde yer alan yaptırım rejimini şekillendiren temel kavramlar şunlardır:

  • Haksız Çıkan Taraf: İleri sürdüğü yazı veya imza sahteliği iddiası, hâkimin incelemesi veya bilirkişi raporu neticesinde mesnetsiz (senedin gerçek olduğu) anlaşılan taraftır.
  • Kötüniyet: Yaptırımın uygulanabilmesi için aranan en temel sübjektif şarttır. Tarafın, sırf davayı uzatmak kastıyla, imzanın/yazının kendisine ait olduğunu bildiği hâlde inkâr etmesi durumudur.
  • Celse Harcı: Kötüniyetli sahtelik iddiası sebebiyle yargılamanın uzadığı her bir fazladan duruşma için devlete ödenmesi gereken maktu usuli para cezasıdır.
  • Zararların Tazmini: Karşı tarafın yargılamanın uzaması sebebiyle uğradığı maddi (veya manevi) kayıpların giderilmesidir. Hâkimin buna hükmedebilmesi için karşı tarafın mutlaka açık bir "talebi" olmalıdır.
  • Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, sahtelik iddiasının reddedilmesinin tek başına yaptırım için yeterli olmadığını, fıkrada açıkça "kötü niyetli ise" şartı arandığından, gerçekten unuttuğu veya tereddüt ettiği için iyiniyetle sahtelik iddiasında bulunan ancak ispatlayamayan kişiye bu maddenin uygulanamayacağını belirtmektedir [1].

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 213 hükmü, usul hukukunun anayasası niteliğindeki "Dürüstlük Kuralı"nı düzenleyen HMK m. 29 ile doğrudan organik bir bağ içindedir. Haksız yere sahtelik iddiası, dürüstlük kuralının usul hukukundaki en tipik ihlallerinden biridir. Aynı zamanda "Kötüniyetle Dava Açılması" hâlinde uygulanacak yaptırımları düzenleyen HMK m. 329'un ispat hukukuna yansımış özel bir görünümüdür. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, m. 213'teki düzenlemenin, genel dürüstlük kuralının (m. 29) soyut yapısını somutlaştıran, harç ve tazminat gibi doğrudan malvarlığına etki eden ikili bir yaptırım sistemi öngörerek usul ekonomisini (HMK m. 30) güvence altına aldığını değerlendirmektedir [1].

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

  • (kurmaca senaryo) 1: Davalı A, borcunu ödemeyi geciktirmek maksadıyla, kendi eliyle imzaladığını çok iyi bildiği bir adi senetteki imzasını inkâr etmiştir. Bu iddia üzerine dosya bilirkişiye gitmiş ve 3 duruşma (yaklaşık 1 yıl) dava uzamıştır. Bilirkişi raporunda imzanın kesinlikle A'ya ait olduğu saptanmıştır. Davacı B'nin talebi üzerine mahkeme, HMK m. 213/1 uyarınca A'nın kötüniyetli olduğuna kanaat getirerek, uzayan 3 duruşma için celse harcına ve B'nin bu gecikmeden doğan ticari zararlarının tazminine karar vermiştir.
  • (kurmaca senaryo) 2: Davacı C, noterde "düzenleme" şeklinde yapılmış bir resmî senetteki (satış vaadi sözleşmesi) imzanın sahte olduğunu iddia ederek iptal davası açmıştır. Yapılan incelemelerde C'nin işlemi bizzat yaptığı, sırf taşınmazın değeri arttığı için sözleşmeden dönmek adına bu iddiayı kurguladığı ortaya çıkmıştır. Mahkeme, HMK m. 213/2 uyarınca belgenin "resmî senet" olmasını dikkate alarak, haksız ve kötüniyetli çıkan C aleyhine celse harçlarını iki katı olarak uygulamıştır.
  • (kurmaca senaryo) 3: Davalı D, aleyhine sunulan faturanın altındaki imzayı inkâr etmiştir. Mahkeme, ön inceleme duruşmasında isticvap yapmış ve tarafları dinlemiştir. Bilirkişi incelemesine karar verilmek üzereyken D, davanın daha fazla uzamasını istemediğini belirterek "imzanın kendisine ait olduğunu kabul ettiğini, itirazından vazgeçtiğini" beyan etmiştir. HMK m. 213/3 uyarınca hâkim, D'nin bilirkişi aşamasına geçilmeden dönmesini (usul ekonomisine katkısını) dikkate alarak tazminata hükmetmemiş veya çok cüzi bir indirimli miktar belirlemiştir.

6. Pratik Uygulama Notları

Taraf vekilliği yapan bir uygulayıcı olarak (Av. Fethi Güzel) meslektaşlarıma en kritik uyarım; müvekkillerine "hemen imzaya itiraz edelim, yargılama 1-2 yıl uzar, o sırada paramızı işletiriz" şeklinde akıl verirken HMK m. 213'ün maddi yaptırımlarını da mutlaka hatırlatmalarıdır. Kötüniyetle atılan bu adım, müvekkile dava değerini aşan tazminat yükleri getirebilir. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi çalışmasında, vekillerin karşı tarafın kötüniyetli sahtelik itirazı yüzünden davaları uzadığında, mahkemenin tazminata "resen" hükmetmeyeceğini, avukatın m. 213/1 gereğince duruşmada mutlaka söz alarak veya dilekçe sunarak "tazminat talebini" açıkça mahkemeye iletmesinin mesleki bir zorunluluk olduğunu vurgulamaktadır [1]. Celse harcı resen kesilir, ancak zarar sizin talebinizle tazmin edilir.

7. Eleştirel Değerlendirme

HMK m. 213 hükmü, caydırıcılık amacını taşısa da, kanun koyucunun yaptırımı "kötüniyet" şartına bağlaması uygulamanın etkinliğini büyük ölçüde zayıflatmaktadır. Yargı pratiğinde kötüniyetin ispatı son derece zordur; inkârda bulunan taraf genellikle "üzerinden çok zaman geçmişti, imzamın şekli değişmişti, emin olamamıştım" gibi savunmalarla kötüniyet karinesinden sıyrılabilmektedir ve mahkemeler bu tazminata/harca hükmetmekte çok çekingen davranmaktadır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması eserinde, sahtelik iddiasının haksız çıkması hâlinde yaptırım uygulanabilmesi için subjektif ve ispatı zor olan "kötü niyet" kıstasının aranmasının, maddenin caydırıcı işlevini körelttiğini; kanunun bu şartı kaldırarak veya objektifleştirerek haksız çıkan her tarafın -haklı bir mazeret sunamadığı sürece- otomatik bir yaptırımla karşılaşmasını sağlayacak şekilde düzenlenmesinin usul disiplini açısından daha isabetli olacağını eleştirel bir dille ortaya koymaktadır [1]. Dürüstlük kuralının tesisi için, yaptırımların istisnai değil kural hâline getirilmesi gerekmektedir.

Conversation: 52013d40-10e0-4776-b297-275dcd05956c (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.