1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 211. maddesi, medeni usul hukukunda bir senedin
(belgenin) sahteliği veya altındaki imzanın aidiyeti hususunda uyuşmazlık
çıkması hâlinde izlenecek ispat prosedürünü kesin ve emredici bir sıraya
bağlamaktadır. Kanun koyucu, sahtelik incelemesinin doğrudan ve salt bir
bilirkişi faaliyetine dönüşmesini engellemek amacıyla, inceleme sürecini
kademelendirmiş ve sürecin merkezine "hâkimin bizzat müdahalesini"
yerleştirmiştir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, sahtelik incelemesinde
hâkimin doğrudan doğruya dosyayı bilirkişiye tevdi etmesinin kanuna aykırı
olduğunu, kanunun çizdiği usuli sıraya (önce isticvap, sonra huzurda yazı/imza
örneği alma, kanaat oluşmazsa bilirkişi) harfiyen uyulmasının maddi gerçeğe
ulaşmada zorunlu bir şekil kuralı olduğunu görüşünü savunmaktadır [1]. Bu
madde, yargılamanın sahtecilik iddialarıyla kötüniyetli olarak uzatılmasını
engellemek üzere mahkemeye geniş bir ön inceleme ve doğrudan karar verme
yetkisi tanımıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde yer alan ve sahtelik incelemesinin usuli adımlarını belirleyen
temel kavramlar şunlardır:
- İsticvap: Yazı veya imzayı inkâr eden tarafın, bizzat mahkeme huzuruna
çağrılarak o belge ve imza hakkında hâkim tarafından sorgulanması,
açıklamalarının dinlenmesidir.
- Huzurda Yazı Yazdırıp İmza Attırmak (İstiktap): Hâkimin isticvap
neticesinde tatmin olmaması hâlinde, inkâr eden tarafa ayakta, oturarak, sağ
eliyle ve sol eliyle çeşitli hız ve şekillerde bizzat mahkeme salonunda imza
attırması ve yazı yazdırması işlemidir.
- İkrar Etmiş Sayılma (Fikri İkrar): Maddenin en ağır yaptırımıdır.
İsticvap için meşru bir mazereti olmaksızın duruşmaya gelmeyen tarafın, senedin
altındaki imzayı (veya yazıyı) hukuken kabul etmiş sayılmasıdır.
Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, bu ağır yaptırımın
amacının sırf davayı uzatmak kastıyla sahtelik iddiasında bulunan kötüniyetli
tarafların yargılama mekanizmasını kilitlemesini engellemek ve usul ekonomisini
(HMK m. 30) sağlamak olduğunu belirtmektedir [1].
- Karşılaştırma Yapmaya Elverişli Yazı ve İmzalar (Medar-ı Tatbik
Belgeler): Bilirkişi incelemesine geçilmeden önce, inkâr eden tarafın
uyuşmazlık tarihinden önce resmî kurumlarda (noter, banka, seçim kurulu, tapu
vb.) atmış olduğu, aidiyetinde şüphe bulunmayan orijinal imza ve yazı
örnekleridir.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 211 hükmü, usul hukukunda "Yazı ve İmza İnkârı"nı düzenleyen HMK m. 208
ve sahtelik iddiasının senedin akıbetine etkisini düzenleyen HMK m. 209 ile
etle tırnak gibi birbirine bağlıdır. Bu madde, söz konusu itirazların nasıl bir
laboratuvar/yargısal süzgeçten geçirileceğinin usul normudur. Ayrıca, tarafın
dinlenmesine ilişkin "İsticvap" (HMK m. 169 vd.) hükümleri ve "Bilirkişi
İncelemesi" (HMK m. 266 vd.) kuralları ile sistematik bir kesişim noktasıdır.
Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, m. 211/1-a bendinde
hâkime verilen "başka incelemeye gerek duymadan karar verebilme" yetkisinin,
delilleri serbestçe değerlendirme ilkesinin (HMK m. 198) en somut ve güçlü
görünümlerinden biri olduğunu değerlendirmektedir [1].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
- (kurmaca senaryo) 1: Davacı A'nın sunduğu 200.000 TL bedelli bononun
altındaki imzayı davalı B inkâr etmiştir. Mahkeme, HMK m. 211/1-a uyarınca B'ye
"istiktaba (imza örneği alınmasına) ve isticvaba gelmesi, aksi hâlde imzayı
ikrar etmiş sayılacağı" ihtaratını içeren bir davetiye göndermiştir. B,
davetiyeyi tebliğ almasına rağmen mazeretsiz olarak duruşmaya katılmamıştır.
Mahkeme, bilirkişi incelemesine veya başka bir araştırmaya gerek görmeksizin
B'nin imzayı ikrar etmiş sayılmasına hükmetmiş ve sahtelik iddiasını
reddetmiştir.
- (kurmaca senaryo) 2: İmzayı inkâr eden davalı C, duruşmaya gelmiş ve
hâkim huzurunda imza örnekleri vermiştir. Hâkim, C'nin huzurda attığı imzalar
ile senetteki imza arasında gözle görülür, bariz ve hiçbir uzmanlık
gerektirmeyen devasa bir fark (örneğin isimlerin bile yanlış hecelenmesi veya
tamamen farklı bir el yazısı karakteri) tespit etmiştir. Hâkim, HMK m. 211/1-a
uyarınca "başka incelemeye gerek duymadan" gerekçesini açıkça yazarak senedin
sahte olduğuna hükmetmiştir.
- (kurmaca senaryo) 3: Davalı D duruşmada imza örneklerini vermiş, ancak
hâkimin çıplak gözle yaptığı inceleme kesin bir kanaat oluşturmamıştır. Bunun
üzerine hâkim, HMK m. 211/1-b bendi uyarınca D'nin son 5 yıl içinde Yüksek
Seçim Kurulu'nda, noterde ve çalıştığı bankada attığı şüphe götürmez orijinal
imzalarını (medar-ı tatbik) celp etmiş ve huzurda alınan örneklerle birlikte
dosyanın Adli Tıp Kurumu (veya grafoloji bilirkişisi) tarafından incelenmesine
karar vermiştir.
6. Pratik Uygulama Notları
Taraf vekilliği yapan bir uygulayıcı olarak (Av. Fethi Güzel) meslektaşlarıma
en hayati uyarım; müvekkilleriniz bir imza inkârında bulunduğunda onları HMK m.
211'in isticvap duruşmasına mutlak surette bizzat katılmaları gerektiği
konusunda uyarmalarıdır. Avukatın duruşmada hazır bulunması müvekkili
kurtarmaz; zira imza atmak ve yazı yazmak kişiye sıkı sıkıya bağlı bir işlemdir
ve vekil müvekkili yerine imza örneği veremez. Budak/Karaaslan, Hukuk
Muhakemeleri Kanunu Şerhi çalışmasında, vekillerin bilirkişi incelemesi (m.
211/1-b) aşamasına geçildiğinde, salt mahkemenin ilgili yerlere müzekkere
yazmasını beklememeleri gerektiğini; müvekkillerine ait geçmiş tarihli, resmî
kurumlardaki karşılaştırmaya elverişli (medar-ı tatbik) belgelerin yerlerini
(örneğin X Noterliğindeki şu tarihli işlemname) mahkemeye dilekçeyle net bir
şekilde bildirmelerinin, sağlıklı bir grafolojik rapor alınabilmesi için
avukatın en temel usuli yükümlülüğü olduğunu hatırlatmaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 211'in düzenleniş amacı olan "usul ekonomisi ve hâkimin yargılamaya
egemen olması" teorik olarak kusursuz dursa da, bu maddenin a bendindeki (1.
fıkra) kademelendirme uygulamada yargılamayı hızlandırmak yerine yavaşlatan bir
engele dönüşmüştür. Günümüzde sahtecilik yöntemleri (özellikle dijital
kopyalama, kumpas veya profesyonel taklit) o kadar gelişmiştir ki, özel bir
grafolojik/kriminalistik eğitim almamış olan bir hukuk hâkiminin sadece çıplak
gözle imza örneği alarak sahtelik konusunda %100 "kesin bir kanaate" varması
fiilen çok zordur ve tehlikelidir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması
eserinde, kanunun hâkimi adeta bir grafoloji uzmanı gibi ön inceleme yapmaya
zorlamasının günümüz kriminal gerçekleriyle bağdaşmadığını; hâkimlerin haklı
olarak sorumluluk almaktan çekinip her dosyayı bilirkişiye gönderdiğini, bu
sebeple "hâkimin önce bizzat karar vermeye çalışması" mecburiyetinin usul
ekonomisine faydadan çok zaman kaybı getirdiğini isabetli bir dille
eleştirmektedir [1]. Hâkime sahtelik iddiasını doğrudan teknik bilirkişiye
havale etme esnekliği kanunen tanınmalıdır.
Conversation: 52013d40-10e0-4776-b297-275dcd05956c (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 211. maddesi, medeni usul hukukunda bir senedin (belgenin) sahteliği veya altındaki imzanın aidiyeti hususunda uyuşmazlık çıkması hâlinde izlenecek ispat prosedürünü kesin ve emredici bir sıraya bağlamaktadır. Kanun koyucu, sahtelik incelemesinin doğrudan ve salt bir bilirkişi faaliyetine dönüşmesini engellemek amacıyla, inceleme sürecini kademelendirmiş ve sürecin merkezine "hâkimin bizzat müdahalesini" yerleştirmiştir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, sahtelik incelemesinde hâkimin doğrudan doğruya dosyayı bilirkişiye tevdi etmesinin kanuna aykırı olduğunu, kanunun çizdiği usuli sıraya (önce isticvap, sonra huzurda yazı/imza örneği alma, kanaat oluşmazsa bilirkişi) harfiyen uyulmasının maddi gerçeğe ulaşmada zorunlu bir şekil kuralı olduğunu görüşünü savunmaktadır [1]. Bu madde, yargılamanın sahtecilik iddialarıyla kötüniyetli olarak uzatılmasını engellemek üzere mahkemeye geniş bir ön inceleme ve doğrudan karar verme yetkisi tanımıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde yer alan ve sahtelik incelemesinin usuli adımlarını belirleyen temel kavramlar şunlardır:
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 211 hükmü, usul hukukunda "Yazı ve İmza İnkârı"nı düzenleyen HMK m. 208 ve sahtelik iddiasının senedin akıbetine etkisini düzenleyen HMK m. 209 ile etle tırnak gibi birbirine bağlıdır. Bu madde, söz konusu itirazların nasıl bir laboratuvar/yargısal süzgeçten geçirileceğinin usul normudur. Ayrıca, tarafın dinlenmesine ilişkin "İsticvap" (HMK m. 169 vd.) hükümleri ve "Bilirkişi İncelemesi" (HMK m. 266 vd.) kuralları ile sistematik bir kesişim noktasıdır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, m. 211/1-a bendinde hâkime verilen "başka incelemeye gerek duymadan karar verebilme" yetkisinin, delilleri serbestçe değerlendirme ilkesinin (HMK m. 198) en somut ve güçlü görünümlerinden biri olduğunu değerlendirmektedir [1].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
6. Pratik Uygulama Notları
Taraf vekilliği yapan bir uygulayıcı olarak (Av. Fethi Güzel) meslektaşlarıma en hayati uyarım; müvekkilleriniz bir imza inkârında bulunduğunda onları HMK m. 211'in isticvap duruşmasına mutlak surette bizzat katılmaları gerektiği konusunda uyarmalarıdır. Avukatın duruşmada hazır bulunması müvekkili kurtarmaz; zira imza atmak ve yazı yazmak kişiye sıkı sıkıya bağlı bir işlemdir ve vekil müvekkili yerine imza örneği veremez. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi çalışmasında, vekillerin bilirkişi incelemesi (m. 211/1-b) aşamasına geçildiğinde, salt mahkemenin ilgili yerlere müzekkere yazmasını beklememeleri gerektiğini; müvekkillerine ait geçmiş tarihli, resmî kurumlardaki karşılaştırmaya elverişli (medar-ı tatbik) belgelerin yerlerini (örneğin X Noterliğindeki şu tarihli işlemname) mahkemeye dilekçeyle net bir şekilde bildirmelerinin, sağlıklı bir grafolojik rapor alınabilmesi için avukatın en temel usuli yükümlülüğü olduğunu hatırlatmaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 211'in düzenleniş amacı olan "usul ekonomisi ve hâkimin yargılamaya egemen olması" teorik olarak kusursuz dursa da, bu maddenin a bendindeki (1. fıkra) kademelendirme uygulamada yargılamayı hızlandırmak yerine yavaşlatan bir engele dönüşmüştür. Günümüzde sahtecilik yöntemleri (özellikle dijital kopyalama, kumpas veya profesyonel taklit) o kadar gelişmiştir ki, özel bir grafolojik/kriminalistik eğitim almamış olan bir hukuk hâkiminin sadece çıplak gözle imza örneği alarak sahtelik konusunda %100 "kesin bir kanaate" varması fiilen çok zordur ve tehlikelidir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması eserinde, kanunun hâkimi adeta bir grafoloji uzmanı gibi ön inceleme yapmaya zorlamasının günümüz kriminal gerçekleriyle bağdaşmadığını; hâkimlerin haklı olarak sorumluluk almaktan çekinip her dosyayı bilirkişiye gönderdiğini, bu sebeple "hâkimin önce bizzat karar vermeye çalışması" mecburiyetinin usul ekonomisine faydadan çok zaman kaybı getirdiğini isabetli bir dille eleştirmektedir [1]. Hâkime sahtelik iddiasını doğrudan teknik bilirkişiye havale etme esnekliği kanunen tanınmalıdır.
Conversation: 52013d40-10e0-4776-b297-275dcd05956c (turn 1)