RESMİ METİN

Yazı veya imza inkârının sonucu


MADDE 209- (1) Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir 22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle, birinci fıkrada yer alan “İmza” ibaresi “Okuma ve yazma bilmediği için imza” şeklinde değiştirilmiş, maddeye birinci fıkradan sonra gelmek üzere fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir. 22 22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle, bu fıkraya “noterlerce” ibaresinden sonra gelmek üzere “onaylanacak veya” ibaresi eklenmiştir. 21

karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. (2) Resmî senetlerdeki yazı veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz. (3) Senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, o senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez ve gerektiğinde senet sahibi haklarının korunması için yeni tedbirler talep edebilir.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 209. maddesi, medeni usul hukukunda senetlerin ispat gücüne yönelik yapılan "sahtelik (yazı veya imza inkârı)" iddialarının, davanın ve senedin akıbeti üzerindeki usuli sonuçlarını düzenlemektedir. İspat hukukunda senetler kural olarak kesin delildir; ancak bu kesin delil vasfı, senedin gerçek (sahici) olması ön koşuluna bağlıdır. Kanun koyucu, bu maddede adi senetler ile resmî senetler arasında keskin bir usuli ayrım yapmış ve devletin resmî kurumlarına duyulan güvenin bir sonucu olarak resmî senetlere olağanüstü bir koruma kalkanı sağlamıştır. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun resmî senetler ile adi senetler arasında ispat gücü bakımından yarattığı hiyerarşiyi sahtelik iddiasının sonuçlarına da yansıttığını, adi senetlerde sırf bir inkâr beyanının belgenin işlerliğini durdurmaya yettiğini, oysa resmî senedin gücünün ancak mahkeme kararıyla kırılabileceğini görüşünü savunmaktadır [1].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

Madde metninde yer alan usul hukuku bakımından kritik kavramlar şunlardır:

  • Adi Senetteki Yazı veya İmzanın İnkâr Edilmesi: Aleyhine adi senet (kendi el yazısı veya özel sözleşme) sunulan tarafın, "Bu imza/yazı bana ait değildir" diyerek senedin sahteliğini ileri sürmesidir. Bu salt iddia, senedin "herhangi bir işleme esas alınmasını" (hükme dayanak yapılmasını veya takibe konulmasını) derhal ve kendiliğinden durdurur.
  • Resmî Senetlerde Sahteliğin Mahkeme Kararıyla Sabit Olması: Noter düzenleme tutanağı veya ilam gibi belgelere karşı yapılan sahtelik itirazının, senedin işlerliğini kendiliğinden durdurmamasıdır. Resmî senedin geçersiz sayılabilmesi için sırf itiraz yetmez; ayrı bir sahtelik davası veya ceza mahkemesi kararı ile sahteliğin kesin olarak hüküm altına alınması şarttır.
  • İhtiyati Tedbirin Etkilenmemesi: Senedin sahte olduğu iddia edilip inceleme süreci başlasa dahi, o senede dayanılarak daha önce verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarının (örneğin mallara konulan blokelerin) ayakta kalmasıdır. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, sahtelik iddiasının tedbiri düşürmemesinin amacının, kötüniyetli borçluların sırf imza inkârında bulunarak tedbiri kaldırıp mal kaçırmalarını engellemek ve alacaklının hukuki güvenliğini temin etmek olduğunu belirtmektedir [1].

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 209 hükmü, usul hukukunun belkemiğini oluşturan "Resmî Senetlerin İspat Gücü" (HMK m. 204) ve "Adi Senetlerin İspat Gücü" (HMK m. 205) maddelerinin doğrudan yaptırım normudur. Aynı zamanda, "Yazı ve İmza İnkârı" inceleme usulünü düzenleyen HMK m. 208 ile ayrılmaz bir usuli prosedür oluşturur. Bu maddenin asıl devasa etkisi ise İcra ve İflas Hukuku alanındadır. İİK m. 169/a ve m. 170'te düzenlenen kambiyo senetlerine mahsus haciz yolunda "imzaya itiraz" kurumunun HMK'daki maddi temelini m. 209 oluşturur. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, m. 209'un sadece tahkikat aşamasını değil, senedin icra edilebilirliğini de derinden etkileyen çapraz (disiplinler arası) bir norm olduğunu ve sahtelik iddiasının bekletici mesele (HMK m. 165) yapılmasına dayanak teşkil ettiğini değerlendirmektedir [1].

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

  • (kurmaca senaryo) 1: Davacı A, davalı B aleyhine kendi aralarında imzaladıkları adi yazılı bir borç senedine dayanarak alacak davası açmıştır. B, cevap dilekçesinde senedin altındaki imzanın kendisine ait olmadığını (imza inkârı) beyan etmiştir. HMK m. 209/1 uyarınca, mahkeme grafolojik inceleme yaptırıp imzanın kime ait olduğuna dair kesin bir karar verinceye kadar, bu adi senet davada A'nın lehine bir ispat aracı olarak (işleme esas) kullanılamaz.
  • (kurmaca senaryo) 2: Davacı C, noter huzurunda "düzenleme" şeklinde yapılmış bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayanarak tapu iptal davası açmıştır. Davalı D, noterdeki işlemin sahte bir kimlikle yapıldığını, imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmüştür. HMK m. 209/2 gereğince, bu belge resmî senet olduğundan, sahtelik iddiası senedin geçerliliğini ve ispat gücünü otomatik olarak durdurmaz. D'nin bu sahteliği mahkeme kararıyla kanıtlaması gerekir; o ana kadar senet geçerli kabul edilir.
  • (kurmaca senaryo) 3: Alacaklı E, borçlu F aleyhine elindeki bonoya (adi senet niteliğinde kambiyo senedi) dayanarak ihtiyati tedbir kararı almış ve F'nin banka hesaplarına bloke koydurmuştur. F, bonodaki imzanın sahte olduğunu iddia ederek mahkemeye başvurmuştur. HMK m. 209/3 uyarınca, imza inkârı senedin işleme konulmasını (esas alınmasını) dondursa da, önceden verilmiş olan ihtiyati tedbir (hesaptaki bloke) kararı bu inkârdan etkilenmez ve ayakta kalmaya devam eder.

6. Pratik Uygulama Notları

Taraf vekilliği yapan bir uygulayıcı olarak (Av. Fethi Güzel) meslektaşlarıma en hayati uyarım; müvekkillerinizin alacaklarını garanti altına alırken "adi senet" ile "resmî senet" arasındaki bu uçurumu onlara çok iyi izah etmenizdir. Eğer elinizde sadece adi bir senet varsa, karşı tarafın tek bir cümlesi ("imza benim değil") davanızı veya icra takibinizi aylarca sürecek bir grafolojik inceleme batağına saplayabilir. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi çalışmasında, vekillerin yüksek montanlı sözleşmeleri masraftan kaçınmak için adi yazılı yapmak yerine mutlaka noterden "onaylama" veya "düzenleme" şeklinde geçirmelerinin, HMK m. 209/2 kalkanından faydalanmak ve yargılamayı kötüniyetli uzatma taktiklerinden korumak adına zorunlu bir mesleki tedbir (malpraktisten kaçınma) olduğunu belirtmektedir [1].

7. Eleştirel Değerlendirme

HMK m. 209/1'de adi senetlere karşı ileri sürülen imza inkârının, senedi hiçbir inceleme yapılmaksızın derhal işlemsiz (hükümsüz) bırakması, uygulamada dürüstlük kuralına aykırı ve kötüniyetli itirazları ödüllendiren bir mekanizmaya dönüşmüştür. Borcunu ödemek istemeyen her borçlu, sırf zaman kazanmak ve yargılamayı uzatmak amacıyla senedin altındaki kendi imzasını fütursuzca inkâr etmektedir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması eserinde, salt bir soyut itiraz beyanı ile alacaklının elindeki kesin delilin (adi senedin) işlerliğinin dondurulmasının adalete erişimi geciktirdiğini; kanun koyucunun, imza inkârında bulunan tarafın iddiasının ciddiyetini kanıtlayacak bir "teminat" yatırmasını veya en azından ön inceleme aşamasında hâkimin gözlemsel bir takdir hakkı kullanmasını sağlayacak daha dengeli bir usul kuralı getirmemesinin, borçluyu korurken alacaklıyı mağdur ettiğini isabetli bir dille eleştirmektedir [1]. Hızlı ve adil bir yargılama için adi senetlerdeki inkârın otomatik durdurucu etkisi sınırlandırılmalıdır.

Conversation: 52013d40-10e0-4776-b297-275dcd05956c (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.