1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 207. maddesi, ispat hukukunda "kesin delil" vasfı
taşıyan senetlerin maddi (fiziki) bütünlüğünü ve güvenilirliğini korumayı
amaçlayan temel bir düzenlemedir. Bir senedin ispat gücü, onun tarafların ortak
iradesini tahrifata uğramadan yansıtmasına bağlıdır. Belgenin düzenlenmesinden
sonra metin üzerinde yapılan tek taraflı fiziksel müdahaleler, senedin hukuki
sıhhatini şüpheye düşürür. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, senedin maddi
bütünlüğüne yapılan yetkisiz müdahalelerin ispat hukukunun temeli olan güven
ilkesini sarsacağını, bu nedenle kanun koyucunun çıkıntı, kazıntı ve
silintileri kural olarak yok sayan korumacı bir usul kuralı ihdas ettiğini
görüşünü savunmaktadır [1]. Bu madde, tahrifat içeren senedin bütünüyle çöpe
atılmasını değil, öncelikle tahrifatlı kısımların ayıklanmasını, müdahalenin
ağırlığına göre ise senedin kısmen veya tamamen hükümsüz kılınmasını kademeli
bir yaptırım sistemine bağlamıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde yer alan ve senedin fiziki yapısına ilişkin usul hukuku
kavramları şunlardır:
- Çıkıntı (İlave): Senedin orijinal metninde yer almayan kelime veya
rakamların sonradan satır aralarına, sayfa kenarlarına (marjlara) veya metnin
sonuna eklenmesidir.
- Kazıntı: Senet üzerindeki bir ibarenin kesici bir aletle (jilet, bıçak
vb.) kâğıt yüzeyinden fiziksel olarak kazınarak yok edilmesidir.
- Silinti: Senetteki bir metnin silgi, daksil veya kimyasal maddeler
kullanılarak görünmez hâle getirilmesi yahut üzerinin kalemle çizilerek iptal
edilmesidir.
- Ayrıca Onanma: Senedin metninde yapılan fiziksel değişikliğin yanına
veya hizasına, senedi imzalayan tarafların (veya aleyhine değişiklik yapılan
tarafın) kendi el yazısıyla imza/paraf atarak bu değişikliği kabul ettiklerini
tevsik etmeleridir.
- İnkâr Hâlinde Göz Önünde Tutulmama: Değişikliğin onanmamış olması
durumunda, aleyhine delil sunulan tarafın "bu değişiklik sonradan yapılmıştır,
kabul etmiyorum" şeklindeki beyanı üzerine, o ibarenin (sanki hiç yazılmamış
gibi) hâkim tarafından ispat faaliyetinde dikkate alınmamasıdır.
Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, onanmamış bir
çıkıntının ancak karşı tarafın açıkça inkâr etmesi şartıyla yok sayılacağını,
karşı tarafın bu değişikliğe itiraz etmemesi hâlinde çıkıntının geçerli bir
irade beyanı olarak senedin metnine dâhil kabul edileceğini belirtmektedir [1].
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 207 hükmü, usul hukukunda "Adi Senetlerin İspat Gücü"nü belirleyen HMK
m. 205 ve "Sahtelik İddiası"nı düzenleyen HMK m. 208 ile sıkı bir organik bağa
sahiptir. Maddi bir tahrifat (kazıntı/silinti) aynı zamanda Türk Ceza Kanunu
anlamında "Belgede Sahtecilik" suçunun maddi unsurunu oluşturabileceğinden,
ceza ve usul hukuku kesişiminde yer alan bir kuraldır. Ejder Yılmaz, Hukuk
Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, m. 207'nin sahtelik davasına (HMK m. 209)
gerek kalmaksızın hâkime senedi doğrudan görsel ve mantıksal bir denetimden
geçirme imkânı verdiğini, bu durumun usul ekonomisi ilkesiyle (HMK m. 30)
doğrudan ilişkili olduğunu değerlendirmektedir [1].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
- (kurmaca senaryo) 1: Davacı A, davalı B aleyhine 50.000 TL bedelli bir
borç senedi sunmuştur. Ancak senet incelendiğinde "50.000" rakamındaki son
sıfırın farklı renkli bir tükenmez kalemle satır arasına sıkıştırıldığı
(çıkıntı) ve yan tarafında herhangi bir imza/paraf bulunmadığı görülmüştür.
Davalı B, asıl borcun 5.000 TL olduğunu belirterek bu çıkıntıyı inkâr etmiştir.
Mahkeme, HMK m. 207/1 gereğince ayrıca onanmayan bu çıkıntıyı göz önünde
bulundurmayarak senedi 5.000 TL üzerinden geçerli saymıştır.
- (kurmaca senaryo) 2: Taraflar arasında akdedilen bir kira sözleşmesinin
- maddesindeki "yıllık artış oranı %50'dir" ibaresinin üzeri kalemle çizilmiş
(silinti) ve yanına el yazısıyla "%40" yazılmıştır. Bu çizilen alanın hemen
yanına hem ev sahibi hem de kiracı kendi paraflarını atmışlardır. Bu fiziki
müdahale "ayrıca onanmış" olduğundan, inkâr edilse dahi sözleşme %40 artış
üzerinden geçerliliğini korur.
- (kurmaca senaryo) 3: Bir ticari satım sözleşmesinde alıcının teslimat
yükümlülüklerini ve ödeme tarihlerini düzenleyen en kritik iki paragrafı
daksille tamamen silinmiş ve üzerine hiçbir paraf atılmamıştır. Mahkeme, bu
büyük silintinin senedin "geçerliliğine ve anlamına doğrudan etkili olacak
nitelikte" (sözleşmenin esaslı unsurlarını yok eden) bir tahrifat olduğuna
kanaat getirerek, HMK m. 207/1'in ikinci cümlesi uyarınca sözleşmenin (senedin)
tamamını hükümsüz saymıştır.
6. Pratik Uygulama Notları
Taraf vekilliği yapan bir usul hukukçusu olarak (Av. Fethi Güzel)
meslektaşlarıma en hayati uyarım; müvekkillerden teslim aldıkları sözleşmeleri,
bonoları ve adi senetleri dosyaya delil olarak sunmadan önce ışığa tutarak veya
büyüteçle (özellikle rakam kısımlarında) herhangi bir çıkıntı, kazıntı veya
silinti olup olmadığını detaylıca incelemeleridir. Budak/Karaaslan, Hukuk
Muhakemeleri Kanunu Şerhi çalışmasında, vekillerin üzerinde onanmamış belirgin
tahrifat bulunan senetleri, durumu müvekkilden aydınlatmadan ve mahkemeye
açıklayıcı bir beyan dilekçesi sunmadan körü körüne dosyaya ibraz etmelerinin,
senedin toptan hükümsüz sayılması veya vekilin bizzat sahteciliğe iştirak
şüphesi altında kalması gibi ağır mesleki (malpraktis) riskler doğuracağını
önemle vurgulamaktadır [1]. Eğer müvekkiliniz bir sözleşme metnini karalayarak
değiştiriyorsa, o düzeltmenin yanına mutlaka tüm tarafların imzasını almasını
sağlayın.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 207'nin ikinci cümlesinde hâkime tanınan "senedi kısmen veya tamamen
hükümsüz sayma" yetkisi, son derece isabetli bir amaca hizmet etse de
uygulamada sınırları belirsiz bir takdir hakkı yaratmaktadır. Çoğu zaman
taraflar, aceleyle veya bilgisizlikle masumane bir düzeltme yapmakta (örneğin
yazım yanlışı olan bir kelimenin üzerini çizmektedir) ve bunu paraflamayı
unutmaktadır. Hâkimlerin bu durumu doğrudan kötü niyetli bir tahrifat gibi
yorumlayıp senedin tamamını geçersiz sayması ağır hak kayıplarına neden
olmaktadır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması eserinde, senedin tamamen
iptali gibi katı bir yaptırımın ancak tahrifatın senedin esaslı unsurlarına
(essentialia negotii) yönelik olduğu ve geri kalan metnin tek başına hukuki bir
anlam ifade etmediği istisnai durumlarda uygulanması gerektiğini; aksi hâlde
ufak bir onanmamış çizik yüzünden tarafların gerçek iradesinin yargı eliyle yok
edilmesinin dürüstlük kuralına ve hakkın özüne aykırı düşeceğini isabetli bir
dille eleştirmektedir [1]. Hâkim, tamamen iptal yetkisini ultima ratio (son
çare) olarak kullanmalıdır.
Conversation: 52013d40-10e0-4776-b297-275dcd05956c (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 207. maddesi, ispat hukukunda "kesin delil" vasfı taşıyan senetlerin maddi (fiziki) bütünlüğünü ve güvenilirliğini korumayı amaçlayan temel bir düzenlemedir. Bir senedin ispat gücü, onun tarafların ortak iradesini tahrifata uğramadan yansıtmasına bağlıdır. Belgenin düzenlenmesinden sonra metin üzerinde yapılan tek taraflı fiziksel müdahaleler, senedin hukuki sıhhatini şüpheye düşürür. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, senedin maddi bütünlüğüne yapılan yetkisiz müdahalelerin ispat hukukunun temeli olan güven ilkesini sarsacağını, bu nedenle kanun koyucunun çıkıntı, kazıntı ve silintileri kural olarak yok sayan korumacı bir usul kuralı ihdas ettiğini görüşünü savunmaktadır [1]. Bu madde, tahrifat içeren senedin bütünüyle çöpe atılmasını değil, öncelikle tahrifatlı kısımların ayıklanmasını, müdahalenin ağırlığına göre ise senedin kısmen veya tamamen hükümsüz kılınmasını kademeli bir yaptırım sistemine bağlamıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde yer alan ve senedin fiziki yapısına ilişkin usul hukuku kavramları şunlardır:
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 207 hükmü, usul hukukunda "Adi Senetlerin İspat Gücü"nü belirleyen HMK m. 205 ve "Sahtelik İddiası"nı düzenleyen HMK m. 208 ile sıkı bir organik bağa sahiptir. Maddi bir tahrifat (kazıntı/silinti) aynı zamanda Türk Ceza Kanunu anlamında "Belgede Sahtecilik" suçunun maddi unsurunu oluşturabileceğinden, ceza ve usul hukuku kesişiminde yer alan bir kuraldır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, m. 207'nin sahtelik davasına (HMK m. 209) gerek kalmaksızın hâkime senedi doğrudan görsel ve mantıksal bir denetimden geçirme imkânı verdiğini, bu durumun usul ekonomisi ilkesiyle (HMK m. 30) doğrudan ilişkili olduğunu değerlendirmektedir [1].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
6. Pratik Uygulama Notları
Taraf vekilliği yapan bir usul hukukçusu olarak (Av. Fethi Güzel) meslektaşlarıma en hayati uyarım; müvekkillerden teslim aldıkları sözleşmeleri, bonoları ve adi senetleri dosyaya delil olarak sunmadan önce ışığa tutarak veya büyüteçle (özellikle rakam kısımlarında) herhangi bir çıkıntı, kazıntı veya silinti olup olmadığını detaylıca incelemeleridir. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi çalışmasında, vekillerin üzerinde onanmamış belirgin tahrifat bulunan senetleri, durumu müvekkilden aydınlatmadan ve mahkemeye açıklayıcı bir beyan dilekçesi sunmadan körü körüne dosyaya ibraz etmelerinin, senedin toptan hükümsüz sayılması veya vekilin bizzat sahteciliğe iştirak şüphesi altında kalması gibi ağır mesleki (malpraktis) riskler doğuracağını önemle vurgulamaktadır [1]. Eğer müvekkiliniz bir sözleşme metnini karalayarak değiştiriyorsa, o düzeltmenin yanına mutlaka tüm tarafların imzasını almasını sağlayın.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 207'nin ikinci cümlesinde hâkime tanınan "senedi kısmen veya tamamen hükümsüz sayma" yetkisi, son derece isabetli bir amaca hizmet etse de uygulamada sınırları belirsiz bir takdir hakkı yaratmaktadır. Çoğu zaman taraflar, aceleyle veya bilgisizlikle masumane bir düzeltme yapmakta (örneğin yazım yanlışı olan bir kelimenin üzerini çizmektedir) ve bunu paraflamayı unutmaktadır. Hâkimlerin bu durumu doğrudan kötü niyetli bir tahrifat gibi yorumlayıp senedin tamamını geçersiz sayması ağır hak kayıplarına neden olmaktadır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması eserinde, senedin tamamen iptali gibi katı bir yaptırımın ancak tahrifatın senedin esaslı unsurlarına (essentialia negotii) yönelik olduğu ve geri kalan metnin tek başına hukuki bir anlam ifade etmediği istisnai durumlarda uygulanması gerektiğini; aksi hâlde ufak bir onanmamış çizik yüzünden tarafların gerçek iradesinin yargı eliyle yok edilmesinin dürüstlük kuralına ve hakkın özüne aykırı düşeceğini isabetli bir dille eleştirmektedir [1]. Hâkim, tamamen iptal yetkisini ultima ratio (son çare) olarak kullanmalıdır.
Conversation: 52013d40-10e0-4776-b297-275dcd05956c (turn 1)