RESMİ METİN

İmza atamayanların durumu21


MADDE 206- (1) Okuma ve yazma bilmediği için imza atamayanların mühür veya bir alet ya da parmak izi kullanmak suretiyle yapacakları hukuki işlemleri içeren belgelerin senet niteliğini taşıyabilmesi, noterler tarafından düzenleme biçiminde oluşturulmasına bağlıdır. (2) (Ek:22/7/2020-7251/21 md.) Okuma ve yazma bildiği hâlde imza atamayanların mühür veya bir alet ya da parmak izi kullanmak suretiyle yapacakları hukuki işlemleri içeren belgelerin senet niteliğini taşıyabilmesi, noterler tarafından onaylanmasına veya düzenlenmesine bağlıdır. (3) İmza atamayan kimselerin, cüzdanla iş yapmayı usul edinmiş kuruluşlarla olan işlemlerde kullanacakları mühür, kazınmış imza, işaret veya parmak izinin, işlemin başlangıcında hesap defterine veya cüzdanına basılmış olması veya önceden noterde bir örneği saklanmak üzere onanmış bulunması yeterli olup, her işlemde ayrıca onamaya bağlı değildir. (4) Yukarıda belirtilen hükümler dairesinde noterlerce onaylanacak veya düzenlenecek olan senetler için ilgilisinden harç, vergi ve değerli kâğıt bedeli alınmaz.22

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 206. maddesi, medeni usul hukukunda imza atma yeteneğinden fiziki, biyolojik veya eğitimsel nedenlerle yoksun olan dezavantajlı kişilerin hukuki işlem yapabilme ehliyetlerini ve bu işlemlerin ispat gücünü güvence altına almaktadır. İspat hukukunda asıl olan, kişinin iradesini kendi el yazısıyla attığı imza ile tevsik etmesidir. Ancak okuma yazma bilmeyenler veya bedensel engelleri sebebiyle imza atamayanların bu katı şekil şartı yüzünden hukuki ve ticari hayatın dışına itilmesi düşünülemez. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bir yandan dezavantajlı bireylerin hak arama hürriyetini ve işlem yapma ehliyetini koruduğunu, diğer yandan da bu kişilerin suistimal edilmesini ve sahteciliği önlemek adına ispat rejimine çok sıkı bir "noter" şartı getirdiğini görüşünü savunmaktadır. Madde, imza atamama durumunun kaynağına (bilgisizlik veya bedensel engel) göre kademeli bir koruma sistemi kurgulamış ve zayıf tarafı koruyan sosyal devlet ilkesinin usul hukukundaki yansıması olmuştur.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

Madde metninde öne çıkan ve ispat hukuku bakımından önem taşıyan temel kavramlar şunlardır:

  • Okuma ve Yazma Bilmediği İçin İmza Atamayanlar (m. 206/1): Eğitim eksikliği sebebiyle imza atamayan gruptur. Bu kişilerin kandırılma ihtimali en yüksek seviyede olduğundan, parmak izi veya mühürle yapacakları belgenin "senet" olabilmesi ancak noterde "düzenleme" (noterin işlemi bizzat kaleme alıp okuyarak anlatması) şeklinde yapılmasına bağlanmıştır.
  • Okuma ve Yazma Bildiği Hâlde İmza Atamayanlar (m. 206/2): Felç, uzuv kaybı veya ağır hastalık gibi nedenlerle fiziken imza atamayan ancak okuduğunu anlayan gruptur. 2020 yılındaki değişiklikle bu gruba esneklik tanınmış; belgelerinin senet sayılması için noterde "düzenleme" yapılabileceği gibi, dışarıda yazılan bir belgenin noterde "onaylanmasının" (tasdik) da yeterli olacağı kuralı getirilmiştir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, 2020 değişikliği öncesinde fiziki engellilerin de okuma yazma bilmeyenlerle aynı ağır prosedüre (mutlak düzenleme şartına) tabi tutulmasının Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı düştüğünü, bu yeni fıkranın ispat hukukunda engelli hakları bakımından atılmış devrim niteliğinde bir adım olduğunu belirtmektedir [1].
  • Cüzdanla İş Yapmayı Usul Edinmiş Kuruluşlar (m. 206/3): Bankalar, tarım kredi kooperatifleri veya PTT gibi kurumsal yapılardır. Ticari hayatın hızını kesmemek için bu kurumlarda bir kez onaylatılan/basılan mührün veya parmak izinin sonraki her işlemde geçerli sayılması, usul ekonomisine yönelik bir istisnadır.
  • Harç ve Vergi Muafiyeti (m. 206/4): Salt imza atamadığı için notere gitmek zorunda kalan dezavantajlı kişilerden bu mecburi işlem nedeniyle mali bir külfet (harç, değerli kâğıt bedeli) alınmamasıdır.

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 206 hükmü, öncelikle "Senetle İspat Zorunluluğu"nu kurala bağlayan HMK m. 200 ve senetlerin ispat gücünü belirleyen HMK m. 204 ile m. 205 hükümleriyle ayrılmaz bir sistematik bütündür. İmza atamayan birinin notersiz oluşturduğu parmak izli bir belge, HMK m. 205 anlamında bir "adi senet" sayılamaz. Ayrıca bu madde, Noterlik Kanunu'nun ilgililerin işitme, konuşma veya görme engelli olması yahut imza atamaması hâlinde uygulanacak usulleri (örneğin iki tanık bulundurma zorunluluğunu) düzenleyen emredici hükümleriyle doğrudan entegredir. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, HMK m. 206'daki noter şartının sıradan bir ispat kuralı olmadığını; okuma yazma bilmeyenlerin parmak iziyle yaptıkları işlemlerde noter onayı/düzenlemesi yoksa, bu belgelerin "senet" vasfı kazanamayacağı için HMK m. 200 karşısında kesin delil olarak hükme esas alınamayacağını değerlendirmektedir [1].

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

  • (kurmaca senaryo) 1: Okuma yazma bilmeyen A, köyde tarlasını satmak için alıcı B ile kendi aralarında bir sözleşme yazmış ve A sözleşmenin altına başparmağını basmıştır. B, bu sözleşmeye dayanarak tapu iptal ve tescil yahut alacak davası açtığında; mahkeme, HMK m. 206/1 uyarınca bu sözleşmenin "noter tarafından düzenleme biçiminde" yapılmadığını tespit ederek belgeyi "senet" olarak kabul etmemiş ve davanın reddine karar vermiştir.
  • (kurmaca senaryo) 2: Üniversite mezunu ancak geçirdiği kaza sonucu iki elini de kullanamayan C, asistanının yazdığı bir borç senedinin altına dudaklarıyla tuttuğu kendi şahsi mührünü basmış ve ardından notere giderek bu mührü "onaylatmıştır" (tasdik ettirmiştir). HMK m. 206/2 (2020 değişikliği) kapsamında C okuma yazma bildiği için, bu belgenin senet vasfı kazanması için "onaylama" işlemi yeterli görülmüş ve belge mahkemede kesin delil sayılmıştır.
  • (kurmaca senaryo) 3: Okuma yazma bilmeyen D, maaşını aldığı bankada ilk hesap açılışında imza beyannamesi/cüzdanı üzerine parmak izini basmıştır. Altı ay sonra bankadan para çekerken banka dekontuna tekrar parmak izi basmış, ancak banka görevlisi "Bunu noterde onaylatıp gelmen lazım" diyerek işlemi reddetmiştir. HMK m. 206/3 uyarınca, cüzdanla iş yapılan kurumlarda ilk baştaki onama/basma yeterli olduğundan her işlem için ayrıca noter onayı aranması yasal olarak hatalıdır.

6. Pratik Uygulama Notları

Taraf vekilliği yapan bir uygulayıcı olarak (Av. Fethi Güzel) meslektaşlarıma en kritik uyarım; müvekkillerinden gelen veya karşı tarafça sunulan "parmak izli" veya "mühürlü" belgeleri incelerken HMK m. 206 şablonunu anında işletmeleridir. Eğer belge noterde düzenlenmemiş veya onaylanmamışsa, bu belge bir "adi senet" değildir. Ancak bu belge tamamen çöp de değildir. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi çalışmasında, noter onayı olmayan parmak izli bir kâğıdın senet vasfı taşımasa da, parmak izinin o kişiye ait olduğunun bilirkişi marifetiyle ispatlanması hâlinde bu kâğıdın "delil başlangıcı" (HMK m. 202) sayılabileceğini ve bu sayede tanık dinletme yolunun açılabileceğini stratejik bir usul hamlesi olarak meslektaşlara hatırlatmaktadır [1]. İcra takiplerinde ise notersiz parmak izli belgelere dayalı "kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu" asla kullanılamaz; şikâyet anında takip iptal edilir. Ayrıca noter masraflarından kaçınan dezavantajlı müvekkillerinize m. 206/4'teki harç muafiyetini mutlaka hatırlatın.

7. Eleştirel Değerlendirme

HMK m. 206'da 2020 yılında yapılan değişiklik, okuma yazma bilen fiziki engelliler ile okuma yazma bilmeyenlerin ayrıştırılması bakımından son derece isabetli olmuştur. Ancak kanun koyucunun parmak izli belgeleri senet kabul etmek için mutlak surette "noter" şartı araması, kırsal kesimdeki sosyolojik gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması eserinde, taşrada veya acil durumlarda noter bulmanın imkânsız olduğu anlarda kişilerin parmak iziyle yaptıkları taahhütlerin sırf şekil eksikliği sebebiyle "senet" sayılmamasının, kötüniyetli borçluların kanunun arkasına saklanarak sebepsiz zenginleşmesine yol açtığını; modern kriminalistik biliminin parmak izini %100 tespit edebildiği bir çağda, noter şartının mutlak bir geçerlilik (senet olma) şartı yerine, yalnızca "ispatı kolaylaştırıcı" bir şart olarak yeniden düzenlenmesi gerektiğini isabetli bir dille eleştirmektedir [1]. Adalet, salt şekle kurban edilmemelidir.

Conversation: 52013d40-10e0-4776-b297-275dcd05956c (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.