1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 206. maddesi, medeni usul hukukunda imza atma
yeteneğinden fiziki, biyolojik veya eğitimsel nedenlerle yoksun olan
dezavantajlı kişilerin hukuki işlem yapabilme ehliyetlerini ve bu işlemlerin
ispat gücünü güvence altına almaktadır. İspat hukukunda asıl olan, kişinin
iradesini kendi el yazısıyla attığı imza ile tevsik etmesidir. Ancak okuma
yazma bilmeyenler veya bedensel engelleri sebebiyle imza atamayanların bu katı
şekil şartı yüzünden hukuki ve ticari hayatın dışına itilmesi düşünülemez.
Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bir yandan dezavantajlı
bireylerin hak arama hürriyetini ve işlem yapma ehliyetini koruduğunu, diğer
yandan da bu kişilerin suistimal edilmesini ve sahteciliği önlemek adına ispat
rejimine çok sıkı bir "noter" şartı getirdiğini görüşünü savunmaktadır. Madde,
imza atamama durumunun kaynağına (bilgisizlik veya bedensel engel) göre
kademeli bir koruma sistemi kurgulamış ve zayıf tarafı koruyan sosyal devlet
ilkesinin usul hukukundaki yansıması olmuştur.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde öne çıkan ve ispat hukuku bakımından önem taşıyan temel
kavramlar şunlardır:
- Okuma ve Yazma Bilmediği İçin İmza Atamayanlar (m. 206/1): Eğitim
eksikliği sebebiyle imza atamayan gruptur. Bu kişilerin kandırılma ihtimali en
yüksek seviyede olduğundan, parmak izi veya mühürle yapacakları belgenin
"senet" olabilmesi ancak noterde "düzenleme" (noterin işlemi bizzat kaleme alıp
okuyarak anlatması) şeklinde yapılmasına bağlanmıştır.
- Okuma ve Yazma Bildiği Hâlde İmza Atamayanlar (m. 206/2): Felç, uzuv
kaybı veya ağır hastalık gibi nedenlerle fiziken imza atamayan ancak okuduğunu
anlayan gruptur. 2020 yılındaki değişiklikle bu gruba esneklik tanınmış;
belgelerinin senet sayılması için noterde "düzenleme" yapılabileceği gibi,
dışarıda yazılan bir belgenin noterde "onaylanmasının" (tasdik) da yeterli
olacağı kuralı getirilmiştir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku
çalışmasında, 2020 değişikliği öncesinde fiziki engellilerin de okuma yazma
bilmeyenlerle aynı ağır prosedüre (mutlak düzenleme şartına) tabi tutulmasının
Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı düştüğünü, bu yeni fıkranın ispat hukukunda
engelli hakları bakımından atılmış devrim niteliğinde bir adım olduğunu
belirtmektedir [1].
- Cüzdanla İş Yapmayı Usul Edinmiş Kuruluşlar (m. 206/3): Bankalar, tarım
kredi kooperatifleri veya PTT gibi kurumsal yapılardır. Ticari hayatın hızını
kesmemek için bu kurumlarda bir kez onaylatılan/basılan mührün veya parmak
izinin sonraki her işlemde geçerli sayılması, usul ekonomisine yönelik bir
istisnadır.
- Harç ve Vergi Muafiyeti (m. 206/4): Salt imza atamadığı için notere
gitmek zorunda kalan dezavantajlı kişilerden bu mecburi işlem nedeniyle mali
bir külfet (harç, değerli kâğıt bedeli) alınmamasıdır.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 206 hükmü, öncelikle "Senetle İspat Zorunluluğu"nu kurala bağlayan HMK
m. 200 ve senetlerin ispat gücünü belirleyen HMK m. 204 ile m. 205 hükümleriyle
ayrılmaz bir sistematik bütündür. İmza atamayan birinin notersiz oluşturduğu
parmak izli bir belge, HMK m. 205 anlamında bir "adi senet" sayılamaz. Ayrıca
bu madde, Noterlik Kanunu'nun ilgililerin işitme, konuşma veya görme engelli
olması yahut imza atamaması hâlinde uygulanacak usulleri (örneğin iki tanık
bulundurma zorunluluğunu) düzenleyen emredici hükümleriyle doğrudan entegredir.
Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, HMK m. 206'daki noter
şartının sıradan bir ispat kuralı olmadığını; okuma yazma bilmeyenlerin parmak
iziyle yaptıkları işlemlerde noter onayı/düzenlemesi yoksa, bu belgelerin
"senet" vasfı kazanamayacağı için HMK m. 200 karşısında kesin delil olarak
hükme esas alınamayacağını değerlendirmektedir [1].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
- (kurmaca senaryo) 1: Okuma yazma bilmeyen A, köyde tarlasını satmak
için alıcı B ile kendi aralarında bir sözleşme yazmış ve A sözleşmenin altına
başparmağını basmıştır. B, bu sözleşmeye dayanarak tapu iptal ve tescil yahut
alacak davası açtığında; mahkeme, HMK m. 206/1 uyarınca bu sözleşmenin "noter
tarafından düzenleme biçiminde" yapılmadığını tespit ederek belgeyi "senet"
olarak kabul etmemiş ve davanın reddine karar vermiştir.
- (kurmaca senaryo) 2: Üniversite mezunu ancak geçirdiği kaza sonucu iki
elini de kullanamayan C, asistanının yazdığı bir borç senedinin altına
dudaklarıyla tuttuğu kendi şahsi mührünü basmış ve ardından notere giderek bu
mührü "onaylatmıştır" (tasdik ettirmiştir). HMK m. 206/2 (2020 değişikliği)
kapsamında C okuma yazma bildiği için, bu belgenin senet vasfı kazanması için
"onaylama" işlemi yeterli görülmüş ve belge mahkemede kesin delil sayılmıştır.
- (kurmaca senaryo) 3: Okuma yazma bilmeyen D, maaşını aldığı bankada ilk
hesap açılışında imza beyannamesi/cüzdanı üzerine parmak izini basmıştır. Altı
ay sonra bankadan para çekerken banka dekontuna tekrar parmak izi basmış, ancak
banka görevlisi "Bunu noterde onaylatıp gelmen lazım" diyerek işlemi
reddetmiştir. HMK m. 206/3 uyarınca, cüzdanla iş yapılan kurumlarda ilk baştaki
onama/basma yeterli olduğundan her işlem için ayrıca noter onayı aranması yasal
olarak hatalıdır.
6. Pratik Uygulama Notları
Taraf vekilliği yapan bir uygulayıcı olarak (Av. Fethi Güzel) meslektaşlarıma
en kritik uyarım; müvekkillerinden gelen veya karşı tarafça sunulan "parmak
izli" veya "mühürlü" belgeleri incelerken HMK m. 206 şablonunu anında
işletmeleridir. Eğer belge noterde düzenlenmemiş veya onaylanmamışsa, bu belge
bir "adi senet" değildir. Ancak bu belge tamamen çöp de değildir.
Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi çalışmasında, noter onayı
olmayan parmak izli bir kâğıdın senet vasfı taşımasa da, parmak izinin o kişiye
ait olduğunun bilirkişi marifetiyle ispatlanması hâlinde bu kâğıdın "delil
başlangıcı" (HMK m. 202) sayılabileceğini ve bu sayede tanık dinletme yolunun
açılabileceğini stratejik bir usul hamlesi olarak meslektaşlara
hatırlatmaktadır [1]. İcra takiplerinde ise notersiz parmak izli belgelere
dayalı "kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu" asla kullanılamaz; şikâyet
anında takip iptal edilir. Ayrıca noter masraflarından kaçınan dezavantajlı
müvekkillerinize m. 206/4'teki harç muafiyetini mutlaka hatırlatın.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 206'da 2020 yılında yapılan değişiklik, okuma yazma bilen fiziki
engelliler ile okuma yazma bilmeyenlerin ayrıştırılması bakımından son derece
isabetli olmuştur. Ancak kanun koyucunun parmak izli belgeleri senet kabul
etmek için mutlak surette "noter" şartı araması, kırsal kesimdeki sosyolojik
gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması eserinde,
taşrada veya acil durumlarda noter bulmanın imkânsız olduğu anlarda kişilerin
parmak iziyle yaptıkları taahhütlerin sırf şekil eksikliği sebebiyle "senet"
sayılmamasının, kötüniyetli borçluların kanunun arkasına saklanarak sebepsiz
zenginleşmesine yol açtığını; modern kriminalistik biliminin parmak izini %100
tespit edebildiği bir çağda, noter şartının mutlak bir geçerlilik (senet olma)
şartı yerine, yalnızca "ispatı kolaylaştırıcı" bir şart olarak yeniden
düzenlenmesi gerektiğini isabetli bir dille eleştirmektedir [1]. Adalet, salt
şekle kurban edilmemelidir.
Conversation: 52013d40-10e0-4776-b297-275dcd05956c (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 206. maddesi, medeni usul hukukunda imza atma yeteneğinden fiziki, biyolojik veya eğitimsel nedenlerle yoksun olan dezavantajlı kişilerin hukuki işlem yapabilme ehliyetlerini ve bu işlemlerin ispat gücünü güvence altına almaktadır. İspat hukukunda asıl olan, kişinin iradesini kendi el yazısıyla attığı imza ile tevsik etmesidir. Ancak okuma yazma bilmeyenler veya bedensel engelleri sebebiyle imza atamayanların bu katı şekil şartı yüzünden hukuki ve ticari hayatın dışına itilmesi düşünülemez. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bir yandan dezavantajlı bireylerin hak arama hürriyetini ve işlem yapma ehliyetini koruduğunu, diğer yandan da bu kişilerin suistimal edilmesini ve sahteciliği önlemek adına ispat rejimine çok sıkı bir "noter" şartı getirdiğini görüşünü savunmaktadır. Madde, imza atamama durumunun kaynağına (bilgisizlik veya bedensel engel) göre kademeli bir koruma sistemi kurgulamış ve zayıf tarafı koruyan sosyal devlet ilkesinin usul hukukundaki yansıması olmuştur.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde öne çıkan ve ispat hukuku bakımından önem taşıyan temel kavramlar şunlardır:
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 206 hükmü, öncelikle "Senetle İspat Zorunluluğu"nu kurala bağlayan HMK m. 200 ve senetlerin ispat gücünü belirleyen HMK m. 204 ile m. 205 hükümleriyle ayrılmaz bir sistematik bütündür. İmza atamayan birinin notersiz oluşturduğu parmak izli bir belge, HMK m. 205 anlamında bir "adi senet" sayılamaz. Ayrıca bu madde, Noterlik Kanunu'nun ilgililerin işitme, konuşma veya görme engelli olması yahut imza atamaması hâlinde uygulanacak usulleri (örneğin iki tanık bulundurma zorunluluğunu) düzenleyen emredici hükümleriyle doğrudan entegredir. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, HMK m. 206'daki noter şartının sıradan bir ispat kuralı olmadığını; okuma yazma bilmeyenlerin parmak iziyle yaptıkları işlemlerde noter onayı/düzenlemesi yoksa, bu belgelerin "senet" vasfı kazanamayacağı için HMK m. 200 karşısında kesin delil olarak hükme esas alınamayacağını değerlendirmektedir [1].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
6. Pratik Uygulama Notları
Taraf vekilliği yapan bir uygulayıcı olarak (Av. Fethi Güzel) meslektaşlarıma en kritik uyarım; müvekkillerinden gelen veya karşı tarafça sunulan "parmak izli" veya "mühürlü" belgeleri incelerken HMK m. 206 şablonunu anında işletmeleridir. Eğer belge noterde düzenlenmemiş veya onaylanmamışsa, bu belge bir "adi senet" değildir. Ancak bu belge tamamen çöp de değildir. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi çalışmasında, noter onayı olmayan parmak izli bir kâğıdın senet vasfı taşımasa da, parmak izinin o kişiye ait olduğunun bilirkişi marifetiyle ispatlanması hâlinde bu kâğıdın "delil başlangıcı" (HMK m. 202) sayılabileceğini ve bu sayede tanık dinletme yolunun açılabileceğini stratejik bir usul hamlesi olarak meslektaşlara hatırlatmaktadır [1]. İcra takiplerinde ise notersiz parmak izli belgelere dayalı "kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu" asla kullanılamaz; şikâyet anında takip iptal edilir. Ayrıca noter masraflarından kaçınan dezavantajlı müvekkillerinize m. 206/4'teki harç muafiyetini mutlaka hatırlatın.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 206'da 2020 yılında yapılan değişiklik, okuma yazma bilen fiziki engelliler ile okuma yazma bilmeyenlerin ayrıştırılması bakımından son derece isabetli olmuştur. Ancak kanun koyucunun parmak izli belgeleri senet kabul etmek için mutlak surette "noter" şartı araması, kırsal kesimdeki sosyolojik gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması eserinde, taşrada veya acil durumlarda noter bulmanın imkânsız olduğu anlarda kişilerin parmak iziyle yaptıkları taahhütlerin sırf şekil eksikliği sebebiyle "senet" sayılmamasının, kötüniyetli borçluların kanunun arkasına saklanarak sebepsiz zenginleşmesine yol açtığını; modern kriminalistik biliminin parmak izini %100 tespit edebildiği bir çağda, noter şartının mutlak bir geçerlilik (senet olma) şartı yerine, yalnızca "ispatı kolaylaştırıcı" bir şart olarak yeniden düzenlenmesi gerektiğini isabetli bir dille eleştirmektedir [1]. Adalet, salt şekle kurban edilmemelidir.
Conversation: 52013d40-10e0-4776-b297-275dcd05956c (turn 1)