RESMİ METİN

Asliye hukuk mahkemelerinin görevi


MADDE 2- (1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Ölüm veya vücut bütünlüğünün yitirilmesinden doğan zararların tazmini

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi, Türk medeni usul hukukunda "genel görevli mahkeme" kuralını ihdas etmiştir. Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) döneminde uygulanan ve mahkemelerin görevini davanın değeri ile (müddeabih) belirleyen ikili sistem (Sulh/Asliye ayrımı) bu madde ile tamamen terk edilmiştir. Maddenin birinci fıkrası, malvarlığı ve şahıs varlığı haklarına ilişkin davalarda miktar ve değer ne olursa olsun asıl görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu hükme bağlamıştır. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, miktar ve değere göre görev sınırının kaldırılmasının, usul ekonomisi ve yargılamanın basitleştirilmesi ilkelerine büyük katkı sağladığını ve gereksiz görev uyuşmazlıklarının önüne geçtiğini ifade etmektedir [1].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Malvarlığı Hakları: Para veya para ile ölçülebilen, kişinin malvarlığının aktif veya pasif kısmında yer alan her türlü hakkı ifade eder (alacak davaları, istihkak davaları, tazminat davaları vb.).
  • Şahıs Varlığı Hakları: Kişinin şahsiyetine sıkı sıkıya bağlı olan, devredilemeyen ve mirasçılara geçmeyen haklardır (isim üzerindeki haklar, kişilik hakları vb.).
  • Aksine Bir Düzenleme Bulunmadıkça: Kanun koyucunun özel kanunlarla veya HMK'nın diğer maddeleriyle asliye hukuk mahkemesinin genel görevine getirdiği istisnaları (özel mahkemeleri) ifade eder. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, asliye hukuk mahkemesinin genel görevli olmasının, kanunlarda boşluk bulunan her durumda başvurulacak "yedek ve asıl" merci konumunu perçinlediğini belirtmektedir [1, 2].
  • Değer ve Miktarına Bakılmaksızın: Davaya konu olan talebin (müddeabihin) parasal değerinin, mahkemenin görevini belirlemede artık hiçbir rol oynamadığını gösteren anahtar ifadedir.

3. Sistematik İlişkiler

Bu madde, sulh hukuk mahkemelerinin görevini istisnai olarak sayma yoluyla belirleyen HMK m. 4 hükmü ile bir tahterevalli ilişkisi içindedir. Sayma yoluyla sulh hukuk mahkemelerine bırakılmayan her iş asliye hukuk mahkemesinin görev alanına girer. Aynı şekilde, İş Mahkemeleri Kanunu, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, Türk Ticaret Kanunu (Asliye Ticaret Mahkemesi yönünden) gibi özel kanunlardaki görev hükümleri, HMK m. 2'nin "aksine düzenleme" şartını oluşturur. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, genel görev-özel görev ilişkisinde özel mahkemenin görevinin dar ve lafzi yorumlanması gerektiğini, tereddüt halinde genel görevli asliye hukuk mahkemesinin yetkisinin kabulünün usul hukukunun ruhuna uygun düştüğünü değerlendirmektedir [1].

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) A ile B arasında adi bir ödünç (borç) sözleşmesi yapılmıştır. A, B'ye elden 2.000 TL borç vermiş, ancak B vadesi gelmesine rağmen borcunu ödememiştir. A, alacağını tahsil etmek için dava açmak istemektedir. Eski HUMK dönemindeki "dava değerine göre görev" kuralı geçerli olsaydı, bu miktar sınırın altında kalacağından dava sulh hukuk mahkemesinde açılacaktı. Ancak HMK m. 2 uyarınca miktar ve değere bakılmaksızın malvarlığı davalarında genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olduğundan, A'nın bu 2.000 TL'lik alacak davasını doğrudan Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açması gerekmektedir.

(kurmaca senaryo) C'nin kişilik haklarına internet üzerinden yapılan bir yayınla saldırıda bulunulmuştur. C, uğradığı manevi zararın tazmini için 500.000 TL manevi tazminat ile yayının durdurulması davası açacaktır. Dava, doğrudan şahıs varlığı haklarına ilişkin olduğu ve taraflar arasında özel bir görev ilişkisi (iş, tüketici, ticaret vb.) bulunmadığı için asliye hukuk mahkemesinde görülmelidir.

6. Pratik Uygulama Notları

Bir meslektaş olarak dosya hazırlığı yaparken "Miktar azdır, o halde sulh hukuk görevlidir" gibi HUMK döneminden kalma alışkanlıkları tamamen bir kenara bırakmalıyız. Dava dilekçesini hazırlamadan önce cevaplanması gereken ilk soru "Bu uyuşmazlık kanunlarda özel bir mahkemeye (Ticaret, Tüketici, Aile, Fikrî ve Sınaî Haklar vb.) tahsis edilmiş midir?" olmalıdır. Eğer bu sorunun cevabı "hayır" ise, davanın değeri 1 TL dahi olsa adresimiz asliye hukuk mahkemesidir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması eserinde de avukatların özel mahkeme statüsündeki kanuni düzenlemeleri güncel olarak takip etmelerinin önemini, aksi halde davanın Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılmasının "görevsizlik kararı" riski barındırdığını ifade etmektedir [1]. Ayrıca (eski m.3 hükmünün yarattığı tartışmalar çerçevesinde) ölüm ve vücut bütünlüğünün yitirilmesinden doğan zararların tazmini davalarında da kural olarak asliye hukuk mahkemesi genel görevli kabul edilir; meğerki uyuşmazlık bir iş kazasından (İş Mahkemesi) veya ticari / tüketici işleminden kaynaklanmış olmasın.

7. Eleştirel Değerlendirme

HMK m. 2 hükmünün davanın müddeabih değerine göre mahkeme belirleme sistematiğini kaldırması, usul ekonomisi ve hukuki güvenlik açısından atılmış çok olumlu bir adımdır. Zira davanın açıldığı tarihteki değer ile ıslah veya bilirkişi raporu sonrası ortaya çıkan değer arasındaki farklar, geçmişte mahkemeler arasında bitmek bilmeyen görev uyuşmazlıklarına neden olmaktaydı. Ancak madalyonun diğer yüzünde, her uyuşmazlığın "torba mahkeme" mantığıyla asliye hukuk mahkemelerine yığılması sorunu yatmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde asliye hukuk mahkemelerinin adeta bir "kalıntı mahkemesi" veya artakalan işlere bakan bir merci haline dönüşmesinin, bu mahkemelerdeki hakimlerin dosya yükünü başa çıkılamaz seviyelere çıkardığını eleştirmektedir [1]. Modern usul hukukunun beklentisi, asliye mahkemelerinin iş yükünü artırmak değil, uyuşmazlığın niteliğine (ihtisas alanına) göre uzmanlaşmış mahkemelerin sayı ve kalitesini artırarak asliye hukuk mahkemesini gerçekten sadece spesifik olmayan genel uyuşmazlıklara bakan bir konuma çekmektir.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.