RESMİ METİN

Yetki itirazının ileri sürülmesi


MADDE 19- (1) Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir. (2) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. (3) Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. (4) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 19. maddesi, medeni usul hukukunda yetki kurallarının yargılama sürecinde nasıl ileri sürüleceğini, mahkemece nasıl inceleneceğini ve itirazın usuli sonuçlarını düzenleyen temel bir mekanizmadır. Kanun koyucu bu maddede yetki kurallarını "kesin yetki" ve "kesin olmayan yetki" (seçimlik/genel yetki) olmak üzere ikili bir ayrıma tabi tutarak farklı usul rejimleri öngörmüştür. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kesin yetki kurallarının kamu düzeninden kaynaklandığını, bu nedenle mahkemenin yetkisizliğini davanın sonuna kadar re'sen (kendiliğinden) gözetmek zorunda olduğunu; kesin olmayan yetki kurallarının ise tarafların özel menfaatlerini koruduğu için sadece bir "ilk itiraz" olarak ileri sürülebileceğini savunmaktadır [1]. Bu madde, mahkemenin yetkisinin usuli bir defne dönüşmesini engelleyen ve yargılamanın başında yetki sorununun çözülmesini amaçlayan katı bir usul filtresidir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Kesin Yetkide Re'sen Araştırma: Taşınmazın aynına ilişkin davalar (HMK m. 12) veya miras davaları (HMK m. 11) gibi kamu düzenine ilişkin kesin yetki hallerinde, mahkemenin tarafların talebi olmaksızın, davanın her aşamasında yetkisizliğini gözetmesi zorunluluğudur.
  • İlk İtiraz Olarak Yetki İtirazı: Kesin olmayan yetki hallerinde, davalının yetkisizlik iddiasını esasa cevap süresi içinde ve mutlaka "cevap dilekçesiyle" birlikte ileri sürme mecburiyetidir.
  • Yetkili Mahkemenin Gösterilmesi Şartı: Davalının sadece "mahkemeniz yetkisizdir" demekle yetinemeyeceği, kanunun açık emri gereği "yetkili mahkemenin (örneğin Ankara Mahkemelerinin) neresi olduğunu" da açıkça belirtmek zorunda olduğu katı şekil şartıdır.
  • Zımni Yetki (Yetkili Hâle Gelme): Kesin olmayan yetki hallerinde, davalının süresi içinde (kural olarak iki hafta) veya usulüne uygun (yetkili mahkemeyi göstererek) itiraz etmemesi durumunda, aslında o dava için yetkisiz olan davanın açıldığı mahkemenin, tarafların sükutu ile "yetkili" statüsü kazanmasıdır.

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 19, doğrudan doğruya "İlk İtirazlar" başlığını taşıyan HMK m. 116 ve m. 117 ile organik ve sarsılmaz bir bütünlük içindedir. Kesin olmayan yetki itirazı bir ilk itiraz olduğundan, ön inceleme aşamasında dava şartlarından hemen sonra incelenir ve karara bağlanır. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 19'un getirdiği usuli yükümlülüklerin (özellikle yetkili mahkemeyi gösterme zorunluluğunun) yetki itirazının kötüniyetli bir şekilde yargılamayı uzatma aracı olarak kullanılmasını (dilatory tactics) engellediğini ve usul ekonomisine hizmet eden güçlü bir dogmatik bariyer oluşturduğunu belirtmektedir [1]. Ayrıca madde, yetkisizlik kararı verilmesi halinde dosyanın gönderilmesini düzenleyen HMK m. 20 usulüyle de bir sebep-sonuç (illiyet) bağı taşır.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Taşınmazın mülkiyetine ilişkin (HMK m. 12 gereği kesin yetkiye tabi) bir tapu iptal ve tescil davası, taşınmaz Muğla'da olmasına rağmen Ankara'da açılmıştır. Davalı (A), cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunmayı unutmuş, davanın esasına girilmiş ve tanıklar dinlenmiştir. Yargılamanın tahkikat aşamasında (A)'nın avukatı mahkemenin yetkisiz olduğunu ileri sürmüştür. HMK m. 19/1 amir hükmü gereği yetki kesin olduğundan, itirazın cevap dilekçesinde ileri sürülmemiş olması hakkı düşürmez. Ankara mahkemesi, davanın her aşamasında yetkisizliğini gözetmek zorunda olduğundan derhal yetkisizlik kararı verir.

(kurmaca senaryo) İzmir'de açılan bir para alacağı davasında (kesin olmayan yetki), davalı (B) süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde "İkametgahım İstanbul'dur, mahkemeniz yetkisizdir ve davanın reddi gerekir" şeklinde bir itirazda bulunmuştur. Ancak (B), HMK m. 19/2'nin açık emrine aykırı davranarak dilekçesinin talep veya açıklamalar kısmında "Yetkili mahkeme İstanbul Mahkemeleridir" şeklinde net bir bildirimde bulunmamıştır. Sırf yetkili mahkeme açıkça gösterilmediği için mahkeme yetki itirazını dikkate almaz ve İzmir mahkemesi (davanın açıldığı mahkeme) HMK m. 19/4 uyarınca yetkili hale gelir.

(kurmaca senaryo) Ankara'da ikamet eden davalı (C)'ye karşı İstanbul'da bir tazminat davası açılmıştır. (C), mahkemeye sunduğu cevap dilekçesinde sadece davanın esasına ilişkin savunmalar yapmış, kusuru olmadığını belirtmiş ancak "yetki" konusuna hiç değinmemiştir. HMK m. 19/4 gereğince (C) süresi içinde yetki itirazında bulunmadığı için, İstanbul mahkemesi zımni olarak (susma yoluyla) kesin şekilde yetkili hale gelir.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık ve mahkeme pratiğinde, HMK m. 19/2'deki yetkili mahkemeyi gösterme şartı, usul hatalarının ve hak kayıplarının en çok yaşandığı alandır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların yetki itirazında bulunurken dilekçelerine yalnızca "yetkisizlik kararı verilmesi" talebini yazmalarının çok tehlikeli bir mesleki hata olduğunu; dilekçenin sonuç kısmına mutlaka "Yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili ve görevli X Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine" şeklinde somut bir ibare yazmalarının kanuni bir zorunluluk olduğunu pratik bir kural olarak hatırlatmaktadır [1]. Birden fazla yetkili mahkeme varsa, davalı tarafın bunlardan birini "seçerek" açıkça mahkemeye bildirmesi elzemdir.

7. Eleştirel Değerlendirme

HMK m. 19, yetki tartışmalarını davanın başında çözerek usul ekonomisini sağlama gayesiyle takdire şayan bir mimariye sahiptir. Ancak maddenin 2. fıkrasında yer alan "yetkili mahkemeyi göstermeme halinde itirazın dikkate alınmayacağı" yaptırımı doktrinde aşırı şekilci bulunarak ciddi eleştirilere uğramaktadır. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, davalının mernis adresi veya dava konusu uyuşmazlığın niteliği gereği yetkili mahkemenin dosya kapsamından apaçık anlaşıldığı durumlarda dahi, davalının sırf dilekçesinde o mahkemenin ismini zikretmeyi unutması yüzünden geçerli ve haklı bir yetki itirazının mahkemece reddedilmesinin, adil yargılanma hakkını ve hukuki dinlenilme hakkını aşırı şekilciliğe feda etmek anlamına geldiğini eleştirel bir dille ifade etmektedir [1].

Bunun yanı sıra, maddedeki birden fazla yetkili mahkeme olması halinde "seçim hakkının" davalıya verilmesi de teorik bir çelişki barındırmaktadır. Kural olarak dava açarken yetkili mahkemeler arasında seçim yapma hakkı davacıya aittir (Örneğin HMK m. 16'da haksız fiil halinde birden çok yetkili yer olması). Davacı yanlış bir yerde dava açtığında, davalının yetki itirazında bulunurken davacının en baştaki bu seçim hakkını gasp ederek kendi istediği alternatif yetkili mahkemeyi dayatması, usul doktrininde "seçim hakkının davacıdan davalıya kayması" gibi garip bir usuli sonuç doğurmakta olup, yasa koyucunun bu fıkrayı daha dengeli bir forma kavuşturması modern usul hukukunun bir gereğidir.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.