1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 188. maddesi, medeni usul hukukunda ispat
faaliyetini ortadan kaldıran en kesin usuli işlemlerden biri olan "ikrar"
kurumunu düzenlemektedir. İkrar, bir tarafın, karşı tarafça ileri sürülen ve
kendi aleyhine hukuki sonuç doğuracak nitelikteki maddi bir vakıanın
doğruluğunu mahkeme huzurunda kabul etmesidir. İkrar, kural olarak bir delil
aracı değil, söz konusu vakıayı "çekişmeli olmaktan çıkaran" ve böylece ispat
yükünü ortadan kaldıran taraf usul işlemidir. Kuru, Medeni Usul Hukuku
eserinde, ikrarın bir kesin delil olmaktan ziyade o vakıayı ispatın konusu
olmaktan çıkaran, davanın sınırlarını daraltan tek taraflı ve iradi bir
tasarruf olduğunu görüşünü savunmaktadır [1, 2]. Madde, ikrarın usuli sonucunu,
geri dönülemezlik kuralının maddi hata istisnasını ve uyuşmazlık çözümü
süreçlerini (sulh) koruyan sınırlarını sistematik bir şekilde belirlemiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde yer alan usul hukuku bakımından kritik kavramlar şunlardır:
- Mahkeme Önünde İkrar (Mahkeme İçi İkrar): HMK m. 188 anlamında ispat
faaliyetini sona erdiren ikrar, yalnızca mahkeme huzurunda (dilekçelerle veya
duruşmada tutanağa geçirilerek) yapılan ikrardır. Mahkeme dışında yapılan
(örneğin tarafların kendi arasındaki bir mektupta geçen) ikrar ise bu madde
kapsamında değil, "takdiri delil" niteliğindedir.
- Çekişmeli Olmaktan Çıkma: İkrar edilen vakıanın artık ispatının
gerekmemesidir. Hâkim, ikrar edilen hususu doğru kabul ederek kararını vermek
zorundadır.
- Maddi Hata İstisnası: Usul işlemlerinin güvenliği gereği ikrardan
dönülemez. Ancak taraf, iradesi ile beyanı arasında dil sürçmesi, yanlış
hesaplama veya açık bir yazı hatası (örneğin 10.000 TL yazacakken yanlışlıkla
100.000 TL aldım demek) bulunduğunu ispatlarsa ikrardan dönebilir.
- Sulh Görüşmeleri Sırasında Yapılan İkrar: Pekcanıtez/Atalay/Özekes,
Medeni Usul Hukuku çalışmasında, sulh görüşmelerindeki ikrarın bağlayıcı
olmamasının, tarafların davayı bitirmek amacıyla uzlaşma zemininde serbestçe ve
korkusuzca taviz verebilmelerini güvence altına aldığını belirtmektedir [1, 2].
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 188 hükmü, öncelikle "İspatın Konusu"nu düzenleyen ve sadece "çekişmeli
vakıaların" ispatlanabileceğini kurala bağlayan HMK m. 187 ile organik bir
bütünlük içindedir. İkrar, m. 187'deki çekişmeyi bitirir. Ayrıca bu hüküm,
isticvap kurumunun düzenlendiği HMK m. 169 ve devamı maddeleriyle sıkı sıkıya
bağlıdır; zira isticvabın temel amacı tarafın kendi aleyhine olan vakıaları
ikrar etmesini sağlamaktır. Öte yandan, ıslah kurumunu düzenleyen HMK m. 179
hükmü uyarınca ikrar, ıslah ile dahi geçersiz kılınamayan nadir işlemlerden
biridir. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, ikrarın
ıslaha karşı korunmasının, yargılamada dürüstlük kuralının (HMK m. 29)
vazgeçilmez bir gereği olduğunu ve tarafın ağzından çıkan bağlayıcı sözün
hukuki güvenliği temin ettiğini değerlendirmektedir [1, 2].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
- (kurmaca senaryo) 1: Davacı A, davalı B'ye 50.000 TL borç verdiğini
iddia etmiştir. B, cevap dilekçesinde "Evet, 50.000 TL parayı borç olarak
aldım, ancak ertesi ay elden iade ettim" demiştir. B'nin parayı aldığına
ilişkin beyanı "bağlantılı ikrar" (vasıflı ikrar) niteliğindedir ve bu vakıa
çekişmeli olmaktan çıkmıştır. A'nın artık parayı verdiğini ispat etmesine gerek
yoktur; ispat yükü, geri ödediğini iddia eden B'ye geçmiştir.
- (kurmaca senaryo) 2: Bir tahliye davasında davalı kiracı C'nin avukatı,
duruşmada kira borcunun ödenmediğini kabul etmiş, ancak tutanak okunduğunda
"Müvekkilim Eylül kirasını değil, Ekim kirasını ödemiştir, dil sürçmesi
olmuştur" diyerek beyanını düzeltmiştir. İbraz edilen banka dekontları da bunu
doğruladığından, mahkeme bu durumu HMK m. 188/2 kapsamında "maddi hata" olarak
değerlendirmiş ve eski beyandan (ikrardan) dönülmesini geçerli saymıştır.
- (kurmaca senaryo) 3: İki şirket arasındaki alacak davasının ön inceleme
duruşmasında hâkim tarafları sulhe davet etmiştir. Davalı şirket yetkilisi,
uyuşmazlığın uzamaması için "Aslında 100.000 TL borcumuz var, ancak davacı
80.000 TL'yi kabul ederse hemen ödeyelim ve sulh olalım" demiştir. Davacı bu
teklifi reddetmiş ve sulh gerçekleşmemiştir. Yargılamaya devam edildiğinde
davacı vekili, davalının 100.000 TL borcu olduğunu mahkeme önünde "ikrar
ettiğini" iddia etse de, mahkeme HMK m. 188/3 gereğince sulh görüşmesi
sırasındaki bu beyanın davalıyı bağlamayacağına hükmetmiştir.
6. Pratik Uygulama Notları
Taraf vekilliği yapan bir uygulayıcı olarak (Av. Fethi Güzel) meslektaşlarıma
en kritik tavsiyem; müvekkillerinin dava veya cevap dilekçelerini hazırlarken
kullandıkları ifadelere azami dikkat göstermeleridir. Uygulamada, avukatların
çoğu kez karşı tarafın iddialarını bertaraf edeyim derken yanlışlıkla aleyhe
vakıaları "kabul" anlamı taşıyan cümleler kurdukları görülmektedir.
Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi çalışmasında, vekillerin
dilekçelerinde veya duruşma beyanlarında sehven aleyhe bir vakıayı kabul
etmelerinin, bu durum objektif belgelerle "maddi hata" kapsamına sokulamadığı
sürece müvekkilleri için geri dönülmez hak kayıplarına yol açacağını
belirtmektedir [1, 2]. Özellikle basit nitelikli (adi) ikrar yapıldığında
davanın fiilen o an kaybedilmiş olduğu unutulmamalıdır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 188'in ikinci fıkrasında yer alan ikrardan dönme şartının yalnızca
"maddi hata" ile sınırlandırılması, maddi gerçeğin araştırılması ilkesiyle
zaman zaman sert şekilde çatışmaktadır. İkrar, kural olarak tarafın iradesine
bağlı olsa da, bazen avukatın hukuki bilgisizliğinden, bazen de müvekkil ile
vekil arasındaki iletişimsizlikten kaynaklanan ağır usuli hatalar "maddi hata"
(yazım/hesap hatası) tanımına uymadığı için düzeltilememektedir. Sungurtekin
Özkan, Hukuk Yargılaması eserinde, ikrardan dönme şartı olan "maddi hata"
kavramının uygulamada mahkemelerce çok dar ve şekilci yorumlandığını, gerçek
iradeyi yansıtmayan usuli beyanların salt katı usul kuralları uğruna bağlayıcı
kabul edilmesinin hakkaniyeti ve adil yargılanma hakkını zedelediğini isabetli
bir dille eleştirmektedir [1, 2]. En azından, dosyada bulunan aksi yöndeki
kesin delillerle (örneğin resmi senet) ikrarın açıkça gerçek dışı olduğu
anlaşılan hâllerde ikrardan dönülmesine izin verecek bir esneklik kanuna
eklenmelidir.
Conversation: 52013d40-10e0-4776-b297-275dcd05956c (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 188. maddesi, medeni usul hukukunda ispat faaliyetini ortadan kaldıran en kesin usuli işlemlerden biri olan "ikrar" kurumunu düzenlemektedir. İkrar, bir tarafın, karşı tarafça ileri sürülen ve kendi aleyhine hukuki sonuç doğuracak nitelikteki maddi bir vakıanın doğruluğunu mahkeme huzurunda kabul etmesidir. İkrar, kural olarak bir delil aracı değil, söz konusu vakıayı "çekişmeli olmaktan çıkaran" ve böylece ispat yükünü ortadan kaldıran taraf usul işlemidir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, ikrarın bir kesin delil olmaktan ziyade o vakıayı ispatın konusu olmaktan çıkaran, davanın sınırlarını daraltan tek taraflı ve iradi bir tasarruf olduğunu görüşünü savunmaktadır [1, 2]. Madde, ikrarın usuli sonucunu, geri dönülemezlik kuralının maddi hata istisnasını ve uyuşmazlık çözümü süreçlerini (sulh) koruyan sınırlarını sistematik bir şekilde belirlemiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde yer alan usul hukuku bakımından kritik kavramlar şunlardır:
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 188 hükmü, öncelikle "İspatın Konusu"nu düzenleyen ve sadece "çekişmeli vakıaların" ispatlanabileceğini kurala bağlayan HMK m. 187 ile organik bir bütünlük içindedir. İkrar, m. 187'deki çekişmeyi bitirir. Ayrıca bu hüküm, isticvap kurumunun düzenlendiği HMK m. 169 ve devamı maddeleriyle sıkı sıkıya bağlıdır; zira isticvabın temel amacı tarafın kendi aleyhine olan vakıaları ikrar etmesini sağlamaktır. Öte yandan, ıslah kurumunu düzenleyen HMK m. 179 hükmü uyarınca ikrar, ıslah ile dahi geçersiz kılınamayan nadir işlemlerden biridir. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, ikrarın ıslaha karşı korunmasının, yargılamada dürüstlük kuralının (HMK m. 29) vazgeçilmez bir gereği olduğunu ve tarafın ağzından çıkan bağlayıcı sözün hukuki güvenliği temin ettiğini değerlendirmektedir [1, 2].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
6. Pratik Uygulama Notları
Taraf vekilliği yapan bir uygulayıcı olarak (Av. Fethi Güzel) meslektaşlarıma en kritik tavsiyem; müvekkillerinin dava veya cevap dilekçelerini hazırlarken kullandıkları ifadelere azami dikkat göstermeleridir. Uygulamada, avukatların çoğu kez karşı tarafın iddialarını bertaraf edeyim derken yanlışlıkla aleyhe vakıaları "kabul" anlamı taşıyan cümleler kurdukları görülmektedir. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi çalışmasında, vekillerin dilekçelerinde veya duruşma beyanlarında sehven aleyhe bir vakıayı kabul etmelerinin, bu durum objektif belgelerle "maddi hata" kapsamına sokulamadığı sürece müvekkilleri için geri dönülmez hak kayıplarına yol açacağını belirtmektedir [1, 2]. Özellikle basit nitelikli (adi) ikrar yapıldığında davanın fiilen o an kaybedilmiş olduğu unutulmamalıdır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 188'in ikinci fıkrasında yer alan ikrardan dönme şartının yalnızca "maddi hata" ile sınırlandırılması, maddi gerçeğin araştırılması ilkesiyle zaman zaman sert şekilde çatışmaktadır. İkrar, kural olarak tarafın iradesine bağlı olsa da, bazen avukatın hukuki bilgisizliğinden, bazen de müvekkil ile vekil arasındaki iletişimsizlikten kaynaklanan ağır usuli hatalar "maddi hata" (yazım/hesap hatası) tanımına uymadığı için düzeltilememektedir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması eserinde, ikrardan dönme şartı olan "maddi hata" kavramının uygulamada mahkemelerce çok dar ve şekilci yorumlandığını, gerçek iradeyi yansıtmayan usuli beyanların salt katı usul kuralları uğruna bağlayıcı kabul edilmesinin hakkaniyeti ve adil yargılanma hakkını zedelediğini isabetli bir dille eleştirmektedir [1, 2]. En azından, dosyada bulunan aksi yöndeki kesin delillerle (örneğin resmi senet) ikrarın açıkça gerçek dışı olduğu anlaşılan hâllerde ikrardan dönülmesine izin verecek bir esneklik kanuna eklenmelidir.
Conversation: 52013d40-10e0-4776-b297-275dcd05956c (turn 1)