1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 187. maddesi, Kanun'un "İspat ve Deliller"
başlıklı dördüncü kısmının ilk ve en temel kuralıdır. Bir medeni usul hukuku
yargılamasında maddi gerçeğe ulaşılabilmesi için öncelikle neyin ispat edilmesi
gerektiğinin (ispatın konusunun) sınırlarının çizilmesi zorunludur. Hukuk
kuralları mahkemece re'sen bilindiği (jura novit curia) için ispatın konusu
hukuk kuralları değil, o kuralın uygulanmasını tetikleyecek olan maddi
vakıalardır. Ancak mahkemeye sunulan her vakıanın ispatlanması gerekmez. Kuru,
Medeni Usul Hukuku eserinde, usul ekonomisi ve yargılamanın amacı gereği
yalnızca taraflar arasında uyuşmazlık yaratan ve davanın sonucunu
değiştirebilecek nitelikteki maddi vakıaların ispat faaliyetine konu
edilebileceğini görüşünü savunmaktadır. Kanun koyucu, bu madde ile taraflara
sadece "ihtilaflı" ve "sonuca etkili" konularda delil sunma yükümlülüğü
getirerek yargılamayı lüzumsuz ispat faaliyetlerinden arındırmayı
hedeflemiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde yer alan usul hukuku bakımından kritik kavramlar şunlardır:
- Çekişmeli Vakıalar (İhtilaflı Vakıa): Davacı tarafından ileri sürülen
maddi bir olgunun, davalı tarafından inkâr edilmesi veya kabul edilmemesi
durumudur. İspat faaliyeti yalnızca bu alan üzerinde yürür.
- Uyuşmazlığın Çözümünde Etkili Olabilecek (Hukuki Önem): Bir vakıa
taraflar arasında çekişmeli olsa dahi, eğer bu vakıanın ispatlanması davanın
kazanılmasına veya kaybedilmesine hiçbir etki etmeyecekse, o vakıa ispatın
konusu olamaz. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında,
hâkimin tarafların sunduğu her delili toplamak zorunda olmadığını; uyuşmazlığın
çözümüne hiçbir hukuki katkısı olmayan, davanın esasıyla alakasız vakıaların
ispatı için gösterilen delillerin mahkemece reddedilmesi gerektiğini
belirtmektedir.
- Herkesçe Bilinen Vakıalar (Maruf ve Meşhur Vakıalar): Gerçekleştiği
toplumda veya ilgili çevrede normal zekâya ve genel kültüre sahip herkes
tarafından şüphe duyulmaksızın bilinen olaylardır (örneğin büyük bir deprem,
ekonomik kriz dönemi, tarihi bir olay). Bunlar için delil getirilmesine gerek
yoktur.
- İkrar Edilmiş Vakıalar: Karşı tarafça açıkça kabul edilen maddi
olgulardır. İkrar, çekişmeyi ortadan kaldırdığı için ispat yükünü de düşürür.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 187, medeni yargılamaya hâkim olan ilkelerden "Taraflarca Getirilme
İlkesi" (HMK m. 25) ile doğrudan bağlantılıdır. Hâkim, tarafların ileri
sürmediği bir vakıayı ispatın konusu yapamaz. Aynı zamanda "Ön İnceleme"
aşamasını düzenleyen HMK m. 137 ve m. 140 hükümleriyle sıkı bir sistematik
ilişki içindedir; zira ön inceleme aşamasının temel amacı tam olarak bu
maddedeki "tarafların üzerinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları (çekişmeli)
hususları" tespit etmektir. Ayrıca maddedeki ikrar istisnası, HMK m. 188
(İkrar) hükmünün temelini oluşturur. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu
Şerhi eserinde, bu maddenin ispat hukukunun kalbi olduğunu, uyuşmazlık
konusunun sınırlarını net bir şekilde çizerek Usul Ekonomisi (HMK m. 30)
ilkesine en büyük yapısal katkıyı sağladığını değerlendirmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
- (kurmaca senaryo) 1: Davacı A, davalı B'ye 1 Ocak tarihinde 50.000 TL
borç verdiğini ve B'nin bu borcu ödemediğini iddia ederek alacak davası
açmıştır. B, cevap dilekçesinde "Parayı aldığım doğrudur ancak 1 Mart tarihinde
elden geri ödedim" demiştir. Bu durumda "paranın alındığı" vakıası HMK m. 187/2
uyarınca ikrar edilmiş vakıadır ve A'nın parayı verdiğini ispatlamasına gerek
yoktur. Çekişmeli vakıa (ispatın konusu) sadece "geri ödeme" olgusudur ve bunu
ispat külfeti B'dedir.
- (kurmaca senaryo) 2: Bir taşıma sözleşmesinden doğan tazminat davasında
davacı C, malların 6 Şubat tarihinde yaşanan büyük Kahramanmaraş depreminde
davalının deposunda gerekli önlemler alınmadığı için yıkıntı altında kalarak
telef olduğunu iddia etmiştir. Davalı şirket, "O tarihte bölgede öyle yıkıcı
bir deprem olmamıştır" savunması yapmıştır. Depremin varlığı ve tarihi
"herkesçe bilinen vakıa" (HMK m. 187/2) niteliğinde olduğundan, mahkeme C'den
depremin gerçekleştiğine dair ayrıca sismolojik bir delil sunmasını isteyemez;
çekişme konusu sadece "önlem alınıp alınmadığıdır".
- (kurmaca senaryo) 3: Şiddetli geçimsizlik nedeniyle açılan bir boşanma
davasında davacı kadın, kocasının kendisine psikolojik şiddet uyguladığını
belirtmiş, ayrıca "Kocam X futbol takımının fanatik taraftarıdır, bu da onun
agresif karakterini gösterir" diyerek kocasıyla birlikte maça giden 3 kişiyi
tanık olarak dinletmek istemiştir. Mahkeme, davalının hangi takımı tuttuğu
hususunun "uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek" bir vakıa olmadığını
tespit ederek HMK m. 187/1 uyarınca bu tanıkların dinlenmesi talebini
reddetmiştir.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir usul hukukçusu ve taraf vekili olarak (Av. Fethi Güzel)
meslektaşlarıma en önemli tavsiyem; dava ve cevap dilekçelerini hazırlarken
sayfalarca alakasız olay örgüsü sunmaktan kaçınmalarıdır. Delil listesi
hazırlanırken, dosyaya sunulan her bir delilin karşı tarafın inkâr ettiği
"hangi çekişmeli vakıayı" aydınlatmaya yaradığının (delil-vakıa eşleştirmesi)
dilekçede açıkça yazılması gerekir. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu
Şerhi çalışmasında, uygulamada avukatların çoğu zaman karşı tarafın cevap
dilekçesinde açıkça ikrar ettiği (kabul ettiği) hususlar için dahi mahkemeyi
lüzumsuz yere meşgul ederek tanık dinletmeye veya bilirkişi incelemesi
yaptırmaya çalıştıklarını; bu tür usuli israfların HMK m. 187 emredici kuralı
karşısında mahkemelerce reddedileceğini vurgulamaktadır. Ön inceleme
duruşmasındaki uyuşmazlık tespiti tutanağı, ispatın sınırlarını çizen
pusulanızdır; bu tutanağa çekişmeli olmayan hususların yazılmasına engel olun.
7. Eleştirel Değerlendirme
Maddenin ikinci fıkrasında yer alan "herkesçe bilinen vakıalar" kavramı, yargı
pratiğinde son derece yoruma açık, esnek ve tehlikeli bir sınır
barındırmaktadır. Kanun koyucu bu kavramın coğrafi, mesleki veya kültürel
sınırlarını belirlememiştir. Bir ilçede herkesçe bilinen bir yerel âdet, o
davaya bakan ve başka şehirden atanmış bir hâkim için "bilinmeyen" bir vakıa
olabilir veya tam tersi, hâkimin kişisel olarak internetten okuyup bildiği bir
husus "herkesçe bilinen vakıa" kılıfıyla ispat zincirinden koparılabilir.
Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması eserinde, herkesçe bilinen vakıa
kriterinin hâkimin sübjektif değerlendirmesine çok geniş bir alan bıraktığını;
sırf bu kategoriye sokularak taraflara ispat ve karşı ispat hakkı
tanınmamasının adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkı bakımından ciddi
riskler taşıdığını eleştirel bir yaklaşımla ortaya koymaktadır. Modern
yargılamada "herkesçe bilinen" ibaresi yerine, "resmi istatistikler ve bilimsel
gerçekliklerle sabit olan veya şöhreti şüpheye yer bırakmayan" gibi daha
objektif bir sınırlama getirilmesi ispat hukukunun güvenliği açısından daha
sağlıklı olacaktır.
Conversation: 52013d40-10e0-4776-b297-275dcd05956c (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 187. maddesi, Kanun'un "İspat ve Deliller" başlıklı dördüncü kısmının ilk ve en temel kuralıdır. Bir medeni usul hukuku yargılamasında maddi gerçeğe ulaşılabilmesi için öncelikle neyin ispat edilmesi gerektiğinin (ispatın konusunun) sınırlarının çizilmesi zorunludur. Hukuk kuralları mahkemece re'sen bilindiği (jura novit curia) için ispatın konusu hukuk kuralları değil, o kuralın uygulanmasını tetikleyecek olan maddi vakıalardır. Ancak mahkemeye sunulan her vakıanın ispatlanması gerekmez. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, usul ekonomisi ve yargılamanın amacı gereği yalnızca taraflar arasında uyuşmazlık yaratan ve davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki maddi vakıaların ispat faaliyetine konu edilebileceğini görüşünü savunmaktadır. Kanun koyucu, bu madde ile taraflara sadece "ihtilaflı" ve "sonuca etkili" konularda delil sunma yükümlülüğü getirerek yargılamayı lüzumsuz ispat faaliyetlerinden arındırmayı hedeflemiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde yer alan usul hukuku bakımından kritik kavramlar şunlardır:
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 187, medeni yargılamaya hâkim olan ilkelerden "Taraflarca Getirilme İlkesi" (HMK m. 25) ile doğrudan bağlantılıdır. Hâkim, tarafların ileri sürmediği bir vakıayı ispatın konusu yapamaz. Aynı zamanda "Ön İnceleme" aşamasını düzenleyen HMK m. 137 ve m. 140 hükümleriyle sıkı bir sistematik ilişki içindedir; zira ön inceleme aşamasının temel amacı tam olarak bu maddedeki "tarafların üzerinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları (çekişmeli) hususları" tespit etmektir. Ayrıca maddedeki ikrar istisnası, HMK m. 188 (İkrar) hükmünün temelini oluşturur. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, bu maddenin ispat hukukunun kalbi olduğunu, uyuşmazlık konusunun sınırlarını net bir şekilde çizerek Usul Ekonomisi (HMK m. 30) ilkesine en büyük yapısal katkıyı sağladığını değerlendirmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir usul hukukçusu ve taraf vekili olarak (Av. Fethi Güzel) meslektaşlarıma en önemli tavsiyem; dava ve cevap dilekçelerini hazırlarken sayfalarca alakasız olay örgüsü sunmaktan kaçınmalarıdır. Delil listesi hazırlanırken, dosyaya sunulan her bir delilin karşı tarafın inkâr ettiği "hangi çekişmeli vakıayı" aydınlatmaya yaradığının (delil-vakıa eşleştirmesi) dilekçede açıkça yazılması gerekir. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi çalışmasında, uygulamada avukatların çoğu zaman karşı tarafın cevap dilekçesinde açıkça ikrar ettiği (kabul ettiği) hususlar için dahi mahkemeyi lüzumsuz yere meşgul ederek tanık dinletmeye veya bilirkişi incelemesi yaptırmaya çalıştıklarını; bu tür usuli israfların HMK m. 187 emredici kuralı karşısında mahkemelerce reddedileceğini vurgulamaktadır. Ön inceleme duruşmasındaki uyuşmazlık tespiti tutanağı, ispatın sınırlarını çizen pusulanızdır; bu tutanağa çekişmeli olmayan hususların yazılmasına engel olun.
7. Eleştirel Değerlendirme
Maddenin ikinci fıkrasında yer alan "herkesçe bilinen vakıalar" kavramı, yargı pratiğinde son derece yoruma açık, esnek ve tehlikeli bir sınır barındırmaktadır. Kanun koyucu bu kavramın coğrafi, mesleki veya kültürel sınırlarını belirlememiştir. Bir ilçede herkesçe bilinen bir yerel âdet, o davaya bakan ve başka şehirden atanmış bir hâkim için "bilinmeyen" bir vakıa olabilir veya tam tersi, hâkimin kişisel olarak internetten okuyup bildiği bir husus "herkesçe bilinen vakıa" kılıfıyla ispat zincirinden koparılabilir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması eserinde, herkesçe bilinen vakıa kriterinin hâkimin sübjektif değerlendirmesine çok geniş bir alan bıraktığını; sırf bu kategoriye sokularak taraflara ispat ve karşı ispat hakkı tanınmamasının adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkı bakımından ciddi riskler taşıdığını eleştirel bir yaklaşımla ortaya koymaktadır. Modern yargılamada "herkesçe bilinen" ibaresi yerine, "resmi istatistikler ve bilimsel gerçekliklerle sabit olan veya şöhreti şüpheye yer bırakmayan" gibi daha objektif bir sınırlama getirilmesi ispat hukukunun güvenliği açısından daha sağlıklı olacaktır.
Conversation: 52013d40-10e0-4776-b297-275dcd05956c (turn 1)