RESMİ METİN

Sözlü yargılama


MADDE 186- (1) (Değişik:22/7/2020-7251/20 md.) Mahkeme, tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçer. Bu durumda taraflardan birinin talebi üzerine duruşma iki haftadan az olmamak üzere ertelenir. Hazır bulunsun veya bulunmasın sözlü yargılama için taraflara ayrıca davetiye gönderilmez. (2) Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/20 md.) Şu kadar ki, 150 nci madde hükmü saklıdır. DÖRDÜNCÜ KISIM İspat ve Deliller

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 186. maddesi, medeni usul hukukunda yargılamanın tahkikat evresinden sonra gelen ve nihai kararın (hükmün) verilmesinden hemen önceki son aşama olan "sözlü yargılama" kurumunu düzenlemektedir. Sözlü yargılama, tarafların toplanan tüm deliller ve gerçekleşen tahkikat işlemleri ışığında uyuşmazlığın esası hakkında son değerlendirmelerini ve savunmalarını mahkemeye sundukları evredir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, sözlü yargılama aşamasının tarafların iddia ve savunmalarını son bir kez bütünüyle ortaya koyarak hâkimin vicdani kanaatini şekillendirdikleri nihai usuli evre olduğunu belirtmektedir [1]. 2020 yılında 7251 sayılı Kanun ile bu maddede yapılan devrim niteliğindeki değişiklikle, tahkikatın bittiği duruşmada kural olarak derhal sözlü yargılamaya geçilmesi benimsenmiş; böylece aylarca süren gereksiz tebligat ve erteleme süreçlerinin önüne geçilerek usul ekonomisine büyük bir katkı sağlanmıştır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

Madde metninde yer alan usul hukuku bakımından en kritik kavramlar şunlardır:

  • Aynı Duruşmada Sözlü Yargılamaya Geçiş: Eski sistemdeki "sözlü yargılama için ayrı bir gün tayin edilmesi ve davetiye çıkarılması" zorunluluğunun kaldırılarak, tahkikatın bittiğinin tefhim edildiği an (HMK m.
  1. kesintisiz olarak son sözlerin sorulması aşamasına geçilmesidir.
  • İki Haftadan Az Olmamak Üzere Erteleme: Hâkimin aynı celsede karar vermesine karşı, tarafın davanın karmaşıklığı nedeniyle son savunmasını hazırlamak için kullanabileceği kanuni mühlettir. Bu erteleme ancak "taraflardan birinin talebi" üzerine yapılır, hâkim re'sen bu süreyi veremez.
  • Davetiye Gönderilmemesi: Hazır bulunsun veya bulunmasın, taraflara sözlü yargılama için ayrıca bir tebligat çıkarılmayacağı kuralıdır. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, taraflara ayrıca davetiye gönderilmemesi kuralının usul ekonomisi bakımından yargılamayı hızlandıran en önemli adımlardan biri olduğunu, duruşmaları takip etmeyen tarafın usuli sonuçlara katlanması gerektiğini ifade etmektedir [1].
  • Son Sözlerin Sorulması ve 150. Madde Saklılığı: Hâkimin esasa ilişkin kararı açıklamadan önce taraflara mutlaka son beyanlarını sorma zorunluluğudur. Eğer sözlü yargılama için ertelenen duruşmaya her iki taraf da mazeretsiz katılmazsa, mahkeme esastan karar veremez; HMK m. 150 gereği dosyanın işlemden kaldırılmasına (müracaata bırakılmasına) karar verir.

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 186, tahkikatın bitişini düzenleyen HMK m. 184 ve m. 185 hükümleriyle birbirinin doğal devamı niteliğindedir. Birinin bittiği yerde diğeri başlar. Aynı zamanda, tarafların duruşmaya gelmemesine ilişkin HMK m. 150 ile fıkra metninde açıkça kurulan atıf ilişkisi mevcuttur. Daha geniş bir perspektifte ise, "hukuki dinlenilme hakkı" (HMK m. 27) ve yargılamanın makul sürede bitirilmesini emreden "usul ekonomisi" (HMK m. 30) ilkelerinin somut bir sentezidir. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, maddenin HMK m. 150 ile kurduğu bu açık ilişkinin, sözlü yargılama aşamasında dahi mazeretsiz olarak hazır bulunmamanın davayı takipsiz bırakma (işlemden kaldırılma) yaptırımıyla sonuçlanacağını gösteren önemli bir sistematik güvence olduğunu değerlendirmektedir [1].

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

  • (kurmaca senaryo) 1: Bir alacak davasının duruşmasında hâkim, bilirkişi raporuna itirazların reddedildiğini ve tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını belirterek tahkikatın bittiğini tefhim etmiştir. Davalı vekili, dosyanın çok kapsamlı olduğunu belirterek sözlü yargılama beyanlarını hazırlamak için süre talep etmiştir. Mahkeme, HMK m. 186/1 uyarınca bu talep üzerine sözlü yargılama duruşmasını 20 gün sonraya (iki haftadan az olmamak şartına uyarak) ertelemiştir.
  • (kurmaca senaryo) 2: Tahkikatın son duruşmasına davacı vekili katılmış, davalı vekili ise mazeret bildirmeksizin duruşmaya gelmemiştir. Hâkim tahkikatı bitirmiş ve HMK m. 186/1 gereğince aynı duruşmada sözlü yargılamaya geçmiştir. Davalıya ayrıca davetiye çıkarılmaksızın davacının son sözleri sorulmuş ve duruşma sonunda davalının gıyabında davanın kabulüne karar verilmiştir.
  • (kurmaca senaryo) 3: Sözlü yargılama için iki hafta sonrasına bırakılan duruşmaya, davacı ve davalı tarafların vekilleri geçerli bir mazeret sunmadan katılmamışlardır. Mahkeme, HMK m. 186/2'deki "150 nci madde hükmü saklıdır" ibaresi gereğince, tarafların yokluğunda esasa ilişkin hüküm kurmamış, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar vermiştir.

6. Pratik Uygulama Notları

Taraf vekili olarak (Av. Fethi Güzel) meslektaşlarıma en hayati uyarım; duruşmalara mazeret gönderirken dosyanın tahkikat aşamasının ne durumda olduğunu çok iyi analiz etmeleridir. 2020 değişikliğinden önce, tahkikat bitse bile mahkeme "sözlü yargılama gününün tebliğine" karar verirdi. Artık böyle bir lüksümüz yoktur. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi çalışmasında, avukatların duruşma mazeretleri reddedildiğinde tahkikatın bitip aynı celsede sözlü yargılamaya geçilerek gıyapta aleyhe hüküm kurulması tehlikesiyle her an karşı karşıya kalabileceklerini, bu nedenle kritik duruşmalara bizzat katılımın yahut yetki belgesiyle meslektaş görevlendirmenin davanın kaderini belirlediğini önemle hatırlatmaktadır [1]. Ayrıca duruşmada hazır iseniz ve dosya çok teknik ise, "eski beyanlarımızı tekrar ederiz" deyip hemen karara çıkılmasına izin vermek yerine mutlaka 2 haftalık kanuni süre talebinde bulunarak son yazılı savunmanızı hazırlayın.

7. Eleştirel Değerlendirme

Maddede 2020 yılında yapılan "ayrıca davetiye gönderilmez" değişikliği, yargılamanın sürüncemede kalmasını engellemesi (usul ekonomisi) bakımından çok başarılı olmakla birlikte, hakkın aranması ve savunulması noktasında oldukça sert bir tutum sergilemektedir. Davayı başından sonuna kadar titizlikle takip eden bir tarafın, sırf trafikte kalması veya anlık bir rahatsızlık nedeniyle son duruşmaya katılamaması hâlinde, kendisine hiçbir bildirim yapılmaksızın aynı celsede davanın bitirilivermesi hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabilmektedir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, davetiye gönderilmemesi kuralının davaları hızlandırma amacına hizmet etse de, özellikle haklı mazeretlerin esnetilemediği durumlarda tarafın son savunma hakkını fiilen ortadan kaldırdığını ve bu keskin düzenlemenin Anayasal bir güvence olan hukuki dinlenilme hakkını (HMK m. 27) derinden zedeleyebileceğini isabetli bir şekilde eleştirmektedir [1]. Hızlı adalet idealine ulaşmaya çalışırken, adil yargılanma hakkının güvencelerinden ölçüsüz bir şekilde taviz verilmemelidir.

Conversation: 52013d40-10e0-4776-b297-275dcd05956c (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.