RESMİ METİN

Toplu mahkemelerde tahkikat


MADDE 183/A- (Ek:22/7/2020-7251/19 md.) (1) Dava açılmadan önce veya dava açıldıktan sonra talep edilen delil tespiti, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir gibi geçici hukuki koruma tedbirleri de dâhil olmak üzere toplu mahkemenin görevine giren dava ve işlerde tüm yargılama aşamaları heyet tarafından yerine getirilir ve karara bağlanır. (2) Heyet, diğer kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, iş veya davanın özelliğine göre tahkikatın, tahkikat hâkimi olarak görevlendirilen bir üye tarafından yapılmasına karar verebilir. (3) Tahkikatın heyetçe yürütüldüğü iş veya davalarda mahkeme başkanı, belirli bazı tahkikat işlemlerini yapmak üzere, üyelerden birini naip hâkim olarak görevlendirebilir. (4) Mahkeme başkanı, mahkemenin uyumlu, verimli ve düzenli çalışmasını sağlar ve bu yolda uygun göreceği önlemleri alır. ALTINCI BÖLÜM Tahkikatın Sona Ermesi ve Sözlü Yargılama Tahkikatın sona ermesi

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 183/A maddesi, 2020 yılında 7251 sayılı Kanun ile mevzuatımıza girmiş olup, asliye ticaret mahkemeleri gibi heyet hâlinde çalışan "toplu mahkemelerde" yargılamanın ve özellikle tahkikat aşamasının nasıl yürütüleceğini düzenlemektedir. Türk medeni usul hukukunda yargılamanın tek hâkimle yapılması asıl, toplu mahkemede yapılması ise (belirli dava değerini aşan ticari uyuşmazlıklar gibi) istisnadır. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, toplu mahkemelerde yargılamanın kural olarak bütün heyetçe yürütülmesinin vasıtasızlık (doğrudanlık) ilkesinin bir gereği olduğunu, ancak yargılamanın hızlandırılması ve iş yükünün hafifletilmesi gayesiyle kanun koyucunun tahkikat hâkimi ve naip hâkim gibi istisnai yetki devri mekanizmalarını bu madde ile yasal bir zemine oturttuğunu görüşünü savunmaktadır [1]. Bu madde, heyet hâlinde çalışmanın getirebileceği usuli hantallığı gidermeyi amaçlayan pragmatik bir düzenlemedir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

Madde metninde yer alan ve heyet mahkemelerinin işleyişini belirleyen temel kavramlar şunlardır:

  • Heyetçe Yerine Getirme: Toplu mahkemelerde dava açılmadan önceki ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz gibi geçici hukuki korumalar ile delil tespiti taleplerinin ve tüm yargılama aşamalarının kural olarak mahkeme başkanı ve iki üyeden oluşan heyet tarafından birlikte icra edilmesidir.
  • Tahkikat Hâkimi: İşin niteliği gereği, tahkikat aşamasının bütünüyle veya ağırlıklı olarak yürütülmesi için heyet tarafından görevlendirilen mahkeme üyesidir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, tahkikat hâkimi atanmasının mahkemenin mutlak bir zorunluluğu olmadığını, bu kurumun davanın karmaşıklığına ve mahkemenin iş bölümü tercihlerine göre başvurulabilen ihtiyari bir hızlandırma aracı olduğunu belirtmektedir [1].
  • Naip Hâkim: Tahkikatın genel olarak heyet tarafından yürütüldüğü davalarda, sadece "belirli bir tahkikat işlemini" (örneğin şehir dışındaki bir keşfi yapmak veya hastanedeki bir tanığı dinlemek) yerine getirmek üzere mahkeme başkanı tarafından görevlendirilen üyedir. Tahkikat hâkiminden farklı olarak yetkisi geçici ve işlemle sınırlıdır.
  • Mahkeme Başkanı: Mahkemenin uyumlu ve verimli çalışmasından sorumlu olan, naip hâkimi atama yetkisini tek başına kullanan idari ve usuli amirdir.

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 183/A hükmü, usul hukukuna hâkim olan "Usul Ekonomisi" (HMK m. 30) ile "Doğrudanlık/Vasıtasızlık" (HMK m. 73) ilkelerinin kesişim noktasında yer alır. Ayrıca geçici hukuki korumalara ilişkin HMK m. 389 vd. (İhtiyati Tedbir) ve m. 400 vd. (Delil Tespiti) hükümleriyle doğrudan bir usuli bağlantısı vardır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, bu maddenin usul ekonomisi ile vasıtasızlık ilkesi arasında hassas bir denge kurmaya çalıştığını, heyet hâlinde her duruşmaya çıkmanın yaratacağı zaman kaybını naip veya tahkikat hâkimi kurumuyla bertaraf ederken, nihai kararın yine heyet tarafından verilmesini emrederek adil yargılanma hakkını güvence altına aldığını değerlendirmektedir [1].

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

  • (kurmaca senaryo) 1: Dava değeri 5 milyon TL olan karmaşık bir ticari alacak davası Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmıştır. Heyet, taraf sayısının fazlalığı ve incelenecek defterlerin hacmi nedeniyle, ön inceleme duruşmasından sonra 2 numaralı üyeyi "tahkikat hâkimi" olarak görevlendirmiştir. Bundan sonraki tüm tanık dinleme ve bilirkişi raporu alma duruşmalarına sadece tahkikat hâkimi çıkmış, ancak dosya karar aşamasına (sözlü yargılamaya) geldiğinde yine üç kişilik heyet toplanarak nihai hükmü birlikte vermiştir.
  • (kurmaca senaryo) 2: Heyet hâlinde bakılan bir davada tahkikat tüm üyelerin katılımıyla yürütülmektedir. Ancak uyuşmazlık konusu makinenin yerinde incelenmesi için fabrika tesisinde keşif yapılması gerekmektedir. Mahkeme başkanı, tüm heyetin fabrikaya gitmesinin mahkemenin diğer işlerini aksatacağını düşünerek, üyelerden birini sadece bu keşif işlemini yapmak üzere "naip hâkim" olarak görevlendirmiştir.
  • (kurmaca senaryo) 3: Davacı, dava açmadan önce acilen ihtiyati haciz talebinde bulunmuştur. Dosya toplu mahkemenin görev alanına girdiğinden, HMK m. 183/A'nın birinci fıkrası uyarınca bu acil talebi tek bir hâkim değil, bizzat heyet toplanarak değerlendirmiş ve karara bağlamıştır.

6. Pratik Uygulama Notları

Uygulamada bir taraf vekili olarak (Av. Fethi Güzel) meslektaşlarıma en kritik uyarım, tahkikat hâkiminin yürüttüğü süreçler ile heyetin karar vereceği an (sözlü yargılama) arasındaki geçişte dikkatli olmalarıdır. Tahkikat hâkimi dosyanın tüm detaylarına hâkim olsa da, kararda imzası bulunacak diğer iki üye süreci sadece tutanaklardan takip etmiştir. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi çalışmasında, tahkikatı yürüten hâkim ile kararı veren heyet üyelerinin farklı olabilmesinin uygulamada doğrudanlık eksikliği yaratabileceğini, bu nedenle avukatların sözlü yargılama aşamasında tüm delilleri ve iddialarını diğer heyet üyelerinin de anlayabileceği şekilde güçlü, özet ve vurucu bir biçimde yeniden sunmalarının davanın kazanılması için hayati önem taşıdığını belirtmektedir [1].

7. Eleştirel Değerlendirme

Maddenin ikinci fıkrası ile heyete "tahkikat hâkimi" atama yetkisinin verilmesi, usul ekonomisi ve iş yükünün azaltılması açısından faydalı görünse de usul hukukunun temel felsefesine aykırı sonuçlar doğurma potansiyeli taşır. Üç kişilik heyetin kâğıt üzerinde ortak karar verdiği bir sistemde, iki üyenin tanıkları bizzat dinlememesi, duruşma salonundaki atmosferi ve tarafların mimiklerini gözlemlememesi, "vasıtasızlık/doğrudanlık" ilkesini fiilen ortadan kaldırmaktadır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması eserinde, tahkikat hâkimliği uygulamasının doğrudanlık ilkesine (hâkimin delillerle ve süjelerle bizzat temas etmesi kuralına) ağır bir darbe vurduğunu, dosyayı sadece tutanaklar üzerinden okuyan diğer üyelerin vereceği kararın maddi gerçeği yansıtmada eksik kalabileceğini isabetli bir şekilde eleştirmektedir [1]. Adaletin hızlı tecellisi istenirken, nitelikli ve doğrudan yargılama ilkesinden bu denli taviz verilmesi teorik açıdan ciddi bir gerilemedir.

Conversation: 52013d40-10e0-4776-b297-275dcd05956c (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.