1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 18. maddesi, medeni usul hukukunda irade
özerkliğinin bir yansıması olan yetki sözleşmesinin geçerlilik kazanabilmesi
için taşıması gereken "objektif" ve "şekli" şartları düzenleyen kurucu bir
normdur. Bir önceki madde olan HMK m. 17, yetki sözleşmesi yapabilmenin
sübjektif sınırlarını (tacir veya kamu tüzel kişisi olma şartını) çizerken; HMK
m. 18, bu sözleşmenin konusunun ve yapılış biçiminin sınırlarını
belirlemektedir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde
ile yetki sözleşmesi müessesesini belirsizliklerden arındırmayı, tarafların
öngöremeyecekleri uyuşmazlıklar için ucu açık yetki devirleri (battaniye
şartlar) yapmalarını engellemeyi ve zayıf olan tarafı şekil şartlarıyla
korumayı hedeflediğini savunmaktadır [1]. Madde, kamu düzenine ilişkin
uyuşmazlıklarda usuli irade serbestisinin işlemeyeceğini kesin bir dille hüküm
altına almıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Serbestçe Tasarruf Edemeyecekleri Konular: Tarafların üzerinde sulh
olamayacakları, feragat veya kabul ile sonuçlandıramayacakları; kamu düzenini,
aile hukukunu (boşanma, soybağı) veya şahıs varlığını ilgilendiren mutlak
nitelikli uyuşmazlıklardır.
- Kesin Yetki Hâlleri: Kanun koyucunun, taşınmazın aynı (HMK m. 12) veya
tüzel kişilerin ortaklık ilişkisi (HMK m. 14/2) gibi durumlarda, kamu düzeni ve
usul ekonomisi gerekçesiyle belirli bir mahkemeyi tek ve mutlak yetkili
kıldığı, aksine sözleşme yapılmasını kesin olarak yasakladığı hallerdir.
- Yazılı Olarak Yapılması (Şekil Şartı): Yetki sözleşmesinin ispatı için
değil, geçerliliği için öngörülmüş (geçerlilik şartı olan) bir adi yazılı şekil
kuralıdır. Sözleşme metninde veya ayrı bir belgede tarafların yetkiye dair
ıslak imzalı iradelerinin bulunmasıdır.
- Hukuki İlişkinin Belirli veya Belirlenebilir Olması: "Taraflar arasında
doğacak her türlü uyuşmazlık" şeklindeki genel (battaniye) ifadelerin geçersiz
sayılmasını sağlayan kuraldır. Uyuşmazlığın, "25.10.2025 tarihli Mal Alım
Sözleşmesi'nden doğacak ihtilaflar" gibi somut bir temele dayandırılması
zorunludur.
- Yetkili Kılınan Mahkemenin Gösterilmesi: Sözleşmede "Ankara
Mahkemeleri" veya "İstanbul Çağlayan Mahkemeleri" gibi yargı çevresinin coğrafi
olarak net bir şekilde belirlenmiş olmasıdır.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 18, usul sözleşmelerinin dogmatiğinde, yetki sözleşmesi yapma ehliyetini
düzenleyen HMK m. 17 ile organik ve sarsılmaz bir bütünlük oluşturur.
Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 17 ve m.
18'in usul hukukunda "geçerli bir usul sözleşmesi" kurabilmek için birbirini
tamamlayan sacayağı niteliğinde olduğunu; birinin eksikliğinin diğerini de yok
hükmünde (veya kesin hükümsüz) kılacağını belirtmektedir [1]. Ayrıca bu madde,
maddi hukuk bağlamında Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) sözleşmelerin şekline ve
kesin hükümsüzlüğüne (TBK m. 27) ilişkin genel kurallarının usul hukukuna
yansımış özel bir tezahürüdür. Kesin yetki hallerine yaptığı atıf dolayısıyla
da HMK m. 11 ve m. 12 ile sınırlandırıcı bir illiyet bağı içindedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Her ikisi de tacir statüsünde olan (A) A.Ş. ile (B) Ltd.
Şti., aralarında imzaladıkları "Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi"nin sonuna, "Bu
sözleşmeden doğacak ihtilaflarda İzmir Mahkemeleri yetkilidir" şeklinde yazılı
bir şart koymuşlardır. Sözleşmede şekil şartı ve belirli bir ilişki bulunmasına
rağmen; taşınmazın aynı mülkiyete (tescile) ilişkin davalarda HMK m. 12
uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi "kesin yetkili" olduğundan, HMK m.
18/1 amir hükmü gereğince bu yetki sözleşmesi baştan itibaren geçersizdir.
(kurmaca senaryo) İki ticari şirket yetkilisi, aralarındaki uzun vadeli
ticari ilişkiyi yürütürken bir "Çerçeve Anlaşması" imzalamış ve bu metne
"Taraflar arasında geçmişte doğmuş ve gelecekte doğacak olan her türlü ticari,
hukuki ve cezai ihtilafta Ankara Mahkemeleri yetkilidir" şeklinde bir ibare
eklemişlerdir. HMK m. 18/2'nin aradığı "hukuki ilişkinin belirli veya
belirlenebilir olması" şartı bu genel ve sınırsız ifadeyle ihlal edildiği için
(battaniye şart), yetki sözleşmesi geçerli şekilde kurulamamış sayılır.
(kurmaca senaryo) Bir tedarik sözleşmesinde yetki şartı bölümüne sadece
"İhtilaf vukuunda satıcının merkezinin bulunduğu yer mahkemeleri yetkilidir"
yazılmıştır. Sözleşmenin giriş kısmında satıcının merkezinin "Bursa" olduğu
açıkça yazmaktadır. HMK m. 18/2 bağlamında yetkili mahkeme bizzat ismen
yazılmamış olsa da, sözleşmenin içeriğinden "belirlenebilir" durumda (Bursa
olduğu) anlaşıldığı için bu yetki şartı geçerli kabul edilir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık ve danışmanlık pratiğinde, sözleşme taslakları (draft) hazırlanırken
HMK m. 18'in aradığı objektif kriterlerin göz ardı edilmesi, yıllar sonra
çıkacak uyuşmazlıklarda müvekkillerin uzak şehirlerde dava takip etmesine neden
olmaktadır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların
özellikle "genel işlem şartı" mahiyetinde hazırlanan matbu ticari sözleşmelere
kopyala-yapıştır yoluyla eklenen "tüm ihtilaflarda X mahkemeleri yetkilidir"
şeklindeki ucu açık yetki şartlarının hâkimlerce doğrudan geçersiz
sayılacağını; bu nedenle yetki şartı yazılırken mutlak surette "işbu
sözleşmeden", "bu protokolden" veya "ekli sipariş formundan" gibi daraltıcı ve
spesifik bağlaçların kullanılmasının mesleki bir zorunluluk olduğunu usuli bir
kural olarak hatırlatmaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 18'in getirdiği sıkı şekil ve içerik şartları, usul ekonomisini ve
hukuki belirliliği sağlamak adına başarılı bir tasarımdır. Ancak "yazılı şekil"
şartı, dijitalleşen ve elektronik postalarla ilerleyen günümüz küresel ticari
hayatında fazlasıyla arkaik kalmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri
Kanunu Şerhi eserinde, e-ticaretin ve elektronik ortamda kurulan ticari
ilişkilerin bu denli yaygınlaştığı bir çağda, tarafların e-mail yazışmalarıyla
veya dijital onaylarla mutabık kaldıkları yetki anlaşmalarının, HMK m. 18'deki
klasik "yazılılık" bariyerine takılarak geçersiz sayılma riski taşımasının,
usul hukukunun maddi hayatın gerisinde kaldığının bir göstergesi olduğunu
eleştirel bir dille ifade etmektedir [1].
Bununla birlikte, maddenin aradığı "yetkili kılınan mahkemenin gösterilmesi"
kuralı uygulamada aşırı şekilci yorumlara maruz kalmaktadır. Budak/Karaaslan,
Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, sadece "İstanbul Mahkemeleri"
denilmesinin İstanbul Çağlayan, Anadolu veya Bakırköy adliyelerinden hangisini
kastettiği yönünde yaratılan suni tartışmaların ve bu sebeple yetki
sözleşmesinin iptal edilmesinin sözleşme serbestisine ve irade özerkliğine ağır
bir darbe vurduğunu; tarafların iradesi eğer o ildeki yargı çevresi yönünde
toplanmışsa, mahkemelerin bu iradeyi ayakta tutacak (favor negotii) daha esnek
ve teleolojik (amaçsal) yorumlar geliştirmesi gerektiğini vurgulamaktadır [1].
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 18. maddesi, medeni usul hukukunda irade özerkliğinin bir yansıması olan yetki sözleşmesinin geçerlilik kazanabilmesi için taşıması gereken "objektif" ve "şekli" şartları düzenleyen kurucu bir normdur. Bir önceki madde olan HMK m. 17, yetki sözleşmesi yapabilmenin sübjektif sınırlarını (tacir veya kamu tüzel kişisi olma şartını) çizerken; HMK m. 18, bu sözleşmenin konusunun ve yapılış biçiminin sınırlarını belirlemektedir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile yetki sözleşmesi müessesesini belirsizliklerden arındırmayı, tarafların öngöremeyecekleri uyuşmazlıklar için ucu açık yetki devirleri (battaniye şartlar) yapmalarını engellemeyi ve zayıf olan tarafı şekil şartlarıyla korumayı hedeflediğini savunmaktadır [1]. Madde, kamu düzenine ilişkin uyuşmazlıklarda usuli irade serbestisinin işlemeyeceğini kesin bir dille hüküm altına almıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 18, usul sözleşmelerinin dogmatiğinde, yetki sözleşmesi yapma ehliyetini düzenleyen HMK m. 17 ile organik ve sarsılmaz bir bütünlük oluşturur. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 17 ve m. 18'in usul hukukunda "geçerli bir usul sözleşmesi" kurabilmek için birbirini tamamlayan sacayağı niteliğinde olduğunu; birinin eksikliğinin diğerini de yok hükmünde (veya kesin hükümsüz) kılacağını belirtmektedir [1]. Ayrıca bu madde, maddi hukuk bağlamında Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) sözleşmelerin şekline ve kesin hükümsüzlüğüne (TBK m. 27) ilişkin genel kurallarının usul hukukuna yansımış özel bir tezahürüdür. Kesin yetki hallerine yaptığı atıf dolayısıyla da HMK m. 11 ve m. 12 ile sınırlandırıcı bir illiyet bağı içindedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Her ikisi de tacir statüsünde olan (A) A.Ş. ile (B) Ltd. Şti., aralarında imzaladıkları "Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi"nin sonuna, "Bu sözleşmeden doğacak ihtilaflarda İzmir Mahkemeleri yetkilidir" şeklinde yazılı bir şart koymuşlardır. Sözleşmede şekil şartı ve belirli bir ilişki bulunmasına rağmen; taşınmazın aynı mülkiyete (tescile) ilişkin davalarda HMK m. 12 uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi "kesin yetkili" olduğundan, HMK m. 18/1 amir hükmü gereğince bu yetki sözleşmesi baştan itibaren geçersizdir.
(kurmaca senaryo) İki ticari şirket yetkilisi, aralarındaki uzun vadeli ticari ilişkiyi yürütürken bir "Çerçeve Anlaşması" imzalamış ve bu metne "Taraflar arasında geçmişte doğmuş ve gelecekte doğacak olan her türlü ticari, hukuki ve cezai ihtilafta Ankara Mahkemeleri yetkilidir" şeklinde bir ibare eklemişlerdir. HMK m. 18/2'nin aradığı "hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması" şartı bu genel ve sınırsız ifadeyle ihlal edildiği için (battaniye şart), yetki sözleşmesi geçerli şekilde kurulamamış sayılır.
(kurmaca senaryo) Bir tedarik sözleşmesinde yetki şartı bölümüne sadece "İhtilaf vukuunda satıcının merkezinin bulunduğu yer mahkemeleri yetkilidir" yazılmıştır. Sözleşmenin giriş kısmında satıcının merkezinin "Bursa" olduğu açıkça yazmaktadır. HMK m. 18/2 bağlamında yetkili mahkeme bizzat ismen yazılmamış olsa da, sözleşmenin içeriğinden "belirlenebilir" durumda (Bursa olduğu) anlaşıldığı için bu yetki şartı geçerli kabul edilir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık ve danışmanlık pratiğinde, sözleşme taslakları (draft) hazırlanırken HMK m. 18'in aradığı objektif kriterlerin göz ardı edilmesi, yıllar sonra çıkacak uyuşmazlıklarda müvekkillerin uzak şehirlerde dava takip etmesine neden olmaktadır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların özellikle "genel işlem şartı" mahiyetinde hazırlanan matbu ticari sözleşmelere kopyala-yapıştır yoluyla eklenen "tüm ihtilaflarda X mahkemeleri yetkilidir" şeklindeki ucu açık yetki şartlarının hâkimlerce doğrudan geçersiz sayılacağını; bu nedenle yetki şartı yazılırken mutlak surette "işbu sözleşmeden", "bu protokolden" veya "ekli sipariş formundan" gibi daraltıcı ve spesifik bağlaçların kullanılmasının mesleki bir zorunluluk olduğunu usuli bir kural olarak hatırlatmaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 18'in getirdiği sıkı şekil ve içerik şartları, usul ekonomisini ve hukuki belirliliği sağlamak adına başarılı bir tasarımdır. Ancak "yazılı şekil" şartı, dijitalleşen ve elektronik postalarla ilerleyen günümüz küresel ticari hayatında fazlasıyla arkaik kalmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, e-ticaretin ve elektronik ortamda kurulan ticari ilişkilerin bu denli yaygınlaştığı bir çağda, tarafların e-mail yazışmalarıyla veya dijital onaylarla mutabık kaldıkları yetki anlaşmalarının, HMK m. 18'deki klasik "yazılılık" bariyerine takılarak geçersiz sayılma riski taşımasının, usul hukukunun maddi hayatın gerisinde kaldığının bir göstergesi olduğunu eleştirel bir dille ifade etmektedir [1].
Bununla birlikte, maddenin aradığı "yetkili kılınan mahkemenin gösterilmesi" kuralı uygulamada aşırı şekilci yorumlara maruz kalmaktadır. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, sadece "İstanbul Mahkemeleri" denilmesinin İstanbul Çağlayan, Anadolu veya Bakırköy adliyelerinden hangisini kastettiği yönünde yaratılan suni tartışmaların ve bu sebeple yetki sözleşmesinin iptal edilmesinin sözleşme serbestisine ve irade özerkliğine ağır bir darbe vurduğunu; tarafların iradesi eğer o ildeki yargı çevresi yönünde toplanmışsa, mahkemelerin bu iradeyi ayakta tutacak (favor negotii) daha esnek ve teleolojik (amaçsal) yorumlar geliştirmesi gerektiğini vurgulamaktadır [1].
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)