1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 175. maddesi, isticvap kurumunun icrası sırasında
ortaya çıkabilecek ancak Kanun'un isticvaba ilişkin özel hükümlerinde (m.
169-174) açıkça düzenlenmemiş olan usuli meselelerin nasıl çözüleceğini
gösteren bir atıf normudur. İsticvap, tıpkı tanık dinlenmesi gibi mahkeme
huzurunda gerçekleşen sözlü bir beyan alma işlemidir. Kanun koyucu, her iki
kurumun da maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla başvurulan ve hâkimin doğrudan temas
ettiği sözlü usul işlemleri olması sebebiyle, usul ekonomisi gereği tanıklığa
ilişkin bazı kuralları isticvaba da entegre etmiştir. Kuru, Medeni Usul
Hukuku eserinde [1], her iki delil veya beyan alma yönteminin şekli icra
usullerinin birbirine çok benzediğini, bu nedenle kanun koyucunun usul
kurallarını tekrarlamak yerine atıf tekniğini benimseyerek yasa metninde
isabetli bir sistematiğe gittiğini görüşünü savunmaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde yer alan ve yorumlanması gereken en önemli kavramlar şunlardır:
- Kıyasen Uygulanma: Bir hukuk kuralının, kanunda açıkça düzenlenmemiş
ancak hukuki niteliği itibarıyla çok benzeyen başka bir duruma tatbik
edilmesidir.
- Niteliğine Aykırı Düşmediği Sürece: Bu ibare, atıf yapılan tanıklık
hükümlerinin isticvaba körü körüne uygulanamayacağının sigortasıdır. Zira
tanık, uyuşmazlığın dışında yer alan objektif bir üçüncü kişi iken; isticvap
olunan kimse davanın bizzat tarafıdır (sübjektiftir). Pekcanıtez/Atalay/Özekes,
Medeni Usul Hukuku çalışmasında [1], taraf ile tanığın usuli konumlarının
taban tabana zıddı olduğunu, bu yüzden tanığa uygulanan yemin, zorla getirme
veya yalan tanıklık suçundan işlem yapılması gibi ağır yaptırımların
"niteliğine aykırı düşeceği" için isticvapta taraf hakkında uygulanamayacağını
belirtmektedir.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 175 hükmü, doğrudan Kanun'un Dördüncü Kısmında yer alan "Tanık" delili
bölümündeki spesifik maddelerle (m. 249, 250, 259 ilâ 263) sistematik bir bağ
kurar. Atıf yapılan bu hükümler; tanığa soru sorulması ve doğrudan soru
yöneltilmesi (m. 259), tanıkların veya tarafların yüzleştirilmesi (m. 260),
tanığın sözünün kesilmemesi (m. 261), Türkçe bilmeyenler için tercüman atanması
veya sağır ve dilsizlerin işaret diliyle dinlenmesi (m. 262) gibi duruşma
düzeni ve beyan alma şekillerini içerir. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri
Kanunu Şerhi eserinde [1], bu atıf normunun isticvabın usuli eksikliklerini
tamamladığını, özellikle tercüman kullanılması veya doğrudan soru yöneltilmesi
gibi hak arama hürriyeti ve hukuki dinlenilme hakkı bakımından hayati öneme
sahip mekanizmaların taraf beyanı alınırken de güvence altına alındığını
değerlendirmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
- (kurmaca senaryo) 1: Yabancı uyruklu ve Türkçe bilmeyen davacı A,
Türkiye'de açtığı bir alacak davasında mahkemece isticvap edilmektedir. HMK'nın
isticvap bölümünde tercümanla ilgili özel bir hüküm olmamasına rağmen, mahkeme
HMK m. 175 yollamasıyla tanıklara ilişkin HMK m. 262 hükmünü kıyasen
uygulayarak A'nın beyanlarını yeminli tercüman aracılığıyla almış ve tutanağa
geçirmiştir.
- (kurmaca senaryo) 2: Bir tapu iptal davasında isticvap edilen davalı B
konuşma engellidir (dilsizdir). Mahkeme, HMK m. 175 atfıyla m. 262'yi
işleterek, işaret dilinden anlayan bir bilirkişiyi/çevirmeni duruşmaya çağırmış
ve isticvap sorularını bu yöntemle sorarak B'nin cevaplarını zapta geçirmiştir.
- (kurmaca senaryo) 3: İsticvap edilen davalı C'ye hâkim tarafından
sorular sorulduktan sonra, davacı vekili çapraz sorgu mantığıyla bizzat
müdahale etmek istemiş ve C'ye doğrudan soru yöneltmiştir. C'nin vekili bu
duruma "isticvabı sadece hâkim yapar" diyerek itiraz etse de hâkim, HMK m. 175
yollamasıyla HMK m. 259 (tanıklara doğrudan soru sorulması) hükmünün isticvabın
niteliğine aykırı olmadığını belirterek davacı vekilinin soru sormasına izin
vermiştir.
6. Pratik Uygulama Notları
Taraf vekilliği yapan bir avukatın (örneğin benim gibi usul hukuku ile yoğun
ilgilenen bir uygulayıcının) HMK m. 175'i kullanarak duruşmada aktif bir
strateji izlemesi mümkündür. Özellikle müvekkilinizin aleyhine olan bir
isticvapta veya karşı tarafın isticvabında, atıf yapılan HMK m. 259 ve m. 260
çerçevesinde doğrudan soru yöneltme hakkınızı sonuna kadar kullanmalısınız.
Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1], avukatların
karşı tarafın isticvabı sırasında sadece izleyici kalmamaları gerektiğini, atıf
yollamasıyla elde edilen soru sorma ve yüzleştirme haklarının kullanılarak
çelişkili beyanların ortaya çıkarılmasının davanın seyrini değiştirebilecek
yegâne silah olduğunu belirtmektedir. Ancak her tanıklık hükmünün uygulanmasını
(örneğin yemin teklif edilmesini) istemek, usul hukukunun doğasına aykırı
olacağından reddedilecektir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun bir kurumu düzenlerken başka bir kuruma toptan atıf yapması
("torba yollama" tekniği), mevzuat metnini kısaltsa da uygulamada ciddi
tereddütlere yol açmaktadır. Özellikle maddedeki "niteliğine aykırı düşmediği
sürece" ibaresi, oldukça soyut, yoruma açık ve sınırları belirsiz bir ölçüttür.
Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında [1], kanun koyucunun
tembellik yaparak hangi kuralların isticvaba uygulanacağını tek tek saymak
yerine ucu açık bir atıf maddesi ihdas etmesinin, yargılamada hukuki belirlilik
ilkesini zedelediğini; hâkimin takdir yetkisinin usul kurallarının katılığı ile
çelişebileceğini isabetli bir şekilde eleştirmektedir. Taraf ve tanık gibi usul
hukukunda taban tabana zıt statüde olan iki süjenin rejimlerinin bu denli iç
içe geçirilmesi, kuramsal açıdan sorunlu bir yasama işlemidir.
Conversation: 52013d40-10e0-4776-b297-275dcd05956c (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 175. maddesi, isticvap kurumunun icrası sırasında ortaya çıkabilecek ancak Kanun'un isticvaba ilişkin özel hükümlerinde (m. 169-174) açıkça düzenlenmemiş olan usuli meselelerin nasıl çözüleceğini gösteren bir atıf normudur. İsticvap, tıpkı tanık dinlenmesi gibi mahkeme huzurunda gerçekleşen sözlü bir beyan alma işlemidir. Kanun koyucu, her iki kurumun da maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla başvurulan ve hâkimin doğrudan temas ettiği sözlü usul işlemleri olması sebebiyle, usul ekonomisi gereği tanıklığa ilişkin bazı kuralları isticvaba da entegre etmiştir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde [1], her iki delil veya beyan alma yönteminin şekli icra usullerinin birbirine çok benzediğini, bu nedenle kanun koyucunun usul kurallarını tekrarlamak yerine atıf tekniğini benimseyerek yasa metninde isabetli bir sistematiğe gittiğini görüşünü savunmaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde yer alan ve yorumlanması gereken en önemli kavramlar şunlardır:
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 175 hükmü, doğrudan Kanun'un Dördüncü Kısmında yer alan "Tanık" delili bölümündeki spesifik maddelerle (m. 249, 250, 259 ilâ 263) sistematik bir bağ kurar. Atıf yapılan bu hükümler; tanığa soru sorulması ve doğrudan soru yöneltilmesi (m. 259), tanıkların veya tarafların yüzleştirilmesi (m. 260), tanığın sözünün kesilmemesi (m. 261), Türkçe bilmeyenler için tercüman atanması veya sağır ve dilsizlerin işaret diliyle dinlenmesi (m. 262) gibi duruşma düzeni ve beyan alma şekillerini içerir. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1], bu atıf normunun isticvabın usuli eksikliklerini tamamladığını, özellikle tercüman kullanılması veya doğrudan soru yöneltilmesi gibi hak arama hürriyeti ve hukuki dinlenilme hakkı bakımından hayati öneme sahip mekanizmaların taraf beyanı alınırken de güvence altına alındığını değerlendirmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
6. Pratik Uygulama Notları
Taraf vekilliği yapan bir avukatın (örneğin benim gibi usul hukuku ile yoğun ilgilenen bir uygulayıcının) HMK m. 175'i kullanarak duruşmada aktif bir strateji izlemesi mümkündür. Özellikle müvekkilinizin aleyhine olan bir isticvapta veya karşı tarafın isticvabında, atıf yapılan HMK m. 259 ve m. 260 çerçevesinde doğrudan soru yöneltme hakkınızı sonuna kadar kullanmalısınız. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1], avukatların karşı tarafın isticvabı sırasında sadece izleyici kalmamaları gerektiğini, atıf yollamasıyla elde edilen soru sorma ve yüzleştirme haklarının kullanılarak çelişkili beyanların ortaya çıkarılmasının davanın seyrini değiştirebilecek yegâne silah olduğunu belirtmektedir. Ancak her tanıklık hükmünün uygulanmasını (örneğin yemin teklif edilmesini) istemek, usul hukukunun doğasına aykırı olacağından reddedilecektir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun bir kurumu düzenlerken başka bir kuruma toptan atıf yapması ("torba yollama" tekniği), mevzuat metnini kısaltsa da uygulamada ciddi tereddütlere yol açmaktadır. Özellikle maddedeki "niteliğine aykırı düşmediği sürece" ibaresi, oldukça soyut, yoruma açık ve sınırları belirsiz bir ölçüttür. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında [1], kanun koyucunun tembellik yaparak hangi kuralların isticvaba uygulanacağını tek tek saymak yerine ucu açık bir atıf maddesi ihdas etmesinin, yargılamada hukuki belirlilik ilkesini zedelediğini; hâkimin takdir yetkisinin usul kurallarının katılığı ile çelişebileceğini isabetli bir şekilde eleştirmektedir. Taraf ve tanık gibi usul hukukunda taban tabana zıt statüde olan iki süjenin rejimlerinin bu denli iç içe geçirilmesi, kuramsal açıdan sorunlu bir yasama işlemidir.
Conversation: 52013d40-10e0-4776-b297-275dcd05956c (turn 1)