1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 170. maddesi, medeni usul hukukunda tarafın kendi
aleyhine olan vakıaları ikrar etmesi veya kendi lehine olan vakıaları
aydınlatması amacıyla başvurulan isticvap kurumunun, tarafın gerçek kişi ve tam
ehliyetli olmadığı durumlarda kime yöneltileceğini düzenlemektedir. İsticvap,
kural olarak davanın taraflarına yöneltilen bir usul işlemidir. Ancak tarafın
bir tüzel kişi olması yahut dava ehliyeti bulunmayan (ergin olmayan veya
kısıtlı) bir gerçek kişi olması hâlinde, isticvap olunacak irade sahibinin
belirlenmesi zorunluluğu doğar. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde isticvabın
bizzat tarafın kendisine yapılması gereken bir işlem olduğunu, bu nedenle
tarafın bizzat hareket edemediği hâllerde bu eksikliğin kanuni temsil veya
organlar vasıtasıyla giderilmesi gerektiğini belirtmektedir [1, 2]. Kanun
koyucu, bu maddede sırasıyla tüzel kişilerin, dava ehliyeti olmayanların ve
istisnai olarak dava ehliyeti olmayanlara bizzat dava hakkı tanınan durumların
isticvap rejimini sistematik bir biçimde kurala bağlamıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde yer alan temel kavramlar şunlardır:
- Tüzel Kişiler ve Temsil Yetkisi: Tüzel kişiler fiziki bir varlığa sahip
olmadıklarından, hukuki işlemleri yetkili organları aracılığıyla
gerçekleştirirler. Maddenin birinci fıkrasına göre isticvap olunacak kişi,
tüzel kişi adına "temsil yetkisine sahip" kimsedir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes,
Medeni Usul Hukuku çalışmasında, tüzel kişiyi temsile yetkili organın
(örneğin anonim şirketlerde yönetim kurulu) veya bu organın yetkilendirdiği
kişilerin isticvap davetiyesine muhatap olacağını ifade etmektedir [1, 2].
- Kanuni Mümessil: İkinci fıkrada geçen bu kavram, velayet altındaki
küçükler için veliyi, vesayet altındaki kısıtlılar veya küçükler için ise
vasiyi ifade eder. Ergin olmayan veya kısıtlı adına yapılmış bir işleme ilişkin
uyuşmazlıklarda, vakıayı bizzat gerçekleştiren kanuni mümessil isticvap edilir.
- Bizzat Dava Hakkı Tanınan Hâller: Üçüncü fıkrada düzenlenen bu istisna,
"kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar" kapsamında değerlendirilir. Kişiye sıkı
sıkıya bağlı hakların kullanımında kanuni temsilci değil, ayırt etme gücüne
sahip olmak kaydıyla kısıtlı veya ergin olmayan kişi bizzat karar verir.
3. Sistematik İlişkiler
Bu madde, HMK'nın "Dava Ehliyeti" (m. 51) ve "Kanuni Temsil" (m. 52)
hükümleriyle doğrudan bağlantılıdır. Zira dava ehliyeti olmayanların davada
kanuni temsilcileri vasıtasıyla temsil edilmesi genel kuralının, isticvap
kurumundaki izdüşümüdür. Aynı zamanda Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) tüzel
kişilerin organları vasıtasıyla hak ehliyetini kullanmasına ilişkin
hükümleriyle (TMK m. 47 vd.) ve vesayet/velayet hükümleriyle tamamlayıcı bir
ilişki içindedir. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde,
isticvap edilecek kişinin belirlenmesinde TMK'daki ehliyet kurallarının ve
tüzel kişilerin temsiline ilişkin maddi hukuk kurallarının usul hukukuna
doğrudan etki ettiğini vurgulamaktadır [1, 2].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
- (kurmaca senaryo) 1: X Anonim Şirketi aleyhine açılan bir alacak
davasında davacı, şirket yetkililerinin sözleşmenin ifa edilmediğini zımnen
kabul ettiklerini iddia ederek isticvap talebinde bulunmuştur. Mahkeme,
isticvap davetiyesini şirketin ticaret sicilinde tüzel kişiliği temsile yetkili
görünen yönetim kurulu başkanına göndermiştir.
- (kurmaca senaryo) 2: Veli Y, ergin olmayan çocuğu Z adına bir taşınmaz
kiralama sözleşmesi yapmıştır. Kiraya veren tarafından açılan tahliye ve alacak
davasında, kira sözleşmesinin şartları ve ödemeler konusunda bilgi alınması ve
ikrar elde edilmesi amacıyla, işlemi bizzat yapan kanuni mümessil (veli Y)
isticvap olunacaktır.
- (kurmaca senaryo) 3: Kısıtlı A, kendisine vasi atanmış olmasına rağmen
ayırt etme gücüne sahiptir ve eşine karşı boşanma davası açmıştır. Boşanma
davasında evlilik birliğinin temelinden sarsılması vakıalarına ilişkin bir
isticvap durumu doğduğunda, boşanma davası kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak
olduğundan (madde 170/3 uyarınca) vasi değil, bizzat kısıtlı A isticvap
edilecektir.
6. Pratik Uygulama Notları
Bir avukat olarak uygulamada dikkat edilmesi gereken en kritik husus, tüzel
kişilerin temsilcilerinin zaman içinde değişebilmesidir. Dava açıldığı
tarihteki veya isticvap kararı verildiği tarihteki temsilci, uyuşmazlık konusu
işlemin yapıldığı tarihte görevde olmayabilir. İsticvap davetiyesi mutlaka
"hâlihazırda" temsile yetkili olan kişiye gönderilmelidir. Ancak yetkili
kişinin vakıayı bilmemesi durumunda isticvabın (ikrar elde etme) amacına
ulaşması zorlaşır. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde,
isticvaba çağrılacak temsilcinin ticaret sicili kayıtlarından güncel olarak
tespit edilmesinin usul ekonomisi ve yargılamanın sıhhati açısından mahkemenin
ve taraf vekillerinin dikkat etmesi gereken temel bir husus olduğunu
belirtmektedir [1, 2].
7. Eleştirel Değerlendirme
Maddenin birinci fıkrasında tüzel kişiler adına "temsil yetkisine sahip
kimselerin" isticvap edileceği kuralı hukuki güvenlik ve usul mantığı açısından
doğru olsa da, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından bazen eksik
kalabilmektedir. İşlemi bizzat yapan eski yöneticinin değil de konu hakkında
hiçbir fikri olmayan yeni yöneticinin isticvaba çağrılması, kurumun "ikrar"
elde etme işlevini fiilen işlevsiz kılabilmektedir. Sungurtekin Özkan, Hukuk
Yargılaması çalışmasında, tüzel kişilerin temsilcilerinin sık değiştiği
durumlarda isticvap kurumundan beklenen faydanın elde edilememesi riskine
dikkat çekerek, bu noktada eski temsilcilerin en azından "tanık" sıfatıyla
dinlenmesinin maddi gerçeğe ulaşmada daha işlevsel olacağını
değerlendirmektedir [1, 2]. Kanun koyucunun tüzel kişilerde "işlemi bizzat
yapan eski temsilcinin" durumuyla ilgili bir usuli mekanizma öngörmemiş olması,
maddenin uygulamadaki en büyük eksikliğidir.
Conversation: 52013d40-10e0-4776-b297-275dcd05956c (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 170. maddesi, medeni usul hukukunda tarafın kendi aleyhine olan vakıaları ikrar etmesi veya kendi lehine olan vakıaları aydınlatması amacıyla başvurulan isticvap kurumunun, tarafın gerçek kişi ve tam ehliyetli olmadığı durumlarda kime yöneltileceğini düzenlemektedir. İsticvap, kural olarak davanın taraflarına yöneltilen bir usul işlemidir. Ancak tarafın bir tüzel kişi olması yahut dava ehliyeti bulunmayan (ergin olmayan veya kısıtlı) bir gerçek kişi olması hâlinde, isticvap olunacak irade sahibinin belirlenmesi zorunluluğu doğar. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde isticvabın bizzat tarafın kendisine yapılması gereken bir işlem olduğunu, bu nedenle tarafın bizzat hareket edemediği hâllerde bu eksikliğin kanuni temsil veya organlar vasıtasıyla giderilmesi gerektiğini belirtmektedir [1, 2]. Kanun koyucu, bu maddede sırasıyla tüzel kişilerin, dava ehliyeti olmayanların ve istisnai olarak dava ehliyeti olmayanlara bizzat dava hakkı tanınan durumların isticvap rejimini sistematik bir biçimde kurala bağlamıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde yer alan temel kavramlar şunlardır:
3. Sistematik İlişkiler
Bu madde, HMK'nın "Dava Ehliyeti" (m. 51) ve "Kanuni Temsil" (m. 52) hükümleriyle doğrudan bağlantılıdır. Zira dava ehliyeti olmayanların davada kanuni temsilcileri vasıtasıyla temsil edilmesi genel kuralının, isticvap kurumundaki izdüşümüdür. Aynı zamanda Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) tüzel kişilerin organları vasıtasıyla hak ehliyetini kullanmasına ilişkin hükümleriyle (TMK m. 47 vd.) ve vesayet/velayet hükümleriyle tamamlayıcı bir ilişki içindedir. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, isticvap edilecek kişinin belirlenmesinde TMK'daki ehliyet kurallarının ve tüzel kişilerin temsiline ilişkin maddi hukuk kurallarının usul hukukuna doğrudan etki ettiğini vurgulamaktadır [1, 2].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
6. Pratik Uygulama Notları
Bir avukat olarak uygulamada dikkat edilmesi gereken en kritik husus, tüzel kişilerin temsilcilerinin zaman içinde değişebilmesidir. Dava açıldığı tarihteki veya isticvap kararı verildiği tarihteki temsilci, uyuşmazlık konusu işlemin yapıldığı tarihte görevde olmayabilir. İsticvap davetiyesi mutlaka "hâlihazırda" temsile yetkili olan kişiye gönderilmelidir. Ancak yetkili kişinin vakıayı bilmemesi durumunda isticvabın (ikrar elde etme) amacına ulaşması zorlaşır. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, isticvaba çağrılacak temsilcinin ticaret sicili kayıtlarından güncel olarak tespit edilmesinin usul ekonomisi ve yargılamanın sıhhati açısından mahkemenin ve taraf vekillerinin dikkat etmesi gereken temel bir husus olduğunu belirtmektedir [1, 2].
7. Eleştirel Değerlendirme
Maddenin birinci fıkrasında tüzel kişiler adına "temsil yetkisine sahip kimselerin" isticvap edileceği kuralı hukuki güvenlik ve usul mantığı açısından doğru olsa da, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından bazen eksik kalabilmektedir. İşlemi bizzat yapan eski yöneticinin değil de konu hakkında hiçbir fikri olmayan yeni yöneticinin isticvaba çağrılması, kurumun "ikrar" elde etme işlevini fiilen işlevsiz kılabilmektedir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, tüzel kişilerin temsilcilerinin sık değiştiği durumlarda isticvap kurumundan beklenen faydanın elde edilememesi riskine dikkat çekerek, bu noktada eski temsilcilerin en azından "tanık" sıfatıyla dinlenmesinin maddi gerçeğe ulaşmada daha işlevsel olacağını değerlendirmektedir [1, 2]. Kanun koyucunun tüzel kişilerde "işlemi bizzat yapan eski temsilcinin" durumuyla ilgili bir usuli mekanizma öngörmemiş olması, maddenin uygulamadaki en büyük eksikliğidir.
Conversation: 52013d40-10e0-4776-b297-275dcd05956c (turn 1)