RESMİ METİN

Yetki sözleşmesi


MADDE 17- (1) Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 17. maddesi, usul hukukunda irade özerkliğinin (sözleşme serbestisinin) coğrafi yetki kurallarına yansıması olan "yetki sözleşmesi" müessesesini düzenleyen kurucu normdur. Mülga 1086 sayılı HUMK döneminde kural olarak fiil ehliyetine sahip herkes yetki sözleşmesi yapabilirken, 6100 sayılı HMK ile bu alanda radikal bir sistem değişikliğine gidilmiş ve yetki sözleşmesi yapma hakkı sadece "tacirler" ve "kamu tüzel kişileri" inhisarına bırakılmıştır. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu kısıtlamayı getirmekteki temel amacının, bankalar, sigorta şirketleri veya büyük holdingler karşısında ekonomik olarak zayıf konumda olan tüketicileri, işçileri veya sıradan vatandaşları, matbu (standart) genel işlem şartlarıyla dayatılan yetki şartlarından korumak olduğunu savunmaktadır [1]. Ayrıca madde, eski sistemdeki kuralı tersine çevirerek, aksine bir düzenleme yoksa seçilen mahkemenin "münhasır (tek/kesinleşmiş)" yetkili mahkeme olacağı kuralını getirmiştir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Tacirler: Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerine göre bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten gerçek kişiler (gerçek kişi tacir) ile anonim, limited şirketler gibi ticaret şirketlerini (tüzel kişi tacir) ifade eder. Her iki tarafın da tacir sıfatını taşıması geçerlilik şartıdır.
  • Kamu Tüzel Kişileri: Devlet tüzel kişiliği (bakanlıklar vb.) ile kanunla kurulan ve kamu gücü kullanan diğer tüzel kişiliklerdir (belediyeler, üniversiteler, SGK vb.).
  • Doğmuş veya Doğabilecek Uyuşmazlık: Sözleşmenin geçerli olabilmesi için uyuşmazlığın halihazırda çıkmış olması şart değildir; ancak gelecekte çıkacak uyuşmazlığın temelini oluşturan hukuki ilişkinin (örneğin bayilik sözleşmesi) belirli veya belirlenebilir olması zorunludur.
  • Taraflarca Aksi Kararlaştırılmadıkça Sadece O Mahkemede Açılır (Münhasırlık): HMK m. 17'nin getirdiği en önemli yeniliktir. Yetki sözleşmesinde "İstanbul mahkemeleri yetkilidir" denilmişse, davalının kendi yerleşim yerindeki (HMK m. 6) genel yetki kuralı ortadan kalkar ve dava sadece İstanbul'da açılabilir.

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 17, yetki sözleşmesinin sübjektif (kişi) şartlarını düzenlerken, doğrudan doğruya objektif ve şekli şartları düzenleyen bir sonraki norm olan HMK m. 18 ile kopmaz bir dogmatik bütünlük içindedir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 17'nin sübjektif sınırları (tacir ve kamu tüzel kişisi) çizdiğini, m. 18'in ise yazılı şekil ve belirli uyuşmazlık gibi objektif sınırları belirlediğini, bu iki maddenin ayrılmaz bir usul birliği yarattığını belirtmektedir [1]. Ayrıca bu madde, tacir sıfatının tespiti yönünden doğrudan Türk Ticaret Kanunu'na ve tüketici sözleşmelerindeki mutlak geçersizlik yönünden Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'a atıf (illiyet) barındırır. Taşınmazın aynına ilişkin davalar gibi "kesin yetki" hallerinde (HMK m. 12) HMK m. 17 işletilemez.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Merkezi Ankara'da bulunan bir inşaat şirketi (A.Ş.) ile merkezi İzmir'de bulunan bir çimento tedarikçisi (Ltd. Şti.), aralarında imzaladıkları mal alım sözleşmesine "Bu sözleşmeden doğacak ihtilaflarda İstanbul Çağlayan Mahkemeleri yetkilidir" maddesini eklemişlerdir. Her iki taraf da "tacir" olduğundan HMK m. 17 uyarınca bu yetki sözleşmesi geçerlidir. İleride bir alacak davası doğduğunda, maddedeki "münhasırlık" kuralı gereğince dava davalının merkezinde (Ankara veya İzmir) değil, sadece sözleşmede belirlenen İstanbul mahkemelerinde açılmak zorundadır.

(kurmaca senaryo) İstanbul'da faaliyet gösteren bir banka (tacir), Kocaeli'de yaşayan memur (B) ile ihtiyaç kredisi sözleşmesi imzalamıştır. Sözleşmenin matbu hükümlerinde "Uyuşmazlık halinde İstanbul Merkez Mahkemeleri yetkilidir" ibaresi yer almaktadır. Kredi takside ödenmeyince banka, davayı İstanbul'da açmıştır. Memur (B) tacir veya kamu tüzel kişisi olmadığından, HMK m. 17 amir hükmü gereğince bu yetki şartı geçersizdir (yok hükmündedir) ve dava ancak genel yetkili Kocaeli mahkemelerinde açılabilir.

(kurmaca senaryo) İki anonim şirket (X ve Y) imzaladıkları ticari sözleşmeye, "Uyuşmazlık halinde genel mahkemelerin yanı sıra Bursa Mahkemeleri de yetkilidir" şeklinde bir ibare düşmüştür. HMK m. 17/1'in ikinci cümlesindeki "taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça" esnekliği kullanılarak münhasırlık ortadan kaldırılmış; böylece davacıya hem genel yetkili mahkemelerde hem de Bursa mahkemelerinde dava açabilme (seçimlik) hakkı tanınmıştır.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık ve danışmanlık pratiğinde, sözleşme hazırlanırken karşı tarafın hukuki statüsünün tespiti hayati önem taşır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların özellikle "esnaf" statüsündeki kişilerle veya serbest meslek erbabıyla (doktor, avukat vb.) yapılan sözleşmelere konulan yetki şartlarına güvenerek kendi şehirlerinde dava açmamaları gerektiğini; bu kişilerin yasal olarak "tacir" sayılmaması sebebiyle yetki sözleşmesinin geçersiz olacağını ve davanın ilk celsede yetkisizlik sebebiyle reddedilerek vekâlet ücreti kaybına yol açacağını stratejik bir usul kuralı olarak hatırlatmaktadır [1].

7. Eleştirel Değerlendirme

HMK m. 17, zayıf tarafı koruma saikiyle ihdas edilmiş olsa da, yetki sözleşmesi yapabilme ehliyetini salt "tacir" statüsüne indirgemesi doktrinde ciddi şekilde eleştirilmektedir. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, tamamen ticari faaliyete benzeyen işler yapan büyük esnafların, çiftçilerin veya bağımsız çalışan serbest meslek erbabının (mimarlar, doktorlar) sırf hukuken tacir sayılmadıkları için, kendi aralarında yaptıkları B2B (işletmeden işletmeye) sözleşmelerde dahi yetki sözleşmesi yapamamalarının; bu profesyonel kişileri hukuken "çocuk veya korunmaya muhtaç tüketici" yerine koymak anlamına geldiğini ve sözleşme özgürlüğünü gereksiz yere tırpanladığını eleştirel bir dille ifade etmektedir [1].

Öte yandan, maddenin getirdiği "münhasır yetki" karinesinin de sözleşme pratiğinde sorunlar yarattığı bir gerçektir. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, mülga HUMK dönemindeki alışkanlıklarla (matbu sözleşme kopyalayarak) yetki şartı yazan birçok tacir ve avukatın, HMK m. 17'deki "dava sadece o mahkemede açılır" kuralını gözden kaçırdığını; sırf "İstanbul mahkemeleri yetkilidir" yazdıkları için, davalının kendi ayaklarına geldiği hallerde bile kendi şehirlerindeki mahkemelerin (genel yetkinin) yetkisini bilmeden ortadan kaldırdıklarını ve usuli bir tuzağa düştüklerini belirterek kanun koyucunun bu münhasırlık karinesini daha açık bir uyarı mekanizmasına bağlaması gerektiğini vurgulamaktadır [1].

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.