RESMİ METİN

Konusu


MADDE 169- (1) Mahkeme, kendiliğinden veya talep üzerine taraflardan her birinin isticvabına karar verebilir. (2) İsticvap, davanın temelini oluşturan vakıalar ve onunla ilişkisi bulunan hususlar hakkında olur.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 169. maddesi, medeni usul hukukunda maddi gerçeğin araştırılması ve ispat faaliyetinin kolaylaştırılması amacıyla öngörülen en güçlü vasıtalardan biri olan "isticvap" (tarafın sorguya çekilmesi) kurumunun temelini ve konusunu düzenlemektedir. İsticvap, davanın taraflarından birinin, kendi aleyhine olan (karşı tarafın ispat yükü altında olduğu) bir vakıa hakkında ikrar (kabul) elde etmek amacıyla bizzat mahkeme hâkimi tarafından resmi bir prosedürle sorgulanmasıdır. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde [1], kanun koyucunun bu madde ile davayı uzatan karmaşık delil toplama süreçlerini kestirmeden çözmeyi amaçladığını; tarafın isticvap yoluyla vereceği bir ikrarın, uyuşmazlığı o anda kesin olarak sonlandırabilecek usuli bir "kısa devre" işlevi gördüğünü savunmaktadır. Bu madde, yargılamayı kâğıt üzerindeki iddialardan çıkarıp, doğrudan uyuşmazlığın asıl süjeleriyle yüzleşildiği canlı bir diyalektiğe dönüştürür.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • İsticvap: Kelime anlamı olarak "cevap istemek, sorguya çekmek" demektir. Usul hukukunda ise tarafın, davanın esasına ilişkin konularda bizzat hâkim tarafından (yeminli veya yeminsiz olarak) çapraz sorguya benzer bir usulle dinlenilmesidir.
  • Kendiliğinden veya Talep Üzerine (Fıkra 1): İsticvap kurumunun harekete geçirilmesindeki inisiyatiftir. Davada ispat yükü üzerinde olan taraf, karşı tarafın isticvabını isteyebileceği gibi; hâkim de dosyada aydınlatılması gereken karanlık noktalar tespit ettiğinde hiçbir talep olmaksızın resen isticvap kararı verebilir.
  • Taraflardan Her Biri: İsticvap, münhasıran davanın asıl süjelerine (davacılara, davalılara veya fer'i müdahillere) yönelik bir işlemdir. Davada taraf sıfatı bulunmayan tanıklar, bilirkişiler veya en önemlisi taraf vekilleri (avukatlar) isticvap edilemez.
  • Davanın Temelini Oluşturan Vakıalar (Fıkra 2): İsticvabın sınırını çizen çok kritik bir çerçevedir. Taraf, ancak uyuşmazlığın doğumuna, değişimine veya sona ermesine sebep olan ana maddi olaylar (örneğin paranın elden teslim alınıp alınmadığı, sözleşmedeki imzanın kendisine ait olup olmadığı) hakkında sorgulanabilir. Hukuki nitelendirmeler veya davayla ilgisi olmayan özel hayat detayları isticvap konusu yapılamaz.

3. Sistematik İlişkiler

HMK m. 169, "Hâkimin Davayı Aydınlatma Ödevi" (HMK m. 31) ve kesin delil niteliğindeki "İkrar" (HMK m. 188) kurumlarıyla organik bir usul bütünlüğü içindedir. Aydınlatma ödevi kapsamında hâkim tarafa her türlü soruyu sorabilirken, isticvap çok daha katı şekil şartlarına (HMK m. 170 vd.) bağlanan ve doğrudan aleyhe beyan (ikrar) koparmayı hedefleyen spesifik bir usuldür. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında [1], isticvabın usul dogmatiği açısından bir "delil" olmadığını, bilakis karşı tarafın ispat yükünü ortadan kaldıran (ikrar yoluyla çekişmeyi bitiren) bir "ispatı kolaylaştırma aracı" olduğunu; bu bağlamda isticvap davetiyesine (HMK m. 171) icabet edilmemesinin ağır usuli sonuçlar doğurduğunu belirtmektedir.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı ticari bir alacak davasında davacı, davalıya malları elden teslim ettiğini iddia etmekte ancak faturası bulunmamaktadır. Davacı vekili, ispat zorluğu çektiği için HMK m. 169/1 uyarınca davalı asilin mahkeme huzuruna çağrılarak "Malları 15 Mayıs günü deponuzda bizzat teslim alıp almadığı" hususunda isticvap edilmesini talep eder. Hâkim talebi kabul eder ve davalı asile isticvap davetiyesi çıkarır. Davalı duruşmada bu vakıayı kabul ederse (ikrar), davacının iddiası ispatlanmış olur.

(kurmaca senaryo) Bir iş kazası nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davasında dosya oldukça karışıktır. İşçinin (davacının) kaza anında baret takıp takmadığına dair tanık beyanları birbiriyle çelişmektedir. Hâkim, bilirkişi raporu aldırmadan önce maddi gerçeği aydınlatmak amacıyla HMK m. 169/1 uyarınca "kendiliğinden" (resen) davacı işçinin duruşmaya gelerek olayın oluş şekli (davanın temelini oluşturan vakıalar) hakkında isticvap edilmesine karar verir.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık mesleği pratiğinde, HMK m. 169 son derece keskin bir kılıçtır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında [1], meslektaşların karşı tarafın isticvabını talep ederken çok dikkatli olmaları gerektiğini; zira isticvap edilen tarafın usta bir manevrayla iddiayı reddetmesi veya "evet parayı aldım ama borcuma karşılık aldım" şeklinde vasıflı bir ikrarda bulunması halinde, o vakıanın ispatının artık eskisinden çok daha zor hale geleceğini belirtmektedir. Ayrıca, isticvap davetiyesi müvekkile (asile) çıktığında, avukatın müvekkilini duruşmadan önce mutlaka ofisinde misafir edip, hâkimin sorabileceği sorular ve isticvabın hukuki sonuçları (ikrarın bağlayıcılığı) hakkında detaylıca hazırlaması, telafisi imkânsız bir malpraktis (mesleki hata) tuzağına düşülmemesi için stratejik bir mecburiyettir. Vekil, müvekkili adına isticvap sorularına cevap veremez.

7. Eleştirel Değerlendirme

HMK m. 169'da düzenlenen isticvap kurumu, Anglo-Sakson hukukundaki çapraz sorgu (cross-examination) sisteminin kıta Avrupası'ndaki zayıf bir izdüşümü olup, uygulamada düştüğü atalet sebebiyle doktrinde ağır eleştirilere maruz kalmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1], bu kadar güçlü bir maddi gerçeği bulma aracının, uygulamada hâkimler tarafından "resen" neredeyse hiç kullanılmamasını eleştirmektedir. İş yükü altındaki hâkimlerin, asil tarafı duruşmaya çağırıp bizzat sorgulamak yerine kolaya kaçarak dosyayı doğrudan bilirkişiye havale etmeleri, isticvap kurumunu usul kanunumuzda adeta ölü bir harfe (uygulanmayan bir kurala) dönüştürmüştür.

Buna ek olarak Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1], maddenin ikinci fıkrasındaki "davanın temelini oluşturan vakıalar" sınırlamasının belirsizliğini eleştirmektedir. Bir davada hangi vakıanın "temel", hangisinin "ikincil" (fer'i) olduğuna karar vermek her zaman kolay değildir. Yazar, taraf vekillerinin sırf karşı tarafı psikolojik olarak sıkıştırmak veya duruşmaya gelmeye zorlamak için davayla zayıf bağlantısı olan konularda da isticvap talep ettiklerini; hâkimlerin ise bu talepleri reddederken gerekçe göstermekte zorlandığını, dolayısıyla isticvap konusunun sınırlarının usul dogmatiği açısından çok daha somut ve dar (örneğin sadece iddia ve savunmanın dayandığı asli unsurlarla) çizilmesi gerektiğini eleştirel bir dille savunmaktadır.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.