1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 164. maddesi, yargılama sırasında ortaya
çıkan ve asıl uyuşmazlığın çözümünü engelleyen "ön sorunların" (hadiselerin)
mahkemece nasıl karara bağlanacağını düzenleyen usuli bir prosedür normudur.
HMK m. 163 uyarınca ileri sürülen bir ön sorunun yargılamayı usulsüz yere felce
uğratmaması için kanun koyucu, hâkime bu talebi bir ön filtrelemeye tabi tutma
yetkisi vermiştir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu
madde ile "usul ekonomisi" (HMK m. 30) ve "hukuki dinlenilme hakkı" (HMK m. 27)
arasında hassas bir denge kurduğunu; hâkimin, asılsız ve sırf davayı uzatmaya
yönelik ön sorun iddialarını daha baştan (karşı tarafa dahi sormadan) reddetme
yetkisiyle donatıldığını, ancak iddia ciddi ise mutlak surette karşı tarafın
savunmasının alınmasının emredildiğini savunmaktadır. Bu madde, yargılamanın
yan yollara sapmasını engelleyen ve diyalektik süreci disipline eden bir
yargısal yönetim kuralıdır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- İncelemeye Değer Bulma: Hâkimin sahip olduğu ilk ve en önemli takdir
yetkisidir (filtreleme). İleri sürülen ön sorunun davanın esasına gerçekten
etki edip etmeyeceği ve hukuki bir ciddiyet taşıyıp taşımadığı hâkim tarafından
ilk bakışta (prima facie) değerlendirilir.
- Cevabını Bildirmesi İçin Süre Verilmesi: Ön sorun incelemeye değer
bulunursa, silahların eşitliği ilkesi gereği karşı tarafa savunma yapabilmesi
ve delillerini sunabilmesi için makul ve kesin bir süre verilmesidir.
- Tefhim veya Tebliğ: Ön sorun duruşma esnasında ileri sürülmüş ve karşı
taraf da duruşmada hazır ise hâkimin bu süreyi yüzlerine karşı tutanakla
bildirmesi (tefhim); duruşma dışında dilekçeyle ileri sürülmüşse karşı tarafa
davetiye ile gönderilmesi (tebliğ) işlemidir.
- Gerekirse Tarafları Davet Edip Dinleme (Fıkra 2): Ön sorunun karmaşık
olduğu, salt dilekçeler üzerinden çözülemeyeceği hallerde hâkimin tarafları
(asıl davadan bağımsız olarak) sırf bu ön sorunu tartışmak üzere duruşmaya
çağırmasıdır.
- Ön Sorun Hakkındaki Karar (Fıkra 3): Hâkimin ön sorunu çözen ve asıl
davaya devam edilip edilmeyeceğini belirleyen usuli (ara) kararıdır.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 164, ön sorunun ileri sürülüş biçimini belirleyen HMK m. 163 ile organik
bir bütündür ve onun doğal sonucudur. Aynı zamanda, "Hukuki Dinlenilme Hakkı"nı
düzenleyen HMK m. 27'nin "açıklama ve ispat hakkı" unsurunun tam bir
yansımasıdır. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK
m. 164 uyarınca verilen ön sorun kararlarının kural olarak "ara karar"
niteliğinde olduğunu; bu kararların tek başına istinaf veya temyiz
edilemeyeceğini, ancak ve ancak asıl hükümle birlikte kanun yoluna
taşınabileceğini usul dogmatiği açısından belirtmektedir [1]. Zira ön sorunun
çözümü, asıl davanın nihai kararı değil, o karara giden yoldaki bir usul
engelinin aşılmasıdır.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Alacak davasında davalı, davacının sunduğu senetteki
imzanın sahte olduğunu HMK m. 163 kapsamında bir ön sorun olarak ileri sürer.
Hâkim, bu iddiayı davanın esası için kritik gördüğünden (HMK m. 164/1)
"incelemeye değer" bulur. Davacı tarafa, sahtelik iddiasına karşı beyanlarını
ve varsa karşı delillerini sunması için 2 haftalık kesin süre vererek tebligat
çıkarır. İki taraf arasındaki uyuşmazlığın salt evrak üzerinden
anlaşılamayacağını öngören hâkim, HMK m. 164/2 uyarınca tarafları dinlemek
üzere bir "ön sorun duruşması" açar, tarafların isticvabını yapar ve
nihayetinde imza incelemesi için dosyayı Adli Tıp Kurumuna göndererek ön sorun
hakkında bir ara karar tesis eder.
(kurmaca senaryo) Boşanma davasında davalı koca, yargılamayı uzatmak
kastıyla, davacı eşinin avukatının vekâletnamesindeki fotoğrafın çok eski
olduğunu ve avukatın kimliğinden şüphe ettiğini duruşma sırasında ön sorun
olarak ileri sürer. Hâkim, avukatın kimliğini baro levhasından ve UYAP
sisteminden derhâl teyit eder. Hâkim, bu ön sorunu "incelemeye değer
bulmadığına" karar vererek, karşı tarafa söz dahi vermeden (süre tanımadan)
talebi anında reddeder ve tahkikata kaldığı yerden devam eder.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, HMK m. 164 usul kuralları hem bir savunma aracı
hem de bir zaman yönetimi meselesidir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması
çalışmasında, meslektaşların karşı tarafın sırf yargılamayı geciktirmek için
ortaya attığı hukuki dayanaktan yoksun ön sorun iddialarına karşı, hâkimden
derhâl HMK m. 164/1'deki filtre yetkisini kullanmasını ve iddiayı "incelemeye
değer bulmayarak" reddetmesini talep etmelerinin stratejik bir mesleki özen
pratiği olduğunu hatırlatmaktadır [1]. Öte yandan, şayet hâkim ön sorunu
incelemeye değer bulup avukata cevap süresi (tefhim) vermişse, bu sürenin kesin
olduğu bilinciyle hareket edilmeli ve talep edilen deliller (örneğin
vekâletnamenin aslı, imza sirküleri vb.) mutlaka o süre zarfında dosyaya
sunulmalıdır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 164'ün birinci fıkrasında hâkime tanınan "incelemeye değer bulursa"
kriteri, barındırdığı sübjektiflik sebebiyle doktrinde usul güvenceleri
bağlamında eleştirilmektedir. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi
eserinde, bu takdir yetkisinin çok geniş ve muğlak olduğunu; davanın esasını
etkileyebilecek ciddi bir usul itirazının (ön sorunun) bazen iş yükü altındaki
hâkimler tarafından sırf yargılamayı hızlandırmak adına peşinen "incelemeye
değer bulunmayarak" reddedilmesinin, adil yargılanma hakkını ve savunma
dokunulmazlığını ağır biçimde zedelediğini eleştirmektedir [1]. Yazar,
incelemeye değer bulmama kararının mutlaka tatmin edici hukuki gerekçelere
dayandırılması gerektiğini savunmaktadır.
Buna ek olarak Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde,
ikinci fıkrada yer alan "gerekirse tarafları davet edip dinledikten sonra"
ibaresini hukuki dinlenilme hakkı yönünden eleştirmektedir [1]. Ön sorun,
taraflar arasında asıl uyuşmazlık kadar çetin bir çekişme yaratmışsa,
uyuşmazlığın çözümünde tarafların "sözlü olarak" dinlenmesi ve argümanlarını
mahkeme huzurunda çapraz olarak tartışabilmesi bir istisna (hâkimin takdirine
bağlı bir lütuf) olmamalıdır. Yazar, ihtilaflı ön sorunlarda tarafların
dinlenilmesinin "gerekirse" lafzıyla ihtiyari kılınmasının yerine, kural olarak
emredici bir duruşma şartına bağlanmasının maddi gerçeğin tesisi için usul
dogmatiği açısından daha doğru olacağını eleştirel bir dille ifade etmektedir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 164. maddesi, yargılama sırasında ortaya çıkan ve asıl uyuşmazlığın çözümünü engelleyen "ön sorunların" (hadiselerin) mahkemece nasıl karara bağlanacağını düzenleyen usuli bir prosedür normudur. HMK m. 163 uyarınca ileri sürülen bir ön sorunun yargılamayı usulsüz yere felce uğratmaması için kanun koyucu, hâkime bu talebi bir ön filtrelemeye tabi tutma yetkisi vermiştir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile "usul ekonomisi" (HMK m. 30) ve "hukuki dinlenilme hakkı" (HMK m. 27) arasında hassas bir denge kurduğunu; hâkimin, asılsız ve sırf davayı uzatmaya yönelik ön sorun iddialarını daha baştan (karşı tarafa dahi sormadan) reddetme yetkisiyle donatıldığını, ancak iddia ciddi ise mutlak surette karşı tarafın savunmasının alınmasının emredildiğini savunmaktadır. Bu madde, yargılamanın yan yollara sapmasını engelleyen ve diyalektik süreci disipline eden bir yargısal yönetim kuralıdır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 164, ön sorunun ileri sürülüş biçimini belirleyen HMK m. 163 ile organik bir bütündür ve onun doğal sonucudur. Aynı zamanda, "Hukuki Dinlenilme Hakkı"nı düzenleyen HMK m. 27'nin "açıklama ve ispat hakkı" unsurunun tam bir yansımasıdır. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 164 uyarınca verilen ön sorun kararlarının kural olarak "ara karar" niteliğinde olduğunu; bu kararların tek başına istinaf veya temyiz edilemeyeceğini, ancak ve ancak asıl hükümle birlikte kanun yoluna taşınabileceğini usul dogmatiği açısından belirtmektedir [1]. Zira ön sorunun çözümü, asıl davanın nihai kararı değil, o karara giden yoldaki bir usul engelinin aşılmasıdır.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Alacak davasında davalı, davacının sunduğu senetteki imzanın sahte olduğunu HMK m. 163 kapsamında bir ön sorun olarak ileri sürer. Hâkim, bu iddiayı davanın esası için kritik gördüğünden (HMK m. 164/1) "incelemeye değer" bulur. Davacı tarafa, sahtelik iddiasına karşı beyanlarını ve varsa karşı delillerini sunması için 2 haftalık kesin süre vererek tebligat çıkarır. İki taraf arasındaki uyuşmazlığın salt evrak üzerinden anlaşılamayacağını öngören hâkim, HMK m. 164/2 uyarınca tarafları dinlemek üzere bir "ön sorun duruşması" açar, tarafların isticvabını yapar ve nihayetinde imza incelemesi için dosyayı Adli Tıp Kurumuna göndererek ön sorun hakkında bir ara karar tesis eder.
(kurmaca senaryo) Boşanma davasında davalı koca, yargılamayı uzatmak kastıyla, davacı eşinin avukatının vekâletnamesindeki fotoğrafın çok eski olduğunu ve avukatın kimliğinden şüphe ettiğini duruşma sırasında ön sorun olarak ileri sürer. Hâkim, avukatın kimliğini baro levhasından ve UYAP sisteminden derhâl teyit eder. Hâkim, bu ön sorunu "incelemeye değer bulmadığına" karar vererek, karşı tarafa söz dahi vermeden (süre tanımadan) talebi anında reddeder ve tahkikata kaldığı yerden devam eder.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, HMK m. 164 usul kuralları hem bir savunma aracı hem de bir zaman yönetimi meselesidir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların karşı tarafın sırf yargılamayı geciktirmek için ortaya attığı hukuki dayanaktan yoksun ön sorun iddialarına karşı, hâkimden derhâl HMK m. 164/1'deki filtre yetkisini kullanmasını ve iddiayı "incelemeye değer bulmayarak" reddetmesini talep etmelerinin stratejik bir mesleki özen pratiği olduğunu hatırlatmaktadır [1]. Öte yandan, şayet hâkim ön sorunu incelemeye değer bulup avukata cevap süresi (tefhim) vermişse, bu sürenin kesin olduğu bilinciyle hareket edilmeli ve talep edilen deliller (örneğin vekâletnamenin aslı, imza sirküleri vb.) mutlaka o süre zarfında dosyaya sunulmalıdır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 164'ün birinci fıkrasında hâkime tanınan "incelemeye değer bulursa" kriteri, barındırdığı sübjektiflik sebebiyle doktrinde usul güvenceleri bağlamında eleştirilmektedir. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, bu takdir yetkisinin çok geniş ve muğlak olduğunu; davanın esasını etkileyebilecek ciddi bir usul itirazının (ön sorunun) bazen iş yükü altındaki hâkimler tarafından sırf yargılamayı hızlandırmak adına peşinen "incelemeye değer bulunmayarak" reddedilmesinin, adil yargılanma hakkını ve savunma dokunulmazlığını ağır biçimde zedelediğini eleştirmektedir [1]. Yazar, incelemeye değer bulmama kararının mutlaka tatmin edici hukuki gerekçelere dayandırılması gerektiğini savunmaktadır.
Buna ek olarak Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, ikinci fıkrada yer alan "gerekirse tarafları davet edip dinledikten sonra" ibaresini hukuki dinlenilme hakkı yönünden eleştirmektedir [1]. Ön sorun, taraflar arasında asıl uyuşmazlık kadar çetin bir çekişme yaratmışsa, uyuşmazlığın çözümünde tarafların "sözlü olarak" dinlenmesi ve argümanlarını mahkeme huzurunda çapraz olarak tartışabilmesi bir istisna (hâkimin takdirine bağlı bir lütuf) olmamalıdır. Yazar, ihtilaflı ön sorunlarda tarafların dinlenilmesinin "gerekirse" lafzıyla ihtiyari kılınmasının yerine, kural olarak emredici bir duruşma şartına bağlanmasının maddi gerçeğin tesisi için usul dogmatiği açısından daha doğru olacağını eleştirel bir dille ifade etmektedir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)