1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 163. maddesi, yargılamanın akışı içerisinde
asıl uyuşmazlığın çözümünden önce karara bağlanması zorunlu olan ve usul
hukukunda "hadise" olarak da bilinen "ön sorun" kurumunun usuli çerçevesini ve
ileri sürülme şeklini düzenlemektedir. Bir davanın görülmesi sırasında, davanın
esasına girilmesini veya yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesini
engelleyen, bu sebeple de asıl talepten bağımsız ve öncelikli olarak
çözümlenmesi gereken yan uyuşmazlıklar ortaya çıkabilir. Kuru, Medeni Usul
Hukuku eserinde [1], kanun koyucunun bu madde ile yargılamanın mantıksal
silsilesini güvence altına aldığını; asıl uyuşmazlığın çözümüne geçilmeden önce
o uyuşmazlığın temelini teşkil eden usuli veya maddi bir pürüzün (ön sorunun)
derhâl ileri sürülebilmesine imkân tanıyarak "usul ekonomisi" (HMK m. 30)
ilkesine işlerlik kazandırdığını savunmaktadır. Bu madde, yargılamanın
tıkanmasını önleyen usuli bir emniyet sübabıdır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Yargılama Sırasında: Ön sorunun, davanın açılmasından nihai kararın
verilmesine kadar geçen süreçte (dilekçeler, ön inceleme, tahkikat veya sözlü
yargılama aşamalarında) ortaya çıkabilmesini ifade eder.
- Davaya İlişkin Bir Ön Sorun (Hadise): Asıl davanın esası hakkında karar
verilebilmesi için mutlak surette ve öncelikle çözülmesi gereken yan meseledir.
Örneğin; taraf ehliyetinin kaybı, vekâletnamenin sahteliği, davanın ihbarı
talebi veya delillerin toplanmasına ilişkin spesifik bir usuli uyuşmazlık bu
kapsamdadır.
- Dilekçe Vermek Suretiyle Yahut Sözlü Olarak: Şekil serbestisini ifade
eder. İlgili taraf bu sorunu mahkeme kalemine sunacağı bir dilekçe ile ileri
sürebileceği gibi, duruşma esnasında doğrudan söz alarak da (tutanağa
geçirilmek kaydıyla) ortaya koyabilir.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 163, "Ön Sorunun İncelenmesi Usulü"nü düzenleyen HMK m. 164 ve
"Bekletici Sorun"u düzenleyen HMK m. 165 ile organik bir bütündür. Aynı zamanda
"İlk İtirazlar" (HMK m. 116) ile de karıştırılmaması gereken bir dogmatik
temele sahiptir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında
[1], "ön sorun" ile "bekletici sorun" arasındaki usul dogmatiği farkına dikkat
çekmektedir; ön sorunun kural olarak bizzat davanın görüldüğü (kendi) mahkemesi
tarafından çözüldüğünü, bekletici sorunun ise genellikle başka bir mahkemenin
veya idari merciin görev alanına giren ve o davanın sonucunun beklenmesini
gerektiren dışsal bir pürüz olduğunu belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen bir tapu iptal ve tescil
davasının tahkikat duruşmasında, davalı vekili söz alarak, davacının akıl
sağlığını yitirdiğini ve vesayet altına alınması için Sulh Hukuk Mahkemesinde
bir dava açıldığını tespit ettiklerini belirtir. Davalı vekili, davacının "dava
ehliyeti" kalmadığı iddiasını HMK m. 163 uyarınca duruşma sırasında "sözlü
olarak" bir ön sorun şeklinde ileri sürer. Hâkim, bu iddiayı tutanağa geçirir
ve asıl uyuşmazlığa (tapu iptaline) devam etmeden önce bu "ehliyet" pürüzünü
bir ön sorun olarak karara bağlamak zorundadır.
(kurmaca senaryo) Ticari bir alacak davasında, bilirkişi raporunun
sunulmasının ardından davacı taraf, dosyaya yeni atanan davalı avukatının
sunduğu vekâletnamedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, sahte olduğunu
ileri sürer. Davacı, bu durumu HMK m. 163 kapsamında mahkemeye vereceği bir
dilekçe ile ön sorun olarak sunar. Hâkim, bu vekâletnamenin sıhhatini öncelikle
incelemeden davanın esasına yönelik işlemlere devam edemez.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, HMK m. 163 hükmü yargılamanın stratejik
hamlelerinden biridir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında [1],
meslektaşların duruşma esnasında bir ön sorunu "sözlü olarak" ileri
sürdüklerinde, bu beyanın sadece havada kalmaması için HMK m. 154 (tutanak)
hükmü gereğince harfi harfine duruşma tutanağına yazdırıldığından emin
olmalarının çok kritik bir mesleki özen pratiği olduğunu hatırlatmaktadır.
Ayrıca, ön sorunun davanın esasına girilmesini tamamen engelleyecek ciddiyette
olduğu (örneğin görev, yetki veya hak düşürücü süre gibi resen gözetilecek bir
usul engeli) durumlarda, avukatın bu sorunu fark eder etmez beklemeksizin
derhâl ileri sürmesi, hem zaman hem de vekâlet ücreti (masraf) tasarrufu
açısından hayati önem taşır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 163'te yer alan şekil serbestisi (sözlü ileri sürme imkânı) ve ön sorun
kavramının kanundaki genişliği, usul ekonomisi ve yargılamanın hızı bağlamında
doktrinde bazı eleştirilere maruz kalmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk
Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1], maddedeki "duruşma sırasında sözlü
olarak ileri sürebilir" hükmünün, kötüniyetli taraflarca duruşmayı sabote etmek
ve yargılamayı uzatmak (geciktirmek) amacıyla sıklıkla suistimal edildiğini
eleştirmektedir. Yazar, yargılamanın ileri aşamalarında aniden sözlü olarak
ortaya atılan asılsız "ön sorunların" mahkemenin enerjisini tükettiğini, bu
nedenle belli bir aşamadan sonra (örneğin tahkikatın sonlarına doğru) ön sorun
ileri sürülmesinin ancak yazılı ve ispatı hazır delillerle sınırlandırılması
gerektiğini ifade etmektedir.
Buna ek olarak Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1],
HMK sistematiğinde "ön sorunlar" ile "ilk itirazlar" (HMK m. 116) arasındaki
dogmatik sınırın kanun metninde yeterince keskin çizilmediğini eleştirmektedir.
Yazar, aslında sadece cevap dilekçesiyle sunulması gereken bir "ilk itirazın"
(örneğin tahkim itirazı veya kesin yetki kuralı bulunmayan hallerde yetki
itirazı), süresi kaçırıldıktan sonra bazı taraflarca kurnazca HMK m. 163
kılıfına sokularak "ön sorun" adı altında yargılamanın ilerleyen aşamalarında
tekrar mahkemenin önüne getirilmeye çalışıldığını; bu durumun usul hukuku
dogmatiğinde kavram karmaşasına yol açtığını eleştirel bir dille savunmaktadır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 163. maddesi, yargılamanın akışı içerisinde asıl uyuşmazlığın çözümünden önce karara bağlanması zorunlu olan ve usul hukukunda "hadise" olarak da bilinen "ön sorun" kurumunun usuli çerçevesini ve ileri sürülme şeklini düzenlemektedir. Bir davanın görülmesi sırasında, davanın esasına girilmesini veya yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesini engelleyen, bu sebeple de asıl talepten bağımsız ve öncelikli olarak çözümlenmesi gereken yan uyuşmazlıklar ortaya çıkabilir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde [1], kanun koyucunun bu madde ile yargılamanın mantıksal silsilesini güvence altına aldığını; asıl uyuşmazlığın çözümüne geçilmeden önce o uyuşmazlığın temelini teşkil eden usuli veya maddi bir pürüzün (ön sorunun) derhâl ileri sürülebilmesine imkân tanıyarak "usul ekonomisi" (HMK m. 30) ilkesine işlerlik kazandırdığını savunmaktadır. Bu madde, yargılamanın tıkanmasını önleyen usuli bir emniyet sübabıdır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 163, "Ön Sorunun İncelenmesi Usulü"nü düzenleyen HMK m. 164 ve "Bekletici Sorun"u düzenleyen HMK m. 165 ile organik bir bütündür. Aynı zamanda "İlk İtirazlar" (HMK m. 116) ile de karıştırılmaması gereken bir dogmatik temele sahiptir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında [1], "ön sorun" ile "bekletici sorun" arasındaki usul dogmatiği farkına dikkat çekmektedir; ön sorunun kural olarak bizzat davanın görüldüğü (kendi) mahkemesi tarafından çözüldüğünü, bekletici sorunun ise genellikle başka bir mahkemenin veya idari merciin görev alanına giren ve o davanın sonucunun beklenmesini gerektiren dışsal bir pürüz olduğunu belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen bir tapu iptal ve tescil davasının tahkikat duruşmasında, davalı vekili söz alarak, davacının akıl sağlığını yitirdiğini ve vesayet altına alınması için Sulh Hukuk Mahkemesinde bir dava açıldığını tespit ettiklerini belirtir. Davalı vekili, davacının "dava ehliyeti" kalmadığı iddiasını HMK m. 163 uyarınca duruşma sırasında "sözlü olarak" bir ön sorun şeklinde ileri sürer. Hâkim, bu iddiayı tutanağa geçirir ve asıl uyuşmazlığa (tapu iptaline) devam etmeden önce bu "ehliyet" pürüzünü bir ön sorun olarak karara bağlamak zorundadır.
(kurmaca senaryo) Ticari bir alacak davasında, bilirkişi raporunun sunulmasının ardından davacı taraf, dosyaya yeni atanan davalı avukatının sunduğu vekâletnamedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, sahte olduğunu ileri sürer. Davacı, bu durumu HMK m. 163 kapsamında mahkemeye vereceği bir dilekçe ile ön sorun olarak sunar. Hâkim, bu vekâletnamenin sıhhatini öncelikle incelemeden davanın esasına yönelik işlemlere devam edemez.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, HMK m. 163 hükmü yargılamanın stratejik hamlelerinden biridir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında [1], meslektaşların duruşma esnasında bir ön sorunu "sözlü olarak" ileri sürdüklerinde, bu beyanın sadece havada kalmaması için HMK m. 154 (tutanak) hükmü gereğince harfi harfine duruşma tutanağına yazdırıldığından emin olmalarının çok kritik bir mesleki özen pratiği olduğunu hatırlatmaktadır. Ayrıca, ön sorunun davanın esasına girilmesini tamamen engelleyecek ciddiyette olduğu (örneğin görev, yetki veya hak düşürücü süre gibi resen gözetilecek bir usul engeli) durumlarda, avukatın bu sorunu fark eder etmez beklemeksizin derhâl ileri sürmesi, hem zaman hem de vekâlet ücreti (masraf) tasarrufu açısından hayati önem taşır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 163'te yer alan şekil serbestisi (sözlü ileri sürme imkânı) ve ön sorun kavramının kanundaki genişliği, usul ekonomisi ve yargılamanın hızı bağlamında doktrinde bazı eleştirilere maruz kalmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1], maddedeki "duruşma sırasında sözlü olarak ileri sürebilir" hükmünün, kötüniyetli taraflarca duruşmayı sabote etmek ve yargılamayı uzatmak (geciktirmek) amacıyla sıklıkla suistimal edildiğini eleştirmektedir. Yazar, yargılamanın ileri aşamalarında aniden sözlü olarak ortaya atılan asılsız "ön sorunların" mahkemenin enerjisini tükettiğini, bu nedenle belli bir aşamadan sonra (örneğin tahkikatın sonlarına doğru) ön sorun ileri sürülmesinin ancak yazılı ve ispatı hazır delillerle sınırlandırılması gerektiğini ifade etmektedir.
Buna ek olarak Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1], HMK sistematiğinde "ön sorunlar" ile "ilk itirazlar" (HMK m. 116) arasındaki dogmatik sınırın kanun metninde yeterince keskin çizilmediğini eleştirmektedir. Yazar, aslında sadece cevap dilekçesiyle sunulması gereken bir "ilk itirazın" (örneğin tahkim itirazı veya kesin yetki kuralı bulunmayan hallerde yetki itirazı), süresi kaçırıldıktan sonra bazı taraflarca kurnazca HMK m. 163 kılıfına sokularak "ön sorun" adı altında yargılamanın ilerleyen aşamalarında tekrar mahkemenin önüne getirilmeye çalışıldığını; bu durumun usul hukuku dogmatiğinde kavram karmaşasına yol açtığını eleştirel bir dille savunmaktadır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)