1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 160. maddesi, medeni usul hukukunda mahkeme
dosyasının fiziki ve hukuki bütünlüğünü koruyan, yargılamanın şeffaflığını ve
belge güvenliğini teminat altına alan idari-usuli bir normdur. Mahkeme dosyası,
davanın doğuşundan kesinleşmesine kadar geçen sürecin hukuki anatomisini
barındırır. Bu dosyanın içine giren her bir evrakın veya dosyadan çıkan her bir
belgenin kayıt altına alınması, adaletin tecellisinde evrakta sahtecilik,
kaybolma veya tahrifat risklerini önler. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde,
kanun koyucunun bu madde ile mahkeme kalemine sıkı bir tasnif ve kayıt
yükümlülüğü getirdiğini; "dizi listesinin" (dizi pusulası) adeta dosyanın
içindekiler tablosu (fihristi) işlevi görerek, yargılamanın her aşamasında
(özellikle kanun yolu incelemelerinde) dosyanın eksiksiz olup olmadığının
anında denetlenebilmesini sağlayan hayati bir usuli harita olduğunu
savunmaktadır [1].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Zabıt Kâtibi: Dizi listesini düzenlemekle kanunen görevlendirilmiş ve
dosyanın fiziki nizamından birinci derecede sorumlu olan adli memurdur.
- Dizi Listesi: Dosyaya giren her türlü evrakın (dilekçeler, tebligat
parçaları, bilirkişi raporları, deliller) geliş tarihine ve sırasına göre
numaralandırılarak kaydedildiği, dosyanın en üstünde (kapağında) yer alan resmi
döküm belgesidir.
- Her Tür Belge: Sadece taraf dilekçelerini değil, kurum müzekkerelerini,
duruşma tutanaklarını, sunulan faturaları ve hatta dosyaya konulan bir CD veya
flaş belleği dahi kapsayan en geniş anlamdaki ispat ve usul araçlarıdır.
- İbraz Edilen veya Çıkarılan Belgeler: Dosyaya dışarıdan giren belgeler
ile (örneğin sahtelik incelemesi için Adli Tıp'a gönderilmek üzere veya aslı
gibidir yapılarak iade edilmek üzere) dosyadan fiziken çıkarılan belgeleri
ifade eder.
- Derhâl Kaydedilmesi: İşlemin geciktirilmeden, evrakın dosyaya girdiği
veya çıktığı an (havale sonrasında) listeye işlenmesi zorunluluğudur. Bu kural,
evrakın listeye yazılmadan önceki "kayıt dışı" zaman diliminde kaybolma riskini
sıfıra indirmeyi amaçlar.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 160, "Dosyaya Belge Konulması"nı düzenleyen HMK m. 159 ile birbirini
tamamlayan etle tırnak gibidir. Bir belgenin havale edilmesi (m. 159) onun
mahkemeye sunulduğunu ispatlarken, dizi listesine kaydedilmesi (m. 160) onun
"dosyanın ayrılmaz bir parçası" haline geldiğini tescil eder. Ayrıca bu madde,
"Hukuki Dinlenilme Hakkı"nı düzenleyen HMK m. 27 kapsamındaki "dosyayı inceleme
hakkının" altyapısını oluşturur; zira taraflar ancak düzgün tutulmuş bir dizi
listesi sayesinde dosyada nelerin bulunduğunu eksiksiz olarak görebilirler.
Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, dizi listesinin
usul dogmatiği açısından salt bir kalem işlemi olmadığını; özellikle istinaf ve
temyiz mercilerine gönderilen dosyalarda, Yüksek Mahkemenin incelemesini sadece
bu "dizi listesinde yer alan" belgeler üzerinden yapabileceğini, listeye dâhil
edilmemiş bir evrakın üst derece mahkemesince yok hükmünde sayılacağını
belirtmektedir [1].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen alacak davasında davacı,
iddialarını ispatlamak üzere 50 sayfalık bir cari hesap dökümünü ve fatura
asıllarını mahkemeye sunmuştur. Belgeler havale edilmiş ancak zabıt kâtibi
yoğunluktan dolayı bunları "dizi listesine" kaydetmeyi unutmuştur. Aylar sonra
bilirkişi incelemesi sırasında bu faturaların dosyada fiziken bulunmadığı
(kaybolduğu) anlaşılır. Mahkeme, dizi listesini kontrol ettiğinde faturaların
listeye işlenmediğini görür. Davacı taraf her ne kadar faturaları sunduğunu
iddia etse de, dizi listesinde yer almayan ve fiziken bulunamayan bu belgelerin
hukuki mevcudiyetini ispatlamak ciddi bir usuli çıkmaza dönüşür.
(kurmaca senaryo) Bir tapu iptal davasında, davanın dayanağı olan "resmi
vasiyetname aslı" dosyaya sunulmuş ve dizi listesine 14. sıra numarasıyla
kaydedilmiştir. Tahkikat aşamasında sahtelik iddiası üzerine vasiyetnamenin
aslı incelenmek üzere Adli Tıp Kurumuna gönderilir. Zabıt kâtibi, HMK m. 160
amir hükmü gereğince derhâl dizi listesindeki 14. sıranın karşısına "Belge aslı
sahtelik incelemesi için Adli Tıp Kurumuna 01.10.2023 tarihinde gönderilmek
üzere dosyadan çıkarılmıştır" şeklinde şerh düşerek dosyanın hukuki güvenliğini
sağlar.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, dizi listesi (dizi pusulası), özellikle davanın
Yargıtay veya Bölge Adliye Mahkemesine gidiş-dönüş (tevdi) aşamalarında hayati
bir önem taşır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında,
meslektaşların yerel mahkemede davanın esası hakkında karar verildikten sonra,
dosya üst mahkemeye gönderilmeden hemen önce kaleme giderek (veya UYAP
üzerinden) dizi listesini mutlak surette kontrol etmelerinin şart olduğunu;
sundukları çok kritik bir delilin veya ıslah dilekçesinin dizi listesinde yer
almadığını fark etmeleri halinde, derhâl kâtibi uyararak listeye
ekletmelerinin, üst mahkemenin "eksik evrak" veya "belge yokluğu" gerekçesiyle
aleyhe karar vermesini engelleyecek en temel stratejik malpraktis (mesleki
hata) önlemi olduğunu hatırlatmaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 160'ın emredici lafzı, gelişen e-adalet teknolojisi ve Ulusal Yargı Ağı
Bilişim Sistemi (UYAP) karşısında doktrinde fiili uygulanabilirliği yönünden
eleştirilere konu olmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi
eserinde, UYAP sisteminde evrakların zaten tarih, saat ve saniye bazında
otomatik olarak loglandığını ve elektronik bir dizi listesinin (evrak
dökümünün) sistem tarafından kendiliğinden oluşturulduğunu belirtmektedir.
Yazar, bu elektronik gerçeklik ortadayken, kâtiplerin bir de fiziki dosyaların
kapağına elle veya daktiloyla eski usul "dizi pusulası" yapmaya zorlanmasının
usul ekonomisine aykırı aşırı bir şekilcilik olduğunu, kanunun bu yönüyle
dijital çağa adapte edilmesi gerektiğini eleştirmektedir [1].
Buna ek olarak Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde,
maddenin yaptırım boyutundaki eksikliği eleştirmektedir. Kanun "düzenlemek
zorundadır" ve "derhâl kaydedilir" diyerek kâtibe kesin bir ödev yüklemekle
birlikte; kâtibin bu görevi ihmal etmesi ve belgeyi listeye yazmaması halinde,
evrakı usulüne uygun şekilde havale ettirip teslim eden dürüst tarafın
karşılaşacağı hak kayıplarının nasıl telafi edileceği kanunda açık
bırakılmıştır. Yazar, adliye personelinin ihmalinin faturasının hak arayan
vatandaşa çıkarılamayacağını, bu bağlamda dizi listesine yazılmamış olsa dahi
havalesi veya UYAP kaydı bulunan belgelerin "tam ispat" değerini koruyacağına
dair usuli bir güvencenin (veya kâtibin bu ihlalinin doğrudan disiplin/tazminat
yaptırımının) kanun metninde açıkça düzenlenmesi gerektiğini eleştirel bir
dille savunmaktadır [1].
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 160. maddesi, medeni usul hukukunda mahkeme dosyasının fiziki ve hukuki bütünlüğünü koruyan, yargılamanın şeffaflığını ve belge güvenliğini teminat altına alan idari-usuli bir normdur. Mahkeme dosyası, davanın doğuşundan kesinleşmesine kadar geçen sürecin hukuki anatomisini barındırır. Bu dosyanın içine giren her bir evrakın veya dosyadan çıkan her bir belgenin kayıt altına alınması, adaletin tecellisinde evrakta sahtecilik, kaybolma veya tahrifat risklerini önler. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile mahkeme kalemine sıkı bir tasnif ve kayıt yükümlülüğü getirdiğini; "dizi listesinin" (dizi pusulası) adeta dosyanın içindekiler tablosu (fihristi) işlevi görerek, yargılamanın her aşamasında (özellikle kanun yolu incelemelerinde) dosyanın eksiksiz olup olmadığının anında denetlenebilmesini sağlayan hayati bir usuli harita olduğunu savunmaktadır [1].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 160, "Dosyaya Belge Konulması"nı düzenleyen HMK m. 159 ile birbirini tamamlayan etle tırnak gibidir. Bir belgenin havale edilmesi (m. 159) onun mahkemeye sunulduğunu ispatlarken, dizi listesine kaydedilmesi (m. 160) onun "dosyanın ayrılmaz bir parçası" haline geldiğini tescil eder. Ayrıca bu madde, "Hukuki Dinlenilme Hakkı"nı düzenleyen HMK m. 27 kapsamındaki "dosyayı inceleme hakkının" altyapısını oluşturur; zira taraflar ancak düzgün tutulmuş bir dizi listesi sayesinde dosyada nelerin bulunduğunu eksiksiz olarak görebilirler. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, dizi listesinin usul dogmatiği açısından salt bir kalem işlemi olmadığını; özellikle istinaf ve temyiz mercilerine gönderilen dosyalarda, Yüksek Mahkemenin incelemesini sadece bu "dizi listesinde yer alan" belgeler üzerinden yapabileceğini, listeye dâhil edilmemiş bir evrakın üst derece mahkemesince yok hükmünde sayılacağını belirtmektedir [1].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen alacak davasında davacı, iddialarını ispatlamak üzere 50 sayfalık bir cari hesap dökümünü ve fatura asıllarını mahkemeye sunmuştur. Belgeler havale edilmiş ancak zabıt kâtibi yoğunluktan dolayı bunları "dizi listesine" kaydetmeyi unutmuştur. Aylar sonra bilirkişi incelemesi sırasında bu faturaların dosyada fiziken bulunmadığı (kaybolduğu) anlaşılır. Mahkeme, dizi listesini kontrol ettiğinde faturaların listeye işlenmediğini görür. Davacı taraf her ne kadar faturaları sunduğunu iddia etse de, dizi listesinde yer almayan ve fiziken bulunamayan bu belgelerin hukuki mevcudiyetini ispatlamak ciddi bir usuli çıkmaza dönüşür.
(kurmaca senaryo) Bir tapu iptal davasında, davanın dayanağı olan "resmi vasiyetname aslı" dosyaya sunulmuş ve dizi listesine 14. sıra numarasıyla kaydedilmiştir. Tahkikat aşamasında sahtelik iddiası üzerine vasiyetnamenin aslı incelenmek üzere Adli Tıp Kurumuna gönderilir. Zabıt kâtibi, HMK m. 160 amir hükmü gereğince derhâl dizi listesindeki 14. sıranın karşısına "Belge aslı sahtelik incelemesi için Adli Tıp Kurumuna 01.10.2023 tarihinde gönderilmek üzere dosyadan çıkarılmıştır" şeklinde şerh düşerek dosyanın hukuki güvenliğini sağlar.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, dizi listesi (dizi pusulası), özellikle davanın Yargıtay veya Bölge Adliye Mahkemesine gidiş-dönüş (tevdi) aşamalarında hayati bir önem taşır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, meslektaşların yerel mahkemede davanın esası hakkında karar verildikten sonra, dosya üst mahkemeye gönderilmeden hemen önce kaleme giderek (veya UYAP üzerinden) dizi listesini mutlak surette kontrol etmelerinin şart olduğunu; sundukları çok kritik bir delilin veya ıslah dilekçesinin dizi listesinde yer almadığını fark etmeleri halinde, derhâl kâtibi uyararak listeye ekletmelerinin, üst mahkemenin "eksik evrak" veya "belge yokluğu" gerekçesiyle aleyhe karar vermesini engelleyecek en temel stratejik malpraktis (mesleki hata) önlemi olduğunu hatırlatmaktadır [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 160'ın emredici lafzı, gelişen e-adalet teknolojisi ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) karşısında doktrinde fiili uygulanabilirliği yönünden eleştirilere konu olmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, UYAP sisteminde evrakların zaten tarih, saat ve saniye bazında otomatik olarak loglandığını ve elektronik bir dizi listesinin (evrak dökümünün) sistem tarafından kendiliğinden oluşturulduğunu belirtmektedir. Yazar, bu elektronik gerçeklik ortadayken, kâtiplerin bir de fiziki dosyaların kapağına elle veya daktiloyla eski usul "dizi pusulası" yapmaya zorlanmasının usul ekonomisine aykırı aşırı bir şekilcilik olduğunu, kanunun bu yönüyle dijital çağa adapte edilmesi gerektiğini eleştirmektedir [1].
Buna ek olarak Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, maddenin yaptırım boyutundaki eksikliği eleştirmektedir. Kanun "düzenlemek zorundadır" ve "derhâl kaydedilir" diyerek kâtibe kesin bir ödev yüklemekle birlikte; kâtibin bu görevi ihmal etmesi ve belgeyi listeye yazmaması halinde, evrakı usulüne uygun şekilde havale ettirip teslim eden dürüst tarafın karşılaşacağı hak kayıplarının nasıl telafi edileceği kanunda açık bırakılmıştır. Yazar, adliye personelinin ihmalinin faturasının hak arayan vatandaşa çıkarılamayacağını, bu bağlamda dizi listesine yazılmamış olsa dahi havalesi veya UYAP kaydı bulunan belgelerin "tam ispat" değerini koruyacağına dair usuli bir güvencenin (veya kâtibin bu ihlalinin doğrudan disiplin/tazminat yaptırımının) kanun metninde açıkça düzenlenmesi gerektiğini eleştirel bir dille savunmaktadır [1].
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)