1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 16. maddesi, medeni usul hukukunda haksız
fiillerden (tazminat hukukundan) kaynaklanan uyuşmazlıklar için ihdas edilmiş
"kesin olmayan (seçimlik) özel yetki" kuralıdır. Genel yetki kuralı (HMK m. 6)
uyarınca bir dava kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılır.
Ancak haksız fiiller, taraflar arasında önceden bir hukuki ilişki (sözleşme
vb.) bulunmaksızın, aniden ve beklenmedik bir şekilde gerçekleşen hukuka aykırı
eylemlerdir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile
haksız fiil mağdurunu (zarar göreni) korumayı hedeflediğini; ayrıca haksız
fiilin işlendiği yerin, tanıkların, olay yeri incelemesinin, polis
tutanaklarının ve diğer delillerin en kolay toplanabileceği merkez olması
sebebiyle usul ekonomisi ve maddi gerçeğe ulaşma bakımından en elverişli yargı
çevresi olduğunu savunmaktadır. Madde, mağdura genel yetkili mahkeme ile
maddedeki özel yetkili mahkemeler arasında geniş bir seçim hakkı sunar.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Haksız Fiil: Taraflar arasında bir sözleşme olmaksızın, hukuka aykırı
ve kusurlu bir eylemle başkasına zarar verilmesidir (trafik kazası, hakaret,
bedensel bütünlüğe saldırı, haksız rekabet, çevre kirliliği vb.).
- Haksız Fiilin İşlendiği Yer: Hukuka aykırı eylemin bizzat icra edildiği
coğrafi yargı çevresidir (örneğin silahın ateşlendiği veya araçların çarpıştığı
yer).
- Zararın Meydana Geldiği Yer: Bazen fiilin işlendiği yer ile neticenin
(zararın) doğduğu yer farklı olabilir (mesafeli haksız fiiller). Örneğin bir
şehirde nehre dökülen zehirli atığın, alt kısımdaki başka bir şehirdeki tarım
arazisine zarar vermesi halinde, zararın doğduğu yer mahkemesi de yetkilidir.
- Zararın Gelme İhtimalinin Bulunduğu Yer: Henüz fiili bir zarar doğmamış
olsa bile, yakın ve ciddi bir tehlikenin varlığı halinde açılacak önleyici
davalarda (önleme veya men davaları) tehlikenin tecelli edeceği yerdir.
- Zarar Görenin Yerleşim Yeri: HMK'nın mülga 1086 sayılı HUMK'a göre
getirdiği en büyük devrimdir. Mağdurun kendi ikametgâhıdır.
- De Yetkilidir: Maddedeki bu bağlaç, sayılan yetki kurallarının HMK m.
6'yı (davalının yerleşim yerini) ortadan kaldırmadığını, davacıya sunulmuş
alternatif (seçimlik) haklar olduğunu kesinleştirir.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 16, usul hukukundaki genel yetki (HMK m. 6) ve birden fazla davalı (HMK
m. 7) kuralları ile etkileşim içindeyken, maddi hukuk bağlamında doğrudan
doğruya Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) haksız fiil sorumluluğunu düzenleyen
maddeleri (TBK m. 49 vd.) ile sarsılmaz bir dogmatik entegrasyon içindedir.
Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 16'nın usul
hukukunu TBK'nın haksız fiil dogmatiğiyle tam uyumlu hale getirdiğini; mağdurun
hak arama özgürlüğünün önündeki coğrafi engellerin, "zarar görenin yerleşim
yeri" kriteriyle tamamen kaldırılarak zayıf tarafın korunması ilkesinin usul
hukukunda vücut bulduğunu belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Trabzon'da ikamet eden davacı (A), yaz tatili için kendi
aracıyla giderken Afyonkarahisar sınırları içinde, İstanbul'da ikamet eden
davalı (B)'nin kullandığı aracın hatalı sollaması sonucu ağır bir trafik kazası
geçirmiştir. (A), aracındaki hasar ve bedensel yaralanması için (B)'ye maddi ve
manevi tazminat davası açacaktır. HMK m. 16 ve m. 6'nın birlikte sağladığı
usuli imkânlar çerçevesinde (A) bu davayı; dilerse davalı (B)'nin yerleşim yeri
olan İstanbul'da, dilerse haksız fiilin (kazanın) meydana geldiği
Afyonkarahisar'da, dilerse de kendi yerleşim yeri olan Trabzon mahkemelerinde
açabilir.
(kurmaca senaryo) Ankara'da yayın yapan bir yerel gazete (davalı), İzmir'de
yaşayan iş insanı (C) hakkında tamamen asılsız ve iftira niteliğinde bir haber
yayımlamıştır. Haksız fiilin (yayının) işlendiği yer Ankara'dır. Ancak (C)'nin
ticari itibarı ve sosyal çevresi zarar gördüğü için zararın doğduğu ve mağdurun
yerleşim yerinin bulunduğu yer İzmir'dir. (C), manevi tazminat davasını HMK m.
16 uyarınca kendi ikametgâhı olan İzmir'de açabilecektir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık ve mahkeme pratiğinde, HMK m. 16'nın sunduğu geniş seçimlik hakların
stratejik kullanımı yargılamanın hızı açısından çok kritiktir. Sungurtekin
Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, davacı (mağdur) vekillerinin,
müvekkillerini yormamak adına davayı hemen "zarar görenin yerleşim yerinde"
açma eğiliminde olduklarını; ancak trafik kazası gibi uyuşmazlıklarda olay
yerinde keşif yapılması, yerel kolluk tutanaklarının getirtilmesi ve mahalli
bilirkişilerin atanması gerekeceğinden, davanın "haksız fiilin işlendiği yerde"
açılmasının tahkikat (delil toplama) sürecini çok daha fazla hızlandıracağını
usuli ve stratejik bir kural olarak meslektaşlara hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 16, zayıf konumdaki mağduru koruma felsefesiyle donatılmış olsa da,
"zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin" de yetkili kılınması doktrinde usul
dengeleri açısından eleştirilmektedir. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri
Kanunu Şerhi eserinde, haksız fiil mağduruna kendi evinin bulunduğu şehirde
dava açma hakkı verilmesinin sosyal adalete uygun düştüğünü; ancak bu kuralın
fiiliyatta HMK m. 6'daki "davacının davalının mahkemesine gitmesi" şeklindeki
evrensel usul kuralını haksız fiil davalarında tamamen kâğıt üzerinde
bıraktığını, zira hiçbir mağdurun kendi şehrinde dava açmak varken davalının
şehrine gitmeyeceğini belirterek bu durumun yetki sistematiğini fiilen tersine
çevirdiğini ifade etmektedir.
Ayrıca, Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, internet ve
sosyal medya üzerinden işlenen (örneğin hakaret veya telif hakkı ihlali gibi)
haksız fiillerde "zararın meydana geldiği yerin" neresi olacağının
saptanmasının son derece muğlaklaştığını vurgulamaktadır. Dijital dünyada
işlenen bir haksız fiilin potansiyel olarak ülkenin her yerinde zarara yol
açabilme ihtimali, yetki kurallarını anlamsızlaştırma ve "forum shopping"
(kendine en uygun mahkemeyi seçme/yaratma) riskini doğurmaktadır. Kanun
koyucunun siber haksız fiiller bakımından yetki kuralını daha somut bir
dogmatik zemine oturtması modern usul hukukunun zorunlu bir ihtiyacıdır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 16. maddesi, medeni usul hukukunda haksız fiillerden (tazminat hukukundan) kaynaklanan uyuşmazlıklar için ihdas edilmiş "kesin olmayan (seçimlik) özel yetki" kuralıdır. Genel yetki kuralı (HMK m. 6) uyarınca bir dava kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılır. Ancak haksız fiiller, taraflar arasında önceden bir hukuki ilişki (sözleşme vb.) bulunmaksızın, aniden ve beklenmedik bir şekilde gerçekleşen hukuka aykırı eylemlerdir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu madde ile haksız fiil mağdurunu (zarar göreni) korumayı hedeflediğini; ayrıca haksız fiilin işlendiği yerin, tanıkların, olay yeri incelemesinin, polis tutanaklarının ve diğer delillerin en kolay toplanabileceği merkez olması sebebiyle usul ekonomisi ve maddi gerçeğe ulaşma bakımından en elverişli yargı çevresi olduğunu savunmaktadır. Madde, mağdura genel yetkili mahkeme ile maddedeki özel yetkili mahkemeler arasında geniş bir seçim hakkı sunar.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 16, usul hukukundaki genel yetki (HMK m. 6) ve birden fazla davalı (HMK m. 7) kuralları ile etkileşim içindeyken, maddi hukuk bağlamında doğrudan doğruya Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) haksız fiil sorumluluğunu düzenleyen maddeleri (TBK m. 49 vd.) ile sarsılmaz bir dogmatik entegrasyon içindedir. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında, HMK m. 16'nın usul hukukunu TBK'nın haksız fiil dogmatiğiyle tam uyumlu hale getirdiğini; mağdurun hak arama özgürlüğünün önündeki coğrafi engellerin, "zarar görenin yerleşim yeri" kriteriyle tamamen kaldırılarak zayıf tarafın korunması ilkesinin usul hukukunda vücut bulduğunu belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Trabzon'da ikamet eden davacı (A), yaz tatili için kendi aracıyla giderken Afyonkarahisar sınırları içinde, İstanbul'da ikamet eden davalı (B)'nin kullandığı aracın hatalı sollaması sonucu ağır bir trafik kazası geçirmiştir. (A), aracındaki hasar ve bedensel yaralanması için (B)'ye maddi ve manevi tazminat davası açacaktır. HMK m. 16 ve m. 6'nın birlikte sağladığı usuli imkânlar çerçevesinde (A) bu davayı; dilerse davalı (B)'nin yerleşim yeri olan İstanbul'da, dilerse haksız fiilin (kazanın) meydana geldiği Afyonkarahisar'da, dilerse de kendi yerleşim yeri olan Trabzon mahkemelerinde açabilir.
(kurmaca senaryo) Ankara'da yayın yapan bir yerel gazete (davalı), İzmir'de yaşayan iş insanı (C) hakkında tamamen asılsız ve iftira niteliğinde bir haber yayımlamıştır. Haksız fiilin (yayının) işlendiği yer Ankara'dır. Ancak (C)'nin ticari itibarı ve sosyal çevresi zarar gördüğü için zararın doğduğu ve mağdurun yerleşim yerinin bulunduğu yer İzmir'dir. (C), manevi tazminat davasını HMK m. 16 uyarınca kendi ikametgâhı olan İzmir'de açabilecektir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık ve mahkeme pratiğinde, HMK m. 16'nın sunduğu geniş seçimlik hakların stratejik kullanımı yargılamanın hızı açısından çok kritiktir. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında, davacı (mağdur) vekillerinin, müvekkillerini yormamak adına davayı hemen "zarar görenin yerleşim yerinde" açma eğiliminde olduklarını; ancak trafik kazası gibi uyuşmazlıklarda olay yerinde keşif yapılması, yerel kolluk tutanaklarının getirtilmesi ve mahalli bilirkişilerin atanması gerekeceğinden, davanın "haksız fiilin işlendiği yerde" açılmasının tahkikat (delil toplama) sürecini çok daha fazla hızlandıracağını usuli ve stratejik bir kural olarak meslektaşlara hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 16, zayıf konumdaki mağduru koruma felsefesiyle donatılmış olsa da, "zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin" de yetkili kılınması doktrinde usul dengeleri açısından eleştirilmektedir. Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, haksız fiil mağduruna kendi evinin bulunduğu şehirde dava açma hakkı verilmesinin sosyal adalete uygun düştüğünü; ancak bu kuralın fiiliyatta HMK m. 6'daki "davacının davalının mahkemesine gitmesi" şeklindeki evrensel usul kuralını haksız fiil davalarında tamamen kâğıt üzerinde bıraktığını, zira hiçbir mağdurun kendi şehrinde dava açmak varken davalının şehrine gitmeyeceğini belirterek bu durumun yetki sistematiğini fiilen tersine çevirdiğini ifade etmektedir.
Ayrıca, Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde, internet ve sosyal medya üzerinden işlenen (örneğin hakaret veya telif hakkı ihlali gibi) haksız fiillerde "zararın meydana geldiği yerin" neresi olacağının saptanmasının son derece muğlaklaştığını vurgulamaktadır. Dijital dünyada işlenen bir haksız fiilin potansiyel olarak ülkenin her yerinde zarara yol açabilme ihtimali, yetki kurallarını anlamsızlaştırma ve "forum shopping" (kendine en uygun mahkemeyi seçme/yaratma) riskini doğurmaktadır. Kanun koyucunun siber haksız fiiller bakımından yetki kuralını daha somut bir dogmatik zemine oturtması modern usul hukukunun zorunlu bir ihtiyacıdır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)