1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 157. maddesi, medeni usul hukukunda şekli
gerçeğin inşası ve yargılama işlemlerinin resmiyeti bağlamında "zabıt
kâtibinin" yargılama faaliyetindeki kurucu (vazgeçilmez) rolünü
düzenlemektedir. Yargılama süreci, yalnızca kararı verecek olan hâkimin
varlığıyla tekemmül edemez; bu sürecin tarihe not düşülmesi, zapta geçirilmesi
ve tarafsız bir devlet memuru tarafından tasdik edilmesi gerekir. Kuru, Medeni
Usul Hukuku eserinde [1], kanun koyucunun bu madde ile hâkimin hem
dinleyen/karar veren hem de yazan kişi olmasını (kuvvetler birliğini)
engellemeyi amaçladığını; zabıt kâtibinin salt bir "yazıcı" değil, duruşma
tutanağının resmi belge (kesin delil) niteliği kazanabilmesi için hukuken
bulunması zorunlu bir "usul makamı" olduğunu savunmaktadır. Bu madde, yargısal
şeffaflığın ve tutanaklara olan güvenin temel sigortasıdır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Hâkim Huzuruyla Yapılacak Bütün İşlemler: Sadece duruşma salonunda
cübbeyle yapılan oturumları değil; mahkeme dışında gerçekleştirilen keşif,
delil tespiti, yemin icrası veya istinabe yoluyla tanık dinlenmesi gibi
yargısal faaliyetlerin tamamını kapsar.
- Hazır Bulunmasının Zorunlu Olması (Fıkra 1): Kâtibin yargılama
işlemlerine katılımının bir "geçerlilik (sıhhat) şartı" olmasıdır. Kâtibin
bulunmadığı bir ortamda hâkimin tek başına yaptığı işlem mutlak surette usule
aykırıdır ve geçersizdir.
- Hukuki veya Fiilî Engeller (Fıkra 2): Zabıt kâtibinin duruşma saatinde
aniden rahatsızlanması, kaza geçirmesi, adliyede olmaması (fiilî) veya davada
reddini gerektirecek bir akrabalık/husumet ilişkisinin bulunması (hukuki)
halleridir.
- İşin Gecikmesinde Sakınca Bulunması: Kâtibin yokluğu sebebiyle işlemin
ertelenmesi halinde, bir hakkın kaybolma veya delilin yok olma (örneğin ölmek
üzere olan bir tanığın dinlenememesi) tehlikesinin bulunmasıdır.
- Başka Bir Kimsenin Görevlendirilmesi (Geçici Kâtiplik): Aciliyet
halinde, adliye personelinden olmayan sıradan bir sivilin bile, kâtipliğin
gerektirdiği tarafsızlık ve sadakat yükümlülüğü için "yemin ettirilmek"
şartıyla o anki işlem için kâtip tayin edilebilmesidir.
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 157, usul sistematiğinde "Tutanak" hükümlerini düzenleyen HMK m. 154,
"Tutanağın İmzalanması"nı amir kılan HMK m. 155 ve "Tutanağın İspat Gücü"nü
belirleyen HMK m. 156 ile sarsılmaz bir organik bütünlük içindedir. Zabıt
kâtibi olmadan HMK m. 154 işletilemez ve m. 155 uyarınca tutanağa ikinci imza
atılamaz. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında [1],
zabıt kâtibi olmaksızın hâkimin tek başına tuttuğu tutanağın usul dogmatiği
açısından resmi belge (HMK m. 156) vasfı taşıyamayacağını, kâtibin katılımının
işlemin kurucu (varlık) şartı olduğunu ve kâtipsiz yapılan bir keşfin veya
dinlenen tanık beyanının hükme hiçbir şekilde esas alınamayacağını
belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesi hâkimi, yoğun kar yağışı
nedeniyle çökmek üzere olan bir fabrikanın çatısında acil olarak "delil
tespiti" (keşif) yapılması talebini kabul eder. Hâkim ve bilirkişi heyeti olay
yerine ulaşır ancak mahkemenin zabıt kâtibi yolda kaza geçirdiği için keşif
mahalline gelemez. Çatının her an çökme ihtimali olduğu için işin gecikmesinde
telafisi imkânsız bir sakınca bulunmaktadır. Hâkim, HMK m. 157/2 amir hükmünü
işleterek, orada bulunan tarafsız bir fabrika güvenlik görevlisini çağırır, ona
"görevin niteliğine uygun" yemin ettirir ve onu geçici zabıt kâtibi olarak
görevlendirerek keşif tutanağını yazar, imzalatır. Bu usuli işlem tamamen
hukuka uygundur.
(kurmaca senaryo) Asliye Hukuk Mahkemesinde duruşmalar uzamış ve mesai saati
bitmiştir. Mahkemenin zabıt kâtibi mazeret bildirerek adliyeden ayrılmıştır.
Hâkim, kalan son davanın taraf vekillerini içeri alarak "Kâtip ayrıldı, ben
notlarımı kâğıda yazıyorum, yarın kâtip geldiğinde UYAP'a geçirip tutanağı
onaylarız" diyerek duruşmayı icra etmiştir. Zabıt kâtibinin "hazır bulunmadığı"
bu duruşmada yapılan hiçbir işlem (alınan beyanlar, kurulan ara kararlar) HMK
m. 157/1'deki emredici kural ihlal edildiği için hukuken geçerli değildir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, HMK m. 157, şekil kurallarının ihlaline karşı
avukatın uyanık olması gereken hassas bir noktadır. Sungurtekin Özkan, Hukuk
Yargılaması çalışmasında [1], meslektaşların özellikle taşra adliyelerinde
veya yoğun nöbetçi mahkemelerde karşılaştıkları "kâtip yok, biz aramızda
halledelim, kâtip sonradan imzalar" şeklindeki teklifleri asla kabul etmemeleri
gerektiğini; zabıt kâtibinin bizzat klavye başında veya keşif mahallinde
fiziksel olarak hazır bulunmadığı bir celsede alınan kararların ileride karşı
tarafça şekil yönünden iptal ettirilebileceğini ve bunun müvekkil aleyhine
doğuracağı sonuçların net bir mesleki malpraktis (mesleki hata) teşkil
edeceğini stratejik bir kural olarak hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 157'nin getirdiği mutlak kâtip zorunluluğu, SEGBİS (Ses ve Görüntü
Bilişim Sistemi) ve e-duruşma uygulamalarının yaygınlaştığı modern çağda
doktrinde haklı eleştirilere maruz kalmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk
Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1], duruşmaların teknik cihazlarla (kamera
ve mikrofonla) kesintisiz olarak kaydedilebildiği teknolojik bir ortamda, zabıt
kâtibinin duruşma salonunda salt bir "klavye operatörü" veya "şekli onay
mercii" olarak fiziksel bulunma zorunluluğunun usul ekonomisiyle çeliştiğini
eleştirmektedir. Yazar, teknik donanımlı mahkemelerde hâkimin duruşmayı
doğrudan kayda alabilmesi ve bu kayıtların sonradan deşifre (transkript)
edilebilmesi imkânı varken, kâtip yokluğunun duruşmayı iptal ettiren mutlak bir
butlan sebebi sayılmasının aşırı şekilci bir yaklaşım olduğunu ifade
etmektedir.
Buna ek olarak Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1],
maddenin 2. fıkrasındaki "başka bir kimsenin" geçici kâtip olarak
görevlendirilebilmesi esnekliğini usul güvenceleri yönünden eleştirmektedir.
Yemin ettirilmesi şartı aranmış olsa da, hukuk eğitimi almamış, adli
terminolojiyi ve UYAP sistemini bilmeyen sokaktan çevrilmiş herhangi bir
vatandaşın sırf "aciliyet var" denilerek kâtip yapılması, tutanağın doğruluğunu
ve ispat gücünü (HMK m. 156) tehlikeye atmaktadır. Yazar, bu istisnai görevin
asgari bir güvenceye bağlanması gerektiğini ve geçici görevlendirilecek kişinin
hiç değilse "başka bir kamu görevlisi" veya "hukuk nosyonu bulunan bir kişi"
olması gerektiği yönünde kanuni bir sınır çizilmemesini eleştirel bir dille
savunmaktadır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 157. maddesi, medeni usul hukukunda şekli gerçeğin inşası ve yargılama işlemlerinin resmiyeti bağlamında "zabıt kâtibinin" yargılama faaliyetindeki kurucu (vazgeçilmez) rolünü düzenlemektedir. Yargılama süreci, yalnızca kararı verecek olan hâkimin varlığıyla tekemmül edemez; bu sürecin tarihe not düşülmesi, zapta geçirilmesi ve tarafsız bir devlet memuru tarafından tasdik edilmesi gerekir. Kuru, Medeni Usul Hukuku eserinde [1], kanun koyucunun bu madde ile hâkimin hem dinleyen/karar veren hem de yazan kişi olmasını (kuvvetler birliğini) engellemeyi amaçladığını; zabıt kâtibinin salt bir "yazıcı" değil, duruşma tutanağının resmi belge (kesin delil) niteliği kazanabilmesi için hukuken bulunması zorunlu bir "usul makamı" olduğunu savunmaktadır. Bu madde, yargısal şeffaflığın ve tutanaklara olan güvenin temel sigortasıdır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
HMK m. 157, usul sistematiğinde "Tutanak" hükümlerini düzenleyen HMK m. 154, "Tutanağın İmzalanması"nı amir kılan HMK m. 155 ve "Tutanağın İspat Gücü"nü belirleyen HMK m. 156 ile sarsılmaz bir organik bütünlük içindedir. Zabıt kâtibi olmadan HMK m. 154 işletilemez ve m. 155 uyarınca tutanağa ikinci imza atılamaz. Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku çalışmasında [1], zabıt kâtibi olmaksızın hâkimin tek başına tuttuğu tutanağın usul dogmatiği açısından resmi belge (HMK m. 156) vasfı taşıyamayacağını, kâtibin katılımının işlemin kurucu (varlık) şartı olduğunu ve kâtipsiz yapılan bir keşfin veya dinlenen tanık beyanının hükme hiçbir şekilde esas alınamayacağını belirtmektedir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesi hâkimi, yoğun kar yağışı nedeniyle çökmek üzere olan bir fabrikanın çatısında acil olarak "delil tespiti" (keşif) yapılması talebini kabul eder. Hâkim ve bilirkişi heyeti olay yerine ulaşır ancak mahkemenin zabıt kâtibi yolda kaza geçirdiği için keşif mahalline gelemez. Çatının her an çökme ihtimali olduğu için işin gecikmesinde telafisi imkânsız bir sakınca bulunmaktadır. Hâkim, HMK m. 157/2 amir hükmünü işleterek, orada bulunan tarafsız bir fabrika güvenlik görevlisini çağırır, ona "görevin niteliğine uygun" yemin ettirir ve onu geçici zabıt kâtibi olarak görevlendirerek keşif tutanağını yazar, imzalatır. Bu usuli işlem tamamen hukuka uygundur.
(kurmaca senaryo) Asliye Hukuk Mahkemesinde duruşmalar uzamış ve mesai saati bitmiştir. Mahkemenin zabıt kâtibi mazeret bildirerek adliyeden ayrılmıştır. Hâkim, kalan son davanın taraf vekillerini içeri alarak "Kâtip ayrıldı, ben notlarımı kâğıda yazıyorum, yarın kâtip geldiğinde UYAP'a geçirip tutanağı onaylarız" diyerek duruşmayı icra etmiştir. Zabıt kâtibinin "hazır bulunmadığı" bu duruşmada yapılan hiçbir işlem (alınan beyanlar, kurulan ara kararlar) HMK m. 157/1'deki emredici kural ihlal edildiği için hukuken geçerli değildir.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık mesleği pratiğinde, HMK m. 157, şekil kurallarının ihlaline karşı avukatın uyanık olması gereken hassas bir noktadır. Sungurtekin Özkan, Hukuk Yargılaması çalışmasında [1], meslektaşların özellikle taşra adliyelerinde veya yoğun nöbetçi mahkemelerde karşılaştıkları "kâtip yok, biz aramızda halledelim, kâtip sonradan imzalar" şeklindeki teklifleri asla kabul etmemeleri gerektiğini; zabıt kâtibinin bizzat klavye başında veya keşif mahallinde fiziksel olarak hazır bulunmadığı bir celsede alınan kararların ileride karşı tarafça şekil yönünden iptal ettirilebileceğini ve bunun müvekkil aleyhine doğuracağı sonuçların net bir mesleki malpraktis (mesleki hata) teşkil edeceğini stratejik bir kural olarak hatırlatmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
HMK m. 157'nin getirdiği mutlak kâtip zorunluluğu, SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) ve e-duruşma uygulamalarının yaygınlaştığı modern çağda doktrinde haklı eleştirilere maruz kalmaktadır. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1], duruşmaların teknik cihazlarla (kamera ve mikrofonla) kesintisiz olarak kaydedilebildiği teknolojik bir ortamda, zabıt kâtibinin duruşma salonunda salt bir "klavye operatörü" veya "şekli onay mercii" olarak fiziksel bulunma zorunluluğunun usul ekonomisiyle çeliştiğini eleştirmektedir. Yazar, teknik donanımlı mahkemelerde hâkimin duruşmayı doğrudan kayda alabilmesi ve bu kayıtların sonradan deşifre (transkript) edilebilmesi imkânı varken, kâtip yokluğunun duruşmayı iptal ettiren mutlak bir butlan sebebi sayılmasının aşırı şekilci bir yaklaşım olduğunu ifade etmektedir.
Buna ek olarak Budak/Karaaslan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi eserinde [1], maddenin 2. fıkrasındaki "başka bir kimsenin" geçici kâtip olarak görevlendirilebilmesi esnekliğini usul güvenceleri yönünden eleştirmektedir. Yemin ettirilmesi şartı aranmış olsa da, hukuk eğitimi almamış, adli terminolojiyi ve UYAP sistemini bilmeyen sokaktan çevrilmiş herhangi bir vatandaşın sırf "aciliyet var" denilerek kâtip yapılması, tutanağın doğruluğunu ve ispat gücünü (HMK m. 156) tehlikeye atmaktadır. Yazar, bu istisnai görevin asgari bir güvenceye bağlanması gerektiğini ve geçici görevlendirilecek kişinin hiç değilse "başka bir kamu görevlisi" veya "hukuk nosyonu bulunan bir kişi" olması gerektiği yönünde kanuni bir sınır çizilmemesini eleştirel bir dille savunmaktadır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)